Son dakika: Diyarbakır Cezaevi müze oluyor! Başkan Erdoğan'dan HDP'ye sert tepki: Parti görünümlü emperyalist operasyon aygıtı
2020 yılında "Surlarda Diriliş Başlıyor" mottosuyla başlatılan restorasyon çalışmaları kapsamında; 1'inci etapta Urfa Kapıyı koruyan 2 burç, Ben u Sen Burcu, Yedi Kardeş Burcu, Nur Burcu ve Selçuklu Burcu gibi en bilindik ve en nitelikli burçlar dâhil olmak üzere toplam 6 burç ve onları birbirine bağlayan sur duvarları restorasyonu tamamlandı. Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda kentte 12 milyar 341 milyon 821 bin liraya mal olan 140 projenin açılışını gerçekleştirdi. Başkan Erdoğan açılışta yaptığı konuşmasında, "Biliyorsunuz; bugün buraya müjdeyle geliyorum. Adalet Bakanlığımız, cezaevini tamamen boşalttı. Bugün itibarıyla cezaevimiz Kültür ve Turizm Bakanlığı'na devredilmiştir." dedi. Öte yandan Başkan Erdoğan, "Diyarbakır'ın yaşadığı karanlık günler geride kaldı. Şu anda Edirne Cezaevi'nde olan şahsın Kürtlükle alakası var mı? Kürt kardeşlerimizi sömürüyor. Bunların oyununa gelmeyeceğiz. Bunların hesabını benim Diyarbakırlı kardeşlerim soracaklar." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Diyarbakır'ın sembol olduğu koskoca bir coğrafyayı, ideolojik hezeyanların mezesi haline getirmek isteyenlere meydanı bırakmadık. Avrupa'dan, Amerika'dan beslenen zehirli köklerini coğrafyamızın kalbine bir bıçak gibi saplamaya çalışanlara eyvallah etmedik." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstasyon Meydanı'nda düzenlenen "Diyarbakır Çevre Yolu, TOKİ 1525 Konut, 17 İşyeri, 1 Camii ve Büyükşehir Yatırımları ile Yapımı Tamamlanan Diğer Projelerin Toplu Açılış Töreni"nde konuştu.
Alandaki ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, bugüne kadar Diyarbakır'ı böyle görmediğini, bugün Diyarbakır'ın bir başka olduğunu söyledi.
Alandaki pankartları okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Güzel de bir pankart asmışlar. Ne diyor? 'Reis paradan 6 sıfırı sen attın 2023'te altı sıfırı da biz atacağız.' Maşallah. Diyarbakır'ı özlemişiz. Coşkunuzdan anladığım kadarıyla Diyarbakır da bizi özlemiş." ifadelerini kullandı.
Diyarbakır'a 15 Ekim'de geleceğini ancak Amasra'da kömür madenindeki patlama nedeniyle programını ertelemek zorunda kaldığını söyleyen Erdoğan, şehitlere Allah'tan rahmet, yaralılara şifa diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bütün şehitlerin aileleri bize emanettir. O emanete de sonuna kadar sahip çıkacağız. Hiçbirinin mağduriyetine izin vermeyeceğiz. Başlatılan araştırma ve incelemelerin ardından olayda kusuru olanlar tespit edilirse onlarla ilgili de her türlü işlemi yapacağız." diye konuştu.
"GÖNÜL BİRLİKTELİĞİMİZDEN VAZGEÇMEYİZ"
Alana asılan, "Diyarbakır etrafında bağlar var, altılı masa size buradan mesaj var. Sahiplerinize fırsat vermeyeceğiz, Kürtleri masanıza meze etmeyeceğiz." pankartını da okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
"Yıllardır ne diyoruz? Türk'üyle Kürt'üyle Laz'ıyla Çerkez'iyle Gürcü'süyle Abaza'sıyla ne diyoruz, yaratılanı yaratandan ötürü severiz. Ayrım yok. Öyleyse hep beraber bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep beraber Türkiye olacağız. Bizi bölenlere de fırsat vermeyeceğiz. Biliyorsunuz bir dönem kucaklaşmamızı engellemek için her yolu denediler ama bilmiyorlardı ki kalpten kalbe giden, görülmeyen yollar vardır. Biz, 'Gerekirse serden, gerekirse yardan, gerekirse candan geçeriz ama Diyarbakırlı kardeşlerimizle gönül birlikteliğimizden vazgeçmeyiz.' dedik ve yolumuzdan asla dönmedik. Diyarbakır'ın sembol olduğu koskoca bir coğrafyayı, ideolojik hezeyanların mezesi haline getirmek isteyenlere meydanı bırakmadık. Avrupa'dan, Amerika'dan beslenen zehirli köklerini coğrafyamızın kalbine bir bıçak gibi saplamaya çalışanlara eyvallah etmedik. Diyarbakır annelerini, Batı'nın şempanzelerine bırakmadık. Nerede bu batının insan hakları savunucuları? Nerede bunlar? Bir kere gelip de Diyarbakır annelerini, evlatları Kandil'e kaçırılan Diyarbakır annelerini gelip ziyaret ettiler mi? Gördüler mi? Niye? Onların insan hakları savunuculuğuyla alakası yok. Onlar sadece sahne artisti. Benim Diyarbakır annesi kardeşlerim bunlara prim vermediler, dik durdular, eğilmediler ve peyderpey evlatları da dönüp geldi. Milletimizle aramıza fitne sokmak için her yolu deneyenlerin, her şeyi istismar edenlerin kirli yüzlerini tek tek ortaya çıkardık."

"DİYARBAKIR'IN RENGİ TERÖR DEĞİLDİR"
Bir kez daha Diyarbakırlılarla kucaklaştıklarını, yaşanan coşku ve heyecanın çok farklı olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün yatırım bedeli 5 milyar 125 milyon lirayı geçen 140 kalem eserin açılışını yapacaklarını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sur Kültür Yolu Festivali'nin, tüm programlarıyla çok hareketli, coşkulu, heyecanlı geçtiğini, Diyarbakır'a yakışır görüntülerle tamamlandığını bildiğini de belirterek, şunları kaydetti:
"Buradan tüm dünya ile tüm Türkiye ile altını çizerek paylaşmak istiyorum, Diyarbakır'ın rengi terör değildir, başarıyla tamamlanan Sur Kültür Yolu Festivali'dir. Diyarbakır'ın rengi, baskı, zulüm, acı değildir, bugün yenilerinin açılışlarını yaptığımız, üreten, istihdam eden fabrikalardır. Diyarbakır'ın rengi, PKK'nın istismarı veya HDP'nin sapkınlığı değildir, bugün sizlerle birlikte sergilediğimiz işte bu kardeşliktir, muhabbettir, birliktir, beraberliktir. Diyarbakır'ın rengi, bu şehrin halkını neredeyse zincirli kölesi gibi gören terör ve siyaset baronları değildir. Kökenine, inancına, kültürüne, medeniyetine sahip çıkan asil insanlardır."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Biz, ülkemizi doğu sınırlarından güney sınırlarına, batı sınırlarından kuzey sınırlarına ve ötesindeki etki coğrafyalarımıza kadar dört bir yanıyla bir huzur adası yapmak için çalışıyoruz. Bunu gerçekleştirmemize ne terör örgütleri ne de onların iplerini ellerinde tutan emperyalist zorbalar engel olamayacaklar." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstasyon Meydanı'nda düzenlenen "Diyarbakır Çevre Yolu, TOKİ 1525 Konut, 17 İşyeri, 1 Cami ve Büyükşehir Yatırımları ile Yapımı Tamamlanan Diğer Projelerin Toplu Açılış Töreni"nde vatandaşlara hitap etti.
Kuran-ı Kerim'de isimleri zikredilen Hazreti Elyasa ve Zülkifl peygamberler ile nice nebilerin, sahabilerin, gönül sultanlarının şehri Diyarbakır'ı köklerinden koparmaya kimsenin gücünün yetmeyeceğini belirten Erdoğan, maziden atiye köprü kurarken, zamanın ruhunu da es geçmediklerini ifade etti. Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bunun için diyorum ki Diyarbakır gel, her güzelliği içinde barındıran rengine birlikte sahip çıkalım. Gel, binlerce yıllık geçmişindeki zenginliklere beraberce sahip çıkalım. Gel, ülkemizin aydınlık geleceğine 85 milyonla hep birlikte yürüyelim. Gel, insanlık tarihi kadar eski olan bu bölgenin kadim şehirleri Şam'ın, Bağdat'ın, Kudüs'ün boynu bükülürken, ülkenin diğer 80 vilayetiyle beraber senin de yıldızını yükseltelim. Çünkü sen, bu ülkenin, bu milletin göz bebeğisin. Çünkü sen koskoca bir medeniyetin sembol şehrisin. Çünkü sen, büyük ve güçlü Türkiye hedefimizin en önemli lokomotiflerinden birisin. Çünkü sen, Cumhuriyet'in Diyarbakır'ı, Osmanlı'nın Diyar-ı Bekr'i, Selçuklu'nun Amid'isin. Çünkü sen, Dicle'nin en nazlı kuzusu, Mezopotamya'nın en kıymetli hazinesisin. İşte bunun için diyoruz ki Ahmedi Hani de Ahmedi Cezeri de Faki Teyran da Diyarbakır'ındır. Ali Emiri de Ziya Gökalp de Süleyman Nazif de Cahit Sıtkı Tarancı da Sezai Karakoç da Diyarbakır'ındır."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski-yeni her eseriyle, tabiat harikası her güzelliğiyle, ecdadın emaneti her bir değeriyle, her bir insanıyla Diyarbakır'ı gönülden sevdiklerini dile getirerek, "Hazreti Ömer'in fethinden beri, 1383 yıldır her şeyiyle bizim olan, bizim medeniyetimizin şehri olan Diyarbakır'a göz diken iflah etmez. Göz dikenin, iflah olmayacağı açıktır." diye konuştu.
"HESABINI, DİYARBAKIRLI KARDEŞLERİM SORACAK"
"Şu Diyarbakır Surları'nın, Dicle Nehri'nin, ecdad yadigarı mezar taşlarının, Diyarbakır sokaklarının dili olsa da konuşsa." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Konuşsa da bir yandan mirasçısı olduğumuz medeniyetin ihtişamını anlatsa. Diğer yandan daha düne kadar bu coğrafyanın tarihiyle, kültürüyle, sanatıyla, sanayisiyle, ticaretiyle, en önemlisi insanıyla en seçkin şehri olan Diyarbakır'ın kolunu, kanadını kıranların ihanetini anlatsa. Ağızlarından 'demokratik siyaset' lafını eksik etmeyenlerin, nasıl emperyalistlerin kucağından hiç inmediğini anlatsa. Her nutuklarını 'hak, hukuk, özgürlük' lafıyla bitirenlerin, nasıl baskının, zulmün, kan emiciliğin dibine vurduklarını anlatsa. Sürekli 'Kürt' lafı ederek, Kürtleri sömürenlerin, sizlerin evlatlarının kanı ve canı üzerinden kendilerine ultra lüks hayat kuranların riyakarlıklarını anlatsa. Bunların adı Kürt, kendilerinin Kürtlükle alakası yok. Kürt kardeşlerime en büyük zulmü yapan bunlar. Kandil'e benim Kürt kardeşlerimin çocuklarını kaçıranlar bunlar değil mi? Onlara oralarda zulüm edenler bunlar değil mi? Her türlü tacizi yapan bunlar değil mi? Öyleyle işte 7 ay var. 7 ay sonra yapılacak seçimlerde bunlara bütün bunların hesabını sormaya var mıyız?"
"Yasin Börü evladımızı Diyarbakır Caddesi'nde şehit eden alçaklar bunlar değil mi?" diye soran Erdoğan, "İşte bunun hesabını Diyarbakırlı kardeşlerim Allah'ın izniyle soracaklar." dedi.












