İran füzesi hava sahamızda düşürüldü! MSB'den açıklama | İran Ankara Büyükelçisi Dışişleri'ne çağrıldı
MSB'den yapılan açıklamada "İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına giren bir balistik mühimmat Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirilmiştir." ifadeleri kullanıldı. NATO Sözcüsü ise yaptığı açıklamada Türkiye'ye gelen füzeyi önlediklerini belirterek müttfefiklerini her türlü tehdidide karşı korumaya hazır olduklarının mesajını verdi. Dışişleri, İran'ın Ankara Büyükelçisi'ni Bakanlığa çağırarak Türkiye'nin tepkisini iletti.
Milli Savunma Bakanlığı'ndan (MSB) yapılan açıklamada, "İran'dan ateşlenip Türk hava sahasına giren bir balistik mühimmat Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirilmiştir. Bazı mühimmat parçaları Gaziantep'te boş arazilere düşmüştür. Olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma söz konusu değildir" denildi.
CANLI ANLATIM
İRAN ANKARA BÜYÜKELÇİSİ BAKANLIĞA ÇAĞRILDI
NATO: TÜRKİYE'YE GİDEN FÜZEYİ ÖNLEDİK
İRAN, TÜRKİYE’Yİ SAVAŞA MI ÇEKMEK İSTİYOR?
İran tarafından Türk hava sahasına yönelik ikinci kez gerçekleştirilen skandal füze saldırısı, bardağı taşıran son damla oldu. İlk saldırıya soğukkanlılıkla yaklaşan Ankara'nın tavrının bu kez çok daha sert olacağı belirtilirken, A Haber canlı yayınına katılan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Anar Ali, bu saldırıların artık bir "hata" değil, İran içindeki radikal "Şahin kanat" tarafından Türkiye'yi bilinçli olarak çatışmanın içine çekmeyi amaçlayan bir "tercih" olduğunu vurguladı. Dr. Ali, İran'ın bu hamlesinin kendisi için stratejik bir çıkmaza yol açacak büyük bir hata olduğunu ifade etti.
"İLKİ HATA, İKİNCİSİ YANLIŞ, ARTIK BU BİR TERCİH"
Gaziantep Şahinbey semalarına düşen füzeyle ilgili A Haber’de önemli değerlendirmelerde bulunan Dr. Anar Ali, İran'ın eylemlerinin artık tesadüfle açıklanamayacak bir boyuta ulaştığını belirtti. Dr. Ali, "şimdi istenmeyen bir eylemde bulunulduğu zaman, bunu ilk defa yapıyorsanız bu hata olarak değerlendirilebilir. İkinci defa yapılıyorsa bu yanlış, artık üçüncü defa da yapılınca artık bu bir tercih meselesi" diyerek durumun ciddiyetini ortaya koydu. İlk saldırının Suriye hava sahasında etkisiz hale getirildiğini, ancak ikincisinin doğrudan Türk hava sahası içinde gerçekleştiğini hatırlatan Dr. Ali, bunun basit bir yanlışlık olamayacağının altını çizdi.
TÜRKİYE'NİN İLK SALDIRIDAKİ SOĞUKKANLI TAVRI
Türkiye’nin ilk saldırıya verdiği tepkinin oldukça ölçülü olduğunu belirten Dr. Anar Ali, Ankara'nın diplomatik kanalları sonuna kadar kullandığını söyledi. Ali, o dönemde Türkiye'nin, İran'da merkezi bir emir komuta sisteminin olmaması, mozaik savunma doktriniyle hareket edilmesi ve devrim muhafızları içindeki "başıbozuk grupların" bu tür eylemlerde bulunma ihtimalini göz önünde bulundurarak soğukkanlı bir dil kullandığını aktardı. Bu çerçevede İran Büyükelçiliği'nin Dışişleri Bakanlığı'na çağrılarak nota verildiğini ancak tansiyonun bilinçli olarak yükseltilmediğini ifade etti.
İKİNCİ SALDIRI BARDAĞI TAŞIRDI: CEVABIN DOZAJI ARTACAK
Ancak ikinci saldırının doğrudan Türk topraklarını hedef almasının durumu tamamen değiştirdiğini vurgulayan Dr. Anar Ali, "ikinci defa benzeri bir, bu sefer Türk hava sahasına yönelik yapılması, biraz daha verilen cevabın dozajını da artırabilir. Yani sertlik tonunu artırabilir" sözleriyle Ankara'nın tepkisinin bu kez çok daha farklı olacağını belirtti. Dr. Ali, bu saldırının artık tesadüf, hata veya yanlış anlaşılma gibi bahanelerle açıklanamayacak kasıtlı bir eylem olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
PERDE ARKASINDAKİ 'ŞAHİN KANAT' OYUNU
Dr. Anar Ali, bu saldırıların arkasındaki asıl amacın, İran içindeki radikal "Şahin kanat" tarafından bölgedeki çatışmayı genişletme stratejisi olduğunu dile getirdi. Özellikle Mücteba Hamaney'in de seçilmesiyle birlikte devrim muhafızları içindeki radikal kanadın güç kazandığını belirten Ali, bu kanadın, "acaba cepheyi Türkiye'yi de bu çatışmanın içerisine sokmaya çalışma görünümü ortaya çıkarıyor" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin başından beri yapıcı bir rol oynadığını, İran'ın Batı ile normalleşmesi için çabaladığını ve diplomasiyi savunan tek ülke olduğunu hatırlatan Ali, dost ve komşu bir ülkeye yönelik bu hasmane tutumun kabul edilemez olduğunu belirtti.
TÜRKİYE'NİN TAHAMMÜLÜ YOK: 2015'TEKİ RUS UÇAĞI HATIRLATMASI
İran'ın bu tehlikeli oyununun kendisi için stratejik bir felakete dönüşebileceği uyarısında bulunan Dr. Anar Ali, Türkiye’nin sınır ihlalleri konusunda asla taviz vermeyen bir ülke olduğunu vurguladı. Ali, Türkiye'nin "bu konularda, özellikle sınır ihlalleri konusunda, hava sahası, kara sahası sınırı konusunda tahammülü olmayan bir ülke" olduğunu ve bunun en net örneğinin 2015'te yaşanan Rus savaş uçağı krizinde görüldüğünü söyledi. Dr. Anar Ali, İran'ın bu hamleyle kendisini daha da yalnızlaştıracağını ve NATO üyesi Türkiye gibi bir ülkeyi karşısına alarak büyük bir stratejik çıkmaza gireceğini sözlerine ekledi.