Brokoliden ağaçlar, balık etinden okyanuslar, patatesten kayalıklar, ekmekten dağlar, sebzelerden balonlar ve peynirden villalar, biberden sandallar, taze fasulyeden binalar... Hepsi, Londralı Fotoğrafçı Carl Warner'in "foodscape" sanatının ürünü....
Brokoliden ağaçlar, balık etinden okyanuslar, patatesten kayalıklar, ekmekten dağlar, sebzelerden balonlar ve peynirden villalar, biberden sandallar, taze fasulyeden binalar... Hepsi, Londralı Fotoğrafçı Carl Warner'in "foodscape" sanatının ürünü....
Somon denizi
Mantar ovası, makarna şelalesi... Hepsi birbirinden iştah açıcı manzaralar değil mi?
Foodscape İngilizce manzara anlamına gelen landscape kelimesinde land yerine yiyecek anlamına gelen "food" kelimesinin monte edilmesi ile türetilmiş esprili bir isim.
Fotoğrafçı Carl Warner'in genellikle reklam çalışmaları için ürettiği manzaralar da sebze, meyve, tahılgilleri kullanarak oluşturduğu manzaraları takdir etmemek mümkün değil.
Carl Warner'in foodscape sanatı 12 yıl önce hareketsiz bir hayat manzarası çekmek için pazara gitmesi ile başlamış. Pazarda mantarları görünce onları onları Afrika ovalarında (savanlar) boy gösteren ağaçlar gibi hayal eden fotoğrafçı ilk eserini "Mantar Savanası"nı üretmiş.
Daha sonra başka gıdalarla ilginç manzaralar oluşturabileceğini düşünen sanatçı hayallerini eserlerine yansıtmayı başarmış...
Yorucu bir sanat foodscape, önce manzara hayal ediliyor sonra gerekli malzemeler bulunup resmedilecek platform dizayn ediliyor.
Sonra iş fotoğraf çekimi için doğru ışık ve doğru açıyı yakalamaya kalıyor.
Ama doğru malzeme, doğru ışık, doğru açı bulunduğu zaman da ortaya işte böyle muhteşem manzaralar çıkıveriyor...
Her biri birbirinden iştah açıcı manzaraların tek kusuru yaşamak için fotoğraflanmaya mecbur oluşları, yoksa zamanla yerlerinde pis kokulu ve çürük çöp yığınları kalıyor...
Yeme de yanında yat denilen manzaralar hepsi...
Londra böyle daha iştah açıcı değil mi?
Tasarım o kadar hoş ki sanatçısının eserine bile kapak olmuş...
En güzel manzarayı bulabilmek için her sahnenin defalarca fotoğrafını çektikten sonra, içlerinden en iyilerini bilgisayarda düzelterek vurucu kareler elde eden Carl Warner, zamanla işi ilerletmiş ve çok sayıda sipariş aldığı için bir ekip kurma ihtiyacı hissetmiş...
Warner, işinin en zor yönünün hangi şekillerde hangi sebzeyi kullanaleceğini doğru tespit etmek olduğunu söylüyor...
Bunun için de hayatının hatırı sayılır süresini manavlarda raflara bakarak geçirdiğini itiraf ediyor...
Foodscape sanatının en kötü yönü ise işinizi mümkün olduğunca çabuk bitirmeye mecbur olmanız. Çünkü elinizi ağırdan alırsanız, kullandığınız malzeme kısa sürede soluyor ve pörsüyor... Hatta biraz daha beklerseniz çürüyor ya da küfleniyor...
Özellikle gıda malzemeleri üreten her firmanın böylesi yetenekli sanatçılara ihtiyacı olduğu açık...
Kimbilir bu manzara, bu güne dek, hangi gıda sektöründen kaç şirketin reklam iştahını kabartmıştır?
Yaşar'dan "Ah o gemide ben de olsaydım" parçasını dinlerken bu manzarayı seyretmek nasıl olurdu dersiniz?
Carl Warner sadece yiyeceklerden oluşmuş manzara fotoğrafları çekmiyor tabi. Bu mesleğinin sadece çarpıcı bir yönü O değişik tasarımlar da deniyor. Ancak en ilgi çekeci çalışmaları hep nesleri kullanımından ortaya çıkıyor. Tıpkı çizmeleri kullanarak oluşturduğu orman manzarası gibi...