İmamoğlu’nun “casusluk” davasında ilk gün sona erdi! 20 yıla kadar hapis istemi

İmamoğlu’nun “casusluk” davasında ilk gün sona erdi! 20 yıla kadar hapis istemi

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ile Necati Özkan, Hüseyin Gün ve Merdan Yanardağ’ın yargılandığı “Casusluk” davasının ilk duruşması başladı. Silivri’de görülen davada sanıklar hakkında 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası talep edilirken, savunma yapan Hüseyin Gün’ün açıklamaları duruşmaya damga vurdu. Mahkeme heyeti ise ilk duruşmanın ardından davayı yarına (12 Mayıs) erteledi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında 'siyasal casusluk' suçundan 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın görülmesine başlandı.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada Ekrem İmamoğlu savunma yaptı.

İmamoğlu savunmasında, "Deli kuyuya bir taş atmış ve istiyorlar ki birileri de o taşı çıkarsın. Malum, burada biz birkaç davada daha yargılanıyoruz. Birkaç salon yanda başka bir davada daha yargılanıyoruz. O davadaki arkadaşlarımdan birisi de Necati Bey. Biz orada da bunun bir benzerini yaşıyoruz. Çok rahatım, çok gururluyum. Burada verdiğim mücadeleden dolayı gururluyum. Onur duyuyorum. Türkiye tarihinin demokrasi ve adalet adına en büyük muhalefet mücadelesi bugün Silivri'de verilmektedir" dedi.

İmamoğlu’nun “casusluk” davasında ilk gün sona erdi! 20 yıla kadar hapis istemi - 1

"ABSÜRTLÜKTE SINIR TANIMAYAN BU SUÇLAMAYA KARŞI SAVUNMA YAPMAYACAĞIM"

İmamoğlu, savunmasının devamında şunları söyledi:

"Suç yok, delil yok, buna rağmen deniyor ki masumiyetini ispat et. Böyle bir şey olabilir mi? Asrın iftirası casusluk. Asrın iftirası İBB davası. Bu iddianame nedir biliyor musunuz? Tam bir hukuk cinayetidir. İstanbul'da seçimi kazanmak, başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olmak suç mudur? Casusluk. Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Yargı eliyle her türlü baskıyı, hukuksuzluğu, düşman hukukunu yaşadım, yaşıyorum. Casusluktan Ekrem İmamoğlu'nu tutuklamak hukukla, akılla, vicdanla açıklanabilecek bir şey değil. Ekrem İmamoğlu'ndan, Necati Özkan'dan, Merdan Yanardağ'dan casus ve vatan haini çıkarmaya çalışıyorlar."

"Siyaset biliminde hem Türkiye'de hem dünyada yer edinmiş Necati Özkan'ı ve herkesin saygı duyduğu gazeteci yazar Merdan Yanardağ'ı da bir kurgunun içine katarak vitrin bir dosya üretmek niye?" diyen İmamoğlu, "Ekrem İmamoğlu zaten imha edilecek. Necati Özkan'ın tutsaklığını uzatalım. Merdan Yanardağ'ın da kanalına çökelim ve susturalım. Benim basınla alakalı ilişkilerimi yöneten kişi, Merdan Yanardağ. Böyle bir şey olamaz yani. Burada bize casus ve vatan haini suçlaması yapan bir avuç muhteris ile karşı karşıyayız. Bunu yapan akla söylüyorum en tepeden içinde olan her birine, o buraya yazdıkları casusluk ve vatan hainliğini aynen iade ediyorum. İlerleyen yıllarda haklı çıkarsam şaşırmayın. Güya birkaç dakikalık bir ziyaret ve sonrasında beyefendinin anlattığına göre 3-5 çalışmanın raporu, WhatsApp'tan gönderilmiş rapor seçim sonucunun sahibiymiş gibi ve bir casusluk faaliyetiymiş gibi anlatılıyor ya" diye konuştu.

İmamoğlu savunmasında, "Ekrem İmamoğlu'na vatan haini, casus yaftası yapıştırmaya çalışıyorlar. Neden? Çünkü bazıları için hukuk artık adaletin değil makamın, terfinin ve kişisel kariyer hesabının aracı haline gelmiştir. Güya tanımadığım kişi gelmiş, işte 11 Haziran'dan 23 Haziran'a seçimi kazandırmış. Kendi de diyor 'böyle bir şey olur mu?' diyor zaten. Vatan haini sözünü, casusluk sözünü yazanlara bu sözleri iade ediyorum. Alnına yapıştırıyorum. 'Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi' diyorlar. Hangi devlet sırrı? Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Hangi tarihte gerçekleşmiş? Yok. Hangi yabancı devlet lehine kullanılmış? O da yok. Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan hiçbir şey yok" şeklinde konuştu.

İmamoğlu’nun “casusluk” davasında ilk gün sona erdi! 20 yıla kadar hapis istemi - 2

"YAHU SAVCILIK NE ANLAR CASUSLUKTAN?"

İmamoğlu, "Bilirkişi raporu zaten bütün gerçekleri ortaya koymuş. Söz konusu anlamsız e-postaların, benim görevimden çok önce, 2009 yılına kadar uzanan veri ihlallerinden kaynaklanan eski sızıntılar olduğu ifade edilmektedir. Yani bu dosyada ortaya atılan teknik iddiaların tamamının mesnetsiz olduğu, kasıtlı yorumlarla oluşturulduğu ve gerçeği yansıtmadığı bizzat bilirkişi incelemesiyle ortaya konmuştur. Yahu savcılık ne anlar casusluktan? Bu ülkede devlet sırrı paramparça edilmişse, savcılık bu kadar şey yazmışsa, Ekrem İmamoğlu'nun ismi bu kadar zirveye çıkartılmış, casus, ajan diye yazılmışsa, MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz? Siyasal casusluk gibi son derece ağır ve teknik bir suçlamanın bu derece delilsiz ve kurguya dayalı bir metinle ortaya konulabilmesi gerçekten mümkün değildir. Çünkü bir bilginin devlet sırrı niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi teknik uzmanlık, kurumsal değerlendirme ve somut veri gerektirir. Ama ne yapmış savcılık? Hiçbir uzman kuruma başvurmadan, hiçbir somut tespit ortaya koymadan birtakım bilgilerin 2019 yılında devlet sırrı olduğu sonucuna kendi siyasi, kasıtlı, menfaat odaklı yorumuyla ulaşmıştır" şeklinde savunma yaptı.

Mahkeme başkanının "İddianamede Hüseyin Gün'ün internet ortamına sızdırılmış verilerden analiz yaptırdığı, Necati Özkan aracılığıyla size bu verilerle ilgili tavsiyelerde bulunduğu iddia ediliyor. Böyle bir şey oldu mu, sizin bundan haberiniz var mıydı?" şeklindeki sorusuna İmamoğlu, "Benim Necati Bey'le olan ilişkim, yaklaşık 13 sene oldu. Biz, birlikte 4 seçim kazandık. Cumhurbaşkanlığı kampanyasında da beraber çalışıyorduk. Hüseyin Gün'ü ilk defa burada hücrede yatarken tutuklandığı itirafçılıkla benim hakkımda konuşturulduğunda duydum. Öyle bir diyaloğumuz olmadı" yanıtını verdi.

İmamoğlu’nun “casusluk” davasında ilk gün sona erdi! 20 yıla kadar hapis istemi - 3

Hüseyin Gün yaptığı savunmada, "Türkiye'de yapay zeka fabrikası kurmak için ABD'den uçakla 30 Haziran 2025'te Türkiye'ye giriş yaptıktan hemen sonra, İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alındım. Bu sırada cep telefonuma ve dizüstü bilgisayarıma el konuldu. Dijital verilerimin şifrelerini kendi isteğimle emniyet güçlerine ben verdim. Çünkü kendimden eminim, casus değilim. El konulan dijital verilerim üzerinde yapılan incelemede, rahmetli manevi annemle İmamoğlu'nun birlikte olduğu bir fotoğraf ve 3-4 mesaj sebebiyle TEM'e getirildim. İfademin ardından savcılık tarafından serbest bırakıldım. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada ise tutuksuz olarak yargılanmaktayım. İddianamede tarafıma yöneltilen iddialar tamamıyla mesnetsiz ve gerçek dışıdır. Ben hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güvenliğini, iç veya dış siyasal yararları açısından gizli kalması gereken siyasi ya da askeri bilgileri casusluk maksadıyla temin etmedim, böyle bir teşebbüste bulunmadım, kimseyle paylaşmadım. Ben ülkem aleyhine asla casusluk yapmadım ve şunu da önemle söylemek isterim; kimseye de casusluk iftirası atmadım. Casus olmayan biri başka hiç kimseye casusluk iftirası atamaz. Tarafıma yöneltilen casusluk suçlaması; uyuşturucu ve yasadışı bahis müptelası olan muhbir Ümit Deniz Alaçam'ın, öz annesinin sürekli olarak kendisine rol model ve ağabey olarak beni göstermesinden kaynaklanan geçmişe dayalı husumet ve kıskançlıkla ileri sürdüğü asılsız iftiralardan ibarettir" dedi.

Gün savunmasının devamında, "Delil olarak gösterilen cep telefonumdaki kayıtlı yabancı devlet adamları, siyasiler, bürokratlar ve emekli istihbarat görevlileriyle yazışmalarıma bakıldığında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları açısından gizli kalması gereken bilgiyi casusluk maksadıyla temin ettiğime ya da hangi gizli bilgileri hangi istihbarat yetkilisine ne şekilde açıkladığıma yönelik somut hiçbir delilin bulunmadığını sizler de kolaylıkla tespit edebilirsiniz. Ben uzun yıllardır dünyanın farklı bölgelerinde çeşitli iş alanlarında yatırım yapan bir iş insanıyım. Yurtdışında almış olduğum eğitim, uluslararası arenadaki siyasi, ticari, iktisadi ve sosyal konumumla özellikle 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına yurtdışında üstlenmiş olduğum önemli görev ve sorumluluklar göz önünde bulundurulduğunda, iddianamede isimlerine atıfta bulunulan yabancı devlet adamları, siyasiler, bürokratlar, emekli askerler ve istihbarat mensuplarıyla görüşmelerimde hayatın olağan akışına aykırı herhangi bir durumun bulunmadığı kolaylıkla tespit edilebilir. İddianame eklerindeki yazışmalarda, mahkemenizce yaptırılan Türkçe tercümelere bakıldığında, 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından FETÖ ile mücadele için devletim adına yurtdışında aktif biçimde görev yaptığım ve bu kapsamda Avrupa ve Amerika'da firari durumda bulunan önde gelen FETÖ mensuplarının açık kimlikleri, adresleri, ilişki ağları ve mal varlıklarının tespit edilerek ülkemize iadesi için yoğun destek verdiğim kolaylıkla görülebilmektedir." dedi.

'TİCARİ FAALİYET OLARAK GEÇİŞTİRDİM'

Gün, "İddianamede tarafıma yöneltilen suçlamaya dayanak olarak gösterilen, yurtdışında FETÖ'ye karşı yürütülen mücadele kapsamında hazırlanan ve işin trajikomik tarafı da burada olan, devlet sırrı niteliğinde olduğu bizzat iddia makamınca belirtilen bir 'Black Cell', Türkçesiyle 'Kara Hücre' başlıklı raporları da bizzat ben hazırladım. FETÖ'ye ilişkin örgüt şemaları ve yurtdışındaki bağlantılar konusunda irtibatlarımdan faydalanarak hazırlanan bu raporların devletimizin resmi makamlarına ulaştırılmasını sağladım. Nitekim iddianamenin eklerinde yer alan 'Kodlamalar' başlıklı yazışmada da benim Türk Devleti adına yurtdışında FETÖ'ye karşı yürütülen mücadelede proje yöneticisi olduğum açıkça belirtilmiştir. İlk tutuklandığımda, Temmuz ayında bana bu konular sorulduğunda devlet sırrını ifşa etmemek için bunları ticari faaliyet olarak geçiştirdim. Bunu ilk ifademde de görebilirsiniz. Üzülerek söylüyorum ki iddianamede bunları görünce şoke oldum. Yalnızca vatanıma hizmet etmek amacıyla; şerefli Türk subaylarına kumpas kuran, Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde rol alan, ardından 250'nin üzerinde masum Türk vatandaşını şehit eden hain FETÖ'ye karşı yürütülen mücadele kapsamında hazırladığım bu dokümanların bugün huzurunuzda tarafıma yöneltilen asılsız casusluk suçlamasının sözde delili olarak gösterilmesi son derece haksız ve mesnetsizdir. Olamaz böyle bir şey" dedi.

İmamoğlu’nun “casusluk” davasında ilk gün sona erdi! 20 yıla kadar hapis istemi - 4

'AÇIK KAYNAK VERİLERİNE DAYALI SOSYAL MEDYA ANALİZİ YAPTIRDIM'

Gün, "Merdan Yanardağ ve Necati Özkan'ı manevi annem vasıtasıyla tanıdım. İmamoğlu'nu ise İBB Başkanı olarak seçildikten yaklaşık 1,5 ay sonra, yine manevi annemin yönlendirmesi neticesinde Saraçhane binasına yaptığımız nezaket ziyareti sırasında hayatımda sadece bir defa gördüm. İletişim kayıtlarına bakıldığında benim İmamoğlu ile bu tarihten ne önce ne de sonra herhangi bir irtibatımın bulunmadığı görülmektedir. İddianamede her ne kadar suç tarihi olarak 2019-2025 yılları gösterilmiş olsa da, benim ne İmamoğlu ne de Özkan ile 2019 yılında gerçekleşen sınırlı iletişim dışında herhangi bir irtibatımın bulunmadığı görülmektedir. Manevi annem benden rica etti diye, yurtdışında ortağı olduğum PQ isimli şirketin teknik elemanlarına açık kaynak verilerine dayalı ücretsiz bir sosyal medya analizi yaptırdım. Başka bir şey yok. İnternette herkesin rahatlıkla ulaşabileceği açık kaynak erişimlerine dayalı olarak yapılan bir sosyal medya analizinin iddianamede siyasi casusluk olarak nitelendirilmesi inandırıcılıktan ve hakikaten son derece uzaktır. Hiçbir şekilde İBB veri tabanını kopyalamadım, çalışanlarıma Amerika'da böyle bir talimat vermedim, sisteme hiçbir şekilde izinsiz müdahalede bulunmadım ve vatandaşların telefonlarına ya da sosyal medya yazılımlarına KVKK ilkelerine aykırı herhangi bir izinsiz erişim sağlamadım. Kaldı ki dosya kapsamında bunun aksini kanıtlayan hiçbir somut delil de mevcut değildir. Dark web kapalı kaynak değildir. Bilirkişi raporunda da açıkça yazmaktadır. Sosyal medya analizi yaptırmak için hackleme yapmanıza gerek yoktur, veriler zaten açıktır. Analiz yapmak için İBB verilerinin kopyalanmasına kesinlikle ihtiyaç yoktur. Bunlar iddianamede yer alan 'Gizli verileri alarak yurtdışındaki PQ isimli şirket ortağım, eski istihbarat elemanına ileterek sosyal medya analizi yaptırmak suretiyle siyasi casusluk suçunu işlediğim' yönündeki iddianın ne kadar mesnetsiz olduğunu tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır." dedi.

İMAMOĞLU İLE GÖRÜŞMESİ SORULDU

Mahkeme başkanı tarafından İmamoğlu ile belediyenin Saraçhane binasında yaptıkları görüşmenin sorulması üzerine Gün, manevi annesiyle görüşmeye gittiğini ve o günün annesinin en mutlu günü olduğunu gözlerinde gördüğünü söyledi. Gün, Necati Özkan'ın, 'İstanbul Senin' ve 'İBB Hanem' uygulamaları hakkında bilginiz var mı' sorusuna, "Herhangi bir bilgim yok" şeklinde cevap verdi. Necati Özkan'ın, "Siz, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada örgüt yöneticim olarak görünüyorsunuz. Bana herhangi bir talimat verdiniz mi" sorusunu ise Gün, "Susma hakkımı kullanıyorum" diye yanıt verdi.

Ekrem İmamoğlu'nun avukatının savunmasının ardından duruşma yarına (12 Mayıs Salı) ertelendi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, tutuklu sanıklar Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında hazırlanan iddianamede suç tarihinin 2019-2025 yılları olduğu belirtiliyor. İddianamede, Gün'ün dijital materyallerinde bulunan ve İBB veri tabanına ait olduğu tespit edilen veriler üzerinden çok sayıda vatandaşın kişisel bilgilerine erişim sağlandığı ifade ediliyor. Bu verileri dolaylı olarak Özkan'ın temin ettiği, Gün'ün beyanına göre Özkan'ın başta "ibb.gov.tr" olmak üzere belediyeye ait çok sayıda elektronik posta adresini ve şifresini İmamoğlu'nun talimatıyla "Ostin" adlı internet aleminin yeraltı olarak nitelendirilen dijital ortamına aktardığı anlatılan iddianamede, Gün'ün, "Ostin"deki elektronik posta adresi ve şifrelerle belediyenin gizlilik ihtiva eden belge ile iç yazışmaları başta olmak üzere posta içeriklerindeki datalara eriştiği kaydediliyor.

GİZLİ VEYA ÖZEL VERİLERE ERİŞİM

İddianamede, İmamoğlu'nun imzasıyla Teftiş Kurulu Başkanlığına gönderilen 19 Nisan 2019 tarihli yazıda dışarıdan belirlenecek 3 uzman ve 2 belediye müfettişinin tüm datalara erişme, inceleme yapma ve kopyalama yetkisinin verildiği aktarılarak, "Bu hususun da özellikle seçim çalışmalarında yabancı istihbarat servislerine data sağlamak maksadıyla gerçekleştiği, bahse konu veriler üzerinden yabancı istihbarat servisleri güdümünde bahse konu veriler üzerinden analiz işlemi yapıldığı, analiz sırasında kişiler arasındaki gizli veya özel verilere erişim sağlandığı anlaşılmıştır." ifadelerine yer veriliyor.

İstihbarat servisi elemanlarından elde edilen verilerin aktarımının hiyerarşik silsile içinde Gün, Özkan ve İmamoğlu arasında sağlandığının öne sürüldüğü iddianamede, "Geçmiş dönemde kamuoyuna yansıyan 'İBB 2019 veri kopyalama' sürecinin gündemden kaldırılması amacıyla yabancı istihbarat servisi elemanı Aaron Barr, Özkan ve Gün adlı kişilerin müşterek hareket ederek algı faaliyetlerinde bulundukları ve bu durumun gündemden düşürülmesi maksadıyla çalışma yaptıkları belirlenmiştir. Bu çalışmayı da yine İmamoğlu talimatıyla gerçekleştirdikleri anlaşılmıştır." değerlendirmesinde bulunuluyor.

İddianamede, "Mevcut deliller ve itirafçı beyanı ele alındığında Ekrem İmamoğlu'nun hiyerarşi silsilesi içerisinde vatandaşların kişisel bilgilerini, mevcut nüfuzun kullanılması suretiyle ele geçirerek yabancı istihbarat servisi elemanlarına aktardığı, takibi süreçte siyasi maksatlı menfaat edinme gayesinde bulunduğu ve bu iştirakin Özkan ve Gün'le birlikte gerçekleştirildiği tespit edilmiştir." ifadeleri yer alıyor.

SİYASAL CASUSLUK SUÇLAMASI

Devletin güvenliği veya siyasal yararları ile yakından ilgili olan ve elde edilmeleri bu değerleri tehlikeye sokabilecek mahiyet taşıyan İBB veri tabanındaki özünde sır niteliğinde olan bilgilerin, internetin karanlık platformuna İmamoğlu'nun talimatıyla Özkan tarafından yüklendiği belirtilen iddianamede, şu tespitlere yer veriliyor:

"Tüm vatandaşların telefonlarına ve sosyal medya yazışmalarına erişim sağlanarak 'siyasal casusluk' suçunun tam anlamıyla tanımına uyacak şekilde, devletin yönetilmesi, yönetme yetkisinin kullanılması ve idaresiyle ilgili bilgilerin bir devlet veya kuruluşun gizli amaçları doğrultusunda yabancı bir devlet yararına, Türkiye Devletinin, vatandaşlarının veya Türkiye'de ikamet etmekte olanların zararına olarak toplandığı anlaşılmıştır. Tüm bilgi, belge ve açıklamalar ışığında 'siyasal casusluk' suçunun, özellikle 2019 yerel seçimlerini manipüle etme suretiyle desteklenen İmamoğlu'nun seçimi kazanması sağlanarak başta İstanbul olmak üzere Türkiye siyasetinde söz sahibi olunmasının amaçlandığı ve bu amaç doğrultusunda faaliyetlerin gerçekleştiği anlaşılmıştır."

Ayrıca iddianamede İmamoğlu, Gün, Özkan ve Yanardağ'ın "siyasal casusluk" suçundan 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin