
"SOYKIRIM SUÇLULARI HUKUK ÖNÜNDE MAHKUM EDİLMEDEN DÜNYA HUZURA KAVUŞMAZ"
İnsafı, vicdanı, gözü ve kalbi olan çok sayıda sanatçının, sporcunun, yazarın, bilim insanının da her türlü bedeli göze alarak Gazze'nin sesi olduğunu ifade eden Erdoğan, siyonizmin maskesinin tüm dünyada düştüğünü dile getirdi.
Erdoğan, "Özellikle gençler, siyonizmin nasıl barbar, acımasız, kural ve kanun tanımaz bir sapkınlık olduğunu görmeye başlamışlardır. Açıkçası bu da bir devrimdir. Bu devrimin, siyonist sapkınlıktan arınmış bir dünyayı kuracağını umuyor, dünya genelinde Filistin'i, Gazze'yi yüreğinde taşıyan herkese de buradan dayanışma mesajlarımı gönderiyorum." şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, soykırım şebekesinin hukuka hesap vermesi için atılan tüm adımlara çok güçlü destek verdiklerini söyledi.
Ziyaret ettikleri tüm ülkelerde, katıldıkları tüm çok taraflı toplantılarda bu konuyu gündeme getirdiklerini aktaran Erdoğan, İsrail'e karşı Uluslararası Adalet Divanı'nda açılan "soykırım" davasına müdahil olmayı kararlaştırdıklarını hatırlattı.
Recep Tayyip Erdoğan, ellerindeki tüm belgeleri, bilgileri muhataplarına ulaştırdıklarını bildirerek, şunları ifade etti:
"İsrail yönetiminin ve siyonist lobinin, Adalet Divanını ve yargıçları açıktan tehdit ederek baskı altına almaya çalıştığını görüyoruz. Buna fırsat verilmemelidir. İsrail'in adaletin tecellisine dair son inanç kırıntısını da yok etmesinin mutlaka önüne geçilmelidir. Soykırım suçluları insanlığın vicdanında olduğu gibi hukuk önünde mahkum edilmeden bölgemize barış gelmez, dünya huzura kavuşmaz."
"SİYONİZMİN ELİ, İÇERİDEKİ TASMALI PİYONLARI VASITASIYLA HER ÜLKEYİ KARIŞTIRMAYA ÇALIŞMAKTADIR"
Türkiye'deki darbeleri, Filistin davasından ayrı düşünmenin mümkün olmadığını belirten Erdoğan, darbelerin zamanlamasına bakıldığında Türkiye'nin Filistinle dayanışmasını kırmaya yönelik olduğunun net şekilde görüleceğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"12 Eylül'ün Konya'daki Kudüs Mitingi'nin ardından, 28 Şubat'ın Sincan'daki Kudüs Gecesi'nin ardından geldiğini söylemiştim. Yine, 15 Temmuz kanlı darbe girişiminin, siyonizmin uşağı FETÖ'cü hainler tarafından yapıldığını hatırlatmıştım. Önceki gün, 27 Mayıs 1960 darbesinin 64'üncü yıl dönümüydü. O darbeyi de yine Türkiye'nin ve merhum Adnan Menderes'in Filistin hassasiyetinden ayrı düşünmek mümkün değildir. 1949'da, İnönü döneminde İsrail bir devlet olarak resmen tanınmışken, merhum Menderes ve Demokrat Parti Hükümeti önce dengeli bir politika izlemiş, ardından Bağdat Paktı'na katılarak İsrail'i rahatsız etmiştir. Süveyş krizi esnasında, merhum Menderes'in, İsrail'den büyükelçimizi çekmesi, 27 Mayıs darbesinin hazırlıklarını başlatmıştır. Kimse zannetmesin ki mesele sadece Filistin'dir, mesele sadece Gazze'dir. Siyonizmin eli, içerideki işbirlikçileri, içerideki tasmalı piyonları vasıtasıyla, bölgedeki her ülkeyi karıştırmaya çalışmaktadır. İşte buna biz 'dur' dedik."
Erdoğan, 15 Temmuz'da milletle birlikte kahramanca bir direniş sergileyerek sadece FETÖ'cü darbeye değil siyonist darbeye de geçit vermediklerini dile getirdi.
"Bundan sonra da siyonizmin uşaklığını yaparak darbeye kalkışan herkes, karşısında milletin, hukukun ve siyasetin tokadını bulacaktır" diyen Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda, 27 Mayıs'ın 64'üncü yıl dönümünde, Adnan Menderes'i, Hasan Polatkan'ı, Fatin Rüştü Zorlu'yu andıklarını anımsattı.
Türkiye'de darbeler döneminin sona erdiğini vurgulayan Erdoğan, yabancı güçlerin ajanlığını üstlenerek "Türkiye'yi kurtarmak" yalanıyla, siyasete müdahale etmeye kalkışanların, 15 Temmuz ve 28 Şubat sonrasında olduğu gibi mahkeme karşısında yaptıklarının hesabını vereceğini ve hapiste yaşlanacaklarını dile getirdi.

"ELİTLERE DEĞİL HALKA BAKTIK"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milli iradeye kastedilmesine, milletin muazzez iradesinin ipotek ve vesayet altına alınmasına müsaade etmeyeceklerinin altını çizerek, "Bir kez daha, merhum Menderes, Polatkan ve Zorlu'yu rahmetle yad ediyorum. Onların canlarını vererek başlattıkları demokrasi ve hukuk mücadelesini kararlılıkla sürdürüyoruz. İnşallah Türkiye'yi darbe mahsulü mevcut anayasadan da kurtararak, hem darbelerle hesaplaşmamızı alnımızın akıyla hitama erdireceğiz hem de demokrasi kahramanlarının ruhlarını şad edeceğiz. İnanıyorum ki gençlerimiz de bizden devraldıkları mili irade bayrağını daha da yüceltecek, ona habis ellerin uzanmasına fırsat vermeyeceklerdir." ifadelerini kullandı.
Siyaset kurumunun, ülkenin ve milletin sorunlarına çözüm üretmek için var olduğuna işaret eden Erdoğan, milletin dertlerine derman, yaralarına çare olunan ölçüde, görevin yapılmış, mesuliyetlerin yerine getirilmiş olunacağını söyledi.
Pusulası millete, milletin sesine ayarlanmış siyasetin temsilcileri olduklarını belirten Erdoğan, bugüne kadar rotalarını daima milletin belirlediğini, istikametlerini milletin çizdiğini, siyasetlerinin hudutlarını milletin tayin ettiğini aktardı.
"Elitlere değil halka baktık" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bağıranların, çağıranların değil sessiz yığınların sesi olduk. Tuzu kurularla değil şehrin çeperlerinde hayat mücadelesi verenlerle yol yürüdük. Sırtını güç odaklarına yaslayanlar için değil Allah'tan ve devletten başka kimsesi olmayanlar için siyaset yaptık. Ne yaptıysak milletimiz için, milletimizle birlikte yaptık. Ne başardıysak, yine aziz milletimizin güçlü desteğiyle başardık. Biz milletimiz için çalıştıkça, didindikçe, şikayetlerine çözüm buldukça; milletimiz de bize sahip çıktı, desteğini ve duasını bizden esirgemedi. Bugün de aynı hassasiyetle yolumuza devam ediyoruz ve edeceğiz. Milletimizi, milletimizin can güvenliğini çok yakından ilgilendiren ve artık tahammül edilemez noktaya varan 'sahipsiz köpek sorununa' işte bu zaviyeden yaklaşıyoruz."

"BAŞIBOŞ KÖPEK SAYISI 4 MİLYON"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'de 4 milyon civarında sahipsiz köpek olduğunun tahmin edildiğini, resmi rakamın 2 milyon olduğunu, ancak bu konuda sağlıklı bir sayım yapılamadığı için rakamın en az iki kat olduğunun var sayıldığını belirtti.
Sahipsiz köpek sayısının "asimetrik bir şekilde" her yıl katlanarak arttığına dikkati çeken Erdoğan, "Son 20 yılda, 4 milyonu aşkın kuduz riskli temas, 30 kuduz vakası tespit edildi. 2018-2022 yılları arasında, kuduz riskli temas sayısı ortalama 260 bin iken, 2023 yılında bu sayı 438 bine yükseldi. Yine son 5 yılda hayvana çarpma şeklinde 3 bin 534 trafik kazası, 55 ölüm, 5 bin 147 yaralanma vakası gerçekleşti." bilgisini verdi.
Bunun ötesinde, çok daha vahim, çok daha acı tablolarla karşılaştıklarını anlatan Erdoğan, "Ankara Keçiören'de Tunahan çocuğumuz köpekler tarafından parçalandı. Antalya Serik'te Mahra kızımız köpek saldırısından kaçarken kamyonun altında kaldı ve hayatını kaybetti. Bitlis Adilcevaz'da 10 yaşındaki Mustafa evladımız kuduza bağlı olarak maalesef acılar içinde can verdi. Muş'ta, 79 yaşındaki Medine teyzemiz yine köpekler tarafından yaralandı. Daha çok sayıda böyle örnek var." diye konuştu.
"CANLIYA, İNSAN OLSUN, HAYVAN OLSUN, BİTKİ OLSUN, HER ZAMAN MERHAMETLE YAKLAŞTIK"
Hemen her gün başıboş köpeklerin sebep olduğu bir saldırı, bir yaralanma ya da bir trafik kazası haberi aldıklarını ifade eden Erdoğan, sahipsiz köpeklerin, diğer evcil hayvanlara, koyun-keçi sürülerine, koruma altındaki hayvanlara, geyiklere, alacalara saldırdığı haberlerinin geldiğini söyledi.
"Gelişmiş hiçbir ülkede olmayan bir başıboş köpek sorunumuz var." ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
"Maalesef, bazı ülkeler, Türkiye'ye gelecek turist vatandaşlarını kuduz ve sahipsiz köpekler için uyarmaya başladı. Kuduz riski açısından Türkiye; şu an Afrika ve Asya ülkeleriyle aynı risk kategorisinde yer alıyor. Bunun yanında, 'zoonoz', yani hayvanlardan insanlara bulaşan hastalık riski de giderek yükseliyor. Şimdi bir konuda dikkatlerinizi çekmek istiyorum; bizim medeniyetimiz bir merhamet medeniyetidir. Biz, doğum yapacak bir köpek için ordusunun yolunu değiştiren, köpeğe zarar gelmesin diye başına nöbetçi diken bir Peygamberin ümmetiyiz. Canlıya, insan olsun, hayvan olsun, bitki olsun, her zaman merhametle yaklaştık.
Vakıf medeniyetimize baktığınızda, hayvanları korumak, hayvanları tedavi etmek, göç eden kuşlara sahip çıkmak adına vakıfların kurulduğunu görürsünüz. Batılıların bitmeyen savaşlarda birbirlerini boğazladıkları bir dönemde, bizim medeniyetimiz, örneğin Gurabahane-i Laklakan yani Düşkün Leylekler Evi kurarak, göç eden leylekleri, bunun yanında tüm hayvanları tedavi ediyordu."
"BU MESELEYİ ÇÖZMÜŞ ÜLKE ÖRNEKLERİNİ İNCELİYORUZ, TÜM TARAFLARLA İSTİŞARE HALİNDEYİZ"
Erdoğan, siyaset ilkelerinin belli olduğunu kaydederek, "Yaratılanı severiz, yaratandan ötürü. En başta, hiç kimse bizim merhametimizi sorgulamasın. Kimse bize merhamet üzerinden ders vermeye kalkmasın. 2004 yılında Hayvanları Koruma Kanununu biz çıkardık. 2021 yılında bu yasada değişiklik yaptık, hayvanları 'mal' statüsünden çıkarıp, 'can' statüsüne aldık. Sahipsiz köpek sayısını 'yakala-kısırlaştır', bu metodla çözmek istedik, ama bu bir çözüm olmadı." dedi.
Bu metodun, dünyanın diğer ülkelerinde de sahipsiz hayvan nüfusunu azaltmadığını gösterdiğine işaret eden Erdoğan, "Şu anda bizim artık bu sorunu köklü şekilde bir çözüme kavuşturmamız gerekiyor. Bu meseleyi çözmüş ülke örneklerini inceliyoruz, tüm taraflarla istişare halindeyiz. Tarım Bakanlığımız, sahipsiz köpek sorununu tüm boyutlarıyla uzun bir süredir zaten en ince ayrıntısına kadar çalışmaktaydı. Gerçek şudur; toplumun çok büyük bir kesimi, bu meselenin bir an önce çözülmesini, sokaklarımızın başta çocuklarımız olmak üzere herkes için güvenli hale gelmesini istemektedir. Bu talebe, bu çağrıya, hatta bu çığlığa kayıtsız kalmamız düşünülemez." ifadelerini kullandı.

"BİZ İSTİYORUZ Kİ, BARINAKLARA ALINAN TÜM HAYVANLAR SAHİPLENİLSİN"
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Burada şu hususun altını özellikle çiziyorum; mevzuatta yapacağımız değişiklikle, biz, sahipsiz köpeklerin sahiplenilmesini amaçlıyoruz. Bu değişiklikteki yegane hedefimiz budur. Hazırlıkları devam eden kanun teklifiyle, köpek bakımevi olmayan yerlerde, hemen bakımevleri kurulacak. Sahipsiz hayvanlar bu bakımevlerinde tutulacak. Ayrıca sahiplenilmeleri için kampanyalar yapılacak. Sahiplenilen hayvanlar kısırlaştırılacak, aşılanacak ve çip takılarak sahibine teslim edilecek. Bundan sonra da çok sıkı takip edilecek. Biz istiyoruz ki, barınaklara alınan tüm hayvanlar sahiplenilsin."
Özellikle hayvanseverlerin bu süreçte, barınaklardaki köpekleri sahiplenmek suretiyle daha fazla sorumluluk alacaklarına inandığını bildiren Erdoğan, "Aynı şekilde belediyelerin yasanın kendilerine yüklediği görevleri en güzel şekilde yerine getirerek sürece olumlu katkı sağlamasını bekliyoruz. Eğer bunu başarabilirsek, bir sonraki adıma da ihtiyaç kalmayacağını düşünüyoruz. Böylece, bu önemli sorunu hep birlikte, en geniş mutabakatla, milletimizin arzu ve beklentileri yönünde çözmüş olacağız." değerlendirmesinde bulundu.
Erdoğan, 2 Haziran Pazar günü 3 ilçe ve 4 beldede belediye başkanlığı seçimlerinin yeniden yapılacağini belirterek, "Adaylarımıza Mevla'dan muvaffakiyetler diliyorum. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak inşallah önemli bir seçim zaferine imza atacağımıza inanıyorum. Sizlere Meclis çalışmalarınızda başarılar temenni ediyorum. Hafta sonu Kızılcahamam'da gerçekleştireceğimiz İstişare Toplantımızda görüşmek üzere hepinizi Allah'a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun." diyerek konuşmasını noktaladı.