MHP lideri Devlet Bahçeli: Uyumanın sonucu esarettir
MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki (TBMM) Grup Toplantısı'nda önemli açıklamalarda bulundu. Bahçeli İsrail-İran savaşını yorumlarken uyumanın sonucunun esaret olacağını ve kanlı oyunlara karşı hazırlıklı olunması gerektiğini ifade etti. Bahçeli Tahran'a atılan bombaların Ankara'ya da etki edeceğini söylerken Müslüman ülkelere ümmet bilinci konusunda çağrı yaptı. Birleşmiş Milletler'e de tepki gösteren Bahçeli, BM'nin acilen kuvvet kullanması gerektiğini ifade etti.
Sağlık sorunları sebebiyle 28 Ocak'tan bu yana toplantıya katılmayan MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki (TBMM) Grup Toplantısı'nda önemli açıklamalarda bulundu.
İŞTE BAHÇELİ'NİN AÇIKLAMALARI
Malumu olduğunuz zorunlu hallerden dolayı grup toplantılarımıza bir süreliğine ara vermiştik.
Hamd olsun bugün yeniden bir aradayız.
Kavuşmanın tarifsiz duygularıyla dolup taşıyoruz.
Diyor ya Hz.Mevlana, "herkes ayrılıktan konuştu, ben vuslattan."
Gönüllerin muradına ermesidir vuslat.
Ruhların birbirine kanat çırpmasıdır vuslat.
Hasret kuraklığının beraberliğin keremiyle sonlanmasıdır vuslat.
Ne mutlu bizlere, ne mutlu aziz Türk milletine, işte ayaktayız, işte buradayız, 28 Ocak 2025 tarihinden sonra gerçekleştirdiğimiz ilk grup toplantımızla kaldığımız yerden yolumuza coşkuyla devam ediyoruz.
Bu vesileyle hepinizi kemali hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.
Toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından olmak üzere; televizyon ekranları, sosyal medya platformları, radyo kanalları aracılığıyla takip eden bütün vatandaşlarımızı,
Gönül ve kültür coğrafyalarımızda varlık ve birlik mücadelesi veren bütün kardeşlerimizi yüreğimin en coşkun hissiyatıyla selamlıyorum.
MHP lideri Bahçeli 5 ay sonra TBMM'deki grup toplantısında konuştu (AA)
"HUZURLU TÜRKİYE'NİN ARDINDAYIZ"
Muhterem Arkadaşlarım,
Merhum düşünürümüz Ziya Gökalp ne güzel de söylemişti:
"Tarih gösteriyor ki, muvaffakiyet daima doğruluğun mükafatıdır."
Şükürler olsun ki, fikrimiz doğrudur, hedeflerimiz doğrudur, mücadelemiz doğrudur, tarafımız doğrudur, tavrımız doğrudur, tarzımız doğrudur, bihakkın varlığımız dosdoğrudur.
Biz Milliyetçi Hareket Partisi'yiz, biz Türkiye'yiz, biz Türk milletiyiz.
Kapalı devre siyasetin sınırlarını aşmak,
Çevrim içi söylemlerin alanını genele yaymak istiyoruz.
Kapımızı örtüp perdelerimizi indiremeyiz.
Başkasının yangınıyla kendi evimizi ısıtamayız.
Göze batmaktan ziyade gönülde kalmanın arayışındayız.
Huzurlu Türkiye'nin ardındayız.
Süper güç Türkiye'nin amacındayız.
Türkiye Yüzyılını inşa ve ihya etmenin arzusundayız.
Milli birlik ve dayanışmamızı güçlendirmenin çabasındayız.
Terörsüz Türkiye'ye ulaşmanın azim ve kararlığındayız.
Ülkemizin güvenliği tehlikeye düşerse kim benim önüme düşecek sorusunun cevabını iyi biliyoruz.
Milletimin bekası tehdit altına girerse, kimin milli kimliğin, huzurun, barışın güvencesi olacağını iyi biliyoruz.
"MİLLETİMİZİN ÇARPAN NABZINI HER ŞEYİMİZLE HİSSEDİYORUZ"
Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı'nın milletimizin aradığı bu soruların cevapları konusunda doğrudan güvendiği yegane adres olduğunun sonuna kadar da bilincindeyiz.
Çünkü milletimizin çarpan nabzını her şeyimizle hissediyoruz.
Bir defasında, bayrak şairimiz Merhum Arif Nihat Asya'ya trende ve vapurda neden hep üçüncü mevkide yolculuk yaptığını sormuşlardı.
O da şöyle cevap vermişti:
"Ben, halkın arasına oturarak, onların konuşmalarına, atasözlerine kulak veririm.
Öfkelerini, sevinçlerini dinlerim.
Bir köşede gözlerim kapalı gibi dururum, ama kulağım onlardadır."
Hiç kuşkusuz bir düşünce insanını ölümsüzleştiren ve o'nu "Bayrak" şairi yapan hikmet elbette buradadır.
Milletin sesine kulak vermek, bu sesi şuurla duyup hissetmek her şeyden evvel zamanlar üstü erdem ve empati gerektirir.
Bunun yanında, soylu bir tarihe bağlılık, millete mensubiyet kıvancı hayati önem ve değerdedir.
Bu yüzden diyoruz ki;
İnsan için, aile için, millet için, ülkemiz için yapacaklarımızın, söylediklerimizin, en az yaptıklarımız kadar etkili olması gerekmektedir.
Bu kapsamda atacağımız her adım;
Azdan çoğa,
Basitten karmaşığa,
Küçükten büyüğe doğrudur.
Bireyden topluma,
İnsandan millete,
Milletten devlete doğrudur.
Özgürlükten güvenliğe,
Hakkaniyetten adalete,
Adaletten eşitliğe doğrudur.
İşsizden işliye,
Çalışmayandan çalışana,
Üretmeyenden üretene doğrudur.
Susandan konuşana,
Durandan yürüyene,
Yürüyenden koşana doğrudur.
Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı; tıpkı bir zembereğin saatte oynadığı fonksiyonu daha genel manada millet varlığını ilerletmek maksadıyla yerine getirecektir, sevindirici olanı da getirmektedir.
Bu sağlanabildiğinde, tıkır tıkır işleyen bir insani ve hukuki düzen biteviye işleyip duracaktır.
Ama önce buna yürekten inanmak lazımdır.
Bu bir ütopya değildir.
Bir kere başarmış olanın yeniden başarma ihtimalinin hiç yapmamış olana göre çok fazla olduğunu biliyoruz.
Hedefimiz, döneminin şartlarında benzerlerini ecdadımızın başardığı tarihi nizamın çağdaş bir yansımasıdır.
Çünkü Büyük Atatürk'ün tanımladığı gibi "Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır."
Yeter ki bu cevheri işleyecek ve ilerletecek siyaset ustalığına, akıl ve ahlak olgunluğuna ulaşabilsin.
Bahçeli Terörsüz Türkiye için önemli ifadeler kullandı (AA)
"ÖZNE HER DAİM TÜRK MİLLETİDİR"
Biz, siyasetimizi boş hayaller üzerinden yapmıyoruz.
Biz, siyasetimizi yalnızca bekamıza yönelik alarmın düğmelerine basmak olarak yorumlamıyoruz.
Sebepleri sorgulamadan sonuçları eleştirmenin bir anlamı olmadığına inanıyoruz.
Sebepler sabit kaldıkça sonuçların da aynı olacağını biliyoruz.
Bu kesintisiz döngünün, sürekli şikâyet edilen sonuçlardan başka bir akıbet oluşturmayacağını yaşayarak biliyoruz.
Bize göre siyaset;
İftihar ettiğimiz Türk milletine hizmet için lütfedilen tarihi bir fırsatın tanımıdır.
Bu fırsatı kullanmaya aday diğer aktörlerle girişilen hizmet yarışında öne çıkma becerisidir.
Ama özne her zaman ve her daim Türk milletidir.
Onun olmadığı, ona değer verilmeyen, onun geleceğini düşlemeyen siyaseti kabul etmedik, edemeyiz, etmeyeceğiz.
Bu nedenle diyoruz ki şayet Türk milleti yoksa biz zaten olamayız.
Bizim siyasi varlık nedenimiz bu büyük millet gerçeğidir.
Bizim mücadele alanımız da millet varlığının sürdürülmesidir.
Bunun için mevzu bahis hedefimize "millet-i ebed müddet" diyoruz.
Biz, o varsa ayaktayız, siyasetimiz de Türk milleti varsa hep var olacaktır.
Kaldı ki varlık nedenimiz büyük Türk milletidir.
MUHALEFETE ELEŞTİRİ
Siyaseti, muhalefet partilerinin yaptığı üzere, yüreklerdeki güzel duyguları istismar maksadıyla icra etmiyoruz.
Siyaseti, yalan ve fitne çarkını döndürmek olarak değerlendirmiyoruz.
Siyaseti, bir şeyler yapıyor görünmek ve günü kurtarmak niyetiyle yerine getirmiyoruz, getirmeyeceğiz.
Çünkü siyasetin birilerini koltukta tutmak için sergilenen tiyatro sahnesi olmadığının farkındayız.
Çok ciddi bir iş olduğunu, çok önemli sorumluluklar gerektirdiğini, istikbal ve istiklal haklarımızın kale duvarı olduğunu gayet iyi biliyoruz.
Bütün samimi gayretlerimizin sonucunda;
Bir milletin yeni yüzyıla doğru yolculuğu vardır.
İnsanın refahı, mutluluğu ve esenliği vardır.
Bir ülkenin geleceği ve mukadderatı vardır.
Bu muazzam mücadelenin arkasında ise;
Üç hilale büyük bir tutkuyla bağlanmış;
Mesaisini ve bütün ömrünü bu siyasete adamış;
Çoluk çocuğunun rızkını partisiyle bölüşmüş;
Eli yüreğinde, kulağı haberlerde, gözleri çakmak çakmak onbinlerce dava arkadaşımın alın teri, emeği ve tertemiz hayalleri vardır.
Bizim partimiz ve ittifakımız;
Bu yüksek duyguların her gün yeniden kucaklaştığı,
Birbirleri üzerindeki hakları peşinen helal edenlerin buluştuğu,

