Ayn El Arap’ta PKK’ya güney kuşatması! Bölgeden kaçış başladı

Suriye'de 61 yıllık Baas Partisi ve 53 yıllık Esad ailesi yönetimi, 13 yıl süren kanlı iç savaşın ardından sadece 12 gün içinde sona erdi. Beşşar Esad'ın başkent Şam'ı terk etmesiyle rejim çöktü. Suriye Milli Ordusu (SMO), Münbiç’teki ilerleyişini sürdürerek stratejik öneme sahip noktaları tek tek ele geçirdi. ABD destekli PKK/YPG’ye ise Ayn El Arap’ta güney kuşatması yapıldı ve bölgeden kaçışlar başladı. Süleyman Şah Türbesinin olduğu bölge kontrol altına alınırken Tırşın Barajı’nın ele geçirilmesiyle PKK’nın maddi kaynağı kesildi. Bu gelişmeler ışığında uzmanlar A Haber'de yaşananları değerlendirerek çarpıcı yorumlarda bulundu.
27 Kasım'da başlayan çatışmalar Halep, İdlib ve Hama'da rejimin kontrolünü kaybetmesiyle sonuçlandı. Şam'da halkın sokağa çıkması üzerine rejim güçleri geri çekildi. Rejim karşıtı gruplar kent merkezinde kontrolü sağladı. Sednaya Hapishanesi'nde gelen görüntüler ise kan dondurdu.
Yeni Suriye nasıl kurulacak? Ülkenin yeniden inşası nasıl sağlanacak? Farklı etnik ve dini gruplar arasındaki ilişkiler nasıl şekillenecek? Ve en önemlisi, barış kalıcı olacak mı? İşte uzmanları yorumları…
CANLI ANLATIM
"HTŞ'NİN RESMİ HEDEFİ PKK/PYD/ VE YPG'DİR"
Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar: 1973 savaşından sonra İsrail ile Suriye arasında bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşma Cenevre'de imzalandı. Anlaşmadan sonra BM ateşkes gözlem gücü kuruldu. Golan Tepeleri'nin 3'te 2'si şu an da işgal altında. O yüzden bu anlaşma kuvvetlerin ayrıştırlıma anlaşması. İsrail o bölgeyi de ihlal etti. Golani'nin bu anlaşmaya atıfta bulunması ahte vefaya uygun bir yaklaşım sergileyeceğine işaret veriyor. Bu anlaşmaya işaret etmesi Suriye'de kurulmuş olan geçiş hükümetine bir hak veriyor. Bu önemli bir konu.
PYD 2003'te ve YPG'de 2013'te kuruldu. Suriye'de sadece PYD yok. 150.000 bin civarı olan bu grup hiçbir kürdün temsilcisi değil. Suriye'de PYD/PGK/PKK'ya karşı olan gruplar da var. Kürtlerle bağlantı arasında bir bağlantı yoktur. PKK/PYD/YGP terör örgütü ABD tarafından, SMO ise Türkiye tarafından destekleniyor. HTŞ eğer Halep'e yürüyorsa bunu Türkiye'den habersiz yapması imkansız demiştim. Sayın Başkan Recep Tayyip Erdoğan muhaliflerin kazanmasına "zafer ve devrim" dedi. Bu saatten itibaren HTŞ'nin resmi hedefi PKK/PYD/ ve YPG'dir.
TÜRKİYE'NİN REHBERLİĞİ ÇOK ÖNEMLİ
Uluslararası ilişkiler uzmanı Doç. Dr. Mesut Şöhret: Sednaya’daki görüntüler gerçekten insanın canını acıtıyor, dokunuyor. Yani insanlık onuru için belki de kötü zamanlardan birisini görüyoruz. Önümüzdeki dönemde şu anda ki yapılan açıklamalara baktığımızda daha böyle kapsayıcı, tüm işte tarafların yönetimde olacağı temsil edileceği en azından bir yapının kurulacağını bekliyoruz. Çünkü yapılan açıklamalar ya da muhalif grupların bir araya gelmesi, yönetimi devralma şekline baktığımızda biraz daha yumuşak bir geçişin yaşandığını gördük. Şu anda dikkat ederseniz, Esad rejiminden kalan kurumların, tekrardan yıkılıp ya da işte komple dağıtılmadığını görüyoruz. Bu ne demektir? Şunu söylemeye çalışıyor aslında. Yumuşak bir geçiş yapıp yönetimi demokratik bir alanda devralacağız ve bu yönetimi tüm tarafların, tüm Suriye'deki tüm kesimlerin içinde olacağı bir yapıda kurmaya çalışacakları gösteriyorlar. Dikkat edin burada kilit nokta kurumların yerle bir edilmemesi, kurumların ortadan kaldırılmaması. Bu kurumlar üzerinden değişiklikler yapılmak suretiyle bu geçiş süreci daha düzgün, daha olumlu bir şekilde yapılacaktır diye bekliyoruz. Tabii burada Türkiye'nin rehberliği çok önemli olacak.
Şimdi bir konsorsiyum kurulacak ve bu konsorsiyum da çoğunlukla Körfez ülkelerinin desteğiyle yapılması planlanıyor. Tabii diğer uluslararası örgütlerin de buna katkı vermesini bekleyeceğiz. Mesela örnek vereyim hani, Dünya Bankası altyapı yatırımları için işte Suriye'ye bu şekilde bir teşvik sağlayabilir. İşte bunun yanında Avrupa Birliği'nin fonlarından bu altyapı ve diğer işte eğitim, sağlık gibi altyapı hizmetleri destekleyebilir ve bunun sonucunda da şunu göreceğiz aslında bakarsak. Buranın yeniden inşası ve ihya süreci biraz zaman alacak.
SURİYE'NİN GELECEĞİ VE TÜRKİYE'NİN ADIMLARI
Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger: Rusya’nın Lazkiye’den çekildiğini konusunda net bir bilgiye sahip değiliz. Çekilme ihtimali var ve bir taraftan da Suriye’nin yeni hükümeti ile irtibat kurduğu gelen bilgiler arasında. Yeni koşullar varlığını devam ettirmek istiyor. Tartus üssü ve burası 1970’lerden veri faaliyet gösteriyor. 2015 yılında ise Tartus’ta bir hava üssü kurdular. Rusya’nın Esad rejimi lehine faaliyet yürüttüğü 2 tane üssü vardı. Şimdi burada faaliyetler azalmış durumda. Bunda Ukrayna savaşının da etkileri var. Ayrıca Rusya’nın askeri varlığının azalması için Türkiye’nin devreye girdiğini biz dün Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’dan öğrendik.
POZİTİF YANSIMA ZAMANI
Türkiye’nin İran ve Rusya ile görüşerek Esad’ın gidişini sağlaması Türkiye’nin gücünü gösteren bir durumdur. Bunun etkilerini önümüzdeki dönemde daha net olarak görebileceğiz. Türkiye, Suriye’deki gelişmelerden en fazla etkilenen ülke artık pozitif olarak da etkileneceği bir durum geldi. Negatif taraf geride kaldı. Türkiye 10 yıldan fazladır 4 milyon Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yaptı. Bunun yanında İdlib var ve burada 5 milyona yakın insan üstü açık bir hapishane de yaşadı.
Öte taraftan Türkiye terörü temizlemek için yaptığı operasyonlardan sonra geri dönüşlerin olduğu Fırat Kalkanı, Barış Pınar ve Zeytin Dalı gibi bölgelerde iaşe yine Türkiye tarafından sağlanıyordu. Türkiye hem içerideki sığınmacılara katkı sağladı hem de Suriye’de kalan insanlara destek verdi. Türkiye böyle byük bir fatura ödedi ve bu BM tarafından da tescil edildi. Artık Suriye’nin yeni yapılanmasında en güçlü ağırlığa sahip olan ülke Türkiye olacaktır.
Suriye’nin 4 parçaya ayrılmasında bahsediliyordu. Bu tip senaryolar geride kaldı. Lazkiye-Tartus bölgesinde bir Nüsayri devleti, güneyde İsrail himayesi altında başka bir siyasi yapılanma, Fırat’ın doğusunda terör devleti diğer yerlerde ise Sunni bir devlet olacak deniyordu. İşte tüm bu senaryolar devre dışı kaldı. Artık Suriye’nin yeniden yapılanması için yeni bir mutabakat dönemi başlıyor.
ABD destekli YPG’nin olduğu bölgenin daraldığına tanık oluyoruz. Tel Rıfat ve Münbiç terörden temizlendi. Artık Fırat’ın doğusuna geçiş başladı. Şu anda teröristlerin demografik yapı değiştirmek için getirdikleri ailelerini bölgeden çekmesi için 16 Aralık’a süre verildi. Deyri Zor temizlendi, Rakka’da ise Arap aşiretleri ayaklandı ve terör örgütünün kontrolü dışına çıktı. Artık örgüte karşı tepkilerin güçlenerek artması bekleniyor. Suriye’nin doğusunda ABD’nin yönlendirmesiyle Suriye’nin doğusunda azınlık diktatörlüğü kurulmuştu. Nasıl ki Esad yıkıldıysa ABD’nin diktatörlüğü de yıkılacak bu da kaçınılmaz.
DİPLOMATİK SÜREÇ ÖNEMLİ
Türkiye daha öncede birtakım ülkelerdeki demokratik gelişmelere tepki göstererek büyükelçiliklerini kapatmıştı. Mısır’da darbeden sonra bunu gördük, İsrail’de işgallerden sonra gördük. Esad zulmünden dolayı da Şam Büyükelçiliği kapatılmıştır. Mevcut gelişmelere paralel olarak Türkiye’nin kapattığı diplomatik temsilciliğini yeniden açma yönünde bir irade ortaya koydu.
Burası maslahatgüzergahı olarak değil büyükelçilik olarak hizmet verilecek. Türkiye geçici hükümeti muhatap olarak kabul ediyor ve bunun arkası gelecek. Buradan tasfiye olan İran ve Rusya bile örtülü biçimde irtibat kurmak istiyorlar. Suriye için Türkiye önemli bir adım attı bence bundan sonra başka ülkelerde da diplomatik temsilcilikler açacaktır.







