Vesayetin kirli satrancı milli iradeye çarptı! Bağımsızlığa operasyon: Gezi
Türkiye, on yıllardır süren vesayet zincirlerini Başkan Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki "Anadolu İhtilali" ile kırarken, bu büyük şahlanış karanlık odakları bir kez daha harekete geçirdi. 2002’den bu yana sandıkta yenilemeyen milli irade, önce bürokratik vesayet, ardından sokak hareketleri ve seri darbe girişimleriyle hedef alındı. "Mesele ağaç değil" itirafıyla hafızalara kazınan Gezi kalkışmasının, aslında yıllar öncesinden ilmek ilmek örülen, dış güçlerin ve içerdeki piyonlarının Türkiye’nin dev projelerini durdurma ve meşru hükümeti devirme operasyonu olduğu tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı.
14 Ağustos 2001'de "Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" şiarıyla yola çıkan AK Parti, 3 Kasım 2002'de Anadolu İhtilali'ni gerçekleştirirken vesayet odakları da kirli oyunlarına başladı.
VESAYETİN SATRANÇ TAHTASI VE MİLLİ İRADE
Manşetlerle hükümete ayar vermeye çalışan piyonlar, "Laiklik elden gidiyor" sloganlarıyla sahneye sürüldü. 2007 yılında 27 Nisan e-muhtırası ile milli iradeye parmak sallayanlara karşı Erdoğan, "Hodri meydan" diyerek şapkasını alıp gitmeyen lider duruşunu sergiledi. Millet ise bu dik duruşa 2007 seçimlerinde sandığı patlatarak cevap verdi.

İHANETİN PROVASI: "AYAKLAN İSTANBULLU"
Gezi kalkışmasının bir gecede başlamadığı, yıllar öncesinden planlandığı deşifre edildi. 2011 yılında, yani Gezi'den tam 1,5 yıl önce, "11 11 11" koduyla "Ayaklan İstanbullu" isimli bir film çekilerek sokak hareketlerinin provası yapıldı.

Sanatçı görünümlü provokatörlerin başrol oynadığı bu senaryo, "Mi Minör" isimli tiyatro oyunuyla sahnede test edildi. Kırmızılı kadından gaz maskelerine, barikatlardan polis çatışmalarına kadar her ayrıntı bu oyunlarda tek tek çalışıldı.
Üst akıl, 2013'ün Şubat ayında Amerika'da topladığı zirvede "İstanbul İsyanı" planlarını masaya yatırırken, Türkiye içindeki iş birlikçiler de lojistik hazırlıklarını tamamladı.






