Okullarda Ramazan hazımsızlığı! "Laiklik" maskeli vesayet atağı

Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
ahaber.com.tr Haber Merkezi

Milli Eğitim Bakanlığı'nın Türkiye genelinde hayata geçirdiği "Maarif'in Kalbinde Ramazan" etkinlikleri, öğrencileri Ramazan'ın manevi atmosferiyle buluştururken teneffüslerde çalan ilahiler ve geleneksel etkinlikler büyük beğeni topladı. Ancak Ramazan öncesi yayımlanan "laiklik bildirisi" yeni bir tartışma başlattı. Sabah Gazetesi yazarı Nebi Miş, 'Gerici laikçilik tartışması' başlıklı yazısında, "Laikçilik tartışmasını başlatanların esas derdi, laikliği savunmaktan çok dindar ve muhafazakâr kesimler üzerindeki baskıcı hegemonyanın kalkmış olmasıdır." ifadelerini kullandı.

Okullarda Ramazan hazımsızlığı! "Laiklik" maskeli vesayet atağı 1

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin öncülüğünde Türkiye'nin dört bir yanındaki okullarda düzenlenen "Maarif'in Kalbinde Ramazan" etkinlikleri kapsamında öğrenciler, on bir ayın sultanının manevi iklimini okul ortamında yaşama fırsatı buldu.

Okullarda Ramazan hazımsızlığı! "Laiklik" maskeli vesayet atağı 2

Teneffüslerde çalan ilahilerle koridorlar adeta birer Ramazan sokağına dönüşürken hat, ebru gibi geleneksel sanat atölyeleri, yardımlaşma kampanyaları ve kültürel etkinlikler öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi.

Sosyal medyada paylaşılan görüntüler kısa sürede büyük ilgi görürken, veliler ve eğitim camiasından da projeye destek mesajları geldi.

Okullarda Ramazan hazımsızlığı! "Laiklik" maskeli vesayet atağı 3

"GERİCİ LAİKÇİLİK" TARTIŞMASI

Öte yandan Ramazan ayı öncesinde yayımlanan bir "laiklik bildirisi" kamuoyunda yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

Sabah Gazetesi yazarı Nebi Miş, 25 Şubat 2026 tarihli "Gerici laikçilik tartışması" başlıklı yazısında bildiriyi sert sözlerle eleştirdi. Miş, "Ramazan ayının hemen öncesinde bir 'laiklik bildirisi' yayınlandı. Yayınlanan metinde, gerici laikçilik anlayışının devamı olan ötekileştirme, düşmanlaştırma ve kutuplaştırmaya dönük her türlü ifade biçimi vardı" ifadelerini kullandı.

Türkiye'de laikliğin gerilemediğini belirten Miş, "Kamusal alandaki tek tipçi uygulamaların son bulması, başörtüsüne yönelik kısıtlamaların kalkması ve dini eğitimin normalleşmesi laikliğin gerilemesi değildir. Bu gerçek laiklik anlayışının demokratikleşmesidir" sözleriyle değerlendirmesini aktardı.

Okullarda Ramazan hazımsızlığı! "Laiklik" maskeli vesayet atağı 4

"1990'LAR NOSTALJİSİ" VURGUSU

Miş yazısında bazı çevrelerin eski ayrıcalıklı düzenin sona ermesinden rahatsız olduğunu belirterek, "Bu çevreler laikliğin bir baskı aracı olarak kullanıldığı, kendilerinin imtiyazlı olduğu günlere özlem duymaktadır. Her anlamda 1990'lar nostaljisi sayıklamalarının altında yatan da budur" ifadelerini kullandı.

Başörtüsü yasağı dönemlerine atıfta bulunan Miş, "Bir taraftan yaşam tarzlarının tehdit altında olduğunu söylerlerken, başkasının özgürlüklerinin kısıtlanmasını kolayca savunurlar. Uygulamada yasakçı olursa bunlar için gerçek laiklik odur" ifadelerine yer verdi.

Okullarda Ramazan hazımsızlığı! "Laiklik" maskeli vesayet atağı 5

EĞİTİMDE NORMALLEŞME MESAJI

"Maarif'in Kalbinde Ramazan" projesiyle birlikte dini ve kültürel değerlerin eğitim ortamında görünür olmasının, bazı çevreler tarafından yeniden laiklik tartışmaları üzerinden gündeme taşınması dikkat çekti.

Ancak eğitim camiası ve projeye destek veren kesimler, bu etkinliklerin öğrencilerin kültürel mirasla bağ kurmasını sağladığını ve toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini vurguluyor.

Türkiye genelinde yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikler, Ramazan'ın birlik, beraberlik ve paylaşma ruhunu okul sıralarına taşımaya devam ediyor.

Okullarda Ramazan hazımsızlığı! "Laiklik" maskeli vesayet atağı 6

SİYASİ ÇIKARLAR VE YASAKÇI ZİHNİYET
Uygulanan her türlü laiklik tartışmasının temelindeki siyasi güçlerin yattığını ifade eden Nebi Miş, geçmişten süregelen bu davranışın yasakçılıktan beslendiğini kaydederek, "Dolayısıyla da yasakçılığı sevenler; dışarıda yasakçı olursa bunlar için gerçek laiklik odur" değerlendirmesinde bulundu. Miş yazısının sonunda, 1950'li yıllarda Demokrat Parti döneminde radyoda Kur'an ve ezan okunarak verilen "yobazlar azdılar" şeklindeki tarihi tepkileri hatırlattı.

Okullarda Ramazan hazımsızlığı! "Laiklik" maskeli vesayet atağı 7

Sabah Gazetesi yazarı Nebi Miş'in 25 Şubat tarihli yazının tamamı şöyle:

Ramazan ayının hemen öncesinde bir "laiklik bildirisi" yayınlandı. Yayınlanan metinde, "gerici laikçilik" anlayışının devamı olan ötekileştirme, düşmanlaştırma ve kutuplaştırmaya dönük her türlü ifade biçimi vardı.
Bu bildiriyi yayınlayanların, kamusal alanda toplumsal ve bireysel yaşamlarında istediklerini yapmalarının önünde bir engel yok. Yine bildiriyi imzalayanların yaşam tarzlarını tehlikeye atan "dini bir baskı" falan da yok.

Okullarda Ramazan hazımsızlığı! "Laiklik" maskeli vesayet atağı 8

Türkiye'de laiklik geri gitmedi. Ama dışlayıcı jakoben laiklik anlayışı geriledi. Kamusal alandaki tek tipçi uygulamaların son bulması, başörtüsüne yönelik kısıtlamaların kalkması ve dini eğitimin normalleşmesi, birilerinin anladığı gibi, laikliğin gerilemesi değildir. Bu gerçek laiklik anlayışının demokratikleşmesidir.
Laikçilik tartışmasını başlatanların esas dert ettiği şey, laikliği savunmaktan daha çok, dindar ve muhafazakâr kesimler üzerinde kurdukları baskıcı hegemonyanın kalkmış olmasıdır. Aslında geniş muhafazakar kesimlerin üzerindeki baskının kalkmasına tahammül edemiyorlar. Ayrıcalıklarının sonlanması ve muhafazakâr dindar kesimlerle eşitlenmeye acayip öfkeliler. Bu eşitlenme travmasını atlatamıyorlar.

Okullarda Ramazan hazımsızlığı! "Laiklik" maskeli vesayet atağı 9

Bu çevreler, laikliğin bir baskı aracı olarak kullanıldığı, kendilerinin imtiyazlı olduğu günlere özlem duymaktadır. Her anlamda 1990'lar nostaljisi sayıklamalarının altında yatan da budur.
Bu bildiriyi destekleyen çevreler, özgürlük, adalet, yaşam tarzına saygı gibi kavramları sadece kendileri için savunurlar. Siyasi alanın demokratikleşmesinden, çoğullaşmasından, ayrıcalıklı sınıfların imtiyaz alanlarının daraltılmasından hiç hoşlanmazlar.
Bir taraftan yaşam tarzlarının tehdit altında olduğunu söylerlerken, başkasının özgürlüklerinin kısıtlanmasını kolayca savunurlar. Örneğin, kendi yaşam tarzlarına kısıtlama gelebileceğinden endişe ettiklerini söylerlerken, devlette başörtüsü ile çalışmaya bu dönemde bile karşı çıkarlar. Bu çevrelerin, bırakın devlette çalışmayı, başörtüsü ile eğitim görmeye bile tahammülleri yoktu. Hâlâ da yoktur.
Dolayısıyla da yasakçılığı severler. Uygulamada yasakçı olursa bunlar için gerçek laiklik odur. Laiklik tartışmasını başlatmalarının amacı siyasidir. Milliyetçi, muhafazakâr, dindar kesimlerin desteklediği partilerin iktidar olmasını geçmişten bugüne sevmezler. Onlarla mücadele etmenin öğrenilmiş en iyi yöntemi budur. Rejim ve laiklik tartışması bu anlamda onlar için işlevseldir.

Okullarda Ramazan hazımsızlığı! "Laiklik" maskeli vesayet atağı 10

Geçmiş ramazan aylarında da bu tepkilerini benzer bakış açıları ve nefret söylemeleri ile hep ifade ettiler. Dolayısıyla çok uzun süredir bir devamlılık vardır. Yeni bir şey yoktur. Bir yolunu bulup muhafazakâr çevrelere öfkelerini izhar ederler. Örneğin, 1950'lerin ikinci yarısında DP iktidarı, Adnan Menderes ve destekçileri ile ilgili analizleri şöyledir: "Radyo bu istismarın başlıca aleti olarak kullanıldı. Otuz gün süreyle mikrofonda Kuran'lı ezanlı ve neyli bir program tatbik edildi... Camilerden mevlitler nakledildi. Bunların bir kısmı DP'nin şu veya bu ocağı tarafından tertiplenmiş mevlitlerdi....Tabii, devletin kendisi bu yolu tutunca ve radyonun hoparlörü minare hoparlörü durumuna getirilince ne kadar yobaz varsa, hepsi azdılar"....
Yani amaç, gerçek laikliği savunmak değildir.

Mobil uygulamalarımızı indirin