Son dakika: Başkan Erdoğan'dan Yükseköğretim Akademik Yıl Açılış Töreni'nde önemli açıklamalar | Kılıçdaroğlu'na başörtüsü çağrısı
Son dakika haberleri... Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde 2022-2023 Yükseköğretim Akademik Yıl Açılış Töreni'ne katıldı. Konuşmasında Avrupa'daki enerji krizine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Son Prag zirvesinde liderlerden bunu dinledim: 'Bu kışı nasıl geçireceğiz'... Hepsi bunu anlatıyorlar. 'Bizim böyle bir sorunumuz yok' dedim" ifadelerini kullandı. Başörtüsüne anayasal düzenleme teklifiyle ilgili Kılıçdaroğlu'na 'Dürüstsen gel' diye çağrıda bulunan Erdoğan, "Bugün inşallah kabine toplantısında Adalet Bakanımız anayasa değişikliğiyle ilgili çalışmalarını sunacak. Yasal düzenlemeye ihtiyaç yokken, çıktı bunu yapalım diyor. Senin yanında hiç hukukçu yok mu?" diye konuştu. Başkan Erdoğan, üniversiteye girişte 35 yaş ve üzeri kadınlar için ek kontenjan verileceğini duyurdu.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 2022-2023 Yükseköğretim Akademik Yıl Açılış Töreni'nde konuştu.
Yeni akademik yılın hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, hocalara ve öğrencilere muvaffakiyetler diledi.
Bireysel ve kurumsal başarı ödüllerini takdim edecekleri bilim insanlarını ve üniversiteleri tebrik eden Başkan Erdoğan, hocalar ve yükseköğretim kurumlarından nice gurur verici başarılar beklediğini dile getirdi.
İnsanlığın son birkaç yıldır salgınla başlayan, ekonomik sorunlarla ve sıcak çatışmalarla devam eden buhranlı bir dönemden geçtiğine dikkati çeken Erdoğan, hemen her gün dünyanın farklı bir köşesinde patlak veren yeni krizlerin yaşandığını söyledi.
İkinci Cihan Harbi sonrasında, galiplerin çıkarlarını korumak gayesiyle inşa edilen küresel sistemin, son 70 yılın en büyük sarsıntılarından birini yaşadığına işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"Dünyanın geri kalanının canı, kanı, gözyaşı, yeraltı kaynakları pahasına bir avuç mağrurun refahını devam ettirmek üzerine kurulu bu çarpık yapı kökünden çatırdıyor. Soğuk savaşın bitmesiyle barış, istikrar ve özgürlükler adına yeşeren umutlar son yıllarda yerini tekrar korkuya, endişeye hatta kimi ülkelerde faşizme bırakmaya başladı. İçinde bulunduğumuz yüzyıl, daha önce yapılan tahminlerin aksine refah, huzur, adalet asrı olmaktan ziyade bir nevi çatışmalar çağına dönüşüyor. Bu yeni dönemde bilhassa eşitlik, adalet ve hakkaniyet duygusu ağır yara almaktadır. Zengin daha da zenginleşirken, tüm dünyada yoksulluk yaygınlaşmakta, farklı toplum kesimleri arasındaki uçurum giderek büyümektedir. Dünya nüfusunun yüzde 1'ine tekabül etmeyen bir kesim parasına para, refahına refah katarken, Afrika'dan Asya'ya milyarlarca insan temel gıda maddelerine dahi ulaşmakta zorluk çekmektedir. Ekonomik krizle birlikte bu vahim tablonun fakir ülkeler ve toplumlar aleyhine daha da kötüleştiğine şahit oluyoruz."

LİDERLERE 'BİZİM BÖYLE BİR SORUNUMUZ YOK' DEDİM
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, son 50-60 yılın en yüksek seviyelerine ulaşan enflasyon rakamlarının, Batılı ülkelerde yaşayanlar dahil herkesi zorlayıp, bunalttığını aktardı. Erdoğan, "Yaklaşan kış mevsimiyle beraber bu ülkelerde enerji ve gıda güvenliği konusundaki endişeler giderek tırmanıyor. Nitekim son Prag Zirvesinde tüm liderlerden bunu dinledik. Hepsi 'bu kışı nasıl atlatacağız, nasıl geçireceğiz' hep bunu anlatıyorlar. 'Bizim böyle bir sorunumuz yok' dedim. Liderler sadece anı düşünüyorlardı." diye konuştu
.ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE DÜNYADA KÖKLÜ SİYASİ DEĞİŞİMLERİN YAŞANMASI KAÇINILMAZ
Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmelerin aklıselim ile değerlendirilmediğine dikkati çeken Erdoğan, gerek siyasi istikrarsızlıkların gerekse ekonomik sorunların en büyük darbeyi, küresel sistemin çeperlerinde yer alan yoksul ülkelere vurduğunun altını çizdi.
Ekonomisi zayıf, üretim kapasitesi sınırlı, sosyal barışını tam manasıyla sağlayamamış, siyasi bakımdan müdahalelere açık, kırılgan devletlerin bu sancılı süreci yönetmekte daha fazla zorlandığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"Her ne kadar Rusya-Ukrayna savaşıyla gündemin gerisine düşmüş olsa da önümüzdeki dönemde dünyada köklü siyasi değişimlerin yaşanması kaçınılmazdır. Az gelişmişin gelişmişe, yoksulun zengine, mazlumun zalime, çoğunluğun azınlığa hizmet ettiği, altta kalanın adeta canının çıktığı mevcut yapının devam etmesi mümkün değildir. Atalarımız bu gerçeği 'zulüm ile abad olunmaz' diyerek ifade etmişlerdir. Biz de bir süredir 'dünya 5'ten büyüktür' tespitimizle aynı hakikati tüm platformlarda dile getiriyoruz. 'Daha adil bir dünya mümkün' diyerek tüm sıkıntılara rağmen insanlığın çaresiz olmadığını vurguluyoruz. Son dönemde yaşananlarla birlikte Türkiye'nin verdiği mücadelenin, hiç hesap gütmeden yaptığı samimi çağrıların küresel barışı tesise yönelik çabalarının daha fazla makes bulduğunu, takdir topladığını görüyoruz. Şu anda 7 milyon tonu aşkın tahıl bizim üzerimizden dünyaya servis ediliyor. Diğer ülkelerde herhangi bir ses yok. Ama Türkiye bu konuda üzerinden bütün bu imkanları seferber ederek, insanlığa bir soluk, nefes aldırmanın gayreti içerisinde. Derdimiz var ama diğerlerinin derdi yok. Şüphesiz bu sadece bir başlangıçtır, yapacağımız daha çok iş var."

KENDİ GÖBEĞİMİZİ KENDİMİZ KESTİK
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, küresel sistemin yapısından kaynaklı sorunlar gün yüzüne çıktıkça, Türkiye'nin haklılığı ve savunduğu değerlerin isabetinin çok daha iyi anlaşılacağına işaret ederek, "Türkiye yüzyılı ifademiz inşallah hemen her alanda vücut bulacak ve kısa sürede gerçeğe dönüşecektir." dedi.
Her krizin risklerle, tehditlerle fırsatları da beraberinde getirdiğine işaret eden Erdoğan, hazırlıklı olanlar için kriz anlarının, aynı zamanda yeni bir dönemin muştusu, daha aydınlık günlerin müjdecisi olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin son 20 yılda hayata geçirdiği projeler, yatırımlar, reformlarla bugünlere hazırlık yaptığını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:
"Birileri, şairin ifadesiyle 'oyunda oynaştayken' biz, bir satranç oyuncusu ustalığıyla tarihten, ecdattan ve medeniyetimizden aldığımız ilhamla milletimizi bugünlere hazırladık. Politikalarımızı belirlerken, ülkemize yapılan dayatmalara değil, hep neye ihtiyaç duyulduğuna, insanımızın neyi talep ettiğine baktık. Günü kurtarmak yerine geleceği şekillendirmek niyetiyle hareket ettik. Ne günlük siyasetin geçici tartışmalarının ne vesayet güçlerinin tehditlerini ne de üzerimize salınan envaiçeşit terör örgütünün bizi hedeflerimizden ve ideallerimizden koparmasına müsaade ettik. Yurt dışında yazılmış reçetelerle sorunlara çözüm aramak yerine, kendi göbeğimizi kendimiz kestik, 10 yıllık, 20 yıllık programlarla ülkemizin zengin potansiyelini ortaya çıkarmanın mücadelesini verdik."












