Sinemanın en tehlikeli 30 kadın karakteri
1- Baby Jane Hudson (Bette Davis) (Küçük bebeğe ne oldu? / What Ever Happened to Baby Jane?) (1962) Yatalak kalan kardeşine yapmadığını bırakmayan Baby Jane Hudson’ın deliliğinin ve nefretinin portresi... Bette Davis’in Hollywood piyasasındaki ‘şöhret olma’ ve ‘kuşak farkı’ gibi kavramları birebir rekabet ve acı çektirmeyle yerine getirdiği eser, bir de tür yaratmıştı. Aynı zamanda burada Joan Crawford ile beraber oluşturduğu ikili, zamanla gerçek bir ‘kült kitle’ eğlencesine dönüştü.
1- Baby Jane Hudson (Bette Davis) (Küçük bebeğe ne oldu? / What Ever Happened to Baby Jane?) (1962)
Yatalak kalan kardeşine yapmadığını bırakmayan Baby Jane Hudson’ın deliliğinin ve nefretinin portresi... Bette Davis’in Hollywood piyasasındaki ‘şöhret olma’ ve ‘kuşak farkı’ gibi kavramları birebir rekabet ve acı çektirmeyle yerine getirdiği eser, bir de tür yaratmıştı. Aynı zamanda burada Joan Crawford ile beraber oluşturduğu ikili, zamanla gerçek bir ‘kült kitle’ eğlencesine dönüştü.
2-Lily Powers (Barbara Stanwyck) (Baby Face) (1933)
Keskin bir erkek egemenliğinin ortasından yükselen bir bürokrasi eleştirisi sunan yapıt, Lily Powers’ın bedenini ve zekasını kullanarak şirket basamaklarını yavaş yavaş tırmanmasını masaya yatırıyor. Zamanında sansür de yiyen filmin, bu konudaki cüreti ve ‘vamp kadın’ düşüncesinin önünü açmasıyla değeri büyük. Tabi “Çifte Tazminat”taki (“Double Indemnity”, 1944) benzer rolüyle ünlenen Barbara ‘boğuk ses’ Stanwyck’in kimliğini doğurduğunu ve başta bizim ‘Kara Melek’ olmak üzere ‘pembe dizi’lerin esin kaynağına dönüştüğünü de ekleyelim.
3-Norma Desmond (Gloria Swanson) (Sunset Bulvarı / Sunset Blvd.) (1950)
Norma Desmond, sesli sinemanın hakimiyetiyle malikanesine çekilmiş ve bu durumun ‘sinir’ini üzerinden taşıyan bir sessiz sinema aktrisi. Onun başrolünde oynadığı “Sunset Bulvarı” ise gerçek bir Hollywood kabusu... En kısa tanımıyla Desmond’ın senaryo yazdırdığı karakterle, dünyayla, piyasayla ve arkadaşlarıyla ilişkisinin ‘korkunç’luğu, ‘vahşilik’i ve ‘tekinsizlik’i ile akıllara kazınan bir eser. Filmin sonunda kameraya doğru yürüyen bu karakterin bizi ele geçirdiği sekans da unutulmazlar arasındadır! Hollywood işte bu kadar korkunç olabiliyor!
4-Madeleine Ester / Judy Barton (Kim Novak) (Ölüm Korkusu / Vertigo) (1958)
Her açıdan devrim yapan bu Hitchcock eserinde Kim Novak’ın ‘iki karakter’e can verirken oluşturduğu ‘şüphe’ dolu değişim de bir hayli önemlidir. Zira gerçek anlamda ‘suç’ mizansenini gerilimin içinde canlandıran bu durum, damarımıza ‘korku’ doldurma şansına da erişmiştir. Bu da ‘yüz ifadesi’, ‘makyaj derinliği’, ‘giysi detayları’ ve ‘saç rengi’nin oluşturduğu soru işaretleriyle ‘rahatsız edici’ bir figür armağan etmiştir sinemaya...
5-Juliette de Merteuil (Jeanne Moreau) (Tehlikeli Aşklar / Les Liaisons Dangereuses) (1959)
Juliette ile Valmont, birbirlerine yaşadıkları ‘cinsel ilişkileri’ anlatmayı seven bir çifttir. Bu ‘fantezi’ hayranlığı durumu, bir gün ‘asla aşık olma’ kuralının geçerliliğini yitirmesiyle bir aşk elektriğine dönüşür. Ancak Juliette’in bu konudaki duruşu sert ve tavizsiz olacaktır. Choderlos de Laclos’nun sayısız sinema eserine uyarlanıp Annette Bening, Glenn Close ve Sarah Michelle Gellar görmüş ‘karakter’i burada ‘Jeanne Moreau’ bünyesinde canlanıyor. Elbette yüksek bir aristokrasi eleştirisi ve insanları elinde oynatma güdüsüyle...