Belçika'da bir kişi ailesiyle sorunlarını düzeltebilmek adına kendi adına sahte bir cenaze töreni düzenledi. Kendini ölmüş gibi gösteren kişi helikopterle cenaze törenine indi ve ailesine sarıldı. İşte o anlar...
Belçika'da yaşayan 45 yaşındaki bir adam ailesi ile yaşadığı sorunlar yüzünde iletişimini kopardı.
Bir süre sonra ailesi ile yeniden bağ kurmak isteyen adam sıra dışı bir plana imza attı. Kendisini ölmüş gibi göstererek sahte cenaze töreni düzenledi.
Planına eşini ve çocuklarını da dahil etti. Ailesini de kendi sahte cenazesine davet etti.
Ve akrabalar yas tutmak için toplanmışken sahte cenaze töreninin sahibi adam kiraladığı helikopter ile cenaze alanına iniş yaptı.
Merasime katılanlar helikopterden inen kişiyi görünce kısa bir şok yaşadı.
Filmleri aratmayan bir planla ailesine yeniden kavuşan adam akrabalarına tek tek sarıldı.
O anlar sosyal medyada en çok izlenenler arasına girdi.
KENDİ CENAZESİNDE ANİDEN ORTAYA ÇIKTI
Cenazesine kimlerin katılacağını öğrenmek istedi sahte tören düzenleyerek kendi cenazesine katıldı.
Brezilya'da 60 yaşındaki Baltazar Lemos, cenazesine kimlerin katılacağını görmek için akıllara durgunluk veren bir yöntem buldu.
Sosyal medya hesabından önce hastalandığını ardından öldüğünü duyurdu. Dostlarına ve akrabalarına ise tüm bunları bir arkadaşının yaptığı izlenimini vererek cenaze töreni düzenledi.
Ancak töreninde inanılmaz anlar yaşandı. Perdenin arkasından kendi hayatını anlatan Baltazar Lemos, bunun önceden kaydedilmiş bir ses kaydı olduğunu sanan yakınlarını gözyaşlarına boğdu.
ŞOKE OLDULAR
Ailesi ve tekerlekli sandalyede yaşayan yaşlı annesi ölüm haberiyle yıkılırken öldüğü sanılan 60 yaşındaki adam bir anda ortaya çıktı. Salonda bulunanlar büyük şok yaşadı.
Bazısı sinir krizi geçirdi. Bazılarıysa göz yaşlarını tutamadı. Akraba ve dostları sahte cenaze törenini "zalimce" bulduklarını açıkladı. Kendi cenaze törenini düzenleyen Lemos, "Kimseyi üzmek istememiştim" ifadelerini kullandı.
ÇIĞLIK ATAN MUMYANIN SIRRI ÇÖZÜLDÜ
Mısır'da arkeologlar ve radyologlar tarafından yürütülen araştırma sonunda, 'çığlık atan mumya' olarak bilinen Mısırlı prensesin 3 bin yıl önce kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdiği belirlendi. Prensesin damar sertleşmesi ve koroner kalp hastalığından mustarip olduğu ve bunun sonucunda ani bir şekilde yaşamını yitirdiği belirtildi.
Mısır bilimci Doktor Zahi Hawass, bulgularını şöyle açıkladı; "Çığlık atan kadının cansız bedeninin saatler sonrasına kadar keşfedilmemiş olabileceğini varsayıyoruz, bu da ölüm katılaşmasını sağlamaya yetecek bir süre.
Mumyalama işlemini yapanların, kadının büzülmüş bedenini çürümeden ya da gevşemeden önce mumyaladığını düşünüyoruz. Bu nedenle kadının ağzını kapalı tutamadılar ya da bedenine yatış pozisyonu veremediler, ki bu diğer mumyalarla karşılaştırıldığında alışılmadık bir durum. Böylece ölüm anındaki yüz ifadesi ve duruşu korunmuş oldu."
Yüzündeki acı dolu ifade nedeniyle 'çığlık atan mumya' olarak adlandırılan mumya, 1881'de Luksor'da bir kraliyet mezarlığında bulunmuştu. Mumya, bacakları bükülmüş ve çaprazlanmış, başı hafif eğik ve ağzı açık bir halde keşfedilmişti.
Prensesin sarılı olduğu bezdeki yazılardan yola çıkan uzmanlar, mumyanın Firavun Meret Amon'un kız kardeşine ait olduğunu düşünüyor. Ancak bu unvan pek çok prenses için kullanıldığından, mumyanın gerçek kimliği bilinmiyor.
4000 YIL SONRA ORTAYA ÇIKTI! BİLİM İNSANLARI ŞAŞKIN...
Modern çağdaki hastalıkların binlerce yıl önce olup olmadığı hep merak konusu olmuştur.
American Heart Journal'da Güney Amerika ve Mısır'da ortaya çıkan mumyalarla ilgili yeni bulgular yayımlandı.
Bilim insanları, 4 bin yıllık mumyalarda kalp rahatsızlıkları belirtilerini keşfetti.
Yeni araştırmada, modern zamanın sağlıksız diyetleriyle ilişkili olan hastalığın antik çağda daha yaygın olduğu tespit edildi.
Uzmanlar, mumyalarda damar tıkanıklığı bulgularına ulaştı.
Houston'daki Teksas Sağlık Bilimleri Merkezi'ndeki McGovern Tıp Fakültesi'nde kalp-damar cerrahisi yardımcı profesörü olan Muhammed Madjid şunları söyledi;
"20 yıldan uzun bir süredir kitlelerdeki kalp hastalığı modeline bakıyorum.
Zamanla aklıma 'Modern zamanın bir hastalığı mı yoksa modern yaşamdan bağımsız olarak insanlara özgü bir süreç mi?' sorusu geldi."
Dr. Madjid, arter duvarlarında kolesterol birikmesinin "vücudun yara iyileşme mekanizmasında kötü sonuçlar doğurduğunu" açıkladı.
Dr. Madjid, "Bunlar modern çağda mikroskop altında bulduğumuz çok iyi bilinen süreçlerdir, artık atalarımızda da benzer belirtiler gördük." diyor.
Dünyada bilimin açıklayamadığı iddia edilen, hala sırrını saklayan birçok olay var. Hangisi doğru hangisi yalan bilinmiyor ama ortak özellikleri çok ilginç olmaları.
Hala açıklanamamış dünya üzerindeki sayısız olaydan derlediğimiz görece kısa listeye şöyle bir göz atmak isteyebilirsiniz.
DENİZ KAVİMLERİ
Kim oldukları ya da nereden geldikleri hala büyük bir muamma. MÖ. 1200 dolaylarında Yunan yarımadası, Ege ve Akdeniz kıyıları, Anadolu, Suriye, Fenike, Filistin'deki tüm şehirleri yakıp yıkarak üzerinden geçmişler, Antik Mısır'ın içlerine kadar ilerlemişler.
Doğu Akdeniz'deki medeniyetler, Hititler, Yunanlar ve Minos Uygarlığı gibi pek çok uygarlığın ya çökmesine ya da gerilemesine yol açmışlar, Troya kenti tümüyle yok olmuş, Ugarit şehri düşmüş örneğin...
Tunç Çağı'nı kapatan bu istilanın önünde hiçbir güç duramamış ve uygarlık yaklaşık bin yıl geriye sarmış.
Antik Yakın Doğu'nun tarihine dair kayıtlı ne varsa bu istilayla yok olmuş o yüzden haklarında detaylı hiçbir şey bilinemiyor.
İstila ettikleri yerlere mi yerleştiler yoksa geldikleri yere geri mi döndüler?
Filistin'e adını veren bu kavimlerden biri Antik Filistinliler dışında bugüne kalan hiçbir iz yok.
Ege Göçleri'nin ve konuyla ilgili çalışmaların bir başka özelliği ise, 13. yy sonlarındaki tüm Yakındoğu'nun Tunç Çağ kültürleri ve göçler sırasında adı geçen halk, devlet ve ülke isimleriyle, olayların gerçekleştiği dönemden sonraki gelişmeleri "Karanlık Çağlar" ve hatta 400 500 yıl sonrasındaki Frig, Muşki, Lydia vb. uygarlıkların tarihini ve onlarla ilgili bazı sırları da ilgilendiriyor olmasıdır.
BÜYÜK İLERİ SIÇRAMA
Tarihin bir evresinde hem de hiçbir geçiş döneminin izine rastlanmadan; bundan yaklaşık 40 ila 70 bin yıl önce insanlık aniden mağara resimleri çizmeye, şarkılar söylemeye, mücevherler tasarlamaya, taştan aletler yapmaya başlıyor… İletişimle ortaya çıkan dillerin buna sebep olduğu düşünülse de insanlığın evriminde bu sıçrayışın nasıl mümkün olduğu hala çözülebilmiş değil! Birdenbire nasıl olmuştu bu, hala merak konusu...
ANTİKYTHERA DÜZENEĞİ
Bir nevi analog bir bilgisayar düşünün ama iki bin yıllık olsun! Keşfedildiği 1901'den beri nasıl çalıştığını anlamak amacıyla pek çok kopyası yapılsa da işleyişi hala çözülebilmiş değil.