PKK'nın bıraktığı silahlar ne olacak? AK Parti Sözcüsü Çelik A Haber'de açıkladı: Hepsi kayıt altına alınacak
- Gündem
-
- Giriş Tarihi: 12.05.2025 | 21:13
- Güncelleme Tarihi: 13.05.2025 | 03:01
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik A Haber canlı yayınında özel açıklamalarda bulundu. Sözcü Çelik PKK'nın kendisini feshetmesine ilişkin "PKK tüm uzantılarıyla topyekün ortadan kalkacak. Dönüm noktası iç cephe çağrısıdır. Bırakılan silahların hepsi kayıt altına alınacak. Odak noktası feshetme ve silah bırakma olmalı. Bizim açımızdan bundan sonrası sahada fiilen takip edilmesi gereken konudur. Bu sahadaki gelişme ilgili mekanizmalar ilgili kurumlar tarafından takip edilecek. " dedi. Sözcü Çelik, muhalefetin bu süreçteki açıklamalarına ilişkin "Süreci eleştiren muhalefet siyasi boşluktadır" dedi.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik A Haber'de yayınlanan Melih Altınok ile Sebep Sonuç programında özel açıklamalarda bulundu.
Sözcü Çelik PKK'nın kendisini feshetmesine ilişkin "PKK tüm uzantılarıyla topyekün ortadan kalkacak." dedi. Sözcü Çelik, muhalefetin bu süreçteki açıklamalarına ilişkin "Süreci eleştiren muhalefet siyasi boşluktadır" dedi.
PKK TÜM UZANTILARIYLA TOPYEKÜN ORTADAN KALKACAK
Sözcü Çelik'in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
PKK tüm uzantılarıyla topyekün ortadan kalkacak. Dönüm noktası iç cephe çağrısıdır. Bırakılan silahların hepsi kayıt altına alınacak. Odak noktası feshetme ve silah bırakma olmalı. Süreci eleştiren muhalefet siyasi boşluktadır
Terörle mücadele meselesi hükümetimizin her zaman gündemin oldu. Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminden itibaren Türkiye nin terör örgütlerinin karşısındaki gücünün ve kapasitesinin artırılması öncelikli hale getirildi.
Türkiye'nin sert güç unsurlarıyla yumuşak güç unsurlarını, yani bir yandan terör örgütüyle askeri alanda mücadele etme kapasitesinin artırılmasıyla bir yandan da terör örgütünün terörizm yapmaktan vazgeçirme kabiliyetlerini kullanma şekliyle bir yaklaşım üretildi. Geçmişte Çözüm Süreci dediğimiz, Milli Birlik Kardeşlik Projesi dediğimiz bu süreçler denendi.
Bu meseleye yaklaşırken özellikle kimlik konularıyla hak ve özgürlüklerle terörle mücadele meselesini hassasiyetle ayırdığı görüldü. Gelinen son noktada bu geçmişteki tecrübeler ışığında Türkiye'nin sert güç unsurları her zaman tetikte görevinin başındayken ve bu konuda da belli üstünlükler sağlanmışken bir kapasite ortaya koyuldu.
SAHADAKİ GELİŞMELER TAKİP EDİLECEK
Burada ilk olarak Cumhurbaşkanımızın yaptığı iç cephenin güçlendirilmesi çağrısı bir dönüm noktası oldu. Sayın Devlet Bahçeli, iç cephenin güçlenmesiyle çağrısı çerçevesinde büyük bir stratejik çağrı yaptı. Terör örgütünün silah bırakmasıyla ilgili olarak arkasından süreç devam etti ve sonunda sayın Cumhurbaşkanımızın bu sürece dönük yaklaşımıyla birlikte bu bir devlet politikası olarak hayata geçmiş oldu. Tüm bu yaşananlar noktasında geldiğimiz noktada terör örgütü feshini ve si,lah bırakmasını ifade etmiş oldu.
Bizim açımızdan bundan sonrası sahada fiilen takip edilmesi gereken konudur. Bu sahadaki gelişme ilgili mekanizmalar ilgili kurumlar tarafından takip edilecek. Çünkü sonucu sahada görmemiz gerekiyor. Sahada silahların bırakıldığını ve teslim edildiğini görmemiz ve bu yaklaşımı net bir şekilde tanımlamamız gerekiyor.
Bu ideolojik yapının 'Evet, şimdi feshettik; bir daha toplanıyoruz' deme ihtimali var mı?
ÖRGÜT AÇIKLAMALARI VE TERÖRÜN TANIMI
İmranlı'dan yapılan çağrıda artık bu tarzın, gelişen dünya koşulları içerisinde sona erdiği ifade edilmişti. Bugün örgüt tarafından yapılan açıklamada, bu şekildeki bir terör faaliyetinin sona ermesi gerektiğine dair açık ifadeler var. Terör dediğimiz olgu bir zihniyet, bir yaklaşımdır ve bunu silahla, aparatlarıyla birlikte bir paket olarak düşünmeliyiz. Bunun bütün unsurlarıyla birlikte ortadan kalkması gerektiğini ifade ediyoruz.
PKK'NIN TÜM YAPILARINA VURGU
Yaklaşımımız da zaten bu şekilde. Dikkat ederseniz yaptığımız açıklamalarda bir vurgu var. O da şu: PKK'nın bütün şube ve uzantılarıyla ortadan kalkmasını söylerken, aynı zamanda illegal unsurlarının da ortadan kaldırılması gerektiğini söylüyoruz.
Buradaki illegal yapı; çeşitli şehirlerde ya da Avrupa'daki, elinde silahı olmasa da bu zihniyet temelinde faaliyet gösteren yapıları kastediyoruz.
SİYASİ LİDERLERİN ROLÜ
Şu ana kadar gelinen noktada, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Devlet Bahçeli'nin vurguları, şimdi fesih ve silah bırakma kararının ortaya çıkmasıyla birlikte bu yaklaşımın daha da yaygınlaşacağı ve güçleneceğini değerlendiriyoruz.
ULUSLARARASI GELİŞMELERİN ETKİSİ
Uluslararası konjonktürde Amerikan seçimleri oldu, farklı bir iktidar kuruldu. Bir yandan da Suriye devri mi gerçekleştirildi; bu dış gelişmeleri kolaylaştırıcı bir unsur olarak düşünüyoruz.
KAOTİK ORTAMLAR VE TERÖR ÖRGÜTLERİNİN GELECEĞİ
Dünyada bir kaotik durum var. Genellikle böyle durumlarda terör örgütleri kendileri için bir derinlik yaratmaya çalışırlar. Bu sebeple de farklı tarzlara girebilirler. Ama şimdiye kadar bir şey daha görüldü: Bu kaotik ortamlarda herhangi bir terör örgütünün, kendisine derinlik yaratmak amacıyla farklı güçlerle iş birliği yaparak hiçbir şekilde ilerleyemediği, kendisine koyduğu siyasi hedeflere hiçbir şekilde ulaşamadığı ve sonuç olarak büyük güçler tarafından kullanılıp daha sonra ortada bırakıldığını çokça gördük.
Aslında burada, böylesi ortamlarda terör örgütleri kendilerine bir derinlik görse de sonuç olarak terör zihniyetinde herhangi bir şekilde derinlik kalmamıştır.
Bölgedeki hareketlilik yeniden bir toparlanma gösterirken, Suriye'de ve diğer yerlerde yani dünyanın pek çok bölgesinde bir takım savaş ihtimalleri ortaya çıkarken, burada terör örgütleri açısından farklı güçlere oynayabilecek bir ortam kalmamıştır.
YENİ SÜRECİN DİNAMİKLERİ
Bu aşamadan sonra bizi nasıl bir süreç bekliyor?
Devletimizin kapasitesi, "silah bırakmaya başladık, bırakıyoruz, silahları teslim ediyoruz" noktasına gelindiğinde... Bunun geçmiş dönemlerde, Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı dönemlerinde de 4-5 boyutu vardı.
Sahada takip edilmesi gereken; elemanların ne olacağı, silahların nasıl bırakılacağı, bunun eş zamanlı mı yoksa birbirini takip eder şekilde mi yürüyeceği gibi konuların farklı modelleri vardır.
YOL HARİTASI VE HAZIRLIKLAR
Bizim bu konudaki planlarımız son derece berrak, bir yol haritasına sahibiz. Uygulama konusunda ve bu trafiklerin gerçekleşmesi konusunda hem zihnimiz berrak hem de hazırlıklarımız tamam. Bu sadece bu dönem için değil, geçmiş dönemde yani çözüm süreci, milli birlik ve kardeşlik projesi dönemlerinde de hazırdı.
O zaman örgüt silah bırakma kararından vazgeçmişti.
Odaklanılması gereken nokta, silah bırakma ve feshetme; bunun bütün şube uzantılarıyla ve illegal yapılarıyla gerçekleşmesidir. Bu noktaya odaklanıldığında, PKK bu şekilde hareket ettiğinde, diğer bütün unsurlar için devlet kurumlarının planlaması son derece yerinde ve kapsamlı bir şekilde mevcuttur.
SÜRECİ TAKİP EDECEK MEKANİZMA
Bu süreci takip edecek bir heyet ya da komisyon kurulacak mı, asker ya da sivil aktörlerle birlikte? Böyle bir plan var mı?
Bu tip bir silah bırakma sürecinin dünyada farklı modelleri var. Elimizde kesin istihbarat bilgileri var. Teslim edilen silahların envantere alınması, bu sürecin istihbarat teşkilatı ve TSK'nın kuracağı mekanizmalarla son derece etkili bir şekilde gerçekleştirilmesi mümkündür.
GÜVENLİK KURUMLARININ SAHA HAKİMİYETİ
Bu aşamada hem Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hem de istihbarat teşkilatının yüksek bir saha hâkimiyeti var.
Aslında pek çok şeyin kayıtlarını nereden nereye aktarıldığını, hangi odaklar tarafından terör örgütlerine silahların verildiğini devletimizin kurumları çok iyi bilmektedir.
Dolayısıyla silah bırakma faaliyeti fiilen uygulanmaya başladığı andan itibaren, hiçbir kaçak olmaksızın MİT ve TSK'nın içinde olduğu mekanizmalarla son derece etkili ve hızlı bir şekilde yerine getirilebilecek durumdadır.
SİYASİ PARTİLERİN SÜRECE YAKLAŞIMI
Bazı partilerin, bu kadar uzun süreli bir sorun karşısında neredeyse bu konuyu 5 ay bile çalışmamış olma düzeyinde bir yaklaşım sergilediğini görüyoruz.
Biz bu ilkeyi defalarca açıkladık: Meşru siyaset, silah bırakma gibi unsurlar söz konusu olduğunda demokrasiye ve cumhuriyete katkı gibi yaklaşımlar olduğunda, tabii ki muhataplık üretilir partiler arasında. Ama terör desteklendiği zaman, tabii ki bu olmaz.
MUHALEFETİN ÇELİŞKİLİ TUTUMU
Şimdi de partiler arası ziyaretin esası neydi? Terör örgütünün kendini feshetmesi ve silah bırakması ile ilgili istişarelerdi. Ama enteresan olan şu: Karşı çıkanlar diyorlar ki, PKK'nın yaptığı açıklamalarda şu ya da bu ifadeyi kabul edemeyiz. Zaten karşınızdaki bir terör örgütü. Bütün ifadelerini duysanız, zaten ortada bir problem kalmaz.
Bir de şöyle düşünüyorlar: Lozan'a eleştiri getirdiler, hükümet de buna sessiz kaldı. Burada bizim vurgu yaptığımız şey, silah bırakma sürecidir.
Ama enteresan olan şudur: Muhalefet yaptığını söyleyen bir parti, kendi hükümetinin ve devletinin silah bırakmaya ve feshetmeye odaklı yaklaşımını görmezden geliyor; ama terör örgütünün kendi ideolojik yapı içerisindeki söylediği bir cümleyi esas alarak grup toplantısı yapacağı yeri değiştiriyor.
O zaman ne oluyor? Siz, esasında reddettiğiniz bir şeyi, toplantı yapacağınız yeri değiştirecek kadar önemsiyorsunuz. Biz bütün vurgumuzu şuraya yapıyoruz: Feshetme ve silah bırakma.
Bütün bu düşünceleriniz cumhuriyet, demokrasi ve meşru siyaset konusunda örtüşse zaten 50 yıldır terör diye bir problemle uğraşmazsınız. İdeolojik yaklaşımların onaylandığı anlamına gelmiyor. Burada onaylanan ve önü açılmak istenen ifadeler karşınızdaki bir silahlı örgüt ve devletimize, milletimize dönük tehditler yapmış bir silahlı unsur. Bu faaliyetinden vazgeçiyorsa biz de bu faaliyetinden vazgeçmesini, fesh etmesini ve silahları bırakması gerekliliğini üzerinden konuşuyoruz. Dolayısıyla beni çok şaşırtan bir şeydi. Bir siyasi parti düzeyinde yapılan konuşmalarda ya da muhalefet etme adında genel başkanlık düzeyinde konuşulan konularda terör konusunda neredeyse hiç kafa yormamışcasına, bu meselelerle hiç ilgilenmemişcesine bu kadar apolitik ve meseleler dışında bir değerlendirme yapabilmesi ben çok şaşırtıcı buldum.
"DEVLETİN NİTELİKLERİ VE MİLLETİN DEĞERLERİ KONUSUNDA TAVİZ YOKTUR"
Bu kadar siyasi boşluk bu kadar siyasi gerilik beklemiyordum. Muhalefet yapmanın da bir ritmi ve stili olması lazım. Siz ülkenize dönük silahlı tehdit oluşturan bir unsurun bertaraf etmek için hem devletin sert güç unsurlarının yanı sıra yumuşak güç unsurlarını da kullanıyorsunuz. Ayrıca bugün açıklama yaparken defalarca altını çizdik: Devletin nitelikleri ve milletin değerleri konusunda bir taviz yoktur. Böyle bir şey söz konusu olamaz diye belirttik. Bu şekilde ifade edilmesine rağmen hayali pazarlıklardan bahsediliyor. Geçmiş dönemdeki tecrübemizde şunu gördük. Hükümetin ve devletin söylediklerini esas almayıp da terör örgütünün söylediklerinden muhalefet üretmeye çalışanların aslında gizliden gizliye bu süreçlerin çözümü, terörün bertaraf edilmesi konusunda yürütülen faaliyetin aslında doğruluğunu bildiklerini ama kendilerine siyasi bir alan üret yaklaşımını sergilediklerini gördük. Sonuç olarak her şey ortadadır ve son derece şeffaftır devletin nitelikleri ve milletin değerleri konusunda bir tartışma yoktur ve söz konusu olamaz.
"HEDEF SİLAH BIRAKTIRMA VE FESİHTİR"
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı adına bir açıklama yapıldı ama şöyle bir mesele var. Sürecin hedeflerine yönelik bir şey diyemiyorlar çünkü hedef silah bıraktırma ve fesihtir. Şu anda nihayetinde meşru siyasi partiler arasında sadece diyalog olmuştur. Terör örgütüyle olan süreç Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından yürütülmüştür. Yine aynı konuya getirerek AK Parti'nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ya da Cumhur İttifakı'nın siyasi çıkarları için kullanılmamalıdır. Şimdi burada siyasi çıkarı için kullanılmıyor ki burada bir siyasi çıkar varsa o zaman buyrun siz de bu siyasi çıkara ortak olun. Siz de bunlara en güçlü desteği verin. Burada ülkenin PKK'ya silah bıraktırmasıyla ilgili, örgütün kendisini feshetmesi ile ilgili siyasi partilerin vereceği desteğe müteşekkir olacağınızı ifade ediyoruz. Bugün terör örgütünün kendisini feshe etme ve silah bırakması ile ilgili sürece katkı verecek her siyasi parti esasında Türkiye'yi terörden kurtarmak için yaptığı bu faaliyet sebebiyle demokrasinin gelişmesine ve Cumhuriyet'in güçlenmesine katkı sağlayacaktır.
"MİLLETİN DEĞERLERİ KONUSUNDA PAZARLIK YOK"
Geçen dönemde terör örgütü Türkiye'den silahlarını alsın da gitsin denildiğinde Cumhurbaşkanımız çok kritik bir müdahalede bulundu. 'Silahlarını alıp da gitmeleri yetmez silahlarını gömüp de gitsinler.' dedi. Dolayısıyla silah bırakma meselesinin sadece retolik bir mesele olmadığını bunun fiilden uygulanması gerektiğini Cumhurbaşkanımız önceki dönem bu şekilde ifade etmişti. Bizim buradaki kararımız esas: Milletin değerleri konusunda bir pazarlık yok. Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle bu sürecin çatısı olarak tek millet, tek bayrak, tek vatan ilkesini görüyoruz. Bugün Cumhurbaşkanımızın konuşmasını da ifade ettiği ikinci sınıf vatandaşı yoktur. Herkes birinci sınıf vatandaşıdır. Bunun uygulamayla ilgili bir sıkıntıları varsa her zaman demokrasi kapasitemizin artırılmasıyla ve siyasi reformlarla cumhuriyetimizin çatısı olmasıyla bunların telafisi ve çözümü her zaman mümkündür. Burada odak noktası terör örgütünün kendisini fes etmesi ve silahları bırakmasıdır.
TERÖRE BULAŞMAMIŞ ÖRGÜT MENSUPLARI İÇİN YASAL DÜZENLE YAPILACAK MI?
Önümüzdeki süreçte mecliste bu durum konuşulacaktır fakat Türkiye'nin şu an mevcut yasalarında pek çok düzenleme mevcut. Örneğin birisi silahlı kuvvetlerine teslim olur ve teröre bulaşmamışsa hiçbir işlem yapılmıyor. AK Parti iktidara gelmeden önce de Milli Güvenlik Kurulu'nda da terör örgütü mensuplarının silah bırakmasını teşvik edecek düzenleme o zamanda yapılmıştı. Eldeki mevcut kanunlar bu meselelerin pek çoğunu düzenlemiş durumda. Mesele 5-10 adım sonrasını tartışmamamız gerektiği konusunda biz tecrübeliyiz. Şu an ilk adım olan esas adımın gerçekleşmesini tartışıyoruz. Fesih ve silah bırakma meselesidir onun dışında mevcut kanunlarda pek çok düzenleme var.
PUTİN VE TRUMP'IN GELMESİ İLE İLGİLİ GELİŞME VAR MI?
ABD başkanı Trump bugün İstanbul'a gelebilir diye açıklama yaptı fakat konuyla ilgili herhangi bir netleşme söz konusu değil. Türkiye'deki muhalefetin odağını sürekli olarak Türkiye dışındaki başka ülkelerden yardım istemeye yöneltmişken, onların yardım istediği ülkelerin bile odağı Ankara ve Cumhurbaşkanımızın liderliğidir. Bunun da altını çizmek lazım bu kadar net bir durum var ortada. Cumhurbaşkanımızın yüksek siyasi iradesiyle üreteceği arabuluculuğu ve Ankara'nın diplomasi dünyasının merkezi olması, muhalefet dışında yeryüzünde tartışacak hiç kimse yok.