Gomis'in yerini doldurması beklenen Diagne'nin formsuzluğu yorumcuların da gündemine oturdu. Hakemleri eleştiren eski hakem Erman Toroğlu, Galatasaray'ın Kasımpaşa'dan kadrosuna kattığı Diagne'yi de eleştirdi.
Ah şu hakemler... VAR gelecekti, dertler bitecekti. Ben bitmeyeceğini biliyordum. Neden?
Yazılı ve görsel basında öyle yorumlar yapan arkadaşlar var ki, futbolun içinde olmayan bunlar, futbolu bilmedikleri için demagoji yapıyorlar.
Futbolun içinden gelenleri de akıllarınca küçümsüyorlar. Ağaçtan düşen adam ne demiş? Yardım için ağaçtan düşen adamın başına koşuyorlar ve bağırıyorlar, "Doktor çağırın!" diye. Ağaçtan düşen adam kısık bir sesle diyor ki: "Bana doktor çağırmayın, bana ağaçtan düşen birini bulun."
Bakınız, 'hakem de hata yapar, insandır' lafını yıllarca söyleyerek milleti yediler.
Tabii hakem de insandır. Koyun, inek veya öküz değil. Tabii hata yapacaktır. Her dalda olduğu gibi.
Ancak bu cümlenin içinde yıllardır gizlenen şöyle bir ayrıntı var: "Hakem de insandır, göremedi."
Şimdi cümleyi açalım, "Görseydi, verirdi." Ben de diyorum ki, görseydi de nah verirdi. Neden? İşte burası önemli. Neden?
DEFALARCA OYNATIYORLAR
Futbol hep gelişiyor... Antrenman şekilleri, beslenme, sahanın zeminleri, futbolcuların malzemeleri, kale direkleri, top gelişiyor.
Böyle olunca da saha, futbolculara dar geliyor. Çünkü sahanın ebatlarıyla oynayamıyorlar.
Bu sefer ne yapıyorlar? Futbol bu kadar süratli oynanınca oyun kurallarını sertleştiriyorlar.
Centilmenliğe aykırı ya da rakibi sakatlayıcı pozisyonlarda daha kolay ihraca gidiliyor. Çünkü bu şartlarda maç 10'a 10 da oynansa çok fazla bir şey değişmeyecek.
Bütün bu değişikliklerde esas oğlan kim, sahadaki karar verici, yani hakem ve yardımcıları.
Futbolu yönetenler baktılar ki, işler gittikçe zorlaştı. Aut çizgisine de hakem koydular, olmadı. Bu sefer VAR'ı çıkardılar.
VAR'da olaylar olacaktır, bu iş oturacaktır. VAR güzel bir şey. Esas iş burada başlayıp, bitiyor.
Peki VAR geldi de niye hala düzelmedi bu hakemler? Hani eskiden diyorduk ya hakem de hata yapar, göremeyebilir. Şimdi bırakın görmeyi, defalarca oynatıyorlar VAR kamerasında.
GİZLİ GÜÇLER Mİ VAR?
Bazıları görüyor, veremiyor. Bazıları VAR olup, çağırmıyor veya çağıramıyor. İşte bütün mesele burada yatıyor.
Burada olay iki tane; birincisi ya bunlar bir yerlerden gizli gizli idare ediliyorlar dolaylı yollardan ya da bunların kabiliyetleri bu kadar.
Önce ikinciden bahsedelim. Ankaragücü forması giyerken, 1973'te İnönü Stadı'nda Fenerbahçe ile oynadığımız Türkiye Kupası maçından sonra, 'hakem olacağım' dedim.
Çünkü hakemin saha içindeki davranışlarından iğrenmiştim. 10 sene sonra hakem olmaya adım attım.
Ankara'da açılan hakem kursuna gittim. Size tam sayıyı veremem ama genel görüntü şuydu: Kursa katılan 100 kişi varsa 95'i astsubay, 2'si subay, 3'ü de sivildi. Yani 3'ün 1'i bendim!
Şimdi böyle bir sistemden çıkan hakem grubu yükselmeye başlayacak, hakemlik yapacaklar. Bunlar hakemlikten sonra gözlemci olacaklar ve MHK'lere girecekler.
Peki o zaman nasıl bir görüntü olacak? Astsubay arkadaşlar grubu birbirine sahip çıkacak, kadrolar onlarla dolacak.
YILLARCA KİRLİ İŞLER OLDU
Yıllarca bu iş böyle geldi Türkiye'de. Bir başka grup daha vardı, akraba grupları. Oğlu, amcasının oğlu, halasının oğlu, dayısının oğlu, teyzesinin oğlu...
Bunlarla da hakem kadroları dolduruldu. İşte bakın Türkiye'deki hakem yapılanmasına... Çok entresan şeyler göreceksiniz.
Gruplaşmalarda yıllarca adamlarını çıkardılar. Akrabalarına öyle gözlemciler gitti ki, yüksek puanla yükselttiler. Hak eden garibanlar yok edildi. Bunlar hakemlikte 30-35 yıldaki net olaylardır. Bir kişi 'hayır' diyemez, alnını karışlarım.
Peki hak eden adamları buraya getiriyorsanız, böyle bir organizasyon varsa o zaman bunlar başka organizasyonların içine de girerler. Çünkü adalet dağıtacak insanlar bulundukları yere adaletli gelmemişledir Türkiye'de yıllarca. Hakem aleminin içi bunu iyi bilir. Yıllarca kirli işler oldu, maçlar satıldı, alındı.
UĞURLU GELEN HAKEMLER!
Rahmetli Hasan Doğan, inanılmaz bir operasyon yaptı, benim de dibine kadar bildiğim. İşler biraz duraklar gibi oldu ama bakıyorum hortlamalar var. Şimdi siz karar verin ey seyirciler, ey yöneticiler... Bu hakemler bu işi biliyorlar mı, bilmiyorlar mı? Ya da bu hakemler belli yerlerden direktif mi alıyorlar? Kafanızını karıştırdım değil mi? Bence hayır. Hiç demagoji yapmadan anlattım.
Bu ülkede yıllarca bazı takımlara uğurlu gelen hakemler vardı. Bu ülkede FIFA korkartı takılıp, büyük takımların aralarındaki maçları idare etemeyen ama x takımın 27 tane maçına giden hakemler vardı. Bu ülkede komite başkanları vardı, haftanın 8 veya 9 hakeminin 2'sini ya da 3'ünü verirdi. 4'ü, 5'ini de federasyon başkanı verirdi.
DAHA NE HALT YİYECEKSİNİZ
Bazı şeylerin üzerine gitmezseniz hortlarlar. Bu işte büyük paralar var. O zaman iki şey kalıyor geriye, kabiliyetsizler mi, karaktersizler mi? Bunlara sorsanız ne kabiliyetsizliği ne de karaktersizliği kabul eder.
VAR bile varken bu hakları yiyorsanız, göstere göstere daha ne halt yiyeceksiniz ki! Komiteler gider, komiteler gelir, hiç fark etmez.
Hani bazen telefon açarsınız, karşı taraf cevap vermez. Sonra, "Telefonlardaki hatlarda arıza var heralde" derler. Ben de diyorum ki, "Hayır yediğiniz haltlardan arızalar çıkıyor." Şimdilik bu kadar yazacağım. Belki ileride biraz daha genişletebilirim.
Bu alemin içinde 10 sene kaldım. Bunların karaciğerini, dalağını, pankreaslarını biliyorum. Şimdilik bu kadar...
PFDK'NIN CEZALARI DA BİR TUHAF Profesyonel Disiplin Kurulu'ndan (PFDK) tuhaf cezalar çıkıyor. Bu cezaları haliyle maça giden temsilcilerin raporuna göre veriyorlardır. İyi, tamam da maçları televizyondan izlerken gelen seslere göre insan biraz tahmin edebiliyor. Bir yerde 27 bin kişiye ceza veriyorlar, diğer yerde 3 bin kişiye. Ama 3 bin kişiye ceza verilen yerde bütün stat küfür ediyor. 27 bin kişiye ceza verdiğiniz yerde cılız bir ses çıkıyor. Bu işte bir tuhaflık var. Bu sene futbolda her yerde olduğu gibi...
DIAGNE TAM BİR EL BOMBASI Diagne, Galatasaray'a faydalı olabilir. Ancak şu bir gerçek ki, onunla sahaya çıktığında el bombasıyla sahaya çıkıyorsun.
Rakip takıma da patlar, G.Saray'a da! Sahada hakem olmazsa karşıya patlar, sahada adam gibi hakem olursa G.Saray'a.
Aynen rakibine yumruk attığı maçta hakem Ali Palabıyık gibi olursa G.Saray'ın lehine olur. Yalnız Ali Palabıyık değil VAR'daki Halil Umut Meler de dahil.
İşte bunlara körler sağırlar birbirine ağırlar diyoruz.
O pozisyonda hakemi çağırmayacaksın da hangi pozisyonda çağıracaksın.
Skrtel'in pozisyonunda çağırmayacaksın da hangi pozisyonda. Skrtel'e kırmızıyı vermeyeceksin de VAR'ı mı bekleyeceksin.
Şunu da yapamıyoruz, 'durum kel, VAR acele gel.' Hepinizin Allah müstahakını versin.
Ama saçlarınızı jölelerle güzel yapıyorsunuz. O jölelerden herhalde beyniniz hava almıyor, rahat kararlar veremiyorsunuz.
Zaten Diagne'nin de saçı muazzam.
O da bu beyinden rahatsız hareketler yapıyor.
ALİ KOÇ YÖNETİMİ KÖTÜ İŞLER YAPIYOR
Fenerbahçe, Konyaspor ile oynuyor. Rakibin hocası Aykut Kocaman, Brezilya'dan da bir misafir geliyor; Alex.
Diyorlar ki, bunu bir firma getirdi ve F.Bahçe Yönetimi'nin haberi yok. Ben de İnönü'nün bir cümlesiyle cevap veririm: "Hadi canım siz de."
Yumurtayı yumurtaya kırdırmayın. F.Bahçe camiasına karşı ayıp ediyorunuz. Fenerbahçe Yönetimi'nin Ali Koç başkanlığında başarılı olmasını çok istedim. Ancak idareye geçtikleri ilk günden beri inanılmaz kötü işler yapıyorlar.
En son diktikleri tüy de Alex-Kocaman tartışması oldu.
Şu ana kadar yapılanlara baktığımda bana pek sürpriz gelmedi.
LAUREL İLE HARDY GİBİLER Her gün yeni bir şey çıkıyor. Burada Beşiktaş Başkanı Fikret Orman istediği gibi oynuyor. Fakat karşısında da onun kadar oynayan bir Şenol Güneş var.
Devamlı birbirlerini taca çıkarıyorlar. Sonra da basın toplantısında çıkıp öpüşüyorlar. Muazzam ikili. Laurel ile Hardy gibiler. Çok keyifi alıyorum.