"İSRAİL İLE İLİŞKİLERİMİZİN SAĞLIKLI İLERLEYEBİLMESİ İÇİN..."
Şu anda İsrail'de hükümet kurma çalışmaları ve arka arkaya seçimler var. Bağımsız olarak bizim İsrail ile ilişkilerimizin sağlıklı ilerleyebilmesi için şu anda Filistin'e, Filistin halkına yönelik, aynı şekilde Kudüs ve Harem-i Şerif'in statüsünü değiştirmeye yönelik hamlelerinden vazgeçmesi lazım. Bu anlayış değişmezse, bu saldırganlık illegal şekilde yerleşimler devam ederse sağlıklı bir ilişki olmaz. Ekonomik ilişkilere baktığımızda devam ediyor. Ticaret artıyor, şirketler çalışıyor. Mısır'la da aynı şekilde. Mısır bizim Afrika kıtamızda en büyük ticaret ortağımız. Bir ülkeyle ilişkiler biraz kötüleştiği zaman o ülkede ticaret ve diğer alanlarda şirketlerimizin çıkarlarını yok sayarak adım mı atalım?
Filistinli kardeşlerimiz seçim yapma konusunda anlaştılar. Türkiye'de topantılardan bir tanesi oldu. Seçimlerin yapılmasına da izin vermesi lazım İsrail'in, özellikle Doğu Kudüs'te. Ama esir değişimiyle ilgili bize bir arabuluculuk teklifi yok.

"HAMAS'IN TERÖR ÖRGÜTÜ İLAN EDİLMESİ DOĞRU DEĞİL"
Normal şartlarda Mısır olsun, başka ülke olsun, büyükelçi atama konusunda bir ülke ile anlaşıyorsanız bu eş zamanda olur. Birlikte olur. Orada sen yapmazsan ben yapmam diye bir şey olmaz. İlişkiler bir noktaya geldiği zaman büyükelçi atama konusunda bir problemin olmaması lazım. Biz Hamas'ın da terör örgütü olarak ilan edilmesini doğru bulmuyoruz. En son seçim demokratik bir seçimdi. Avrupa ve herkes gözlemledi. Raporlar ortaya çıktı, son derece demokratik ve şeffaftı.
Ülkeler İsrail'le ilişkilerini normalleştirirken de söyledik. Herhangi bir ülke İsrail'le, İsrail de herhangi bir ülkeyle ilişkileri geliştirebilir. İki devletli çözümü zayıflatacak, taviz verecek şekilde ilişkilerin geliştirilmesine, yani davayı satacak bir şekilde geliştirilmesine karşıyız.
Ürdün ve diğer ülkelere şunu söylüyoruz. Bu ilkeleri desteklemediğini söyleyen bir ülke varsa açıkça söylesinler. Şu ana kadar bunu söyleyen bir ülke yok. Halk desteğini kaybedecekse o zaman halka rağmen bu konularda taviz verebilecekler mi? Belki içlerinden farklı şeyler geçebilir.
"SON DERECE TALİHSİZ VE YANLIŞ KARAR"
Kosova'nın Kudüs'te büyükelçilik açma kararına ise Çavuşoğlu şu yanıtı verdi:
"Kosova son derece talihsiz ve yanlış bir karar aldı. Kosova'nın yaşadığı, bizim Sırbistan'la beraber ilişkilerin normalleşme konusunda çaba sarfettik. Maalesef bir tanınma uğruna ilkelerden vazgeçti. Bir önceki yönetim gitti ABD'de Trump yönetimiyle anlaşma imzaladı. Bir tanınma uğruna. Kosova'nın tanınması olacaksa onurlu olması lazım. Tam bir hayal kırıklığı."
ABD İLE İLİŞKİLER
Herhangi bir konuda tek tarafın dayatmasıyla sorun çözülemez. S-400 konusu ilişkilerimizde bir sorun. Tıpkı PKK/YPG ve FETÖ meselesi gibi sorunlar devam ediyor. Bir kere biz S-400'ü niye aldık? Bunu biliyorlar. Trump da kaç kez itiraf etti. Türkiye egemen bir devlet. Sizin rahatsızlıklarınız var, doğru. Bizim de size ortak komisyon kuralım dedik, yanaşmadınız. Bu sorunları çözebilmek için ortak bir hareket tarzı oluşturmamız lazım, bunun için de uzmanlarımız çalışsın diye önerilerde bulunduk. Brüksel'de telefon görüşmemiz son derece olumlu geçti ama sorunlar çözülmedi. Biz bunu aldık mı? Aldık. İhtiyacımız mı? Evet. Daha fazla ihtiyacımız var mı? Var. Sizden almamızı istiyorsanız, bir satma garantisi vereceksiniz. İki fiyat ve şartlarınız bize uygun olacak. Bundan sonraki yol haritası konusunda da bu anlamda mutabakata varmamız lazım. S-400 falan başka bir şey almamızı istemiyorsan daha cazip şekilde ortaya koyacaksınız.
Biz oturup konuşmaya hazırız. Cumhurbaşkanımızın korumaları için tabancayı bile alamadık Obama döneminde. Demokratların işbaşında olduğu dönemde. Oradan almayacağım, buradan almayacağım. Henüz bunu üretmedim, inşallah üreteceğiz. Peki ne yapacağım ben? Başka ülkeler de alıyor, bir yolunu bulmak lazım diyorsunuz ya, teknik çalışmayı kabul etmiyorsanız, siyasi bir çalışma yapalım. Bunları konuşalım. Biz ilkesel bir şekilde yapıcı şekilde yaklaşırken...

"ABD PKK'YA DESTEK VERMEK ZORUNDA KALMAYACAK"
İki telefon görüşmesi yaptık. Son görüşmemizde S-400 konusu gündeme gelmedi. Afganistan konulu Dışişleri Bakanları toplantısına katıldık. Önce çerçeve ülkelerin bakanları fiziken bir araya geldi. Ben Brüksel'e gittim. Orada da görüştük. Görüşmelerimizin hepsi bu anlamda güzel bir şekilde konuştuk. Ama bir telefon görüşmemiz sadece Afganistan'la ilgili ne yapabiliriz, Türkiye'de toplantı, Suriye'de neler yapmak lazım. Bu Astana grubu, uluslararası Suriye destek grubunu konuştuk vesaire. Türkiye ile Amerika bölgesel konularda özellikle işbirliği yapabilecek iki ülke. Geniş resme bakmak lazım. S-400'e takılmak yerine buna bir formül bulmak lazım. Daha geniş bir şeyle ilişkilere baktığımız zaman PKK'ya destek vermek zorunda kalmayacak Amerika.
"S-400'ÜN DİĞER SİPARİŞLERİ İÇİN MÜZAKERELER DEVAM EDİYOR"
Bu kadar parayı herhangi bir yerde tutmak için vermedik. İhtiyacımız var, çok para verdik biz. Böyle bir şey söz konusu değil ama "Diğer ülkelerle aranı boz benim dediğimi yap" böyle bir şey olmaz. S-400'ün diğer siparişleri için müzakereler devam ediyor. 24 Nisan'la ilgili olarak ABD'nin kendisinin de uluslararası hukuka saygı duyması gerekiyor. Soykırımın tanımı BM kararlarında var. Açıkça tarif edilmiş.
AİHM'in de bu konuda kararları var. Ülkelerin anayasa mahkemelerinin de kararları var. ABD uluslararası hukuka saygı duyuyorsa bizim her gün bununla yatıp kalkmamamız lazım. Bizim bazı korkulardan, komplekslerden kurtulmamız lazım. Her gece ölelim mi, tir tir titreyelim mi yani! Burada Amerika'ya "Ne dersen de kardeşim" anlamında söylemiyorum. Ama tarihimizi bilen bir devlet olarak kendimizden emin olmamız lazım. Amerika ilişkileri daha da kötüleştirmek istiyorsa tercih kendileridir.
"ABD BAŞKANIYLA GÖRÜŞMEK CUMHURBAŞKANIMIZ İÇİN BİR PAYE DEĞİL"
Anlaşma başka bir şey, bir ülke ile ilişkiler başka bir şey. Bunu "Cumhurbaşkanımızla Biden görüştü, görüşmedi" ona da yormamak lazım. Görüşürse Cumhurbaşkanımız tebrik eder, "Hayırlı olsun" der. ABD veya başka bir ülkenin devlet başkanıyla görüşmek Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan için bir paye değil ki. Güvenlik danışmanı ile İbrahim Bey görüşüyor. Ararlarsa tebrik eder sayın Cumhurbaşkanımız. Aramazlarsa kendi bilecekleri iş. Bu kibir falan değil.
Bugün Biden kaç tane devlet adamı ile görüştü. Belli sayıyla görüştü. Görüşemedikleriyle ilişkileri kötü anlamına mı geliyor? Avrupa'daki liderlerle görüştü mü? Atlantik ilişkilerin tekrar canlanacağına dair heyecanlandılar. Sonuç itibariyle görüşemediği Avrupa ülkelerin yöneticileriyle arası çok mu kötü? Bu komplekslerden kurtulmamız lazım.
PKK/YPG adı ne olursa olsun hepsi aynı şey. Obama döneminde başlanan temas Trump döneminde de hiç kesilmedi. Şimdiki yönetimle de aynı temas devam ediyor. Bunlar "PKK'yı YPG'den ayırmak istiyoruz" diyorlar. Bunların ayrılması mümkün değil. SDG ismini vererek PKK'lı olmayan Araplardan veya oradaki hıristiyanlardan zorlayarak entegre ettikleri kişiler var.

"REJİMLE BU KONUDA FİKİRLERİMİZ ÖRTÜŞÜYOR"
Bunların hepsi taktik. Rejimle biz diğer konularda anlaşamıyoruz ama rejimle bu konuda düşüncelerimiz örtüşüyor. Bu bölücü ajandayı dayattığı için rejime, rejim de bunları kabul etmedi. Bu terör örgütüyle Amerika gibi terörle mücadelede en önde olduğunu söyleyen ülkenin desteğini kesmesi lazım.
Suriye'deki Kürt kardeşlerimizle PKK'yı ayırt ederek söylüyorum. Suriye'deki Kürtler başkadır, PKK başkadır. PKK terör örgütüdür. Siyasetin dışındaki Suriyeli Kürt kardeşlerimiz kendi topraklarına dönemiyor. PKK bize de tehdittir, Suriye'nin toprak bütünlüğü için de bir tehdittir. Yer yer rejim bunları kullanmaya çalıştı ama anlaşamadılar.
İki büyük ülkeyle ya da tüm ülkelerle ilişkilerinizi dengeli bir şekilde götürebilirseniz faydası çok. Ekonomik ilişkiler bakımından faydası var. Ama burada ilkeli olacaksınız, şeffaf olacaksınız. Amerika bizim müttefiğimiz. Yaşanan sorunları sıraladık. Burada görüş ayrılığımız var. Ama NATO çatısı altında müttefikliğimiz devam ediyor. Başka alanlarda da Amerika'yla çalışıyoruz, çalıştık. Rusya ile işbirliği yapıyoruz. Suriye ve Karabağ'da farklıydı. Ancak Suriye işbirliğine dönüştürdük, Libya'da bayağı bir çalıştık.
Yeri geldiği zaman görüş ayrılığı içinde olabilirsiniz, ama bunu işbirliğine dönüştürme beceriniz olması lazım. Kırım konusunda Rusya bizim hassasiyetimizi biliyor. Bu ilhakı tanımayacağımızı söyledik. Karadeniz'de yaşanan gerginlikteki iki ülkeyle ilişkilerimiz iyi. Her iki ülkeye de aynı şeyi söyledik. Allah korusun bir çatışma Karadeniz'de büyük riskler doğurur. Minsk Anlaşması'nı uygulayın, çatışmayla bu sorun çözülmez diyoruz. Daha önceden Selensky'in bir ziyarei vardı. Bunları dost gibi anlattık. Türkiye'nin Ukrayna'ya SİHA satması. Evet talep olduğu zaman biz satıyoruz. Türkiye'de savunma sanayi ürünlerinin bir avantajı var. Ön koşullarımız yok. Üçüncü ülkeye satma konusunda, kullanma konusunda. Rusya rejime verdi, bizim aleyhimize kullandı. Herkes herkese savunma sanayi ürününü verebilir. Bugün Rusya da bizim savunma sanayi ürünlerimize ihtiyaç olursa onlarla oturur müzakere ederiz."