CHP'nin düşmanı CHP! Parti içinde kırmızı alarm

Giriş Tarihi:Son Güncelleme:
ahaber.com.tr Haber Merkezi
CHP'nin düşmanı CHP! Parti içinde kırmızı alarm

İstanbul İl Yönetimi’nin mahkeme kararıyla görevden alınmasının ardından CHP’de tansiyon hızla yükseldi. 15 Eylül’de görülecek ve “şaibeli kurultay” olarak anılan davanın yaratacağı belirsizlik parti içinde paniğe yol açmış durumda. Olası bir “mutlak butlan” kararının çıkması halinde örgütte nasıl bir tablo yaşanacağı tartışılırken, parti yönetimi adeta kırmızı alarm seviyesine geçti. Bu süreçte mahkeme, Gürsel Tekin’i geçici olarak CHP İstanbul İl Başkanlığı görevine atarken Tekin’in il başkanlığı binasına gelişinde ise gergin anlar yaşandı. Bina önünde toplanan bazı CHP’liler sloganlar atıp polisle arbede çıkarırken yaşanan gelişmeleri Sabah gazetesi yazarı Okan Müderrisoğlu köşesine taşıyarak, parti içindeki sarsıntıyı değerlendirdi.

CHP'de 15 Eylül'de görülecek tartışmalı kurultay davası partide gerilimi artırdı. İstanbul İl Kongresi'nin iptal edilmesinin ardından, mahkeme kararıyla Gürsel Tekin geçici olarak CHP İstanbul İl Başkanlığı'na atandı.

CHP'nin düşmanı CHP! Parti içinde kırmızı alarm - 1

Tekin'in il binasına gelişi sırasında dışarıda toplanan bazı CHP'liler taşkınlık çıkararak sloganlar attı ve polisle gerginlik yaşandı. Sabah gazetesi yazarı Okan Müderrisoğlu ise bu gelişmeleri köşesinde "CHP'de deprem" başlığıyla değerlendirdi.

İşte o köşe yazısı:

"CHP'nin, CHP'liden başka düşmanı da yok, dostu da… 9 Eylül 1923'ten 9 Eylül 2025'e uzanan 102 yılda CHP, nice badireler atlattı. Kapatıldı, siyaset zemini bölündü, farklı partiler ortaya çıktı ama CHP yine ve yeniden var olmayı başardı. Ancak bir asrı aşan ömründe bugünkü kadar garabet, bugünkü kadar üzücü ve belirsiz duruma düşmemişti. CHP, yine CHP'lilerin başvurusu üzerine girdiği adliye koridorlarından çıkarak, siyaset üretme hatta iktidara talip olma kulvarına girmek yerine… Acı gerçeklerle yüzleşmekten kaçınarak tabanı motive, zinde grupları manipüle etme adına bir kez daha barikat kurma, bir kez daha polisle karşı karşıya gelme ve mahkeme kararını yok sayma yoluna saptı!

CHP'nin düşmanı CHP! Parti içinde kırmızı alarm - 2

"HANGİ CHP"

Peki ama hangi CHP'den söz ediyoruz? Zira bu kimliğin tespiti giderek güçleşiyor. Olağanüstü kurultay üstüne olağanüstü kurultay kararı alan, Türkiye'nin en büyük ilindeki örgüt binasını kapatan, mahkemenin atadığı çağrı heyeti başkanı Gürsel Tekin'i partiden ihraca yönelen ve bütün bu taktik adımlarla siyasi bagajlarından kurtulacağını uman CHP'den mi bahsediyoruz? Yoksa… Türkiye'nin kurucu partisi olma iddiasıyla başlayıp, Türkiye'nin birinci partisi olduğu heyecanıyla davranan, toplumun en geniş yelpazesini kucaklama vaadiyle ilerlediğini savunan CHP'den mi?

CHP'nin hali hazırdaki görüntüsü, lunaparklardaki "sihirli aynalardan" yansıyan birbirinden farklı ama bir o kadar da ilginç görünümler gibi. Neden? Çünkü o aynalar; gerçekliği bozan, silueti olduğundan çok farklı yansıtan özelliklere sahip de ondan! Mesela, Ekrem İmamoğlu-Özgür Özel ikilisinin sürdürdüğü politika, CHP'yi olduğundan büyük gösterebiliyor. Veya "Büyük kafa-küçük gövde efekti" ile "Büyük ayaklar-küçük kafa efekti" birbiri ardına CHP'den dışa taşabiliyor. Öyle ki İmamoğlu ile birlikte muhtelif CHP'li belediyelerin adli yüklerini omuzlayan CHP, adeta bir üst akılla hareket ederken siyaseten güdük kalabiliyor.

"ÇOĞU GİTTİ AZI KALDI"

Ya da iddialı hamleler yaparken siyasi kafası ile hedefleri arasında uyumsuzluk göze çarpabiliyor. Ve nihayet "Dalgalı ayna" misali… Gürsel Tekin ismi sahneye çıktığı andan itibaren CHP siyasi anatomisi bir kısmı ile uzun bir kısmı ile kısa ya da bazı bölümleri geniş, bazı bölümleri dar görüntü verebiliyor. İşin özü ise İmamoğlu projesinde düğümleniyor! Ekrem Bey'in, CHP'yi eğip büken, gönül verenleri kemikleştirirken ayrıştıran politik doktrini ve Özgür Özel'in rasyonel sınırları da zorlayan şahsi bağlılığı, partiyi kritik bir yol ayrımına sürüklüyor. CHP… Ya varoluşsal karakterini çağın ve ülkenin gerekleri ile güncelleyerek, buna uygun potansiyel adaylarla yürüyüşüne devam edecek.

Ya da İmamoğlu ve uzantısı ekiplerin karmaşık ilişki ağında çırpınarak ilk seçime kadar ayakta kalmaya çalışılacak! Kanımca… İstanbul Büyükşehir Belediyesinden başlanarak, kamuoyuna mal olan soruşturmaların yargılama aşamasına geçilmesi tüm karar süreçlerini derinden etkileyecek… Özetle… Bekleyip görmek lazım. CHP için de siyaset kurumu için de çoğu gitti azı kaldı!"

CHP'nin düşmanı CHP! Parti içinde kırmızı alarm - 3

"CHP'LİLER NEREDE?"

Dün CHP İstanbul İl Başkanlığı'ndaki olayları bugünkü köşesine taşıyan Sabah Gazetesi yazarı Salih Tuna ise durumla ilgili olarak; "Lakin bütün bu "meziyetler" şu soruya cevap vermesine yetiyor mu bakalım: "İl binası önündeki muhteremler CHP'li değilse hangi partili?" Ayrıca madem CHP il binasının önündekilerin hiçbiri CHP'li değil, CHP'liler nerede?" ifadelerini kullandı. Tuna yazısında ayrıca şu ifadelere yer verdi:

"CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e yeni yeni ısınmaya başladım, umarım Kılıçdaroğlu gibi bizi bırakıp gitmez.
Özellikle "İl başkanlığımız baba evidir, evimizi ablukaya almak haneye tecavüzdür..." sözü, amiyane tabirle, beni benden aldı.
Gitgide güzelleşiyor.Parti binasını "aile apartmanı" mesabesinde görmek de ne bileyim! Yarın bir gün hesap uzmanları bunların belediye kasalarını incelerse "Bu çeyiz sandığımıza tecavüzdür..." mü diyecek? Der mi? Der. Zira onda bu cevher var. Özgür Özel'in "baba evi" dediği "lokasyonu" kim ablukaya aldı peki? Türk polisi değil mi? Nedeni de gayet net: Mahkeme kararının uygulanmasına barikat kurarak veya başka bir şekilde engel olunmasın diye.

Mahkeme kararı mı? Hatırlatayım: İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, 8 Ekim 2023'te gerçekleştirilen CHP İstanbul İl Kongresi'nde delegelere oy karşılığında verilen para, telefon, tablet, iş vaadiyle delege iradesinin fesada uğratıldığını ve oy kullanım sınırı 600 delegeden fazla olduğunu belirterek, kongrenin usulsüz olduğunu ve "mutlak butlan" niteliği taşıdığını değerlendirdi ve İl Başkanı Özgür Çelik, tüm yönetim kurulu ve disiplin kurulu üyeleri tedbiren görevden uzaklaştırıldı.Yerlerine Gürsel Tekin, Zeki Şen, Hasan Babacan, Müjdat Gürbüz ve Erkan Nasap'tan oluşan geçici bir kurul atandı.

CHP'nin düşmanı CHP! Parti içinde kırmızı alarm - 4

İşbu mahkeme kararı uyarınca CHP il binasına girmek isteyen Gürsel Tekin, CHP'liler tarafından sözlü, cam şişeli saldırıya maruz kaldı.
Gerçi Gürsel Tekin'e göre bunların hiçbiri CHP'li değil. Zaten bundan sebep hemen olay yerinde, "Şerefim üzerine yemin ederim ki burada protesto edenlerin biri bile CHP'li değil..." dedi. Mümkün... CHP'yi ondan iyi tanıyacak değiliz! Her şeyden evvel doğuştan CHP'li, öyle birileri gibi ANAP'tan kırma değil. Vaktiyle CHP İstanbul İl Başkanlığı yapacak kadar örgütçü, CHP Genel Sekreteri görevinde bulunacak kadar da tecrübeli.

"Akepe ve yandaşları" karşıtlığı derseniz hiçbir CHP'li eline su dökemez. "İktidara geldiğimizde ilk işimiz bunların gazetelerinin tamamına el koymak olacak..." demişliği var, daha ne olsun. Lakin bütün bu "meziyetler" şu soruya cevap vermesine yetiyor mu bakalım: "İl binası önündeki muhteremler CHP'li değilse hangi partili?" Ayrıca madem CHP il binasının önündekilerin hiçbiri CHP'li değil, CHP'liler nerede? Başka bir ifadeyle, harimi ismetlerini eski Genel Sekreterlerinin tecavüzünden kurtarmak için harekete geçen, yani Özgür Bey'in mahut çağrısını ciddiye alan tek bir CHP'li kalmadı mı?

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır hiç bekletmedi, Gürsel Tekin'e şu cevabı verdi: "Buradaki kimse CHP'li değil diyor. Buradaki herkes onun gibi CHP'li değil, onurlu CHP'liler..." Demek ki CHP'liler kendi aralarında ikiye ayrılıyor: Onurlu CHP'liler, onursuz CHP'liler. Anlaşılan o ki "Onurlu CHP'liler" protesto etmeyenler. Bunlar da kendi aralarında ikiye ayrılıyorlar: Yolsuzluğa hırsızlığa konu olanlar ile düz CHP'liler... En belirgin ortak özellikleri de şu: Delegeleri satın alan kendi adamları, belediye bütçesini kongreye akıtan kendi başkanları, ihbar eden/şikâyet eden de kendileri olduğu hâlde suçu iktidara atmak. Gürsel Tekin, CHP'li siyasi şizofrenlerin nezdinde artık bir hain, bunu tartışamayız. "Şerefim üzerine yemin ederim ki burada protesto edenlerin biri bile CHP'li değil, alayı AKP'li" deseydi hainlikten kurtulabilir miydi? Hiç sanmam. Gürsel Tekin'li CHP iktidar olursa o vakit "kahraman" olur. İmamoğlu da hem hain hem hırsız olarak kalır."

Mobil uygulamalarımızı indirin