İyem, söz konusu barınak hayvanseverlere ve gönüllülere kapalı olduğu için müdahale edemediklerini dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Birkaç gün önce ortaya çıkan görüntüler de bu durumun ispatıdır. Ben bu olayın altından daha farklı ve daha başka olayların da olabileceğini ve çıkabileceğini düşünüyorum. Tepeören çok sıkıntılı. Bir canımız (tedavi amacıyla götürülen hayvanlar) oraya götürüldüğü zaman nedense hepimiz büyük bir acı çekiyoruz. Bir can tedaviye alınsa bile Tepeören'e götürüldüğü zaman 'Aman Allah'ım Tepeören'e mi gidecek?' diye korkuyoruz ve var gücümüzle savaşıp o canımızı oradan kurtarmaya çalışıyoruz. Bu ilk değil, inşallah son olur. Konunun araştırılacağı söylendi. İhmali olan görevlilerin görevden alınmasını istiyoruz. Tepeören barınağındaki bu olayların bir an önce durmasını istiyoruz. Haber çıktıktan sonra toplu mezarın üstünün kapatılması da kamuoyu vicdanını rahatlatmak için yapılmış bir harekettir. Bunun, hayvanseverlerin gözünü boyamak için yapıldığını düşünüyorum. O canların hangi şartlarda o hale geldiğini, toplu mezarda çürümeye bırakılmasını tahmin etmek biz hayvanseverleri ziyadesiyle huzursuz etti, üzdü ve yaraladı. Mezarın kapatılması çok da bir şey ifade etmiyor. Bu olayın ilk olmadığını, araştırıldığı zaman çok farklı şeylerin ortaya çıkacağını düşünüyorum."

"NE ŞEKİLDE ÖLDÜ O CANLAR?"
STK'lar ve derneklerin sorunlarını dile getirmek için İBB Başkanı İmamoğlu'na ulaşmalarının zor olduğunu, daha önce defalarca ulaşmak istemelerine rağmen iletişime geçemediklerini anlatan İyem, şu görüşleri dile getirdi:
"İBB Başkanı İmamoğlu'nun, hayvanları koruyan hiçbir STK'ya da randevu vermediğini biliyorum, biz şu ana kadar hiçbir görüşme yapamadık. Her şeyden önce Ekrem Bey'in belediye başkanı olurken hayvanseverlere verdiği söyler, vaatler var ancak bu vaatlerin hiçbiri maalesef yerine getirilmedi. Tepeören gibi Kısırkaya'daki hayvan barınağında da pek çok can içeri girdiği zaman kayboluyor. Nereye gittiğini ve ne olduğunu bu toplu mezarda görmüş olduk. Ne şekilde nasıl öldü o canlar? Bu büyük bir muamma ve soru işaretidir. Çok üzülerek söylüyorum, çok umutluyduk ama Ekrem İmamoğlu Bey maalesef biz hayvanseverlere, gönüllülere, gece-gündüz can kurtarmaya çalışan bizlere verdiği sözlerin hiçbirini tutmadı. İstanbul gibi Türkiye'nin kalbi olan bir şehrin belediyesinin böyle katliamlara çanak tutması hiç kabul edilebilir bir durum değil, bu İstanbul'a yakışmadı."

"ŞİKAYETTE BULUNDUK"
Marmara Hayvan Hakları Federasyonu Başkanı Nihal Kasa, Tepeören'deki vahşet tablosunun İBB'nin yıllardır yaptığı veterinerlik uygulamalarından kaynaklı olduğunu söyledi.
İBB'nin hayvan mezarlığı olan alana girişin yasak olduğunu belirten Kasa, "Sokakta kedisi, köpeği ölmüş olan bir hayvansever oraya götürüyor, kapıdan teslim ediyor ve 'İçeri girmek yasaktır.' deniliyor. Biz o kapalı kapılar ardında, gizlilik içerisinde bir şeyler olduğunu biliyorduk. Nitekim bu görüntülerde de yakılmış hayvanları gördük ki, bunlar oradaki hayvanların sorgulanmasından ziyade İBB veterinerliğinin, ilçelerle olan protokolleri nedeniyle bütün İstanbul'un hayvanlarının geldiği son noktanın bir karesidir." dedi.
Özellikle mesai saatleri sonrası ilçelerden yaralı ve hasta hayvanların İBB'ye götürülme kılıfı akıbetlerinin Tepeören'deki mezarlık olduğunun görüldüğünü ifade eden Kasa, bu konuda federasyon olarak İstanbul Valiliğine, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğüne şikayetlerde bulunduklarını dile getirdi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'na seslenen Kasa, "Bu vahşetlerin son bulması için, İBB veterinerlikten kaynaklı sorunların çözümü için biz sokağın gerçeklerini bilen, sahayı bilen sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin alınmasını ve bu vahşetlerin son bulmasını istiyoruz." ifadelerini kullandı.
Hayvanları Koruma Kanunu'na göre hiçbir hayvanın görüntülerde görüldüğü gibi o şekilde açıkta bırakılamayacağını, kireçlenerek gömülmesi gerektiğini anlatan Kasa, bu şekilde açıkta bırakılmasının ayrıca Çevre Kanunu'na da aykırı olduğunu ve belediyenin burada suç işlediğini kaydetti.
