Dünyanın en gizemli olaylarından biri görenleri dehşete düşürdü. Kanada'nın Britanya eyaletinden ABD'nin Washington eyaletine kadar uzanan Salish Denizi'nde kıyıya vuran ayakkabılar büyük panik oldu. Kıyıya vuran bazı ayakkabıların içinde kopmuş ayak olması milleti tedirgin etti.
Bölgede pek çok ada ve nehirler bulunur, yani coğrafi olarak da oldukça karışıktır. 21.yüzyılın en gizemli olaylarından biri olarak görülen bu ayakkabı vakası oldukça da ilginç ve korkutucu. Pek çok insan yıllardır Salish denizi kıyısında kopuk ayakların olduğu ayakkabılar bulmakta.
Bu gizemli olay 1887'de yılında Vancouver plajında bulunan kopmuş insan ayağı ile başlamış. İlk başta bunun Salish denizi ile bağlantılı olan nehirlerden birinde ölen birinin ayağı olduğu düşünülmüş.
Ancak bulunan ayak bir tane ile sınırlı kalmamış. Tam 120 yıl aradan sonra 2007 yılında bulunan bir ayak bu gizemli olayı yeniden su yüzüne çıkarmış. Bu sefer bulunan ayak bir tane ile de sınırlı kalmamış.
2007'den sonra daha sık bir şekilde kıyıya vuran ayakların ortak bir özelliği vardı: Neredeyse hepsi bir spor ayakkabısının içindeydi. Daha sonrasında olayla ilgili Vancouver Üniversitesi araştırma yaptı ve kopan ayakların herhangi bir insani etki olmadan (işkence, koparma, kesme gibi) tamamen kendiliğinden zamanla vücuttan koptuğu sonucuna vardı.
Kıyıya vuran ayakların spor ayakkabı içinde olmasının da ayakkabının yapısıyla ilgili olduğu sonucuna vardılar. Spor ayakkabıların yapısı bu kopan ayakların su yüzeyinde kalmasını hatta kıyıya ulaşmasını sağlıyor.
PEKİ BU AYAKLAR KİMİN?
Bulunan ayakların çoğu sağ ayaktı, sadece 2 tanesi sol ayaktı. Bunun üzerine çevrede ve bulunan ayakkabılar ile ayaklar üzerinde araştırılma yapıldı. Bu ayakların intihar eden kişilere, tsunami sonucunda ölen ya da öldürülerek nehre ve denize atılan kişilere ait olduğuna dair teoriler bulunuyor.
3-4 ayakkabının ve içinde bulunan ayakların sahipleri bulundu. Bu kişiler 2016, 2014 hatta 2004 yılından beri kayıp olan kişilere aitti fakat diğer ayakkabıların izleri çok araştırılmasına rağmen bulunamadı. Bunun üzerine birkaç teori ortaya atıldı.
Bunlardan ilki, kıyıya yakın bir yerde düşen bir uçak ile ilgili. Uçak kazasında ölen insanların ayakları zaman içerisinde bedenlerinden ayrılarak kıyıya kadar sürüklenmiş olabilir. Bölgede yakın bir zamanda yaşanan bak kazasının buna sebep olduğu düşünülüyor.
Diğeri ise 2004 yılında bölgede yaşanan tsunami felaketinde denizde kaybolan ve ölen insanların ayakları olduğu düşünülüyor.
Yapılan araştırmalara göre tsunami ve uçak kazası teorileri doğru olabilir ama hala kanıtlanabilmiş değil. Bir de bunların haricinde bölgedeki bir mafyanın kişileri öldürüp, izlerini kaybetmek için denize attığı düşünülüyor fakat bunun için de maalesef bir kanıt yok. Hala gizemi tam olarak çözülemeyen bu olay Salish denizi kıyısına büyük turist gruplarının gelmesine sebep oluyor. Hatta turizmi canlı tutmak için bölgenin yerlilerinin bazen hayvan kemiğini ayakkabıların içine koyup denize attığı bile oluyor. Yine de bulunan ve kayda geçirilen tüm o ayakkabılar gerçek.
DÜNYANIN EN KÜÇÜK SERİ KATİLİ! POLİSE İTİRAF ETTİ...
Dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi Hindistan'da 3 kişiyi öldürdüğü iddiasıyla gündeme gelen 8 yaşındaki Amarjeet Sada, ilginç hikayesiyle hem ülkesinde hem de uluslararası kamuoyunda gündem oldu.
6 YAŞINDAKİ KUZENİNİ ÖLDÜRDÜ
1998 yılında Hindistan'ın Bihar kentinde fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Amarjeet Sada'nın 2006 yılında Amarjeet'in 6 yaşındaki kuzenini öldürdüğü iddia edildi. Bu korkutucu olaydan kısa bir süre sonra sekiz aylık kız kardeşi olan bebeği de onun öldürdüğüne inanılıyor.
VATANDAŞLAR DURUMDAN HABERDAR ANCAK...
Amarjeet'in amcasına göre, bazı aile üyeleri ve köyün diğer sakinleri bu suçlardan haberdar. Ancak bu durumlar ailevi sebepler yüzünden yetkililere bildirilmedi.
Tüm bu cinayetlere ek olarak Amarjeet'in 2007 yılında komşusunun Kushboo adlı altı aylık kızını da öldürdüğü iddia edildi. Bebeğin annesi, bazı işleri yaparken onu uyuması için bıraktığını ve sonrasında da geri döndüğünde bebeğini bulamadığını söylüyor. Köy sakinleri Amarjeet'in geçmişte neler yaptığını bildiği için bu ölümden de onu suçlu buluyor.
POLİSE İTİRAF ETTİ
Amarjeet, Kushboo ismindeki komşusunun bebeğini nasıl öldürüp gömdüğünü ayrıntılı bir şekilde polise anlattı. Bunu anlatırken de hiçbir pişmanlık duymadı. Tutuklanmasının ardından polis, çocuğun üç ay önce kız kardeşini ve bir yıl önce de kuzenini öldürdüğünü itiraf ettiğini açıkladı. Polis müfettişi Amit Lodha, çocuğun psikiyatrik bir vaka gibi gördüğünü ve profesyoneller tarafından değerlendirileceğini söyledi. Diğer bir polis müfettişi olan Shatrudhan Kumar ise tüm cinayetlerin aynı biçimde gerçekleştirildiğini belirtti.
GÜLEREK ANLATTI, BİSKÜVÜ İSTEDİ
Polis sorgusunda çocuğun olayları anlatırken güldüğü ve bisküvi istediğini öğrenildi. Uzmanlara tarafından incelenen Amarjeet'in davranış bozukluğu olduğu tespit edildi. Davranış bozukluğu çocukların öfkeli, saldırgan ve şiddetli olabileceği duygusal ve davranışsal problemlerin devam eden bir modeli olarak tanımlanıyor.
SERİ KATİLDEN KAN DONDURAN SÖZLER! KURBANINI ARAYIP...
"Golden State Katili" olarak bilinen Joseph DeAngelo, saldırısının sonucunda hayatta kalan kurbanını yıllar sonra arayıp "Seni öldüreceğim, seni öldüreceğim…" dedi
DeAngelo, onu tutuklamak için gelen polislere fırında yemek yaptığını söyledi
Kanadalı seri katil Robert Pickton, öldürdüğü insanların cesetlerini domuz eti yaptığı makinede işliyordu. Kasabadaki insanlar, insan eti yemiş olabilir
Ed Kemper, annesini acımasızca öldürdükten sonra kafasını dart tahtası olarak kullandı ve annesinin kafasız, cansız bedenine tecavüz etti.
Ed Kemper, hapishanedeyken başta Star Wars ve Çatıdaki Çiçekler (Flowers in the Attic) olmak üzere birçok sesli kitap seslendirdi
Jeffrey Dahmer, polisi yaralı kurbanın sevgilisi olduğuna ve yalnızca basit bir sevgili tartışması yaşandığına ikna etti ve kaçtı
Rosemary and Fred West, çocuklarının yarısını öldürdü ve yaşayan çocuklarına da sonlarının diğer çocuklar gibi olacağını söylüyordu.
20. yüzyılın ünlü seri katillerinden bir tanesi olan Ed Gein çocuk bakıcısıydı.
BTK (Bağla, işkence et, öldür) katili olarak bilinen Dennis Rader, kilise başkanıydı.
Amerikalı seri katil Dennis Rader, el ve kol kaslarını güçlendirmek için stres topu kullanıyordu.
Israel Keyes, fidye istemek için bir kızı kaçırdı. Kızın ailesinden para istemek için kızın fotoğrafını gönderdi. Kayes kızı öldürmüştü ancak fotoğrafta canlı gibi görünmesi için gözlerini dikti.
Rodney Alcala, cinayet silsilesine devam ederken ünlü TV programı "The Dating Game" yarışmasının kazananı oldu.
İnsanları öldürdükten sonra kanlarını içen Sacramento Vampiri Richard Chase, kapıların kilitli olup olmadığını kontrol ederdi. Kilitli olmayan kapıların bir davet olduğunu düşünürdü.
Richard Chase hapishanedeyken röportaj yaptı. Röportaj sırasında görüşmeyi yapan kişiye bir avuç dolusu makarna ve peynir verdi çünkü görevlilerin onun yemeğine zehir attığını düşünüyordu.
Ted Bundy, küllerinin Washington Eyaleti'nin Cascade Dağları'na atılmasını istedi. Bu dağ, Bundy'nin kurbanlarından dördünün bulunduğu yer. Bundy'nin isteği yerine getirildi.
Michael Swango, hastaneden hastaneye geçerek hastaları zehirli bir iğneyle öldüren lisanslı bir doktordu.
Kasap Fırıncı adıyla tanınan Robert Hansen, kadınları kaçırıp vahşi doğaya götürür ve orada serbest bırakırdı. Bunun nedeni onları avlayarak öldürmekti.
Kimliği hala bilinmeyen "Oakland İlçesi Çocuk Katili", Timmy King'i kaçırdı ve öldürdü. Annesi Timmy'nin kaybolduğunu öğrenince gazeteye ilan verdi ve en sevdiği yemek olan "Kentucky" tavuklarından bahsetti. Timmy'nin cesedi bulunduğunda midesinde tavuk kalıntıları vardı.
Leonarda Cianciulli, yaşadığı İtalyan kasabasında üç kadını öldürdü çünkü onları öldürmese kendi oğlunun öleceğine inanıyordu. Bu bir nevi Tanrı'ya kurban vermekti
"Kıkırdayan Dadı" olan Nannie Doss, bu takma adı aldı çünkü kocalarını öldürmekten bahsederken gülerdi.
DÜNYANIN EN ÜNLÜ SERİ KATİLLERİNİN HAYATLARI KAN DONDURDU
Dünyanın en ünlü seri katillerinden birisi Theodore Robert Ted Bundy. 24 Kasım 1946'da dünyaya gelen Ted Bundy, 24 Ocak 1989'da hayatını kaybetti.
Pek çok katilin aksine iyi bir aile ve eğitime (Yale' den hukuk ve psikoloji diplomasına)sahip ABD'li bir seri katil ve tecavüzcüdür. 1974 - 1978 yılları arasında, ABD'nin çeşitli yerlerinde çok sayıda genç kadını öldürmüştür.
Kurbanlarının kesin sayısı bilinmeyen Bundy, 10 yılı aşkın inkâr süreci sonunda, 30'dan fazla cinayet işlediğini itiraf etmiştir. Bundy, sıklıkla, Amerikan seri katillerinin öncül örneği olarak kabul edilir.
Gerçekten de seri katil terimi ilk defa onu tanımlamak için ortaya atılmıştır. Bundy'nin bir sosyopat olduğu düşünülmektedir. İşlediği vahşi cinayetlere rağmen eğitimli, yakışıklı ve kibar bir genç adam olarak tanımlanır.
Kurbanlarını genelde sopayla döverek, bazen de boğarak öldürmüştür. Kurbanlarının çoğuna tecavüz ettiğine ve ayrıca, öldürdükten sonra da tecavüz edip, bedenlerini kestiğine inanılmaktadır.
Dean Arnold Corll (24 Aralık 1939 – 8 Ağustos 1973)
İşinin başına döndükten sonra yine yoksul cocuklara şeker dağıtan biri olarak gündeme geldi ancak özellikle erkek çocuklara ilgi göstermesi ile dikkat çekti.Bazı cocukların şikayeti üzerine bir kaç defa sorgulandı ancak serbest bırakıldı.
Şeker fabrikası kapatıldıktan sonra Houston'da elektrisyenlik yapan Corll'ın seri katil olduğu, öldürüldükten sonra suç ortağı ve katili Elwer Wayne tarafından ihbar edilmiş ve yapılan araştırmalar sonucu cinayetleri günyüzüne çıkarılmıştır.
Sadist eğilimli bir homoseksüel olan Corll'un evinde 4 köşesinde kelepçeler için demir halkalar bulunan bir işkence odası vardı. Henley polise Corll'un uyuşturucu partileri verdiğini ve genç erkeklere nasıl sado-mazoşist işkenceler edip öldürdüğünü anlattı.İspat için kayıp olduğu bilinen iki isim de verdi, bunlar polisi Corll'un kiraladığı boş bir kayıkhaneye götürdü. Bu barakanın altı kazılınca 17 ceset daha ortaya çıktı. 10 tanesi de 2 farklı yerde gömülü olarak bulundu.
Bu o zamana kadar bir katilin öldürdüğü en fazla kişi olan bir seri cinayet olayıydı.
Albert Hamilton Fish (19 Mayıs 1870 - 16 Ocak 1936)
ABD'li seri katil Albert Hamilton Fish Kuzuların Sessizliği filmine ve filmin baş karakteri Hannibal Lecter'a ilham kaynağı olmuş, Gri adam, Wysteria'nın kurtadamı, ve Brooklyn vampiri gibi takma adlarla anılmıştır.
Azılı yamyam Fish'in toplam 100'den fazla cinayet işlediği sanılmaktadır. Bilinen en yaşlı seri katil özelliğindedir.
1875 yılında babasının ölümünden sonra, bir çocuk bakımevine yerleştirilen Albert Fish, yedi yaşına kadar kaldığı bu kuruma uyum sağlayamadığı için ruhsal yapısı bozuldu. 1882 yılında eşcinsel eğilimleri ortaya çıktı. Küçük suçlara bulaşan Fish, 1910 yılında ilk kez cinayet işledi.
Seri katil, aynı zamanda kendi kendisine de çeşitli işkenceler uyguluyor, kendi idrarını içip, çivili sopayla kendini dövmek, kasıklarına iğne batırmak gibi cinsel ve fiziksel işkencelerle kendi günahlarını cezalandırdığına inanıyordu. İşkence yaptığı ve öldürdüğü çocukları "tanrıya verilen kurbanlar" olarak düşünüyordu.
1898'de evlendi ve altı çocuk sahibi oldu. Karısının kendisini terketmesinden sonra başka kadınlarla da birlikte oldu. Sürekli adres değiştirdi, her gittiği yerde yüzlerce çocuğu taciz etti, ve bazılarını öldürdü.
Bir kurbanının ailesine, kızlarını nasıl öldürüp yediğini anlatan mektuplar göndermesi sonucu yakalandı. 1935 yılında yargılanmasının sonunda deliliğine kanaat getirildiyse de elektrikli sandalyede idam cezasına çarptırıldı. Kararı duyunca "Hiç tatmadığı bu büyük zevki tatmaktan mutlu olacağını" açıkladı.
Edward Theodore Gein (27 Ağustos 1906 – 26 Temmuz 1984)
Cinayetleri Kuzuların Sessizliği, Teksas Katliamı gibi birçok filme ilham kaynağı olan Amerikalı seri katil Ed Gein, alkolik bir baba, dominant ve aşırı dindar bir anne ve abisinden oluşan 4 kişilik bir ailede büyümüştür. Babası, abisi ve en son 1945'te annesi de vefat ettiğinde içine düştüğü yalnızlık Gein'i deliliğe iter.
Annesini tekrar diriltebilmek için, anatomi bilimini incelemeye başlar ve mezarlıklardan çaldığı cesetler üzerinde öğrendiklerini uygulamaya koyulur. Kendisini özellikle büyüleyen, kadın vücududur.
Annesini diriltmeyi başaramadığını anlayınca, annesinin yaşında bir kadının cesedinin derisini yüzmeye karar verir ve arada sırada bu deriyi (annesinin eski elbiseleriyle birlikte) elbise niyetine giyer.
Hayatı boyunca cinsel ilişkide bulunmamış olan Gein, kadınlara karşı hissetiği karmaşık duyguları pek anlayamaz ve bir kadın olma isteği geliştirir.
İlk başlarda kendi kendini hadım etmeyi düşünen Gein, bir kadın derisinin kendisini yeterince kadınsı gösterdiğine inanarak, bu düşüncesinden vazgeçer. Kadın vücutlarına duyduğu isteği gitgide daha da büyüyen Gein, bir süre sonra sadece mezarlardan ceset çıkarmakla kalmaz, 1954 yılından itibaren bir cinayet işlemeye karar verir ve kurbanını annesinin öldüğü yaştan seçer.
İlk cinayetinden sonra kasabanın şerifi Ed Gein'in izini bulur ve tutuklar. Doktorlar Gein'e kronik şizofreni tanısı koymuşlardır. Deli raporu sayesinde hapse konulmayan Gein, geri kalan hayatını ıslahevlerinde geçirir ve 1984 yılında 77 yaşında uzun zamandır çektiği kanser hastalığı sonucu yaşamını yitirir.
Herbert Williams Mullin (18 Nisan 1947)
1970'li yılların başında Kaliforniya'da 13 cinayet işlemiş bir seri katildir. En yakın arkadaşını trafik kazasında kaybetmesi sinirsel bozukluğu tetiklenmiştir. Kendi kendine konuşması ve derisinde sigara söndürmeye başlaması sonucu 21 yaşında akıl hastanesine kaldırılmıştır.
25 yaşına geldiğinde Kaliforniya'ya dönmüştür. Ailesinin yanında yaşarken eyaletlerinde yaşanacak olan büyük depremden onları ancak cinayet işleyerek kurtarabileceği fikrine kapılmıştır.
Evsiz bi adamı beyzbol sopasıyla döverek öldürmesi ve arabasına otosopçu olarak bindiği bi şoförü öldürmesiyle ilk cinayetlerini işlemiştir. Ardından günah çıkarmaya gittiği kilisede bir rahibi de öldürerek cinayetlerine devam etmiş ve kurtuluşa erişeceği düşüncesini körüklemiştir.
Ardından orduya katılmaya karar vermiştir. Testleri geçmiş fakat geçmişinde işlediği küçük birkaç suç nedeniyle geri çevrilmiştir. Ardından birçok cinayet işlemiş ve yakalanmıştır. Cinayetlerinin tümünü, eğer yapmazsa eyaletin tamamının bi depremde öleceği düşüncesi ile yaptığını söylemiştir. Yakın zamanda da hiçbi büyük deprem olmamasını kendi çabasına borçlu olduklarını savunmasına eklemiştir. 4 ay içinde işlediği 13 cinayet sonucu müebbet hapse mahkum olmuştur.
Jesse Harding Pomeroy (29 Kasım 1859 - 29 Eylül 1932)
ABD'nin gelmiş geçmiş en küçük seri katilidir.İşlediği iki cinayet sonrasında tutuklandı.
Yaptığını itiraf ederken "Lütfen beni bir yere koyun ve böyle şeyler yapmamı engelleyin" diye ağladı.Mahkeme onu idama mahkum etmesine rağmen cezası ömür boyu hapse çevrildi ve hayatının geri kalanının bir hücrede tek başına geçirmesine karar verildi.
Amerika onu the boy fiend (tam olarak karşılık olmasa da iblis çocuk) olarak adlandırdı. 1917 yılında diğer mahkumların arasına karışmasına izin verildi.
28 Haziran 1891'de Minnesota'da dünyaya gelmiş asıl adıyla Charles Panzram. 11 yaşında hırsızlık suçundan dolayı tutuklanan Carl, Minnesota'da bulunan bir ıslahevine gönderilmiş. Ve burada pek çok kez dövülerek, defalarca cinsel istismara maruz kalmış. Tutuklandıktan sonra yaptığı itiraflarında, ilk cinayetini ıslahevinde 12 yaşında bir çocuğu öldürerekişlediğini söylese de bu bilgi doğrulanamamış.
Kansas, Teksas, Kaliforniya, Washington, Utah gibi pek çok eyalet gezen Carl Panzram, hırsızlık yapıyor, zevk için yangın çıkartıyor ve erkeklere tecavüz ediyormuş. Genellikle sahte isim kullanan Carl, Oregon'da yakalansa da hapisten kaçarak doğu yakasına ulaşmayı başarmış.