İBB’deki skandal anlaşmanın kirli yüzü: Trafik verileriyle milli güvenlik tehdidi
Eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, görevde olduğu dönemde ABD ile imzaladığı ulaşım projesinin Türkiye için ne denli büyük bir güvenlik açığı oluşturduğu bir kez daha gözler önüne serildi. FETÖ sevdalısı ABD'li akademisyen Michael Rubin'in Türkiye'nin kritik isimlerini hedef alan sosyal medya paylaşımları, İstanbul'un dijital altyapısı üzerinden toplanan verilerin nasıl bir suikast ve istihbarat aracına dönüştürülebileceğini tescilledi.

İstanbul ulaşım ve trafik sistemleri üzerinden toplanan verilerin sadece araç yoğunluğunu değil, vatandaşların günlük hayatına dair en mahrem hareket bilgilerini de ortaya koyduğu gerçeği, kirli planı deşifre etti.

Şehir altyapısı üzerinden toplanan bu veriler orduda, emniyette, istihbaratta ve savunma sanayiinde görev yapan kritik isimlerin takibi için bir anahtar olarak kullanılıyor. Bu görevlilerin evden çıkış saatlerinden işe gidiş güzergahlarına, yemek molalarından spor rutinlerine kadar her türlü hassas bilgisinin, teknoloji altyapısı maskesi altında ABD tarafından anlık olarak kontrol edildiği ifade ediliyor.

RUBİN'DEN TÜRKİYE'YE AÇIK TEHDİT
FETÖ destekçisi Michael Rubin, 10 Mart tarihinde yaptığı skandal paylaşımda, Türkiye'nin veri egemenliğini hedef alarak, "Ankara 2036'da, Tahran 2026'daki gibi olacak mı?" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin savunma sanayii çalışanlarını ve devlet görevlilerini açıkça hedef gösteren Rubin, trafik kameraları üzerinden anlık takip edilen kişilerin olası bir çatışma anında dakikalar içinde hedef alınabileceğini söyleyerek kirli ittifakı bir kez daha ele verdi.

VERİLER ABD'YE PEŞKEŞ ÇEKİLDİ
Rubin'in küstah açıklamaları, akıllara İmamoğlu'nun 22 Eylül 2019'da dönemin ABD Büyükelçisi David Satterfield ile imzaladığı "İstanbul Ulaşım ve Trafik Mükemmeliyet Merkezi" projesini getirdi. Türkiye'nin savunma sanayiindeki yerli ve milli başarılarından rahatsız olan çevrelerin ekmeğine yağ süren bu anlaşma, milli güvenlik çevrelerinde büyük tepkiyle karşılandı. Kritik sistemlerin kontrolünün ve İstanbul'un veri anahtarının İmamoğlu tarafından ABD'li birimlere adeta peşkeş çekilmesi, Türkiye'nin veri güvenliği açısından telafisi güç bir ihanet olarak değerlendiriliyor.

Söz konusu anlaşma kapsamında İstanbul'un trafik ve ulaşım verilerinin analizinde ABD merkezli teknoloji şirketi SAS Institute'nin yazılım altyapısının kullanılacağı açıklanmıştı. ABD'ye taşınan verilerin içerisinde vatandaşların hareketleri, yaya ve araç güzergâhları, araç plakaları, insanların hangi Wi-Fi ağlarına bağlandığı, hangi metro istasyonlarını kullandıkları, durak ve güzergah tercihleri gibi kişisel ve stratejik bilgiler anlık olarak takip edilebiliyor.






