Milli karateci Eray Şamdan tarih yazdı
Eray Şamdan Kocaeli Darıca'da antrenörlük yapan babası ve annesinin çalıştığı spor salonlarda karateyle tanıştı. Milli takım formasıyla elde ettiği çok sayıda derecenin yanında olimpiyatlara ilk kez giren karate branşında kazandığı gümüş madalyayla Türk spor tarihinde destan yazdı.
Kocaeli'nin Çayırova ilçesinde ikamet eden ve Darıca Belediyesi Eğitim ve Spor Kulübü'nde karate antrenmanları yapan milli sporcu Eray Şamdan (24), 40 senedir salonlarda karatenin içinde olan ve 32 senedir karate antrenörlüğü yapan babasının sayesinde adeta sporun içine doğdu. Fiziksel açıdan da yatkın olduğu bu sporda kendisini gittikçe geliştiren Şamdan, milli sporcu oldu. 19 senedir aralıksız bir şekilde karateyle ilgilenen ve milli formayla sayısız başarı elde eden Şamdan'ın, 7 Avrupa şampiyonluğu 1 dünya şampiyonluğu, 1 üniversitelerarası dünya şampiyonluğu ve büyükler kategorisinde Avrupa 3.'lüğü var. Bu yılın ilk turnuvası olan Karate 1 Premier League'den de altın madalya kazanan milli karateci Şamdan, son olarak Tokyo Olimpiyat Oyunları'nda Türkiye'nin gururlandırarak, verdiği mücadele ve kazandığı gümüş madalya ile Türk karate tarihinin en büyük derecesine sahip sporcu oldu. Eray, şimdi de elde ettiği başarılarla çıktığı zirvede kalabilmek için çalışmalarına devam edeceğini belirtirken, karatenin efsane ismi olmayı hedeflediğini söyledi.
''KARATENİN İÇİNDE DOĞDUM''
Karateye babasının antrenör olması sebebiyle başladığını aktaran olimpiyat ikincisi Eray Şamdan, "Başka bir seçeneğim yoktu, direkt karatenin içinde doğdum. Bu benim en büyük şansım. Çünkü gerçekten karateye fiziki yatkınlığım var. Bu sporu da seviyorum. İyi ki karatenin içinde doğmuşum diyebilirim.''
''ANTRENMANLARIMDAN HİÇ KAYTARMAZDIM''
''Biz antrenmanları sürekli maç gibi yapardık. Tabii küçükken hedeflerim vardı, önce Türkiye şampiyonluğu, sonra Avrupa, dünya şampiyonlukları gibi. Çok küçükken bunların farkında değildim. Zaman ilerledikçe, daha da farkına vardıkça, antrenmanlarımdan hiç kaytarmazdım. Antrenmanlarımı sürekli maç modunda yapardım. Çok ciddi antrenmanlar yapardım. Aslında ekstra bir çalışma yapmazdım, o günkü çalışmamı yüzde yüz yapardım. Babamın antrenörüm olması çok güzel bir duygu. Arkamda olduğu zaman benim bir şeyler başarabileceğime inanıyor ve başarmamı istiyor. O yüzden çok güvenli ve özgüvenli hissediyorum" dedi.
''TÜRK KARATE TARİHİNDE EN BÜYÜK DERECE BENDE''
Olimpiyatlardan gümüş madalyayla dönmenin kendisine göre çok büyük bir başarı olduğunu belirten Şamdan, "Çünkü dünyanın en büyük spor organizasyonu ve bizim ilk tecrübemizdi. Karate ilk defa olimpiyatlara girdi. Ben de ilk madalyayı ülkemize getirmiş oldum. Bunun için çok mutlu ve gururluyum. İlk tecrübeydi, buna rağmen takım olarak çok güzel sonuçlar elde ettik. Ben de gümüş madalya aldım. Şu anda Türk karate tarihinde en büyük derece bende diyebilirim. Olimpiyat köyünde atmosfer çok güzel. Orada bütün sporcuların aynı yerde kalması beni motive ediyor. Olimpiyatta olduğumu hissettiriyor bana. Maça çıkarken de olimpiyat aslında bazen ters tepki yapabiliyor. İnsan stres yapıyor, bazen dövüşemez, kilitlenir. Bende tam tersi oldu, daha fazla motive oldum, daha fazla enerji geldi. Bunu da sahaya yansıttığımı düşünüyorum. Elimden gelen mücadeleyi gösterdim ve orada güzel maçlar çıkardım" diye konuştu.
''ONLARI ÖYLE HİÇ GÖRMEMİŞTİM''
Kendisinin olimpiyatlarda yarı final maçını kazandığı anda ailesinin yaşadığı duygusal anları gördüğünü de sözlerine ekleyen başarılı sporcu, "Gerçekten ben de çok duygulandım. Babamın ağlamaklı bir fotoğrafı vardı. Onu görünce çok duygulandım. Bir o kadar da sevindim. Sonra videoyu gönderdiğinde bu sefer gözlerim dolmaya başladı. Onları öyle hiç görmemiştim. Beraber maçımı izlemişler. Zaten annem izleyemiyor, gözlerini kapatıyor ama onları öyle ağlarken görmek beni de çok duygulandırdı" şeklinde konuştu.