Ülkü Hilal Çiftçi’den samimi itiraflar: Çok utandığım bir andı...
İnci Taneleri dizisinde canlandırdığı Ayça karakteriyle izleyicilerin gönlünü fetheden Ülkü Hilal Çiftçi, bu kez 'Kayıp Kamyon' filminde Zeynep karakteriyle karşımıza çıktı. Geçtiğimiz günlerde vizyona giren filmin başrolü olan Çiftçi, çekim süreci ve hayatı hakkında samimi açıklamalarda bulundu.
Yapımını Sinehane, yönetmenliğini Ekrem Arslan'ın üstlendiği "Kayıp Kamyon" filminin galası Tem Turkuvaz Medya Merkezi'nde gerçekleştirildi.
Samimi, duygusal ve eğlenceli bir yolculuk hikâyesini beyazperdeye taşıyan film, 18 Ekim'de vizyona girdi.
Filmin başrol oyuncusu Ülkü Hilal Çiftçi, vizyon öncesi Günaydın'a özel açıklamalarda bulundu.
-"Kayıp Kamyon" filmi vizyona giriyor. Neler hissediyorsun?
"O kadar heyecanlıyım ki… Arkadaşlarıma, "Cuma günü yayına giriyor. Okuldan çıktıktan sonra hemen izlemeye gidiyoruz" dedim. Her ne kadar ben önceden izleyecek olsam bile insanların tepkilerini çok merak ediyorum çünkü benim için yeri çok ayrı olan bir film. Bülent (Emin Yarar) ağabey ve Yetkin (Dikinciler) ağabey ile çalışmak olsun, filmin konusu ve senaryosu olsun, beni çok mutlu eden ve çok heyecanlandıran bir film. O yüzden izlemek ve şarkıları duymak için çok heyecanlıyım."
-Senaryoyu ilk okuduğunda ne hissettin, hangi hisle "Ben bu işin içinde olmalıyım" dedin?
Senaryoyu ilk okuduğumda senaryonun sıcaklığı, tatlılığı ve güzelliği beni cezbetmişti. Daha sonra birlikte oynayacağım karakterlerin Yetkin (Dikinciler) ağabey ve Bülent (Emin Yarar) ağabey olduğunu öğrendim. Onlar da bildiğiniz gibi yaklaşık 20 senedir aynı tiyatroda rol alıyorlar ve çok harika bir şey. O yüzden onları duyunca o kadar heyecanlandım ki; çünkü onlardan öğrenebileceğim şeyler, onlarla paylaşacağım şeyler, edeceğim sohbetler ayrı bir değer olacaktı benim için. Bir de oynadığım Zeynep karakteri çok tatlı bir kız ve benim gibi sanata çok eğilimli; şarkı söylüyor, ukulele çalıyor. Ben de aynı zamanda şarkı söylemeyi çok seviyorum; cover yapıyorum ve normal hayatımda da ukulele çalmayı biliyorum. Filmin ilk baştaki provalarında ukulele provası olduğunu söylediler, "Ben zaten biliyorum" dedim. Çok güzeldi, o yüzden çok zorlanmadım. Genel olarak çok güzel geçti.
-Filmde seslendirdiğin şarkılar da var. İlerde müziğe yönelme ya da bu alanda da bir şeyler yapmak gibi bir düşüncen var mı?
Ben şarkı yazmayı hiç beceremem. O yüzden şarkı çıkarmak gibi bir düşüncem hiç olmadı, muhtemelen olmaz ileride de. Ama şarkı söylemeyi çok sevdiğim için hep böyle bir cover yapayım, şunu seslendireyim, bunu söyleyeyim falan çok seviyorum o tarz şeyleri. Zaten ben şu an konservatuvar okuyorum. Konservatuvar sınavına girerken de acaba müzik mi okusam yoksa tiyatro mu okusam diye çok arada kalmıştım. Ama müzik sadece müzik, farklı aletler; fakat oyunculukta ve tiyatroda hem müzik, hem dans, hem oyunculuk hepsi bir arada olduğu için tiyatro okuyorum şu an.
-Karakterin Zeynep ile benzerlikleriniz var mı?
Zeynep ile benzediğimiz özelliklerimiz; ben de sanat işlerinde kendini göstermek anlamında özgüvenliyimdir genel olarak. Benzemediğimiz noktalarsa benim ailem beni her zaman çok destekledi. Vasıf da tabii destek veriyor filmin sonunda ama nasıl oluyor acaba…
"ALTIN BİLEZİK DİYE BİR ŞEYE İNANMIYORUM!"
-Filmdeki "altın bileziğin olsun" dayatması hakkında ne düşünüyorsun? Kuşak çatışması da var filmde malum, sen aynı zamanda Z kuşağı neler söylemek istersin?
Ailemden örnek verecek olursam: Başlarda konservatuvara gitmeden önce babam "Kolunda bir altın bileziğin olsun" diyen ama bunu bana çok dayatmayan bir insandı. Daha sonra ben ona konservatuvar okumak istediğimi çünkü oyunculuğu ve müziği çok sevdiğimi ve geleceğimi bunun üzerine kurmak istediğimi söyledim. Uzun uğraşlar sonucunda ikna ettim. Hatta LGS'ye bile girmedim, direkt yetenek sınavına girdim. Ben "kolunda altın bilezik olsun" gibi bir şeye inanmıyorum. Çünkü bu hayata bir kere geliyoruz ve insanların neye eğilimi varsa veya neyi yapmayı seviyorsa onu yapmalı ve o işte bulunmalı bence.