"Londra’yla aramda tuhaf bir bağlantı var. Yağmuru da grisi de bana çok iyi geliyor. İnanılmaz derecede ilham veriyor. İnsanlar, müzeler, tiyatrolar... İçi boş enjektör gibi gidiyorum, tüm gördüklerimi, okuduklarımı “Vjjjt” diye çekip, beslenip geri geliyorum"
"Londra’yla aramda tuhaf bir bağlantı var. Yağmuru da grisi de bana çok iyi geliyor. İnanılmaz derecede ilham veriyor. İnsanlar, müzeler, tiyatrolar... İçi boş enjektör gibi gidiyorum, tüm gördüklerimi, okuduklarımı “Vjjjt” diye çekip, beslenip geri geliyorum"
"Beyninin arkasındaki o iyimserlik noktası olmasaydı herkes depresyonda olurdu. Çünkü hepimiz öleceğiz ve bu gerçeği unutmuş vaziyette yaşayıp gidiyoruz. Hayata karşı iyimser, heyecanlı bir merakım; her şeyi görmeye, duymaya karşı müthiş bir açlığım var."
"Resimlerde gülerek çıkıyorum diye insanlar beni 24 saat mutlu zannediyor. Ama yok öyle bir durum."
"İnsan belli bir mutluluk seviyesiyle doğar. Araştırma sonuçları tarafından kanıtlanmış bir durum. Bazıları daha mutlu doğar. Hangi ülkede nasıl bir ortamda doğarsa doğsunlar, ötekilerden doğaları gereği daha mutludurlar. Mutlu olmak benim genlerimde var."
"Üç gün eve kapanıp okuduğum, izlediğim, dinlediğim zamanlar oluyor. Sonra “Manyak mıyım ben? Niye evde oturuyorum? Yaşlanınca zaten evde olacağım!” diyerek kendimi sokağa atıyorum. Fakat sokakta olunca da müthiş bir vicdan azabı duyuyorum."
"Geçenlerde kendimi dizimde laptop, sağımda iPad, solumda iPhone şeklinde buldum. Üçüyle de farklı şey yapıyorum. İnsanlarla sohbet edemiyorsun ve sürekli bir aygıt seni dürtüp “Bak bak bak, mail geldi”, Bak bak bak mesajın var.” diyor. Kişisel filtrelerimizi daha akıllıca kullanmamız gereken bir dönemdeyiz."
"Herkes kendiyle barışmak zorunda. Herkes başkasına benzmeye çalışır. Ne kadar çok benzersen kendini o kadar rahat hissedersin. Çünkü öne çıkmıyorsun, sivrilmiyorsun. Sürüde kaybolup gidiyorsun. Beni ben yapan farklılıkları kapamak yerine daha da açıp göstermeyi öğrendim. Çok güzel bir şey."
"Gırgır’da bu hafta şöyle bir karikatür var: “Yavrum, olur da ben öldükten sonra hayatımı film yaparsanız Nil Karaibrahimgil soundtrack’inde yer almasın. Şarkıları fazla neşeli. O kadar neşeli bir hayat yaşamadım ben.” (Nil kahkahaları) 24 saat dönme dolaplar üzerinde dolanıp neşeli şarkılar söylemiyorum tabii."
"Kadın, geleceği bilmek istiyor. Çünkü plan yapması gereken taraf. Bir kadının kafasında, özellikle 30’unda sonra tek bir soru vardır: “Kiminle evleneceğim ve kimden çocuk yapacağım?” Çok doğal, utanacak bir durum yok. Bilinçaltında sana verilmiş bir emir. Kadın planlayıcı olduğu için önünde neler olduğunu bilmek istiyor."
"Çok planlı bir tip değilim. Şu anı yaşıyorum ve şu anın en büyük plan olduğunu düşünüyorum. Ne kadar planlarsan planla, direksiyonda olan biz değiliz. Her zaman yan koltuktayız."
"Biz Serdar’la o kadar uzun süre birlikteydik ki evlenelim/evlenmeyelim gibi bir çelişkiye hiç düşmedik. Hazır romantik bir fikir bulduk ‘hadi evlenelim’ dedik."
"Şarkılarla ilgili plan yapmaya inanmıyorum. Kalbinin söylemek istediği şeyleri yakaladığın takdirde insanlara dokunabilirsin. Popüler bir iş yapmak daha kolay."
"Benim derdim gerçek bir koku salmak, derinin altına sızabilmek, “Aynen ben de böyle hissediyorum” dedirtmek. Ne olmak istediğimden çok ne olmak istemediğimi söyleyebilirim: 60 yaşında, suratına binlerce iğne enjekte etmiş, photoshop’larla ve filtrelerle ayakta duran bir kadın olmaktansa Joni Mitchell gibi kırışıklarıyla gitar çalıp şarkı söyleyen biri olmayı tercih ederim."