Emine Erdoğan’dan anlamlı mesaj: İyilik bu dünyadan sonra da meyve veren bir sadakayı cariyedir”

Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Bozdağ Film Platosu’nda dernek ve vakıf temsilcileriyle buluştu. Ramazan’ın manevi iklimine dikkat çeken Erdoğan, iyiliğin medeniyetin temel taşı olduğunu vurgulayarak, yapılan hayırların insanlık için kalıcı birer “sadakayı cariye” olduğunu ifade etti.
Emine Erdoğan, Bozdağ Film Platosu'nda onursal başkanlığını yaptığı dernek ve vakıfların temsilcileriyle bir araya geldi.
Burada konuşan Erdoğan, ramazanın ruhları yetiştiren bir okul, orucun ise bu mübarek okulun en güzel dersi olduğunu dile getirdi.
İnsanın oruca olan manevi ihtiyacını Sezai Karakoç'un, "Ey oruç, diriltici rüzgar, İslam baharı/Es insan ruhuna inip yüce ilham dağından/Kevser içir, abıhayat boşalt kristal bardağından/Susamış ufuklara, insan kalbinin ufuklarına." dizeleriyle çok güzel ifade ettiğini kaydeden Erdoğan, bu mübarek ayın, susamış ufuklara rahmet olup yağmasını, mazlumların yorgun gönüllerine şifa olmasını ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini niyaz etti.
FOTOĞRAF: AA
Emine Erdoğan, medeniyetlerin kurucu değerlerinin olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
"Bizim medeniyetimizin üstünde yükseldiği sütunlardan biri 'iyiliktir.' Hayatın içinde iyilik yapabilmek için neden aramak, ailemize, komşularımıza, dostlarımıza ve insanlığa bu gözle bakmak, bu toprakların manevi iklimidir. En başta Peygamberimiz iyiliği bize bir yaşam amacı olarak sunmuştur. Peygamberimizin, 'Allah'ım, yaşamayı benim için her türlü iyiliği artırma vesilesi yap. Ölümü de benim için her türlü kötülükten kurtuluş sebebi yap.' duası bunun en açık delilidir. İşte bu yüzden, insan odaklı bir medeniyet kuran, insan onuru ve haysiyetini her şeyin üzerinde tutan ruh bu memleketin taşına toprağına sinmiştir."
Tarihsel bakiyelerinin sadece insanların değil, ağaçlardan dağdaki kurtlara kadar bütün canlıların ihtiyacını gözetmiş ince ruhlu insanların eserleri olduğunu belirten Erdoğan, "Düşünün ki Osmanlı'da kurulan vakıf sayısı 26 bini geçmiştir. Bu vakıfların hayatın içinde öyle merkezi bir yeri vardır ki, doğumdan ölüme kadar bir insanın yaşamının tüm aşamaları vakıflarla iç içe geçer. İnsan, vakıf hastanede doğar, vakıf beşikte büyür, vakıf çeşmeden su içer, vakıf mektebe gider, vakıf çarşıda ticaret yapar, vakıf camide ibadet eder, vefat edince vakıf mezarlığa defnedilir. Görürüz ki vakıf kurmak, dayanışmanın yaşam kültürüne dönüştüğü bir barış ortamı kurar." şeklinde konuştu.
FOTOĞRAF: AA
Erdoğan, Osmanlı topraklarına gelmiş bir Fransız'ın, vakıfların çeşitliliği karşısındaki şaşkınlığını, "Osmanlı ülkesinde, verimsiz ağaçların sıcaktan kurumasına meydan vermemek üzere her gün sulanmaları için işçilere para vakfedecek kadar çılgın Türkler bile görmek mümkündür." sözleriyle ifade ettiğini kaydederek, şunları söyledi:
"İşte sizler o çılgın Türklersiniz. TOGEM-DER'in, Şule Yüksel Şenler Vakfının, Afrika Evinin, Sıfır Atık Vakfının çatısı atında, Allah'ın rızasından başka karşılık beklemediğiniz işler peşindesiniz. Gecenizi gündüzünüze katıyor, başkalarının dertlerine çareler arıyorsunuz. Toplumsal faydası nesiller boyu sürecek hayırlar yapıyorsunuz. Bir kütüphane açmak, bir çocuk okutmak, afet bölgelerinde hayatı yeniden inşa etmek, iyilik elini sınırlarımızın ötesine uzatmak, toprağa, suya, mahlukata sahip çıkmak... İşte tüm bunlar, bizler bu dünyadan göçüp gittikten sonra bile insaniyet meyvesi verecek fidanlardır. Sadakayı cariyedir. Bizim sivil toplum kuruluşlarımızın zihni altyapısını da böylesine derin bir maneviyat oluşturur. Yani STK'lerimiz, Batılı tanımıyla gönüllülük temelli bir üçüncü sektör faaliyeti değil, medeniyetimizin modern izdüşümleridir."




