Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarda bulundu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan HUDER Heyetini Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ağırladığı toplantıda açıklamalarda bulundu.

ADALET YOKSA DEVLET YOKTUR

Hukuku egemen kılmamız hakkı egemen kılmamız anlamına gelir. İnandığımız yolda da samimi bir şekilde yürümemiz lazım. Adalet ilk insan ile birlikte gündemimize giren insanlığın her döneminde üzerinde en çok durulan tartışılan söz söylenen talep edilen ihtiyaçtır. Bir çok spekülasyonlar olur ama geneli itibari ile Hazreti Ömer'e söylenen 'Adalet mülkün esasıdır' hükmü buradan geliyor. Çok önemli adalet. Onun için adaletin ikame edilmediği bir yerde ne kalkınmadan bahsedebilirsiniz ne insanın huzur saadetinden ne de devlet olma bilincinden bahsedebilirsiniz. Adalet yoksa devlet yoktur bu kadar basit. İslam'ın ilk yıllarında zulümden kaçan insanlar nereye gitmiş kime sığınmışlardır? Necaşi'ye sığındıklarını görüyoruz. Müslüman değildi kendisi ama adaletli bir hükümdardı. Peygamber Efendimiz onun adaletini duyduğu için ona inanıyor ve güveniyordu o yüzden oraya gönderdi.

İSRAİL DÜNYAYI TEHKİLEYE ATAN POLİTİKA İZLİYOR

İsrail oysa bugün Müslümanlara zulmediyor. İsrail'in Kudüs'te yaptığı uygulamaları şiddetle kınadığımı bir kez daha ifade etmek istiyorum. Nitekim dünkü MGK'da da bununla ilgili kararımızı aldık ve basın açıklamasına da ekledik. Filistin'lilere yönelik cinayet, baskı ve zulmüne her gün yenisini ekleyen İsrail bölge ile birlikte tüm dünyayı tehdit eden bir politika izliyor. Tüm dünyayı özellikle de İslam ülkelerini İsrail'e karşı mücadeleye geçmeye zorluyor. Tekrar hatırlatıyorum. Osmanlı Devleti İspanya'da zulme uğrayan her inançtan insana kucak açarken o topraklarda kalan Müslümanlar zulme maruz kalıyordu. Kanuni Sultan Süleyman Han 'Meyve dalına konsa bir karınca vebali olur mu karıncayı kırınca' diye sorunca Ebu Suud kendisine 'Yarın hak divanın kurunca, Kanuni'den hakkın alır karınca' diye cevap vermişti.

İÇLERİNDE BİR TANE MÜSLÜMAN ÜLKE YOK

Bugün dünyada yeniden bu anlayışı yaşatarak göstermemiz gerekiyor. Bugün de dünya düzenine yönelik ilk ve en önemli çıkışı hamdolsun millet olarak biz yaptık. Dikkat ederseniz en geçerli eleştiriler adalet kavramı üzerinden yöneltiliyor tüm dünyaya. Suriye'de yaşananlar büyük bir adaletsizlik değil midir? 370 bin kaybedilmiş can. 5 milyonu ülke dışında 7 milyonu ülke içinde yerinden olmuş 12 milyon insan olarak önümüzde duruyor. BM başta olmak üzere uluslararası kuruluşların mevcut yapıların eleştirilerimize yönelik küresel ölçekte adaletsizlikler vardır. Dünya 5'ten büyüktür derken bu itirazını yükseltirken bu adaletsizliğe karşı bir isyanımı kullandım aslında. Dünyadaki 200'e yakın ülkeyi siz kalkıpta 5 ülkekeden bir tanesinin iki dudağı arasına mahkum edemezsiniz. Bu birinci dünya savaşının şartları olabilir ama bugün o şartlar yok. Her şey güncellenirken bunun da güncellenmesi gerekir. Burada kaç üye var? 5 daimi bunun yanında 10 geçici üye var bunu 20'ye çıkar dönerli sistemle 1-2 yıl hepsi daimi üye hüviyetine sahip olsun. Arka arkaya gelsinler. Ama burada bir şeye dikkat edelim tüm kıtaların bunun içinde temsilcisi olsun tüm dinlerin temsilcisi olsun. Dolayısıyla hiç bir ülke benim temsilcim yok demesin. Şu anda bu 5 temsilci içinde bi tane halkı müslüman olan ülke yok. Dünyadaki tüm kıtalar şu an temsil edilmiyor. Böyle adalet olur mu?

BUNU BİRİLERİNİN SÖYLEMESİ LAZIM

Bunun adil bir şekilde düzenlenmesi gerekiyor. Ama bunu çok fazla söylersen seninle ilgili de iyi düşünmezler. Tamam da bunu bu fakir söylemeyecek başkaıs söylemeyecek peki bunu kim söyleyecek? Bunu birilerinin söylemesi lazım. Kur'anı Kerim 'Allah'u teala iyilği, akrabaya yardımı, akrabaya ziyareti emreder' diyor. Adaletle zulüm bir arada olmaz. Cezaevinden yeni çıkmışım dedim ki partimizi kurarken bir kamuoyu araştırması yapalım bilimsel olsun ve 42 bin denek üzerinde bir kamuoyu araştırması yaptık. Orada hem parti adını sorduk. Kurucuların arasında kimler olsun logo olarak nasıl bir amblem ve buna benzer sorular. Orada bir soru çok önemliydi bir parti kurmaya ihtiyaç var mı? Oradan aldığımız cevaplarla partimizi kurduk. Adalet ve Kalkınma oradan geldi. Kurucu isimleri oradan geldi ve bir havuz oluştu onunla adım attık. orada milli irade vardı. En geniş anlamda milli iradenin tecessüs ettiği böyle bir yapı 16 ayda bizi iktidara getirdi. Bizim zaten asıl olan anlayışımız nedir en geniş manada 'İşlerinize istişare ediniz' bunu yaptığınızda mahçup olmazsınız mağlup da olmazsınız. Bunu yaptık ne mahçup ne mağlup olduk. Bu süreç içinde de alınan neticeler ortada. Hazreti Mevlana adaleti çok enteresan bir nimeti yerine koymak olarak ifade ediyor zulmü ise konmaması gereken yere koymakla ifade ediyor. Elbette bir mesajın ki bu mesaj çok önemli en büyük muhatabı adaleti tesis etmekle yükümlü sizlersiniz hukuk insanları. Bu çok önemli. Biz emri haktan almalıyız. Haktan başka hiç bir yerden asla! İradesine ipotek koyduranlardan adalet beklemeyiniz. Hakka teslim olan kula kul olmayan zaten hiç bir şeyden çekinmez ve atacağı adımı vereceği kararı savunacağı davayı da buna göre savunur. Ülkemizin yakın tarihinde adalet konusunda çok ciddi sıkıntılar yaşadığımız çalkantılı dönemler geçirdiğimiz bir gerçektir.

O GÜNLERİ ESEFLE HATIRLIYORUZ

İstiklal mahkemelerinin kararları hala tartışma konusudur. 1960 darbesi en büyük darbeyi adalete vurmuştur. Yassı Ada mahkemeleri öyle derin yaralar açmıştır ki bugün dahi şehit Abdülhamit, Şehit Başbakan Adnan Menderes'i anarken insanlarımızın gözleri dolmaktadır. Bir sağdan bir soldan yapılan idamlar daha dün gibi hafızalardadır. Temsilcilerin brifinglerde gösterilerdeki görüntüleri hala esefle hatırlıyoruz.

BU ÜLKE YOL GEÇEN HANI DEĞİLDİR

FETÖ tabanı ibader, ortası ticaret, tepesi ise ihanet olan bir çetedir. Emniyet içindeki bir grupla birlikte hükümet ve şahsıma karşı bir darbe girişimi içinde olduğu gerçeği ile karşılaştık. Yargıyı gerçek anlamda adalet üreten bir yapı haline getirmek için çalışırken bu grubun farklı ihanet içinde olduklarını gördük. Onları da hamdolsun milletimiz sayesinde akamete uğrattık. İmam denilen kişilerin emrine giren bu hakim ve savcılar gerçekten ülkeye çok zarar verdiler. Bunların bir bölümü yargı önünde hesap veriyor bazıları yurt dışına kaçtı kovalıyoruz inlerine gireceğiz demiştik gireceğiz. Onlar kaçacak biz kovalayacağız. Hala yargı içinde bu yapının mensupları var biliyoruz hem de isim isim biliyoruz.

ÇÖKERTECEĞİZ LAMICİMİ YOK

Karşımızdaki yapı ne kadar alçak olursa olsun biz mücadelemizi hukuk içinde yürütmeye mecburuz. Bu ülke yol geçen hanı değildir. Bu yapı içinde ne kadar kişi varsa hepsi hesap verecek cezasını alacak. Aynı yapının her alanda faaliyet gösteren elemanları için de geçerlidir. Ya bir insan sen savcısın, hakimsin, hukukçusun nasıl oluyor da bu iradeyi hakka ters bir iradeye teslim ediyorsun? Niye kaçtın hadi sen savcıydın niye kaçtın niye burada değilsin hakkını savun kaçma! O da ne durumda olduğnu çok iyi biliyor da onun için kaçtı. Bunların hiç biri kendilerini bekleyen akibetten kurtulamacaklardır. Legal görünüm altında illegal tehdit oluşturan bu yapıyı er yada geç çökerteceğiz. Bunun hiç lamı cimi yok.

BU SORUYA CEVAP BULMAMIZ LAZIM

Siyasetçiler siyasi konumlarda bulunanlar toplum tarafından sürekli denetlendikleri için yaptıklarının hesabını kısa sürede millete veriyorlar. TBMM açılalı 95 yıl oldu. 1 Kasım'da yeni seçim yapacağız. Bu 3,5 yılda siyasi ve siyasetçilerin millete gittikleri anlamına gelir. Adalet sisteminde görev yapanların ibrası nasıl olacak bu soruya bir cevap bulmamız lazım. Hakim, savcı ve avukatların görev alanlarını şekillendirilen mevzuat belirliyor. Buna uygun denetim mekanizmaları da mutlaka vardır. Ama asıl denetimi yapacak olan bu kişilerin vicdanlarıdır.

SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ

Bizim davamız büyük. Bu büyük davamızı ufacık meselelere asla mahkum etmeyelim. 2023 ve diğer tüm vizyonlarımızı sizinle birlikte gerçekleştireceğiz. Gücünü milletten almayan hiç bir yapının ülkede hakimiyet kurmasına izin vermedik vermeyeceğiz. Milletimizin değerlerine inançlarına kültürlerine tercihlerine saygı göstermeyen herkesle sonuna kadar mücadele edeceğiz. Terör meselesi yeniden gündemimizde üst sıralara çıktı. Ülkemizde son dönem yaşananların hepsi birbiiryle ilişkilidir. Gezi olayları 17-25 Aralık Darbe girişiminden ayrı değildir.

SIRTINI PKK'YA DAYAYANLARLA NASIL BERABER OLUYORSUNUZ?

Diktatör diyorlar, Gerçekt diktatörlere diktatör diyebildiler mi? Çünkü bunlar cennet mekan Sultan Abdülhamit Han'a diktatör diyenlerin neslidir onların devamıdır. Bunlar merhum Turgut Özal'a diktatör diyenlerin neslidir. Hiç değişmez aynı slogan devam ediyor. Yüzde 52 oyla gelen bir cumhurbaşkanına karşı bu tür ifade kullananlar ikiyüzlüdürler. Milletim kimin ne olduğunu biliyor. Bunlar hiç bir zaman millete konuşmadılar. Bu ikiyüzlü tavırlarını millete yutturamazlar. Biz milletle yürüdük milletle yürümeye devam edeceğiz. Biz, akşam olduğunda çevresine bakıp bize şu neyi demiş bu neyi demiş diye soranlardan değiliz. Biz akşam olduğunda kendisine bugün Allah için ne yaptın, ülken için milletin için ne yaptın diye kendisine soranlardanız. Eğer bu saldırılar karşısında boğun eğer, korkarsak, yılgınlık gösterirsek Allah korusun geri adım atarsan şu 40 yıllık emeğe, davayı buraya taşıyanlara haksızlık eder, onlara karşı mahçubiyet yaşarız. Onlar hergün yalan söyleyecek biz hergün doğruyu savunacağız. Onlar sırtlarını burası çok önemli tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet olan paralel yapılara dayıyacaklar. Bir takım medya kuruluşlarına manşetlere silahlı terör örgütlerine dayayacaklar ama biz sırtımızı önce hakka sonra halka dayayıp öyle yürüyeceğiz. 12 Eylül'leri aştık, 28 Şubat'ları aştık, kapatma davalarını, gezi olaylarını, 17-25 Aralık darbe girişimini aştık. Bugün bu söylediğim o paralel yapının bir kısım medyanın eli kanlı silahlı örgütlerin ortak silahıl saldırıları karşısında da boyun eğmeyecek ve milletin desteği ile aşacağız. Ben şimdi tabanı ibadet olan bu kardeşlerime sesleniyorum sizin tavanınızdakiler bu ülkede biz sırtımızı PKK'ya dayıyoruz diyenlerle acaba siz nasıl beraber olabiliyorsunuz? Onlarla beraber nasıl yürüyebiliyorsunuz? Kişi arkadaşının dinindendir. Biz bunu biliriz. Hiç kimse tedirgin olmasın. Aziz milletimin tek bir ferdi bile kaygılanmasın. 100 yıl önce Çanakkale'de nasıl geldilerse bugün de yarın da geldikleri gibi gidecekler şüpheniz olmasın. Bu millet ağır başlıdır vakurdur. Bu millet tahammülüdür. Ama bu aziz millet istiklali söz konusu olduğunda onuru, namusu söz konusu olduğunda anlayana anladığı dilden konuşmasını da çok iyi bilir. Bunu bilmeyen varsa tarihin sayfalarını açar bakar tarih boyunca nasıl şahlandığımızı görür.

ANKARA SALDIRISINI ORTAK OLARAK YAPMIŞLARDIR

Şurada Gar'ın önünde yaşanan olay terörün nasıl kollektif uygulandığını gösteren olaydır. Şimdi kalkıyorlar bunu DAEŞ yaptı diyorlar. Bu tamamen kollektif bir el muhaberat, PKK, DAEŞ ve Suriye'nin kuzeyindeki PYD terör örgütü de var hepsi beraber ortak olarak bu eylemi gerçekleştirmişlerdir. Kimse kimseyi aldatmasın bunu özellikle bilmenizi istilyorum. Suruç'ta yaşananlar Diyarbakır'da yaşananlar belli ama benim milletim bu oyunu çok iyi ayırt etmek durumundadır. Bunlar için insan canının kıymeti yoktur. Her terör eyleminden sonra algı operasyonuna başlıyorlar. Eylemin olduğu anda bunu Saray yaptı diyenlerin ne mantığı olduğunu artık anlayın. Çünkü ortak çalışıyorlar. Terör örgütü kan akıtacak bunlar da çıkacak o terörü o teröristleri himaye altına alacak. Bunlar kendi rantlarını düşünüyor olabilirler fakat biz hiç bir zaman ben demedik biz dedik. Allah korusun memleket yangın yerine dönse uzaktan bunu seyredecek kadar memleketlerinden insanlarından kopmuş durumdalar. Biz buna kesinlikle müsade etmeyeceğiz. Biz bu büyük davanın kutlu davanın hasbel kader ismi öne çıkmış neferiyiz. Şahsıma muhtar bile olamaz dediklerinde bana değil millete bu işin kutlu neferlerine söylüyorlardı. Bugün de Cumhurbaşkanlığı makamına oturan şahsım değildir, cumhurun ta kendisidir, millettir. Bugün de benim ve aileme yönelik yapılan s aldırıların tamamı millete ve milli iradeye yöneliktir.

BUNU SÖYLEMEK ZORUNDAYIM

Hiç kimsenin endişesi olmasın ne terör örgütlerin ne manşetlerin ne de paralel yapıların bu ülkenin istikametini çizmesine asla müsade etmedik etmeyeceğiz. Bu milletin fertlerinin arasına fitne tohumlarının saçılmasına asla göz yummayacağız. Hayatım boyunca bu milletin dertlerine çare üretmenin deva üretmenin çabasını verdim. Kürt kardeşlerimin sorunu aynen benim sorunum oldu. Onların yaşadıklarını iliklerime kadar bende işledim. zulümleri sadece Kürt kardeşlerim yaşamadı ki herkes yaşadı. Varsa yoksa tek unsuru konuşmanın ne kadar art niyetli olduğunu da söylemek zorundayım. Kürt kardeşlerimizin sorunları için zorlu mücadele verdik. Dedik ki bu ülkede biz inkar sorununu ortadan kaldırdık, asimisalsyon surununu ortadan kaldırdık kardeşlerimiz dedik bağrımıza bastık. Öyle adımlar attık, öyle reformlar yaptık ki bunların değil telaffuzu düşünmek bile mümkün değildi. Biz onlara uzaktan bakanlardan olmadık. Kardeş kardeşine nasıl bakarsa bir evin içinde aile fertleri birbirine nasıl bakarsa biz de kürt kardeşlerimize öyle baktık öyle bakacağız. Çünkü biz yaradılanı yaradandan ötürü sevdik onun için. Bizim ülke olarak fiziki sınırlarımız Misakı Milli sınırlarından olabilir ama bizim fikir, kültür sınırlarımız hiç kimsenin tahayyül edemeyeceği kadar geniştir. Sınırlar ülkeleri ayırır ama kardeşliği ayıramaz.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin