Halime Kökçe: Kürt halkı bu tavrı affetmez
Giriş:
14.03.2015
00:00
Güncelleme:
14.03.2015
00:37
Siyaset 24 programında çözüm sürecinin geldiği noktayı değerlendiren Halime Kökçe, 'sürecin birinci garantörü Kürt halkıdır ve o halk negatif tavırları affetmez artık' dedi.
24 TV'de Seda Selek'in moderatörlüğünde yayınlanan Siyaset 24 programında Ceren Kenar, Halime Kökçe ve Mehmet Metiner çözüm sürecinin geldiği noktayı ve gündemi meşgul eden diğer konuları yorumladılar.
Geçtiğimiz hafta Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve HDP heyetinin görüşmesiyle birlikte kamuoyuna duyurulan Dolmabahçe Mutabakatı'nın, çok ayağı yere basan, her zamankinden daha çok umut vadeden, gereksiz coşku barındırmayan ve muhalefetin çözüme takoz koymak için sürekli dillendirdiği bazı sorulara mahal bırakmayacak nitelikte olduğuna vurgu yapan Halime Kökçe, "çözüme hiç olmadığı kadar yakın bir noktadayız" dedi.
Kürt halkının samimiyetle çözümü sahiplendiğinin, hükümetin ve devletin de samimiyetini ispat ettiğinin altını çizen Kökçe, "çözüm süreciyle ilgili negaif pozisyon alışların, herşeyden önce barışa susamış halka yazık etmek olduğunu düşünüyorum. O halk bu tavrı affetmez, bundan adım gibi eminim" ifadelerini kullandı.
Halime Kökçe şöyle konuştu:
KÜRT HALKI SÜRECİ HERKESTEN DAHA ÇOK İSTİYOR, SÜRECİN BİRİNCİ GARANTÖRÜ DE KÜRT HALKIDIR
Dolmabahçe Mutabakatı ve bu vesileyle oluşan atmosfer, bana iki sene önceki Nevruz'u hatırlatıyor biraz. İki yıl önce Nevruz'da ben oradaydım. İnanılmaz bir kalabalık vardı. Herkes bir müjdeli haber için oraya gitmişti. Orayı gören insanların ilk tespiti buydu. Gerçekten Kürt halkı barış istiyor. Herkesten daha çok barış istiyor. Bu sürecin birinci garantörü de Kürt halkı. En çok onlar istiyor, çünkü en çok onlar acı çekti.
HALK BU TAVRI AFFETMEZ
Ben, çözüm süreciyle ilgili negatif pozisyon alışların herşeyden önce o mutluluğa, o barışa susamış halka yazık etmek olduğunu düşünüyorum. O halk bu tavrı affetmez. Bundan adım gibi eminim şu dakikadan sonra.
ÇÖZÜME, HİÇ OLMADIĞI KADAR YAKINIZ
Son iki yılda PKK-HDP tarafının verdiği taahhütleri yerine getirmemiş olmalarına rağmen hükümetin yaptığı bir dizi şey var. Bence şu ana kadar çözüm sürecinde gelinen noktalar içerisinde gerçekten çözüme en yakın noktalardan birisindeyiz şu anda. Dolmabahçe Mutabakatı'nın böyle bir anlamı var. Çok gerçekçi, gereksiz coşkulu değil, hayalperest değil. Önünde altı doldurulacak 10 maddelik bir metin var. Öyle CHP'nin ve MHP'nin iddia ettiği gibi, satır aralarında "satış belgesi" yorumlarını yaptıracak bir şey asla yok. Türkiye'nin bir bütün olarak demokratikleştirilmesini uhdesinde taşıyan bir taslak olarak değerlendirdim o 10 maddeyi.
KÜRT HALKI BUNU İLK KEZ YAŞIYOR, BÖLGE ADINA DA BİR İLK
Bence bütün bu bizim yaşadığımız şeyin tarihi önemi, aslında bölgedeki bütün Kürt halklarını da ilgilendiren bir şekilde; ilk kez Kürt halklarının içinde yaşadıkları, "devletim" diyemedikleri devletlerinden ilk kez böyle bir tavır görüyor olmaları. Şimdiye kadar hep baskı, hep zulüm. Irak'ta, İran'da, Suriye'de hiç tanınmadılar. Kimliği olmayan insanlardı Suriye'de Kürtler. Türkiye'de bambaşka bir asimilasyona maruz kaldılar.
Ama ilk kez, bütün bu coğrafya içerisinde Türkiye'de adına "çözüm süreci, barış süreci" denilen ve siyasi mekanizmaların devreye girmesiyle sorunun çözüme kavuşturulacağı bir irade ortaya kondu. Bu sadece bizimle ilgili değil, Kürtlerin yaşadığı bütün coğrafyaları ilgilendiren bir durum. Bu anlamda bir ilk.
TÜRKİYE NİYE BU MESELEYİ ÇÖZMEK İSTİYOR?
2013 Nevruzu'ndan beri PKK'nın kafasını karıştıran, çekilmeden vazgeçirten, "acaba doğru mu yaptık" dedirten bütün o Suriye'deki denklem vesaireye rağmen Türkiye PKK'yı masadan kaldırtmamayı başarmıştır. Bu zaten tek başına çok değerli bir şeydir ve Türkiye'nin de çok büyük bir başarısıdır.
Ben bu başarının en çok da samimiyetle ilgili olduğunu düşünüyorum. Hükümetin meseleye bakışı önemli bu anlamda. Niye Türkiye bu meseleyi çözmek istiyor? Gerçekten samimiyetle, Kürtlerin ve Türklerin tek millet olduğuna inandığı için. Bunun için bu kadar sıkı sarılıyor bu meseleye. Yoksa, vatandaşlık hakları, uluslararası hukuk vs. bütün bunlar çok yan ürün. Gerçekten bu coğrafya, bu topraklar Kürtlerin ve Türklerin birlikte sahip olduğu topraklardır. Ben, devletin de hükümetin de, Türkiye kamuoyunun da çözüm sürecini böylesine bağrına basabildiği için bu noktaya gelinebildiğini düşünüyorum.
Geçtiğimiz hafta Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve HDP heyetinin görüşmesiyle birlikte kamuoyuna duyurulan Dolmabahçe Mutabakatı'nın, çok ayağı yere basan, her zamankinden daha çok umut vadeden, gereksiz coşku barındırmayan ve muhalefetin çözüme takoz koymak için sürekli dillendirdiği bazı sorulara mahal bırakmayacak nitelikte olduğuna vurgu yapan Halime Kökçe, "çözüme hiç olmadığı kadar yakın bir noktadayız" dedi.
Kürt halkının samimiyetle çözümü sahiplendiğinin, hükümetin ve devletin de samimiyetini ispat ettiğinin altını çizen Kökçe, "çözüm süreciyle ilgili negaif pozisyon alışların, herşeyden önce barışa susamış halka yazık etmek olduğunu düşünüyorum. O halk bu tavrı affetmez, bundan adım gibi eminim" ifadelerini kullandı.
Halime Kökçe şöyle konuştu:
KÜRT HALKI SÜRECİ HERKESTEN DAHA ÇOK İSTİYOR, SÜRECİN BİRİNCİ GARANTÖRÜ DE KÜRT HALKIDIR
Dolmabahçe Mutabakatı ve bu vesileyle oluşan atmosfer, bana iki sene önceki Nevruz'u hatırlatıyor biraz. İki yıl önce Nevruz'da ben oradaydım. İnanılmaz bir kalabalık vardı. Herkes bir müjdeli haber için oraya gitmişti. Orayı gören insanların ilk tespiti buydu. Gerçekten Kürt halkı barış istiyor. Herkesten daha çok barış istiyor. Bu sürecin birinci garantörü de Kürt halkı. En çok onlar istiyor, çünkü en çok onlar acı çekti.
HALK BU TAVRI AFFETMEZ
Ben, çözüm süreciyle ilgili negatif pozisyon alışların herşeyden önce o mutluluğa, o barışa susamış halka yazık etmek olduğunu düşünüyorum. O halk bu tavrı affetmez. Bundan adım gibi eminim şu dakikadan sonra.
ÇÖZÜME, HİÇ OLMADIĞI KADAR YAKINIZ
Son iki yılda PKK-HDP tarafının verdiği taahhütleri yerine getirmemiş olmalarına rağmen hükümetin yaptığı bir dizi şey var. Bence şu ana kadar çözüm sürecinde gelinen noktalar içerisinde gerçekten çözüme en yakın noktalardan birisindeyiz şu anda. Dolmabahçe Mutabakatı'nın böyle bir anlamı var. Çok gerçekçi, gereksiz coşkulu değil, hayalperest değil. Önünde altı doldurulacak 10 maddelik bir metin var. Öyle CHP'nin ve MHP'nin iddia ettiği gibi, satır aralarında "satış belgesi" yorumlarını yaptıracak bir şey asla yok. Türkiye'nin bir bütün olarak demokratikleştirilmesini uhdesinde taşıyan bir taslak olarak değerlendirdim o 10 maddeyi.
KÜRT HALKI BUNU İLK KEZ YAŞIYOR, BÖLGE ADINA DA BİR İLK
Bence bütün bu bizim yaşadığımız şeyin tarihi önemi, aslında bölgedeki bütün Kürt halklarını da ilgilendiren bir şekilde; ilk kez Kürt halklarının içinde yaşadıkları, "devletim" diyemedikleri devletlerinden ilk kez böyle bir tavır görüyor olmaları. Şimdiye kadar hep baskı, hep zulüm. Irak'ta, İran'da, Suriye'de hiç tanınmadılar. Kimliği olmayan insanlardı Suriye'de Kürtler. Türkiye'de bambaşka bir asimilasyona maruz kaldılar.
Ama ilk kez, bütün bu coğrafya içerisinde Türkiye'de adına "çözüm süreci, barış süreci" denilen ve siyasi mekanizmaların devreye girmesiyle sorunun çözüme kavuşturulacağı bir irade ortaya kondu. Bu sadece bizimle ilgili değil, Kürtlerin yaşadığı bütün coğrafyaları ilgilendiren bir durum. Bu anlamda bir ilk.
TÜRKİYE NİYE BU MESELEYİ ÇÖZMEK İSTİYOR?
2013 Nevruzu'ndan beri PKK'nın kafasını karıştıran, çekilmeden vazgeçirten, "acaba doğru mu yaptık" dedirten bütün o Suriye'deki denklem vesaireye rağmen Türkiye PKK'yı masadan kaldırtmamayı başarmıştır. Bu zaten tek başına çok değerli bir şeydir ve Türkiye'nin de çok büyük bir başarısıdır.
Ben bu başarının en çok da samimiyetle ilgili olduğunu düşünüyorum. Hükümetin meseleye bakışı önemli bu anlamda. Niye Türkiye bu meseleyi çözmek istiyor? Gerçekten samimiyetle, Kürtlerin ve Türklerin tek millet olduğuna inandığı için. Bunun için bu kadar sıkı sarılıyor bu meseleye. Yoksa, vatandaşlık hakları, uluslararası hukuk vs. bütün bunlar çok yan ürün. Gerçekten bu coğrafya, bu topraklar Kürtlerin ve Türklerin birlikte sahip olduğu topraklardır. Ben, devletin de hükümetin de, Türkiye kamuoyunun da çözüm sürecini böylesine bağrına basabildiği için bu noktaya gelinebildiğini düşünüyorum.
GÜNÜN MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN