Evrakın gitme ve gelme süreçleri de birtakım uzamalara neden olabiliyor. Bununla ilgili ciddi tedbirler aldık. Bakanlığımız koordinesinde merkez kampüsü içerisinde 20 bin metrekare kapalı alana sahip ana hizmet binası yapılacak. İnşaatı başlamak üzere. Bu binanın içinde tanı ünitesi olacak. Bizim eksik olduğunu düşündüğümüz tanısal örneğin tomografi çekilecekse, yeni kuracağımız tanısal ünitede, bunların tümünü kişi zaten muayene için buraya geldiğinde temin etmiş olacağız. Böylece dosyaların gidip gelmesi şeklideki süre uzamalarının önüne geçeceğiz.
Artık her ilde en az 2 adli tıp kurumu uzmanı istihdam ediyoruz. Her ilde otopsi yaparak, vatandaşların yakınları için diğer illere gitmesini engelliyoruz. Grup başkanlıklarımızı artırarak, analizlerin kendi ilinde yapılmasını sağlıyoruz. Böylece merkeze olan yükün hafifletilmesi yönünde çabalarımız var. Bunun da gecikmelere karşı olumlu katkısı olacak. Ayrıca burası bir eğitim kurumu, sadece 2021'in ilk 4 ayı içinde yaklaşık 50 tıp doktorunu ATK uzmanı olarak yetkilendirdik, uzmanlık belgelerini aldılar. Yeni uzmanlarımızla birlikte işlemler daha da hızlanacak. Böylece süre anlamındaki aksaklıkları da gidermiş olacağız."
Uluslararası ilişkiler açısından da güçlü olan kurumlardan biri olduklarına işaret eden Büyük, uzun süredir Avrupa Adli Bilimler Enstütisleri Ağı'nın (ENFSI) aktif bir üyesi olduklarını, Yönetim Kurulu Üyesi olarak bu kuruluşta çalıştığını, ENFSI'nin birçok ülkenin adli bilimler laboratuvarlarının ortaklaşa yürüttüğü mesleki bir organizasyon olduğunu ifade etti.
Büyük, gerek ekip toplantılarında gerekse çalışma grubu toplantılarına aktif katılım sağladıklarını ve bu toplantıların önemli bir kısmını teknolojik gelişmelerin oluşturduğunu, kurdukları ikili ilişkilerle bir takım ortak çalışmaların birlikte yürütülmesini sağladıklarını, geçmişte Hollanda ve İspanya ile birlikte Avrupa Birliği projeleri yürüttüklerini anlattı.
Yurt dışında meydana gelen bazı olayların çözümü noktasında ATK olarak destek verdiklerine de dikkati çeken Büyük, 2003'te Trabzon'da düşen İspanya uçağındaki cenazelerin kimliklendirme çalışmalarına yardımcı olduklarını, asker yakınlarının, İspanyol hükümeti tarafından yanlış kimliklendirme yapıldığı iddiaları üzerine açılan soruşturmada ATK uzmanlarının bilgisine başvurulduğunu söyledi.
İş insanı Hüseyin Başaran'ın kızı Mina Başaran'ın da hayatını kaybettiği jet kazasında, cenazelerin kimliklendirilmesi konusunda İran ile birlikte çalıştıklarını ifade eden Büyük, olayın ardından İran Adli Tıp Kurumu başkanıyla bizzat temas kurduklarını, onlar orada cenazelerin DNA'arını çalışırken, kendilerinin de burada yakınlarının DNA'larını çalıştıklarını, bu türden uluslararası temasların hem ortak çalışma hem de karşılıklı bilgi alışverişi açısından önemli olduğunu belirtti.
Büyük, kurumun aynı zamanda eğitimler konusunda çalışmalar da yaptığını, gerek yurt içi gerekse yurt dışındaki projelerde yer aldığını söyledi.
Koronavirüs salgınının dünyada pandemi olarak ile ilan edilmesiyle ATK olarak özellikle otopsiler, ölü muayeneleri ve klinik muayeneler açısından birtakım kurallar belirlemek için ulusal ve uluslararası rehberlerden istifade edip hızlı bir şekilde algoritmalar oluşturduklarını vurgulayan Büyük, sözlerini şöyle tamamladı:
"Otopsilere yönelik olarak daha sıkı yaklaştık. Bu tür vakalarda otopsileri negatif basınçlı, yüksek riskli salonu bulunan salonlarda yapalım dedik. Zaman içinde vakaların artmasıyla beraber tek merkezli otopsi yapmanın sonucunda vatandaş açısından sorun oluşmaya başladı. Adalet Bakanlığımızdan destek istedik. Bakanlığımız pandeminin getirdiği ekonomik kısıtlılığa rağmen bize destek sağladı. Kısa süre içinde bunu tüm grup başkanlıklarımızda yaygınlaştırdık. Çalışanlarımızı bulaştan korduk, kurum personelimizin hiçbirinde çalışma ortamı kaynaklı bulaş olmadı. Kovid otopsilerinin sayısını artırma imkanımız oldu. Otopsilerde hastalıkların patogenezi, uygulanan tedavilerin etkinliği gibi birçok konuda önemli veriler elde etmek mümkün.
Artık hastanelerde otopsilerin yapılmadığını biliyoruz. Dolayısıyla artık tek kaynak neredeyse adli otopsiler, bunlar da Adli Tıp Kurumu birimleri tarafından yapılıyor. 14 Haziran 2021 itibarıyla tüm Türkiye'de 446 otopsi yaptık. Bunlardan çok ciddi veriler elde ettik. Hızlı bir şekilde bunları yayın haline dönüştürdük. İlk serimizi dünyadakilerle beraber literatüre kazandırdık. British Medical Journal'da bir makalemiz yayınlandı. Arkasından 100 vakadan oluşan daha geniş bir seri yaptık, onu da aynı dergide yayınladık. Böylece Kovid'in akciğer dışındaki diğer organlardaki patolojik bulgularını literatüre kazandırdık. Arkasından devam eden yeni çalışmalarımız da var. Böylece Kovid'in patogenezi, hedef organlarda meydana getirmiş olduğu patolojik değişikleri de bilimsel camiaya sunmak suretiyle tedavi planlarını güncellemelerinde, tanı ya da riskli vakaların ortaya çıkması açısından önemli birtakım ipuçları var mıdır, bunlardan istifade etmeleri gibi bir imkan tanımış oldu bu negatif basınçlı riskli otopsilerin yaygınlaştırılmış olması."