AK Parti Sözcüsü Çelik'ten A Haber'de CHP'li Özel'e sert tepki: Dış politika konuşacak kapasitesi yok

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik A Haber canlı yayınında önemli açıklamalarda bulundu. CHP'li Özel'e tepki gösteren Sözcü Çelik "Siyasi olarak trajik bir ifade. Avrupa faşistlerinin tercümanlığını yapıyor. Dünya liderleri çözümü Erdoğan'da arıyor. Özel'in dış politika konuşacak kapasitesi yok. Erdoğan Süper Lig'de, Özel amatörde bile değil. Gerilim siyaseti Özel'in bir taktiği.Özel her zaman saldırganlıkla gündeme geliyor." dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik A Haber canlı yayınında önemli açıklamalarda bulundu. CHP'li Özel'e tepki gösteren Sözcü Çelik "Siyasi olarak trajik bir ifade. Avrupa faşistlerinin tercümanlığını yapıyor. Dünya liderleri çözümü Erdoğan'da arıyor. Özel'in dış politika konuşacak kapasitesi yok. Erdoğan Süper Lig'de, Özel amatörde bile değil. Gerilim siyaseti Özel'in bir taktiği.Özel her zaman saldırganlıkla gündeme geliyor." dedi.

İşte AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in açıklamalarından satır başlıkları;

"BU KAVRAMLARI NASIL AYIRT EDEBİLECEK?"

Yani şimdi burada tabii esas problem şu: Bunu söyleyen kişi, bu kavramları nasıl ayırt edebilecek? Bu kavramlar konusunda nasıl bir müktesebata sahip? Henüz kendisi, bırakın liderliği, daha da kırılgan bir ortamda zar zor genel başkanlık yapan birisi. Dolayısıyla küresel liderlik nedir, yerel liderlik nedir, bu konuları hangi sabahla konuşabilecek?

Bu, siyasi olarak trajik bir ifade ama Özgür Özel açısından kişisel olarak da tam bir komedi. Yani hiçbir şekilde kendisinin müktesebatı olmayan bir alanda konuşuyor.

"DİKTATÖR İFADESİNİ İLK KİMLER KULLANDI?"

Fakat ben buna cevap verirken açıklamamda da söyledim. Bu, AK Parti'nin siyasi tarihi açısından da, Türk siyasi tarihi içinde de önemli bir konu. Cumhurbaşkanımıza yönelik "diktatör" ifadesini ilk kullananlar, Avrupa'daki bazı Türk düşmanı faşistler oldu. Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde Türkiye'nin dış politikasının müstakilleşmesi, kendi geleneğiyle barışması karşısında bu çevreler bu ifadeyi kullandılar.

"CHP'NİN KAVRAMLARLA SORUNU VAR"

CHP geleneği açısından şöyle bir durum var: CHP, kavramları özgün anlamlarıyla kullanmak ve yönetmek konusunda çok güçlü bir sebata sahip değil. Batı'da bu tür ifadeler söylendikten sonra, aynı şey rahmetli Özal'a da, rahmetli Menderes'e de söylenmiştir.

CHP açısından, kendi denetimi dışında gelişen her siyasi yapı sandıktan en yüksek meşruiyetle çıksa bile "diktatörlük" olarak görülür. Çünkü CHP'nin zihniyeti açısından, yönetme hakkı sadece kendilerine aittir. Otomatik olarak herkese not verme hakkını kendilerinde görürler.

"REJİM KRİZİ ÇIKARMAKTA USTALAR"

Geçmişte sistem meselelerini hemen rejim meselesine çevirirlerdi. CHP'nin siyasi hayatındaki en büyük ustalık alanı nedir diye sorsanız: Rejim krizi çıkarmaktır. Bizim dönemimizde de bunu yapmaya çalıştılar. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gibi, açıkça bir siyasi sistem olan bir düzenlemeye bile "rejim değişikliği" dediler.

Eskisi gibi arkalarına takılacak bir askeri vesayet ya da yargı tokadı bulamayınca, bu kez aynı çirkin ifadeyi ters kopyala-yapıştır yaparak, Avrupa'daki bazı faşist çevrelerden Türkiye'ye tercüme ettiler. Zaten dikkat ederseniz, Özgür Özel 'Gözünün içine baka baka söylüyorum' diyor ama aslında kağıda bakarak zor okuyor. Çok hakim olduğu cümleler değil bunlar.

"ÖZGÜR ÖZEL NOT VEREN DEĞİL, NOT VERİLEN KİŞİDİR"

Esas mesele şu: Özgür Özel not veren bir makamda değil; not verilen bir makamda. En azından genel başkanlığını ispat etmemiş, birçok şaibe ile anılan bir isim. Cumhurbaşkanımızın liderliğinin küresel olduğu, Türkiye'de hiç kimse söylemese bile, dünyadaki birçok lider tarafından her hafta ifade ediliyor.

"2002'DEN BERİ KAZANAN BİR LİDER"

'Yerel otokratlık' gibi kavramlar ortaya atılıyor. Ama eğer yerelde demokrat değilsen, küreselde de demokrat olamazsın deniliyor. Peki bugüne kadar, 2002'den beri girdiği tüm seçimleri kazanan ve en yüksek demokratik meşruiyetle görev yapan bir Cumhurbaşkanı'ndan söz ediyoruz. Hem başbakanlıkta hem cumhurbaşkanlığında bu meşruiyeti fazlasıyla sağlamıştır.

"CHP'NİN DEMOKRASİ SORGULAMASI YAPMASI GEREKİR"

Peki CHP? Askeri vesayet ya da yargı eliyle sürekli kriz çıkarma çabasında olmuş bir parti. Dolayısıyla, CHP genel başkanının "bir şey demokratik mi değil mi" diye söz söyleme hakkı var mı, yok mu? Önce kendisine sorması gerekir. Aynaya bakması gerekir.

"KÜRESEL SİSTEMİN MERKEZİNDE CUMHURBAŞKANIMIZ VAR"

Ama bunların bir sebebi var tabii, o da şu: Özellikle son haftalarda, Trump Ukrayna-Rusya meselesinde konuşurken Cumhurbaşkanımıza referans veriyor. Başkan Putin, bu meselede çözüm için yine Cumhurbaşkanımıza, Türkiye'ye referans veriyor. Avrupalı liderler, "Çözüm masası nerede kurulur?" diye sorulduğunda, "En iyi ev sahipliğini Erdoğan yapar." diyorlar. Zelenskiy de en iyi arabulucunun Cumhurbaşkanımız olduğunu söylüyor.

"YÜKSEK DEĞERLERE DAYALI AHLAKİ DURUŞ"

Şu anda küresel sistemin en temel meselelerinde Rusya-Ukrayna, Hindistan-Pakistan, Somali-Etiyopya, Gazze Cumhurbaşkanımızın yüksek değerlere dayalı ahlaki duruşu ve arabuluculuğu aranıyor. Tüm dünya diyor ki: Cumhurbaşkanımız küresel bir lider olarak diplomasi masalarında aranıyor.

Reklam
Reklam

"KÜRESEL LİDERLİK BİLE YETERSİZ KALIR"

Cumhurbaşkanımız, Macaristan'daki zirveye katılacak. Öncesinde de birçok zirvede aktif olarak yer aldı. Bütün bu diplomasi trafiğinin merkezindeki isim kim? Cumhurbaşkanımız. Hatta "küresel liderlik" bile yetersiz kalacak kadar nitelikli bir liderlik sergiliyor. Dünyanın en önde gelen liderleri tarafından da bu sık sık teyit ediliyor.

"SÜPER LİGDE BİR LİDER"

Özgür Özel açısından? Hayatında bir kez bile uluslararası bir toplantıda moderatörlük yapmış değil. Uluslararası bir krizde arabuluculuk yapacak siyasi tecrübeye sahip değil. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızın liderliğini tartışmak gibi bir kapasitesi yok. Türkiye'de de dünyada da Özgür Özel'in bu sözlerini ciddiye alacak kimse yok.

"CHP KENDİ GÜNDEMİNİN VESAYETİ ALTINDA"

Cumhuriyet Halk Partisi, şu anda kendi oluşturduğu gündemin vesayeti altındadır. Özgür Özel, meydan meydan gezip tek bir konuyu konuşuyor. Bu da CHP'yi giderek marjinalleştiriyor. Bu gündemi bir siyasi kaldıraca dönüştürmek için, selefi Kılıçdaroğlu'nun da zamanında başvurduğu bir yönteme başvuruyor.

"EŞİTLEME ÇABASI AMA SONUÇ HÜSRAN"

Cumhurbaşkanımızla polemik üretmeye çalışıyor. Ama aradaki fark açık: Başkanımız, siyasi müktesebatıyla ve eylemleriyle dünya sisteminin süper liginde bir lider. Özgür Özel ise yerellikte, hatta amatörlükte bile bir performans gösterememiş durumda.

Bugünkü genel başkanlığı, CHP içindeki bazı hiziplerin geçici ittifakına borçlu. Bu durumu konsolide etmek için, Cumhurbaşkanımızla kendini eşitlemeye çalışıyor. Ama nereye varacağını biz biliyoruz.

"MİLYONLUK MİTİNG SÖYLEMLERİ, 10 BİN KİŞİYLE SONUÇLANIYOR"

Sayın Kılıçdaroğlu da aynı yöntemi denedi. Gittiği yer olmadı. Bu yöntemle bir yere varamaz. En son İzmir mitinginde olduğu gibi: Milyonlardan bahsederken, sahada 10 bin kişi bile toplayamayan bir performans düzeyidir bu.

"BU PERFORMANS SADECE KALKAN OLMAK İÇİN"

Diğer bir konu şu: Sayın Özgür Özel'in, dünyanın çeşitli meseleleri veya Türkiye'nin temel meseleleri hakkında herhangi bir sözünü duymuyorsunuz. Ama Rize'de yürütülen yolsuzluk soruşturmalarıyla ilgili olarak kendisini kalkan ettiği bir performans sergiliyor. Biz de şunu sorduk: Yukarıdan aşağıya, kamuoyuna yansıyan iddiaları yazın alt alta ve sorun; bunların hepsine siz kefil misiniz değil misiniz? Yani bu kadar kendinizi bu meselelere kalkan yapıyorsanız, bütün bunlara da kefil misiniz değil misiniz?

Dolayısıyla burada meseleyi AK Parti'yle Cumhuriyet Halk Partisi arasında bir mesele ya da Cumhurbaşkanımızla kendisi arasında bir mesele haline getirmeye çalışması esasında bir örtbas etme faaliyetinden başka bir şey değildir.

"CHP'LİLER CHP'Yİ İFŞA EDİYOR"

Baştan beri bu iddiaları ilk dile getirenler, Cumhuriyet Halk Partililerdi. Yani CHP'liler, CHP'lilere karşı bu iddiaları dile getirdi. Daha sonra da yargılama süreci boyunca yine CHP'li belediyelerdeki yolsuzluklarla ilgili iddialar CHP'liler tarafından gündeme getirildi. Dolayısıyla Özgür Özel'in yapmaya çalıştığı şey, sadece hedef şaşırtma ve örtbas etme meselesidir. Şunu net görmek lazım: Özgür Özel'in söylediği sözlerin, Cumhurbaşkanımızın bulunduğu lige herhangi bir şekilde ulaşması imkânsız. Şu anda kendisini amatörlükte ispat etmesi gereken bir kişi konumundadır.

"İÇERİK AZALDIKÇA HIRÇINLIK ARTIYOR"

Benim siyasette gördüğüm şey şu: İçerik boşaldıkça, söylemdeki hırçınlık artıyor. Düşünün, bir partinin genel başkanı, bir sürü yolsuzluk iddiasına kendisini kalkan etmek için oradan oraya geziyor ve sürekli aynı cümleleri tekrarlıyor. Üstelik son zamanlarda bu üslup aile ortamında bile dinlenemeyecek seviyeye gelmeye başladı.

Ama biz hep şunu söylüyoruz: Biz Türkiye'nin iktidar partisiyiz ve bütün vatandaşlarımıza hitap ediyoruz. Bu kadar yıl sonra, bu kadar hizmet ve devrim gerçekleştirmişken hala dünya meselelerine ve Türkiye meselelerine dair söyleyecek çok sayıda sözümüz, çok sayıda eylem planımız var.

"CUMHURBAŞKANIMIZ HER DÖNEMİN BAŞINDA YENİ YOL HARİTASI ÇİZER"

Cumhurbaşkanımız her dönemin başlangıcında, yeni dönemde yapacağımız işleri planlamamız talimatını verir. Biz de bunu hep taze tutarız. Dolayısıyla siyasi fikrimiz ve eylem planımız olduğu için, üslubumuzu değiştirmeye gerek duymayız. Karşı tarafta ise gördüğüm şey şu: En iyi bildikleri şey, rejim krizi çıkarmaktı. Onu başaramıyorlar. Seçilmiş iktidarı askeri vesayetle kuşatmaktı, onu da beceremiyorlar. Yürütme organına karşı yargı eliyle baskı kurmaktı, onu da başaramıyorlar.

"DÜNYANIN REFERANSI: CUMHURBAŞKANIMIZ"

Türkiye'nin son 10 günde en çok gündeminde olan iki konu vardı: Birincisi, Rusya-Ukrayna meselesi. Bu konuda, dünyanın önde gelen tüm liderleri AB liderleri, ABD Başkanı, Rusya Devlet Başkanı, Ukrayna Devlet Başkanı tek bir kişiye referans veriyor: Cumhurbaşkanımız.

İkincisi ise içeride en önemli gündem: Terörle mücadele. Bu konuda da Cumhurbaşkanımızın siyasi iradesiyle yürüyen bir devlet politikası, onun önceki başbakanlık dönemindeki reformlarla inşa ettiği güçlü bir zemin var. Bu devrimci adımlar atılırken karşımızda kim vardı? Askeri vesayet ve onun yanında CHP vardı.

"DÜNYANIN MESELELERİNE SÖZÜNÜZ YOK, YOLSUZLUKTA KALKAN OLUYORSUNUZ"

Diğer bir konu şu: Sayın Özgür Özel'in, dünyanın çeşitli meseleleri ve Türkiye'nin temel sorunları hakkında herhangi bir sözünü duymuyorsunuz. Ama yürütülen yolsuzluk soruşturmalarıyla ilgili olarak kendisini kalkan ettiği bir performans sergiliyor.

Biz de ona şunu sorduk: Yukarıdan aşağıya bu kamuoyuna yansıyan iddiaları yazın alt alta ve şunu söyleyin; bunların hepsine siz kefil misiniz, değil misiniz? Yani bu kadar kendinizi bu meselelere kalkan yapıyorsanız, bütün bunlara kefil misiniz, değil misiniz?

"MESELE AK PARTİ'YLE DEĞİL, CHP KENDİ İÇİNDE TARTIŞIYOR"

Burada meseleyi AK Parti'yle Cumhuriyet Halk Partisi arasında bir mesele ya da Cumhurbaşkanımızla kendisi arasında bir mesele haline getirmeye çalışması, esasında bir örtbas etme faaliyetinden başka bir şey değildir.

Baştan beri bu iddiaları ilk dile getirenler, Cumhuriyet Halk Partililerdir. Yani CHP'liler, yine CHP'lilere karşı bu iddiaları dile getirdiler. Süreç boyunca da yargılamalar devam ederken, yine CHP'li belediyelerdeki yolsuzluk iddiaları, CHP'liler tarafından gündeme getiriliyor.

"ÖZGÜR ÖZEL'İN SÖZÜ, CUMHURBAŞKANIMIZIN LİGİNE ULAŞAMAZ"

Dolayısıyla Özgür Özel'in yapmaya çalıştığı şey sadece hedef şaşırtma ve örtbas etme girişimidir. Burada şunu görmek lazım: Özgür Özel'in söylediği sözlerin, Cumhurbaşkanımızın bulunduğu lige herhangi bir şekilde ulaşması imkânsız. Özgür Özel, şu anda kendisini amatörlükte ispat etmesi gereken bir isimdir.

"SİYASETTE İÇERİK AZALDIKÇA ÜSLUP SERTLEŞİYOR"

Gazeteci Bülent Erandaç: "Sayın Çelik, Özgür Bey'in genel başkanlığa geliş biçimine ve şu anda izlediği politikaya dikkatli baktığımızda, Cumhurbaşkanımızı doğrudan hedef aldığını görüyoruz. Bu bir taktik mi sizce? Çünkü kendisi saldırmanızı, sertleşmenizi istiyor. Siyaseti başka bir yere çekme düşüncesinde olanlara karşı sizin duruşunuz takdir ediliyor."

"TARİHİ OLMAYANIN TARİFİ OLMAZ"

Ya, bu tarih çok açık bir tarihtir. Onun için CHP'nin çok partili hayatta demokrasi konusunda bir tarihi olmadığı için, demokrasi konusunda bir tarif de yapamaz. Tarihi olmayanın tarifi olmaz. Bu sebeple de bunu sadece Cumhurbaşkanımıza dönük bir saldırganlık üretme şeklinde gündeme getirmeye çalışıyor. Fakat demin de bahsettiğin gibi, Cumhurbaşkanımızın uğraştığı meselelerle Özgür Özel'in içinde olduğu meseleler birbiriyle mukayese edilecek şeyler değil. Cumhurbaşkanımız küresel sistemin süper liginde, en önde gelen liderlerden biri. Özgür Özel ise henüz amatörlükte kendisini ispat etmeye çalışan birisi.

"GERİLİM ÜRETİP TABAN KONSOLİDE ETME ÇABASI"

Gazeteci Zafer Şahin:

"İyi akşamlar Ömer Bey. Şimdi, Özgür Özel CHP Genel Başkanlığı'na geldikten sonra bir gerilim siyaseti izliyor. Siz tecrübeli bir siyasetçi olarak bu tavrı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu bir taktik mi yoksa çaresizliğin bir göstergesi mi?"

Evet, bu kendince ürettiği bir taktiktir. Gerilim üreterek; Cumhurbaşkanımıza, partimize, ittifakımıza ve çeşitli toplum kesimlerine karşı bir baskı oluşturup, bu yolla bir taban konsolidasyonu sağlamaya çalışıyor. Fakat bu tutum, CHP'yi giderek bu yönetim tarafından marjinal bir konuma itiyor.

"SOSYAL BÖLÜCÜLÜK SİYASETİ UYGULUYOR"

Hatırlayın, yakın zamanda yaşadığımız gündem o kadar sürrealdi ki… Artık Cumhurbaşkanımıza, partimize, ittifakımıza saldırmanın ötesine geçti; kahve dükkanlarına insanları saldırtmaya başladı, kitapçılara saldırılar teşvik edildi. Belli bir esnaf kesimi, AK Parti'ye oy verenler hedef gösterildi. Ben bunun adını şöyle koydum: Bu bir sosyal bölücülüktür. Bir sosyal bölücülük siyaseti yapıyor. Toplum içerisindeki fay hatlarını tetiklemeye çalışıyor. Bunu kim yapar? Avrupa'ya baktığınızda bu tür siyaseti faşist partiler, marjinal partiler yapar.

"SOSYAL DEMOKRATLIKTA BAŞARISIZ, AŞIRI SAĞA YATKIN"

CHP'nin siyasi geçmişi de böyledir. Sosyal demokrat olmayı isteyip, bir türlü beceremeyen ve sürekli olarak aşırı sağın kucağına yuvarlanan bir tarihtir. Şimdi ona birileri, bu saldırganlık yüzünden CHP'nin konsolide olduğunu, etkili olduğunu söylüyorlar. Ama günün sonunda gerçek şu ki, CHP son derece marjinal bir konuma sürüklenmiştir.

"DÜNYANIN VE TÜRKİYE'NİN MESELELERİNE DAİR BİR CÜMLESİ BİLE YOK"

Dünyanın en önemli meselelerinde, Türkiye'nin en yakıcı gündemlerinde akılda kalan tek bir cümlesi yok. Sadece saldırgan cümlelerle gündeme gelen bir siyaset tarzı… Bugün yine aynı şekilde; gündeme gelme biçimi tamamen bu saldırganlığa dayanıyor. Hayatında hiç seçim kazanmamış, bu ülkede başbakanlık ya da cumhurbaşkanlığı gibi bir makamda hiç bulunmamış, küresel diplomatik alanda hiçbir liderlik yapmamış birisi; Cumhurbaşkanımızın küresel liderliğini tartışmaya çalışıyor.

"BU ÜSLUBA KİM ONAY VEREBİLİR?"

Kim yani, kesin ve keskin siyaset talep etmeyen kesimler diyelim ki… Kendi çocuklarının geleceğiyle ilgili belli tereddütleri olanlar, ekonomiyle ilgili kaygıları olanlar, dünyanın gidişatı ve dış politikanın yönetilmesiyle ilgili endişeleri olanlar… Ya da Türkiye'de sık sık rastlandığı gibi, kimlik politikaları konusunda bazı itirazları olanlar bu kararsızlar alanında kümeleniyor. Ama şimdi düşünün; kim ne için, Özgür Özel'in bu üslubuna onay verip de kararsızlıktan çıkıp CHP'li olur?

"OLAYLARI YÖNETME KAPASİTESİ YOK"

Bu üslup, aslında alt yazısında şunu söylüyor. Dünyadaki temel meseleleri etkileme kapasitesi yok. Özgür Özel'in olayları yönetme becerisi bulunmadığını açıkça ortaya koyuyor. Türkiye açısından düşünün; bir genel başkan kahve satılan yerleri, kitapçıları boykot ettirmiş, bazılarına saldırılması için ortam hazırlamış. Yani siz böyle birine bırakın memleketi, bir belde belediyesini bile teslim etmezsiniz.

"KAPSAYICI SİYASET GEREKİYOR, SALDIRGANLIK DEĞİL"

Dolayısıyla kararsızlara yönelik böyle bir hamlesi varsa, burada çok ciddi bir analiz hatası var demektir. Çünkü burada esas olan, kapsayıcı siyaset yapmaktır. Esas olan, makul çoğunluğa hitap etmektir. Biz bunu her zaman söyleriz. "AK Parti Türkiye'nin özetidir" deriz. Cumhur İttifakı için de aynı şeyi söylüyoruz. Her kesimden, her yaş grubundan, her ekonomik çevreden oy alabilen bir partiyiz. Bu siyaseti ısrarla sürdürdük, sürdürmeye devam ediyoruz.

"ÖZGÜR ÖZEL'E GELECEK EMANET EDİLİR Mİ?"

Özgür Özel'e herhangi bir vatandaşın, kendi geleceğini, kendi oyunu emanet etmesi mümkün değil. Ama dediğiniz gibi, böyle bir hesap yapıyor olabilirler. Bir de şunu sık sık söylüyorlar. Geçenlerde bir programda da bana soruldu. "AK Parti birinci partiyiz diyor, CHP de aynı şeyi söylüyor."
Ben de dedim ki. Evet, 20 yıldır bu tartışma sürüyor ama her seçimde bizim dediğimiz çıktı, onlarınki çıkmadı.

"CHP'Yİ AŞIRI UÇTA BİR PARTİ HALİNE GETİRİYORLAR"

Dolayısıyla bu saldırgan siyasetle bir şeyler konsolide etmeye çalışıyor olabilirler. Ama günün sonunda, CHP'yi marjinal ve aşırı uçta bir parti haline getirmekten başka ellerine bir şey geçmeyecek. Burada çok net bir durum var. Dünya giderek daha kaotik, daha büyük bir türbülansa giriyor.

"KEŞKE BİZDE DE ERDOĞAN GİBİ BİR LİDER OLSA"

Bunu biz başka ülkelerdeki siyasetçilerden duyuyoruz, "Keşke bizim de ülkemizde sizdeki Erdoğan gibi bir lider olsa." Ben yıllardı Cumhurbaşkanımızla birlikte dış politika temaslarına katıldım. Pek çok ülkenin liderleriyle, bakanlarıyla, milletvekilleriyle aynı masaya oturdum. Görüşmeler arasında verilen aralarda, yemeklerde, defalarca duydum, "Siz çok şanslısınız, Erdoğan gibi bir lideriniz var." Hatta isim vermeyeceğim ama, Türkiye ile zaman zaman sert diplomatik krizler yaşamış ülkelerde bile, Cumhurbaşkanımızın liderlik tarzına duyulan özlemi birçok kez duymuşumdur.

"AMA ÖZGÜR ÖZEL GİBİ BİR LİDERİ KİM İSTER?"

Ama ben Türkiye'nin hiçbir yerinde, CHP'li tanıdıklarım da dahil olmak üzere, "Keşke Özgür Özel gibi bir liderimiz olsa" diyen bir tek kişiye bile rastlamadım. Hayatım boyunca böyle bir cümleyi hiç duymadım.

A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.