Bursa'da bu gelenek tam 200 senedir devam ediyor. Her sene kurban bayramında kestikleri hayvanların derilerini giyip insanlara böyle korku salıyorlar….
Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesi Şehriman köyü halkı atalarından kalan yüz senelerdir süren geleneği günümüzde de yaşatmaya devam ediyor.
Savaşlarda düşman askerine korku salan Alabaş kılığına giren köylüler bunun için kestikleri hayvanların derilerini giyiyor.
TÜM KÖY HALKINA KABUSU YAŞATIYORLAR
Yüzlerine maske geçirip ellerine balta alarak köydeki herkesi tek tek korkutuyor.
Yılda bir kez gerçekleşen bu geleneksel gösteriyi izlemek için çok sayıda insan köy meydanında toplanıyor.
Alabaş kıyafeti giyen köyün gençleri köyde toplanan herkesi tek tek korkuttu.
Özelikle kadın ve çocuklar korkutucu hayvana benzeyen kişileri karşısında görünce büyük korku yaşadı.
HER SENE KURBAN BAYRAM'ININ 2. GÜNÜNDE
Bu gelenek Şehriman köyü sakinleri tarafından yılda 1 kez Kurban Bayramı'nın ikinci günü gerçekleştiriliyor.
"ATALARIMIZ BU KIYAFETLERLE…"
Atalarından kalan bu geleneği günümüzde de yaşattıklarını ifade eden Şehriman sakinleri, "Bu gelenek bize atalarımızdan kaldı. Atalarımız bu kıyafetleri giyerek düşmana korku salmışlar bizde onların kılığına girerek bu geleneği günümüzde yaşatıyoruz.
HAYVANLARINI DERİSİNİ GİYİYORLAR
Her kurban bayramında kestiğimiz hayvanların derisini üzerimize giyiyoruz.
"YAŞATIYORUZ VE YAŞATMAYA DEVAM EDECEĞİZ"
Yüzümüze maske takıp elimize balta ve veya hayvan boynuzu alarak etkinlik için meydanda toplanan kişileri tek tek korkutuyoruz. Bu geleneği yaşatıyoruz ve yaşatmaya devam edeceğiz" dedi.
DELİLER KİMDİR?
Deliler, Osmanlı kara ordusunda görevli bir askeri birliğin ismidir.
Deli adı verilen süvarilerden oluşan bu birlik, savaşlarda üstün cesaret göstermeleri ve farklı giyinme şekilleri sebebiyle bu isimle anılmıştır.
Deli ismi verilmesine karşın, cesur ve korkusuzca düşmana atılmaları nedeniyle halk arasında deli olarak anılmışlardır.
NEDEN DELİLER DENİYOR?
Deli adını almalarının sebebi gönüllü 20-25 yaş arası gençler…
Bizim kültürümüzde cenaze törenleri oldukça şatafattan uzak ve sıradan bir şekilde geçer bildiğiniz üzere. Ama dünyada bazı kültürlerde cenaze törenleri bildiğimizin çok dışında yapılmaktadır. İşte birbirinden tuhaf cenaze törenleri...
Hindistan'da yaşayan ve Zoroastrian inancına sahip olan kişiler, görebileceğiniz en vahşi cenaze ritüelini gerçekleştiriyor.
Bu kişiler ölen yakınlarını "dakhma" isimli alana bırakıyor. Ve bölgede yaşayan akbabalar gelip cesedi afiyetle yiyor. Ölü bedenlerin kutsal toprağı kirlettiği düşünülüyor. Bu nedenle gömülme işlemi yapılmadan akbabalara veriliyor.
Amerika Birleşik Devletleri'nde yavaş yavaş yer edinmeye başlanan bu ritüel, daha çok çevreyi korumak adına harekete geçirilmiş birer önlem olarak değerlendirilebilir.
Çevre dostu cenaze olarak bilinen bu işlemde cenaze için kullanılan tüm kefen ve tabut gibi ihtiyaçlar, doğadan çözülebilen maddelerden üretiliyor.
Bir Amerikan şirketi olan Eternal Reef, müşterilerine "mercan resiflerine" gömülme imkanı sunuyor.
Kişinin cansız bedenini bir kürenin içerisine yerleştiren firma, onu okyanusun derinliklerine bırakıyor. Bu yöntem, her geçen gün daha da popüler oluyor.
Güney Kore'de öldükten sonra yakılmak isteyen insanlar için yepyeni bir yöntem geliştirildi. Mücevher olmak! Ölmeden önce randevu yaptırılması gereken bu yöntem de kişilere yakılmak mı yoksa yakıldıktan sonra mücevher mi olmak istedikleri soruluyor. Yanan cesedin küllerinden minik bilyeler yapılıyor ve bu bilyeler şeffaf bir kutuya koyularak ölen kişinin ailesinin evinde aksesuar olarak kullanılıyor.
Tüm dünyaca bilinen bir cenaze ritüeli olan bu yöntem, yıllardır kullanılıyor. Filipinler'in Sagada adındaki bölgesinde gerçekleştirilen ritüelde tabutlar yerin altına gömülmek yerine uçurumun yan yüzeyindeki kayalıklara monte ediliyor. Igorot kabilesinin bulduğu bu yönteme göre ruh, en tenha ve sessiz yerlerde dinlenmelidir.
Böylelikle ölen kişinin ruhu onlarda önemli bir tanrı olan Kabunian'ı daha çabuk bulabilecektir. Bu mezarlar, epey turist topluyor.
SEVDİĞİ BİRİ ÖLÜNCE PARMAKLARINI KESİYORLAR!
Dünyanın gözlerden uzak kabilelerinden Dani Kabilesi, görülmedik geleneğiyle herkesi şaşkına çevirdi. Dani Kabilesi'ndeki kadınlar, akrabaları öldüklerinde kendi parmak uçlarını kesmesiyle biliniyor. Daha önce görülmemiş-duyulmamış olan bu gelenek, dünya basınında büyük yankı uyandırdı. İşte Dani Kabilesi ve birçok kabilenin bilmediğiniz gelenekleri.
İnsan sevdiği birini kaybedince ne olduğunu şaşırır, öfkelenir, ağlamaktan helak olur. Bazı durumlarda ise yas biçimi olarak durum kendini yaralamaya kadar bile gidebilir. Endonezya'daki Dani Kabilesi'nde, bunun bir örneğine şahit olabiliriz. Kabile üyeleri cenazeye katıldıklarında parmaklarından birinin üst yarısını kesiyor; külleri ve kili yüzlerine sürüyor.
Dani Kabilesi, yalnızca 80 yıl önce Batılı bilim adamları tarafından keşfedildi ve bir sürü ürkütücü geleneğe sahip.
Endonezya'nın eski yamyam kabilesi olan Dani Kabilesi, Batı Papua kentindeki Baliem Vadisi'nde yaşıyor ve parmakları kesmek gibi gelenekleri içeriyor.
41 yaşındaki fotoğrafçı Gianluca Chiodini, bu kabileyi yerinde görüntüledi ve bunu nasıl yaptıklarını öğrendi.
Kesim öncesi, 30 dakika boyunca parmağın üst yarısının etrafını sıkıca iple bağlıyorlar. Parmağını kesen kişiler genelde yakın aile üyesinden biri oluyor. Kanamayı önlemek ve yeni parmak ucunu oluşturmak amacıyla açık yara dağlanıyor.
Parmak kesmenin sevilen bir kişiyi kaybettikten sonra acı çekmenin sembolü olduğu söyleniyor. Ancak parmak kesme uygulaması, gittikçe çağ dışı oldu ve birkaç yıl önce resmi olarak yasaklandı. Bu nedenle genellikle sadece yaşlı insanlarda bu tarz parmaklara rastlanıyor.
ERKEKLİĞE ADIMI DAYAKLA ATIYORLAR
Etiyopya'nın Hamar Kabilesi'nde ise bir erkeğin, erkekliğini göstermesi için dayak yemesi gerekiyor.
Herkese açık bir meydanda önce dans ettirilen genç erkek, ardından kız arkadaşları ve ailenin büyükleri tarafından sopayla dövülüyor.
Vücudunda yaralar oluşana dek uygulanan gelenek, kızların arkadaşlarına olan bağlılığını simgeliyor.
PAPUA YENİ GİNE'DE KORKUNÇ GELENEK
Papua Yeni Gine'de, Morobe tepelerinde yaşayan kabile halkının çok ilginç bir gelenekleri var. Ölülerini gömmek ya da yakmak yerine, ateşte tütsüleyip, bambu kafeslerle köyün yüksek yerlerine asıyorlar.
Köyü ziyaret eden turistlerin dehşetle izlediği bu manzara, aslında onlar için ölülerine verdikleri en büyük onur. Öncelikle ölü hazırlayıcılar, cesetlerin ayaklarında, dizlerinde ve dirseklerinde birer kesik açıyorlar.
Daha sonra karınlarına bambu çubuklar batırıyorlar ve bu şekilde, vücuttaki bütün yağ kuruyup gidiyor. Akan yağları bir yerde topluyorlar.
Daha sonra bu yağlarla hayattaki akrabaları yağlayan yerliler bu şekilde ölülerin enerjisini yaşayanlara geçirdiklerine inanıyorlar. Artan yağlar, aynı sebepten, yemek yapımında kullanılıyor.
Gözleri ve ağızları kapatılan cesetler tütsülenip ebediyete kadar bambu kafeslerin içinde, köyün çevresini süslemeye devam ediyor.
ÜÇÜNCÜ CİNSİYETE SAHİP HİJRALAR HADIM EDİLİYOR
Hindistan, Pakistan ve Bangladeş'te yaşayan ve 'üçüncü cinsiyet'e sahip insanlar olarak anılan Hijralar'ın kökenleri Babür İmparatorluğu dönemine dayanıyor.
Hijralara, içinde bulundukları topluma göre çeşitli sosyal roller biçiliyor. Aileleri tarafından reddedilen veya onlardan kaçan erkek çocukları evlat edinerek devamlılıklarını sürdüren Hijralar çoğunlukla genelevlerde çalışarak yaşamlarını sürdürüyorlar.
Pakistan'dakiler, tamamı Hijralardan oluşan iyi organize olmuş ve gurular tarafından yönetilen topluluklar halinde yaşıyorlar.
Hijralığa geçişin tamamen ilkel koşullarda gerçekleştirilen hadım operasyonuyla başladığı belirtilirken, Mumbai'deki sağlık organizasyonu Humsafar Fonu'nun raporuna göre sağlık ocaklarını ziyaret eden Hijraların sadece yüzde 8'i hadım edilmiş halde.
Hijralar düğünlerde ve törenlerde şarkı söyleyerek ve dans ederek aldıkları bahşiş ve hediyelerle hayatlarını kazanıyor.
Düğünlere davetsiz giden Hijralar, para ya da çeşitli hediyeler almadan ayrılmıyor.
Ne kadın, ne de erkek olarak kabul edilen Hijralar renkli giysiler giyiyor, ağır makyaj yapıyor ve mücevher kullanıyor. Ülkedeki Hijraların sayısının 500 bin olduğu tahmin ediliyor.
TÜKÜREREK SELAMLAŞIYORLAR
Kenya ve Kuzey Tanzanya bölgelerine yaşayan Masailer, selamlaşırken birbirlerine tükürmeyi tercih ediyor.
El sıkışacakları zaman eline tüküren Masailer yeni doğan bebeklerin de yüzüne tükürüyor.
Masai erkekleri böylece kötü ruhların bebeklerden uzaklaşacağına inanıyor.
Bizdeki nazar anlayışına benzeyen bu gelenek sürdürülmeye devam ediyor.