Türkiye'nin yeni göz bebekleri “Ateş Serbest-2025” tatbikatında nefes kesti! Yerli silah sistemlerinin kritik önemi A Haber’de vurgulandı: Sahadaki dengeleri kökten değiştiriyoruz
Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) ateş gücünün sergilendiği “Ateş Serbest-2025” tatbikatında, milli imkanlarla üretilen sistemlerin de yer aldığı envanterle hedefler tam isabetle vuruldu. Tatbikatta yaşanan nefes kesen anları değerlendiren Savunma, Güvenlik ve Strateji Uzmanı Yusuf Alabarda, yerli ve milli üretimin yalnızca bir teknoloji değil aynı zamanda bir ulusal güvenlik meselesi olduğunu ve Türkiye’nin savunma sanayinde kendi kaderini tayin etme yönünde önemli ilerleme kaydettiğini söyledi.
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Polatlı Sakarya Kışlası'nda düzenlenen Ateş Serbest-2025 faaliyetinin "Seçkin Gözlemci Günü"nde kapsamlı bir tatbikat gerçekleştirdi. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri unsurlarının katıldığı tatbikatta, TSK envanterindeki yerli ve milli silah sistemlerinin kabiliyetleri sergilendi.
Fotoğraf (AA)
TATBİKATTA ÇELİK KUBBE İLK KEZ YER ALDI
Faaliyet kapsamında yerli ve milli imkanlarla üretilen, ayrıca TSK'nın kullanımına sunulan 82 silah ile sistem alanda sergilendi. Sergide çok katmanlı hava savunma sistemi Çelik Kubbe de ilk kez yer aldı.
Ateş Serbest Faaliyeti'nde, tel güdümlü dron, Aslan insansız kara aracı, Korkut silah sistemi, 105 milimetre Boran obüs ve sürü dron da ilk defa kullanıldı. Birçok harekatta etkin olarak kullanılan yerli üretim milli piyade tüfek atışlarının gerçekleştirildiği faaliyette, keskin nişancı timleri de hedefleri vurdu.
Keskin nişancıların 600 metre ve 1 kilometre mesafedeki küçük cam hedeflere yaptıkları isabetli atışlar, protokol üyelerince beğeniyle takip edildi. Atışlarda yerli üretim KNT-76, Bora-12 ve KN-12 keskin nişancı tüfekleri de kullanıldı.
Savunma, Güvenlik ve Strateji Uzmanı Yusuf Alabarda, A Haber'de Yerli silah sistemleri neden önemli olduğunu açıkladı (Ekran görüntüsü)
"TÜRKİYE SAVUNMA SANAYİNDE BÜYÜK İLERLEME KAYDETTİ"
Tatbikatta yaşanan nefes kesen anları A Haber ekranlarından değerlendiren Savunma, Güvenlik ve Strateji Uzmanı Yusuf Alabarda, Türkiye'nin savunma sanayinde kendi kaderini tayin etme yönünde önemli ilerleme kaydettiğini vurguladı.
Savunma, Güvenlik ve Strateji Uzmanı Yusuf Alabarda'nın açıklamalarından öne çıkan satırlar şöyle:
"Türkiye füze sistemlerinde son yıllarda kayda değer mesafe katetti. Örneğin Tayfun Blok-4, seyir füzesi değil; balistik nitelikli ve hipersonik hızlara yaklaşan özellikleriyle öne çıkan bir sistem. Caydırıcılığı yüksek bu tip bir sistemin operasyona hazır hâlde 1.500 adet bulunması halinde, gönderildiği hedef çevresinde 600 kilometrelik bir çap içinde bir dakika gibi çok kısa bir sürede hedefe ulaşarak düşman hava savunma sistemlerini etkisiz hâle getirme potansiyeli, sahada oyunu kökten değiştirebilir.
Türkiye'nin savunma konsepti açısından öncelik, Güney Kore'ye kadar uzanan kıtalararası bir vurucu güçten ziyade, kendi Mavi Vatanı ve çevresindeki coğrafyada etkinlik sağlayacak, hızlı konuşlandırılabilir ve sürdürülebilir sistemlerde olmalıdır. Bu çerçevede Atmaca, Çakır, Kemankeş ve SOM-J gibi yerli sistemler kritik öneme sahiptir. Bu füzeler hem deniz hem kara unsurlarından atılabiliyor; kısa ve orta menzilde yüksek isabet ve operasyonel esneklik sunuyor. Türkiye yalnızca bu silahların dizaynını ve entegrasyonunu gerçekleştirmekle kalmadı, motorundan aviyoniklerine kadar birçok kritik bileşeni de yerlileştirerek tedarik güvenliğini güçlendirdi.
Atmaca örneği bunun somut göstergesidir: İlk üretim aşamasında Fransız motoru ile imal edilen Atmaca, 200 kilometre ötedeki su üstü hedeflerini yüksek isabetle vurdu. Ancak motor tedarikinde yaşanan dışsal kısıtlamalar üzerine Türkiye, Kale Grubu tarafından geliştirilen KTJ motorlarıyla bu açığı kapattı; sonuç olarak Atmaca'nın menzili ve performansı daha da iyileşti. KTJ motorları, dar hacimde yüksek itki üretme kabiliyeti sayesinde 400 kilometreyi bulan etkin menzillerde görev yapmaya uygun hâle geldi ve sistemin operasyonel bağımsızlığını artırdı.
