Bozbey soruşturmasında büyük imar vurgunu! Paravan şirketler ve örtülü ödenek

Bursa Büyükşehir Belediyesi merkezli yürütülen ve CHP'li Başkan Mustafa Bozbey'in de gözaltına alındığı dev yolsuzluk soruşturmasında çarpıcı detaylara ahaber.com.tr ulaştı. Bursa’daki yolsuzluk soruşturması kapsamında ifade verenlerden H. A.’ın beyanları, yalnızca tek bir projeye değil, yıllara yayılan devasa bir imar ve rüşvet düzenini ortaya koydu. Buna göre Nilüfer’de belediye içinde kurulan sistemle park alanları el değiştirdi, sığınaklar daire ve dükkâna çevrildi, kaçak katlara göz yumuldu, paralar “örtülü ödenek” adı altında toplandı.
Bursa'da belediyeye yönelik soruşturmada CHP'li Başkan Mustafa Bozbey'in başında olduğu 16 milyar liralık dev rüşvet ağı gündeme bomba gibi düştü.
(Foto: DHA)
Bursa Büyükşehir Belediyesi merkezli yürütülen ve CHP'li Başkan Mustafa Bozbey'in de gözaltına alındığı dev yolsuzluk soruşturmasında çarpıcı detaylara ahaber.com.tr ulaştı.
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturmada tanık olarak ifade veren inşaat firması yöneticisi H. A., 2007'den itibaren Nilüfer merkezli çok sayıda projede belediye ile müteahhitler arasında usulsüz ilişkiler kurulduğunu anlattı.
Arslan, aile şirketlerinde uzun yıllar ortak ve yönetici olarak görev yaptığını, bu nedenle ruhsat, proje, tadilat ve imar süreçlerinin tam ortasında bulunduğunu belirterek tanık ifadesi verdi.
(Foto: AA)
Tanığın ifadesine göre sistem, sıradan bir usulsüzlük zincirinden ibaret değil; belediye yönetimi, bazı meclis üyeleri, bürokratlar, aracı isimler ve belli firmalar üzerinden yürüyen organize bir suç ağı görünümü taşıyor. Arslan, özellikle Nilüfer'de yüksek rant nedeniyle inşaatların bilinçli biçimde bu bölgeye kaydırıldığını, emsal sınırlarının aşıldığını, kaçak yapılaşmaya göz yumulduğunu ve karşılığında para, çek, taşınmaz ve dükkân devri ile haksız menfaat sağlandığını kaydetti.
(Foto: AA)
RÜŞVET ÇARKININ MERKEZİ NİLÜFER
H. A.'ın anlatımına göre, kendi aile şirketleri de diğer firmalar gibi Bursa'da özellikle Nilüfer ve Mudanya hattında çalıştı. Ancak Nilüfer'in ayrı bir önemi vardı. Çünkü bu ilçede hem yapılaşma çok kazançlıydı hem de belediye nezdinde usulsüzlüklere göz yumuluyor, belirli "şartlarda" kentsel dönüşüm projelerinde emsal aşımıyla daha fazla konut üretilmesine müsaade ediliyordu.
Arslan, şirket yönetiminde görev yaptığı süre boyunca ruhsat süreçlerinin nasıl işlediğine bizzat şahit olduğunu, belediye içindeki bazı isimlerin ve özel firmaların bu yapının parçası olarak hareket ettiğini ifade etti. Buna göre belediye ile ilişkileri şirket adına Mehmet Ziya Arslan ve Serkan Bayram yürütüyor, ödemeleri ise başka isimler teslim alıyordu. Tanık, bu trafiğe en yakından şahitlik eden kişilerden biri olduğunu söyleyerek, sistemin yıllara yayıldığını ifade etti.
(Foto: AA)
PARK ALANI İŞ MERKEZİNE DÖNÜŞTÜ
İfadede en dikkat çeken başlıklardan biri Özlüce'deki belediye arazileri oldu. Arslan, sosyal donatı ve park alanı olarak görünen bazı taşınmazların belediye uhdesinden çıkarılarak dolaylı biçimde özel kişilere geçirildiğini iddia etti. Bu süreçte, dönemin belediye yönetimi ile bağlantılı isimlerin devrede olduğunu, bazı taşınmazların doğrudan görünmemek için akraba ve yakınlar üzerine kaydedilerek işlem gördüğünü anlattı.
Tanığın iddiasına göre, belediyeye ait çok değerli bir alan, nakit bir bedel karşılığı değil, başka taşınmazlarla ve dükkân devirleriyle takasa konu edildi. Arslan, bu kapsamda Mustafa Bozbey'e doğrudan görünmeyecek şekilde dubleks dükkân verildiğini, bu dükkânların da paravan bir şirket üzerine geçirildiğini belirtti. Buna göre söz konusu işyerlerinin fiili sahipliğinin piyasada bilindiği, nitekim kira akışının da bu doğrultuda belirli bir yapı üzerinden yürütüldüğü öne sürüldü.
Yolsuzluğun şeması (Foto: ahaber.com.tr)
"SUÇ GELİRLERİNİ AKLAMAK İÇİN PARAVAN ŞİRKETLER KURULDU"
Arslan'ın ifadesinde adı geçen en kritik başlıklardan biri de bazı şirketlerin "paravan" olarak kurulduğu iddiası oldu. Tanık, özellikle SERES Gayrimenkul, VEREV İnşaat ve NOVA İnşaat isimli şirketlerin, rant ilişkilerinde ve taşınmaz devirlerinde ara mekanizma olarak faaliyet gösterdiğini ifade etti.
Bu firmaların görünürde ticari faaliyette bulunduğunu ancak gerçekte bazı taşınmazların bu şirketler üzerinden devredildiğini, böylece hem rüşvetin hem de usulsüz menfaat akışının gizlenmeye çalışıldığını kaydetti.
Arslan'ın ifadeleri doğrultusunda bu şirketlerin irtibatları, ortaklık yapıları ve tapu kayıtları incelendiğinde iddia edilen bağlantıların daha net açığa çıktığı kaydedildi.
TAM 400 KAÇAK DAİRE İLE "ÖRTÜLÜ ÖDENEK" OLUŞTURULDU
Dosyanın en çarpıcı başlığı ise Umut Kent Sitesi'ne ilişkin anlatımlar oldu. H. A., 2017-2020 yılları arasında Nilüfer ilçesi 1381 ada 2 parsel üzerinde inşa edilen projede 400 dairenin kaçak olarak yapıldığını kaydetti. Tanık, bununla da yetinmeyerek, bu projeye göz yumulduğunu, hatta yapım sürecine "örtülü ödenek" ve başka taşınmazlar üzerinden maddi menfaat ve suç geliri elde edildiğini ifade etti.
Arslan'ın beyanına göre, projede yalnızca kaçak daire yapılmadı; sığınak alanları da daireye çevrildi. Yani deprem ve olağanüstü durumlar için ayrılması gereken ortak güvenlik alanları satılabilir bağımsız bölümlere dönüştürülerek piyasaya sürüldü. Bu sayede yalnızca imar ihlali değil, ortak alanların ticari mala çevrilmesi gibi çok daha ağır bir usulsüzlük tablosu ortaya çıktı.
Yolsuzluğun şeması (Foto: ahaber.com.tr)
SIĞINAKTAN DÜKKÂNA, OFİSTEN DAİREYE
Arslan'ın ifadesi yalnızca Umut Kent ile sınırlı değil. Tanık, farklı parsellerde de benzer yöntemlerin uygulandığını anlattı. Buna göre bazı projelerde sığınaklar dükkâna dönüştürüldü, müştemilat ve ofis olarak görünmesi gereken bölümler fiilen daire gibi inşa edildi. Hatta bazı yapılarda ruhsata aykırı yükseklik artışları yapıldı, sonradan tadilat projeleriyle bunlara kılıf hazırlandı.
Tanık, özellikle bazı yapılarda hâlâ oturum izni alınamamasını, geçmişte yapılan usulsüzlüklerin en somut göstergelerinden biri olarak anlattı. Arslan'a göre, eğer projeler mevzuata uygun olsaydı, yıllardır iskân sorunu yaşanmaz, bu projelerde emlak sahibi olanlar mağdur olmazdı.
"RÜŞVETE KARŞI ÇIKTIM, SİSTEMİN DIŞINA İTİLDİM"
H. A.'ın ifadesindeki en dikkat çekici bölümlerden biri de kendi pozisyonuna dair anlattıkları oldu. Arslan, şirkette ve projelerde görev aldığı dönemde olup bitenleri öğrendikçe buna karşı çıktığını, kamu görevlilerine rüşvet verilmesinin suç olduğunu açıkça söylediğini belirtti.
Ancak bu itirazdan sonra şirket içindeki etkisinin azaltıldığını, bağlarının zayıflatıldığını ve zamanla sistemin dışına itildiğini söyledi. Yönetici olduğu firmalardan ayrılmak zorunda kaldığını söyleyen Arslan, bu süreçte yasal haklarının da verilmediğini, bu nedenle savcılığa başvurduğunu anlattı. Başka şikâyetlerin de bulunduğunu öğrendiğini ifade eden tanık, dosyanın geniş çaplı ve organize bir yapının deşifre edilmesine yönelik bir süreç olduğunu belirtti.
Bursa'daki yolsuzluk soruşturması, dosyaya giren tüm ayrıntılar belediye-imar-rant ilişkisinin ulaştığı boyuta ortaya koyarken, tapu kayıtları, ruhsat dosyaları, plan değişiklikleri, şirket hareketleri ve para trafiğiyle birlikte değerlendirildiğinde, Bursa'daki soruşturmanın yalnızca yerel bir yolsuzluk soruşturması olmadığını, yıllara yayılan büyük bir imar ve rant organizasyonunu hedef aldığını gösteriyor.
SORUŞTURMADA NE OLMUŞTU?
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından; rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, örgüte üye olmak ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçları kapsamında kapsamlı bir soruşturma yürütülmektedir. Soruşturmanın çıkış noktasını, şüpheli Emin Adanur'un Bursa İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü'nde verdiği beyanlar oluşturuldu.
Emin Adanur, ifadelerinde Nilüfer ilçesinde yürütülen bazı imar, ruhsat ve ihale süreçlerinde usulsüzlükler bulunduğunu, dönemin belediye yöneticileri ve bazı aracılar üzerinden rüşvet ilişkileri kurulduğunu öne sürmüştür. Adanur; bazı projelerde ruhsat verilmesi, emsal artışı sağlanması, ihale sonuçlarının yönlendirilmesi ve proje onay süreçlerinin usule aykırı şekilde ilerletilmesi karşılığında para, çek, taşınmaz ve farklı menfaatlerin talep edildiğini iddia etmiştir. Bu kapsamda hem kendi yaşadığını ileri sürdüğü somut olayları hem de çok sayıda proje ve firma ismini kolluk birimlerine bildirdi.
Adanur, daha sonra vekili huzurunda ek beyanlar vererek iddialarını genişletmiş; yalnızca kendi projeleriyle sınırlı olmayan, Nilüfer ilçesinde çok sayıda projeyi kapsayan daha geniş bir usulsüzlük ağı bulunduğunu ileri sürmüştür. Bu beyanlarında, belirli projelerde emsal artışı sağlandığını, bazı belediye görevlileri ile aracı şahıslar üzerinden para ve çek teslim edildiğini, bazı işlemlerin "tek imza" ile yürütüldüğünü ve bunun sistematik bir yapıya dönüştüğünü öne sürmüştür. Adanur ayrıca, incelenmek üzere belge ve çek örnekleri de teslim etmiş, çok sayıda projede imar mevzuatına aykırılık bulunduğunu iddia etti.
Soruşturmanın ilerleyen aşamasında Hüseyin Arslan da KOM Şube Müdürlüğü'nde ifade verdi. Arslan, uzun yıllar Nilüfer ilçesinde faaliyet gösteren inşaat firmalarında ortak ve yönetici olarak bulunduğunu, bu nedenle belediye ile firmalar arasındaki ruhsat ve imar süreçlerine doğrudan tanıklık ettiğini beyan etmiştir. Arslan, bazı projelerde belediye görevlilerine rüşvet verilerek usulsüzlükler yapıldığını, sığınakların dükkâna çevrildiğini, bazı projelerde dairelerin ve bağımsız bölümlerin mevzuata aykırı biçimde artırıldığını ileri sürdü.
Bu beyanlar üzerine Bursa KOM Şube Müdürlüğü tarafından geniş çaplı tahkikat başlatılmıştır. İlk etapta 110 projede usulsüzlük bulunabileceği değerlendirilmiş, bu projelere ilişkin mahalle, ada ve parsel bilgileri tek tek tespit edilmiştir. İddiaların teknik yönden incelenebilmesi amacıyla projelere ait bilgi ve belgeler Nilüfer Belediye Başkanlığı'ndan talep edilmiş; temin edilen dosyalar, uzman incelemesi yapılmak üzere Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne gönderilmiştir. İlgili kurum tarafından her proje için ayrı ayrı uzman raporları düzenlenmiştir.
Soruşturma kapsamında yalnızca proje ve ruhsat dosyalarıyla yetinilmemiş; MASAK ile yazışmalar yapılarak şüphelilerin hesap hareketleri incelenmiş, mali analiz raporları dosyaya kazandırılmıştır. Bunun yanında şüphelilerin kullandığı GSM hatlarına ilişkin HTS kayıtları, baz bilgileri, arayan-aranan dökümleri temin edilmiş; mahkeme kararları ve savcılık talimatları doğrultusunda iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınmasına yönelik tedbirler de uygulandı.
Yürütülen çalışmalar sonucunda elde edilen veriler, Cumhuriyet Başsavcılığına düzenli raporlar halinde sunuldu. Dosya kapsamında; örgütlü şekilde hareket edilip edilmediği, rüşvet karşılığında imar ve ruhsat süreçlerinin yönlendirilip yönlendirilmediği, usulsüz emsal artışları sağlanıp sağlanmadığı ve suçtan elde edilen gelirlerin aklanıp aklanmadığı hususlarında çok yönlü inceleme ve değerlendirme sürüyor.
Özetle; soruşturma, önce Emin Adanur'un ayrıntılı beyanlarıyla başladı ardından Hüseyin Arslan'ın anlatımları ve teknik-mali incelemelerle derinleşti.
Kolluk, belediye kayıtları, uzman raporları, MASAK analizleri ve iletişim verileri birlikte değerlendirilerek soruşturma titizlikle yürütülürken dosyada her proje bakımından ayrı teknik inceleme yapıldığı, bu nedenle sürecin kapsamlı ve çok boyutlu şekilde ilerlediği anlaşıldı.





