Türk SİHA'ları tarihi değiştirecek! Türk ülkeleri için gelecek ne getirecek?

Dünya Suriye ve Libya'da destan yazan Türk SİHA'larını korkuyla takip etmeye devam edecek. Türk SİHA'ları artık Orta Asya Türk cumhuriyetlerinin semalarında da uçacak. Peki SİHA'ların Türk ülkelerine satılması dünyanın gelecek tarihi için ne anlama geliyor?
Türkiye'nin geliştirdiği milli silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) Orta Asya Türk cumhuriyetlerine ihraç edilmesinin Türk dünyası askeri jeopolitiği için ne ifade ettiği değerlendirildi.
Askeri bilimlerin ve jeopolitiğin doğası, somut verilerle desteklenen soğuk bir gerçekçiliğe dayanır. Bu nedenle, bu makalenin başlığını oluşturan "Türk Dünyası askeri jeopolitiği" kavramı, Karabağ Savaşı'na kadar belki de sadece heyecan verici, romantik bir idealden ibaretti. Zira önümüzde, Orta Asya Türk cumhuriyetlerinin envanterlerindeki Sovyet-Rus silah sistemleri baskısı, ilgili devletlerin güvenlik elitinin Sovyet-Rus kurumları ve stratejik kültürü ile yetişmiş olması gibi ciddi engeller bulunmaktaydı.

Oysa son dönemde, dikkatle izlediğimiz bir savunma teknolojileri trendi, bu katı ve soğuk gerçeği değiştirme potansiyeli taşıyor. Türkiye'nin geliştirdiği milli SİHA'ların soydaş ülkelere ihraç edilmesi, hatta Azerbaycan örneğinde görüldüğü üzere, söz konusu ihraç portföyünün doktrin transferi ve kapasite inşasına uzanması yeni açılım olanakları da sağlıyor. Üstelik bu vizyon, Karabağ Savaşı'nın askeri kazanımları ile "iki devlet bir millet" ifadesini bir slogan olmanın ötesine taşıdı. Türkiye-Azerbaycan stratejik ittifakı on yıllar boyu mevzilerini tutmak için teçhiz edilen Ermeni tahkimatını, Bakü'nün milli topraklarından sökmeyi başardı. Baykar'ın Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar'ın, Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev tarafından Karabağ Nişanı ile taltif edilmesi, "Türk Dünyası askeri jeopolitiği" kavramının artık bir romantik idealin ötesinde, siyasi-askeri bir gerçeklik olduğunu ilan etti.

2021 Şuşa Deklarasyonu ise Türkiye'nin, Azerbaycan için bir savunma sanayii inşa edilmesi ve teknoloji transferini de içeren kapsamlı bir modernizasyon programını ortaya koyacağını göstermekteydi.










