Son dakika: Başkan Erdoğan'ın Başdanışmanı Uçum'dan A Haber'de flaş açıklamalar
Son dakika haberleri... Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı Mehmet Uçum, A Haber canlı yayınındaki Memleket Meselesi programında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bakanlara yönelik saldırıların aslında Başkan Erdoğan'a yapıldığını belirten Uçum, "Nasıl 15 Temmuz'da hedef aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan'dı, bugün de öyle." dedi. Yeni anayasa çalışmasına de değinen Mehmet Uçum, seçim barajının düşüp düşmeyeceği konusundaki soruları yanıtladı.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı Mehmet Uçum, A Haber canlı yayınındaki Memleket Meselesi programına konuk oldu

Başkan Erdoğan'ın Başdanışmanı Uçum, Sabah Gazetesi Haber Koordinatörü Kenan Kıran, Sabah Gazetesi Yazarı Mahmut Övür, Daily Sabah Gazetesi Yazarı Merve Şebnem Oruç'un sorularını yanıtladı.
Mehmet Uçum'un açıklamalarından derlenenler;
Bugün 27 Mayıs. 20. Yüzyılın ilk çeyreğinde hangi problerle mücade etmişsek, 21. Yüzyılda da farklı sarmalda aynı problemlerle mücadele ediyoruz. 2 ana doğrultu ortaya çıkıyor. Birincisi Cumhuriyet'i koruma diğeri ise yetki devri ve Batıcı sistematiğine teslim olma çizgisi. Bugün Batı ile entegre olma adı altında yeni bir mandacı zihniyetle karşı karşıyayız. Bugünde bu mandacılığı hukuksal mandacılık tamamlıyor.

Türkiye'ye ilişkin mesele sadece iç dinamiklerden olmadığı herkes tarafından kabul ediliyor. İçerinde olduğu gibi Türkiye'nin tarihinden olanlar da var. Aslında bir demokratik siyasi rekabetin ötesine gidiyor. Türkiye'yi koruma ve Türkiye'ye karşı bir pozisyon kazanıyor. Bugün Türkiye'nin coğrafi ve siyasi bütünlüğünü korumak kırmızı çizgi değil midir? Başka bir tez savunulması meşru kabul edilemez. Türkiye'nin terörle mücadelesinde bir bütün olarak hareket etmek zorunluluk değil midir?
Türkiye ortak fikri üzerinden Türkiye'nin siyasi birliğini korumak, coğrafi bütünlüğü korumak, terörle mücadeleyi devam ettirmek ve güvenli ortamı geliştirmek ortak fikirler olmasına rağmen Türkiye kaosa sürüklenmeye çalışılırken meseleyi basitçe bir 2023 seçimlerine giderken demokratik mücadele olarak göremeyiz.
Türkiye'nin bugüne gelmesinde 27 Mayıs'ın çok büyük bir günahı vardır. 1950 ile 60 arasında halka dayalı siyaset güç kazanmış, tam o dönemdeyken bir darbe oluyor. Bu darbe de cunta tarafından yapılıyor. Emekli olan bir orgeneral çağrılıp cuntanın başına geçiriliyor. 1960'ta sadece demokrasiye değil, Cumhuriyet'e karşı da bir darbe yapıldı. Çünkü darbeci gelenek esas itibarıyla milli egemenliğe karşı bir gelenektir.






