Gülistan Doku cinayetinin perde arkası: Karanlık yapı deşifre oldu
Tunceli’de 6 yıl önce ortadan kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin soruşturma yeniden gündeme alındı. Dosya kapsamında, aralarında dönemin valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in de bulunduğu 10 kişi tutuklandı. Sabah Gazetesi yazarı Mahmut Övür ise kamuoyunun yakından izlediği bu süreci köşesine taşıdı. Övür, Gülistan Doku dosyasına dair dikkat çeken detayları aktarırken, olayın arka planında cinayetten uyuşturucu bağlantılarına uzanan karanlık bir yapıya işaret etti.
Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin, aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir'in de aralarında bulunduğu 15 şüphelinin gözaltına alındı.

Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov ile annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklandı, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ile Uğurcan A. ise haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
MAHMUT ÖVÜR YAZDI: GÜLİSTAN DOKU CİNAYETİ VE BİR ADALET ARAYIŞI
Sabah Gazetesi Yazarı Mahmut Övür yaşananları yönelik bir köşe yazısı kaleme aldı.
İşte Övür'ün yazısı:
Tam 6 yıl önce 5 Ocak 2020'de Tunceli'de, Türkiye'nin gündemine oturan bir "kayıp" olayı yaşandı. Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku, öğretmeninin evinden çıkmış ve bir daha da geri dönmemişti.
Kaçırılmış mıydı, intihar mı etmişti yoksa öldürülmüş müydü?
Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel (DHA)
ADALET 6 YIL SONRA TECELLİ ETTİ
Ailesi, arkadaşları yıllara varan bir mücadele yürüttü ama o sorulara bir cevap alınamadı. Sanki yer yarılmış ve bir genç kız kayıplara karışmıştı.
İlk yıllarda soruşturma Gülistan Doku'nun Dinar Köprüsü'nden atlayarak intihar ettiği tezi üzerine kurulduğu için aylarca Uzunçayır Barajı taranmış, aramalar yapılmış ama ortaya bir sonuç çıkmamıştı.
Oysa ailesi, başından beri gizli bir elin olayın faili meçhul kalması için özel çaba harcadığını, ortaya çıkan belge ve bilgilerin görmezden gelindiğini gördü ve işin peşini bırakmadı. Hatta intihar değil, cinayet ve delil karartma olduğunda ısrar etti.
Bu tür durumlarda Orhan Gazi'ye ait olduğu söylenen o söz hep hatırlanır: "Adalet er veya geç tecelli eder." Gerçekten de tam 6 yıl sonra böyle oldu.
Bir savcı dosyayı yeniden ele aldı ve adaletin tecelli edeceği yeni bir yol açıldı. Ortaya çıkan yeni bilirkişi raporları, "Şubat" kod adlı gizli bir tanık, olayın seyrini değiştirdi ve Gülistan Doku'nun bir cinayete kurban gittiği ortaya çıktı.
Daha önemlisi, arka planında bir valinin de içinde bulunduğu iddia edilen, cinayetten uyuşturucu âlemine uzanan, delil karartan ve adaleti engelleyen kirli bir yapı vardı.


