Aşkım Kapışmak: Cumhurbaşkanımız halkı darbeye karşı cesaretlendirdi
GÜNAYDIN | Ömer KARAHAN Fotoğraflar: Kübra USTA Davranış Bilimleri Uzmanı ve yazar Aşkım Kapışmak, 15 Temmuz'un birinci yıl dönümünde; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, o gece Facetime üzerinden yaptığı konuşmalardaki beden dili hakkında bir yazı kaleme aldı. Kapışmak; beden dili eğitimi almak isteyen farklı partilerden siyasetçilerin bile Erdoğan gibi olabilmeyi arzu ettiklerini söylüyor
GÜNAYDIN | Ömer KARAHAN
Fotoğraflar: Kübra USTA
Davranış Bilimleri Uzmanı ve yazar Aşkım Kapışmak, 15 Temmuz'un birinci yıl dönümünde; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, o gece Facetime üzerinden yaptığı konuşmalardaki beden dili hakkında bir yazı kaleme aldı. Kapışmak; beden dili eğitimi almak isteyen farklı partilerden siyasetçilerin bile Erdoğan gibi olabilmeyi arzu ettiklerini söylüyor
Hain 15 Temmuz kalkışmasının üzerinden bir yıl geçti. O geceden kalan travmatik etki, azalarak devam ediyor. 'Yeniden benzer bir durum olur mu?' kaygısı yer yer devam ediyor. Böyle kritik durumlarda liderlerin reaksiyonları durumu ya daha da zorlaştırır ya da süreç ile baş edebilmeyi kolaylaştırır. O geceye dönecek olursak... Halk ekranda ve sosyal medyada kalkışma haberlerini gördüğünde ne oldu, ne hissetti? Gerçek darbe algısı; yaş aralığına bağlı olarak belli bir nesle ait aslında. O neslin zihninde darbe imajı şöyle: Ordu, gece sabaha karşı yönetime el koyar. Cumhurbaşkanı, başbakan ve tüm meclis rehin alınır ve sokağa çıkma yasağı gelir. Ancak zihindeki gerçek ile 15 Temmuz akşamı yaşananlar birbirini tutmuyor. Kıyaslayacakları geçmiş olmadığından, yeni nesil için böyle bir kavram karışıklığı olmadı.
'GÜVENDEYİM' MESAJI VERDİ
15 Temmuz gecesi millette oluşan ilk dört kaygı şöyleydi:
1. Hayatta kalacak mıyım? Sevdiklerime ne olacak?
2. Türkiye'yi yönetenler şu anda nerede? Neler oluyor?
3. Yeme, içme ve barınma ihtiyacıma ne olacak?
4. Darbe vatanı ne hale getirir? Bu tip kaygıların azalması; ya olayların bitmesi ya da otorite sayılan birinin gücünü ortaya koyup güven telkini vermesiyle olur. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, o gece Facetime üzerinden yaptığı konuşmasında üzerindeki kıyafetinin her zamanki ile aynı olması; halka 'Hayattayım, güvendeyim, ülkenin başındayım' mesajını verdi. Genelde sert, emin ve direkt konuşması ile bilinen Erdoğan; halka sakin, inişli-çıkışlı olmayan bir ses tonu ile seslendi. Saldırgan bir üslup kullunsaydı, farklı sonuçlar doğurabilirdi. Bu tarz ile halkta 'Yanlış tepkiler vermeyin' mesajı oluşturdu. Halkı darbeye karşı cesaretlendirdi.
Sayın Erdoğan "Dimdik ayaktayız. Bu darbe değil, kalkışma" diyerek darbe algısını, 'TSK'nın içinde azınlık' diyerek geneline olan önyargıyı kırdı. Çünkü azınlık, her zaman bertaraf edilebilir. Görüntülü telefon konuşması ile halkta oluşan algı şöyleydi: 'Cumhurbaşkanı başımızda, sadece içeride hainler var ve onlara karşı birlik olmalıyız.' Bu azınlığa dikkat çekilmeseydi, halk her gördüğü asker ve polise saldırabilirdi. Cumhurbaşkanı; konuşması sırasında bulunduğu yer, geldiği yer ve gideceği yere kadar konum bildirdi. Bu, odak yönetimidir; haberdar olmayı ve lideri takip edip beklemeyi sağlar. Konum bildirmesi kendi güvenliği için tehditken cesaret aşıladı. O andan sonra sosyal medyada kendi videolarıyla yer bildiren binlerce insan vardı. Erdoğan; cümlelerinde sürekli; millet, demokrasi, birlik, vatan, Türkiye gibi önem arz eden mitler kullandı. Önceliğin vatan olduğunu öne çıkardı. O anlarda TSK içindeki komutanlara güven azaldığı için "Ben başkomutanım" diyerek halkın endişe etmemesini, kararların kendisinde olduğu, ülkeye zarar verecek kararların alınmayacağı mesajını verdi.