Son dakika: Türkiye Yüzyılı için büyük gün! Başkan Recep Tayyip Erdoğan AK Parti'nin 2023 vizyon belgesini açıkladı
Son dakika haberine göre Başkan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti "Türkiye Yüzyılı" Tanıtım Toplantısı'nda önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Erdoğan, "Dünyanın hayati meydan okumalarla karşı karşıya olduğu şu dönemde, Türkiye Yüzyılı'yla, Cumhuriyetimizin yeni yüzyılına güçlü bir başlangıç yapmak istiyoruz" ifadelerini kullandı. Erdoğan, "Ayasofya'yı cami olarak açmış olmamız bile küresel vesayete karşı gerçekleştirilmiş bir büyük meydan okumadır." dedi. Başörtüsüne ilişkin anayasa değişikliğiyle ilgili konuşan Başkan Erdoğan, "Önümüzdeki hafta Meclis'e sunarak, tabii bir hak olan bu konunun ülke gündeminden tamamen çıkmasını sağlayacağız." açıklamasında bulundu. Kanal İstanbul'a yönelik de son durumu paylaşan Başkan Erdoğan " Çalışmalara yakında başlayacağız" ifadelerini kullandı. Başkan Erdoğan ayrıca yakın zamanda Karadeniz'de enerji konusunda yeni müjdeler olabileceğinin sinyalini verdi.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Erdoğan, Ankara Spor Salonu'nda düzenlenen AK Parti "Türkiye Yüzyılı" Tanıtım Toplantısı'ndaki konuşmasına salondakileri selamlayarak başladı.

Aziz Milletim…Milliyetçi Hareket Partisinin Sayın Genel Başkanı, Sevginin, şefkatin, merhametin, hayatın sembolü değerli hanımefendiler… Gözümüzün nuru, geleceğimizin teminatı kıymetli gençler… Bugün bu salonda bizlerle yüzyüze birlikte olan ve çeşitli medya mecralarından bizleri takip eden muhterem kardeşlerim… Hepinizi en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.
"MİLLİ HAFIZAMIZA KAZIYACAĞIZ"
Cumhuriyetimizin birinci asrının son yılına girmeye hazırlandığımız şu günde, Türkiye Yüzyılının ahdi için bir araya geldik. İnşallah Cumhuriyetimizin 99'uncu yıldönümünün gururuyla birlikte, Türkiye Yüzyılını da milli hafızamıza kazıyacağız. Cumhuriyetimizin ilk yüzyılına, Anadolu topraklarındaki 900 yıllık varlığımızı sona erdirmek isteyen bir saldırının ardından giriş yapmıştık.
Osmanlı Devletiyle birlikte milletimizi de topyekün tarihe gömmek isteyenler, bu defa, Çanakkale'de veya Kutü'l Amare'de olduğu gibi doğrudan karşımıza çıkmadılar. Bunun yerine en elverişli gördükleri aracı kullanarak Anadolu'yu işgale yeltendiler.
Uzunca bir süredir devam eden savaşların yükü altında beli bükülen milletimiz, "yurdunu alçaklara uğratma sakın" diyerek, son bir silkinişle milli mücadeleyi başlattı ve zafere ulaştırdı. Anadolu'daki üçüncü büyük devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun ilanıyla, kendi içinde pek çok merhaleyi ve mücadeleyi barındıran yeni bir döneme adım attık.

EMPERYALİSTLERİN HESAPLARI HİÇ EKSİK OLMADI
Tüm sıkıntıları ve kazanımlarıyla ilk yüzyılımızı geride bırakırken, önce milli mücadeledeki destansı meydan okumanın ve küllerinden yeniden doğuşun öncülerini selamlamak istiyoruz. İstiklal Harbimizin Başkomutanı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere…
Bizlere üzerinde özgürce nefes aldığımız bu vatanı armağan eden tüm kahramanlarımızı rahmetle, şükranla, minnetle yad ediyorum. Cumhuriyetimiz, maalesef, bu bir asırlık geçmişinin önemli bir kısmında, kendi içinde barışık yaşayamadı. Emperyalistlerin ülkemiz üzerindeki hesapları hiç eksik olmadı. Bu kirli hesaplarda kullanılan maşalar da hiç eksik olmadı.
HER GİRİŞİM VESAYET VE DARBE DUVARINA ÇARPTI
Ülkemiz, milli iradenin üstünlüğüne dayanmak yerine vesayet güçlerinin güdümünde kalan yönetimlerin elinde, altın kıymetinde yıllarını heba etti. Şehit Başbakan Menderes'in, "YETER SÖZ MİLLETİN" diyerek başlattığı demokrasi ve kalkınma hamlesi, idam sehpasında kesintiye uğradı.
Rahmetli Özal'ın "DEVLET MİLLET İÇİNDİR" diyerek ülkeyi tekrar demokrasi ve kalkınma rotasına sokma girişimi, koalisyon dönemlerinin kaosu içinde kaybolup gitti.
Aynı şekilde rahmetli Demirel'in, rahmetli Ecevit'in, rahmetli Erbakan'ın, rahmetli Türkeş'in ülke ve milletin hayrı için başlattıkları girişimler, hep darbe ve vesayet duvarına çarptı.
Ülkemiz, vesayet yoluyla Cumhuriyetle demokrasiyi birleştirmekten hep kaçınan, hatta bunları birbirinin alternatifi gibi göstermeye çalışan bir zihniyetin elinde ciddi sıkıntı çekti.
Milletimizin teveccühüyle ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiğimiz 2002 Kasım'ında, işte böyle bir Türkiye mirası devraldık. Elbette Cumhuriyetimizin ilk 80 yılında da başlatılan, bir kısmı neticeye ulaştırılan güzel işler vardı.
Ama ülkemizin ulaşmış olması gereken kalkınma ve milletimizin sahip olması gereken demokrasi seviyesiyle, bulunduğumuz yer arasındaki fark çok büyüktü.


























