CHP'lilerin neden sürekli küfrettiğini bulduk!

CHP'lilerin neden sürekli küfrettiğini bulduk!

Son günlerde siyasetin dili CHP odaklı olarak kirletiliyor.. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu hakkında söylediği yakışıksız sözlerin ardından söylemlerini daha da ağırlaştırdı, işi küfre vardırdı..

Gelin siyasetçi kimdir sorusuyla başlayalım...

"Siyasetçi küfreder mi veya küfredenler siyasetçi olabilir mi?" o soruya yanıt arayalım...

Siyasetçi; en basit tanımıyla "yönetmeye talip olanlara" deniyor...

Ama bu noktada da siyasetçi ile devlet adamını birbirine karıştırmamak gerekiyor...

Yani "ben yönetmeye talibim" diyen herkes siyasetçi olabiliyor...

Ama; sadece fikir, nezaket ve edep sahibi siyasetçiler bir üst sınıfa geçip devlet adamı ünvanı kazanabiliyor...

Bir başka deyişle; herhangi biri, "ben siyasetçiyim" derken asla devlet adamı olamayacağının işaretlerini verebiliyor...

Gerçekten de hüzün verici; ama, Türkiye bugün bu tür örneklerle dolup taşıyor. Birileri siyaset yaparken - devlet adamı olamayacaklarını ispat ediyor...

"…Aile Bakanı birilerinin önüne yatmış konuşmuyor…" bu iğrenç cümleyi, bugüne dek girdiği her seçimde, Türkiye'nin yönetimine aday olan biri, Ana Muhalefet Partisi'nin Lideri Kemal Kılıçdaroğlu kurdu...

Üstelik hedefi bakanlık görevi bir kenarda dursun; bir kadındı - bir anneydi...

Ama bir yandan da o cümle Kılıçdaroğlunun üslubuydu...

Eğer; CHP lideri olur ya "ağzımdan kaçtı" deseydi... Yine olur ya "öyle demek istemedim" diyebilseydi...

Yani bir kadına ve bir anneye böylesine iğrenç bir küfrü savurduğu için özür dileme erdemini gösterseydi, o sözler belki affedilebilir - unutulabilirdi...

Ama olmadı...

Kılıçdaroğlu, ne "ağzımdan kaçtı" diyebildi, ne de "yanlış anlaşıldığını" söyledi ve ne de mahcubiyet duyup özür dileyebildi...

Hatta aksine daha da ileri gitti Kılıçdaroğlu... Yeni küfürler de etti... Milletin asla duymak istemediği ve istemeyeceği cümleleri yeniden kurdu...

Üslup; Güncel Türkçe sözlükte bir işi yapma biçimine verilen ad...

Yine Türk Dil Kurumu'na göre üslubun eş anlamlısı "tarz"...

Yani Kılıçdaroğlu'nun o sözleri onun siyaset yapma biçimini ele veriyor... Onun tarzını gösteriyor...

CHP'nin lideri "özür dilemediği" ve "yanlış anlaşıldım demediği" için de bir anlamda kendi tarzının bu olduğunu kabul ediyor...

Yani ortada tartışıldığı gibi bir üslup sorunu asla yok... Aksine bir üslup gerçeği var.. Hem de uzun süredir devam eden bir gerçek var...

Peki bu tarz siyaset sadece Kılıçdaroğlu'na mı ait... Elbette hayır... Benzer sesler onun liderliğini yaptığı CHP'nin pek çok vekilinden yükseliyor bugünlerde...

İşte bir örnek... Yıl 2013... Gezi olaylarını devam ettiği günler... Hali hazırda CHP vekilliği süren biri konuşuyor... Daha doğrusu bağırıyor... Sesi yine sık sık "bip"lerle kesiliyor...

CHP Milletvekili Levent Gök'ün o gün Ankara'nın orta yerinde küfrettiği kişi bir polisti... Ve daha da ilginci; CHP'li vekil o an kameraların kendini kaydettiğini biliyordu... Yani bırakın küfretmekten utanmayı, kamera açıkken bunu yapmaktan zerre utanç duymamıştı...

Çünkü belli ki; üslubu yani tarzı - bir başka deyişle siyaset yapma şekli buydu... Bunu herkes bilsin istiyordu...

Ve bir başka örnek daha… Yine 3 yıl kadar öncesi, yani yine Gezi olaylarını sürdüğü günler...

Sahne sırası bu kez bir başka CHP'li Gürsel Tekin'de...

Tekin bol bol "bip"li küfürleri peşpeşe sıralıyor…

Aslında bu iki olay hatta CHP Lideri Kılıçdaroğlu'nu da katarsak o 3 olay ana muhalefetin siyaset yapma tarzını ortaya koyuyor...

Biri genel başkan ikisi genel başkan yardımcısı 3 ismin kayda geçen o anları muhalefetin dilini açık ediyor...

Levent gök de Gürsel Tekin de Kılıçdaroğlu da küfrediyor...

Üstelik küfürler kameraların açık olduğu anlarda ortalığa savruluyor...

İnsanın aklına da ister istemez acaba kameranın kayıtta olmadığı toplantılarda neler konuşuluyor sorusu takılıp kalıyor...

Peki bu tarz yani bu üslup sadece CHP'ye mi özgü...

O sorunun yanıtı da hayır!!!!

Yakın tarih HDP cephesinde de küfrün siyasete malzeme edildiğini gösteriyor...

Osman Baydemir'in kameralar önünde sarf ettiği, "Hassi...." unutulmadı…

Aslında her şey ortada... Eskilerin deyimiyle "kemiği olmadığı için bükülemeyen diller" bugün siyaseti işte böyle zehirliyor...

Siyaset yapmaya ya da devlet adamı olmaya ehliyeti olmayanlar küfrettikçe güçlendiklerini - milyonları peşlerinden sürükleyeceklerini zannediyor...

Milletini tanıyan - geleneklerini bilen biri bir anneye veya bir kadına veya hepsi bir yana herhangi bir insana bu denli ağır ithamlarda bulunur mu sorusu cevabı belli bir soru olarak orta yerde duruyor...

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin