Milli Enerji Politikası meyvelerini veriyor! Berat Albayrak döneminde temelleri atılmıştı...
Türkiye enerjide tam bağımsızlık vizyonu doğrultusunda hamlelerine emin adımlarla devam ediyor. Karadeniz'de bulunan doğalgaz, Akdeniz'de yapılan arama çalışmaları, Gabar'da bulunan yüksek kaliteli petrol, doğalgaz depolama tesisleri, yenilenebilir enerjiye yapılan yatırımlar ve nükleer enerji hamlesi bu vizyonun öne çıkan maddeleri oldu. Berat Albayrak'ın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olduğu dönemde başlatılan Milli Enerji Politikası meyvelerini verirken, yeni Bakan Alparslan Bayraktar da "Arz güvenliği, yerlileştirme ve öngörülebilir piyasa" başlıklarına dayalı güncel yol haritasını paylaştı. Sabah Gazetesi yazarlarından Okan Müderrisoğlu, bugün köşesinde kaleme aldığı yazıda bu dönemlerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
İşte Okan Müderrisoğlu'nun "Enerjinin 'Bayraktar'ı" başlıklı o yazısı
Dün, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Ankara Büromuzda konuğumuzdu. Küresel ve bölgesel jeopolitik riskler, uluslararası arz güvenliği sorunları, sıfır karbon hedefine dayalı üretim zorunlulukları, iç piyasada fiyatlarda gözlenen dengelenme arayışı, enerjinin tüm türevlerini yeniden gündemin ilk sıralarına taşıdı.
Türkiye gibi enerjide dışa bağımlılıktan kurtulmayı ve "tam bağımsız enerji rotasında" ilerlemeyi hedefleyen bir ülke için "ithalat ve fiyat" ekseni, ekonomik istikrar ve sürdürülebilirlik açısından son derece önemli. Rusya'nın, Ukrayna'yı işgali ile başlayan olaylar dizisi, enerji sahasında önce belirsizliği sonra da fiyatları patlatınca, enerjiyi dışarıdan tedarik eden ülkeler için sürpriz faturalar oluştu.
Sadece geçen yıl enerji ithalatına 96,5 milyar dolar ödeyen Türkiye, önceki yılların ortalamasına göre 40-45 milyar dolar ekstra yüke katlanmak durumunda kaldı. Ki bu tutar, cari işlemler dengesi ve net döviz rezervi bakımından da dikkate değer bir tutar!
Ayrıca...
Hareket noktası 5-6 yıl geriye kadar gitse de... Türkiye bilhassa pandemi döneminden bugünlere kadar elektrik, doğalgaz ve akaryakıtta ciddi sübvansiyonlar uyguladı. Ham petrol fiyatlarının veya kurların yükseldiği günlerde, pompa fiyatlarının artmaması için akaryakıt üzerinden alınan vergilerden vazgeçildi. Veya zaman zaman elektrik, maliyetinin yüzde 50, doğalgaz ise yüzde 80 altında bir fiyatla nihai tüketiciye ulaştırıldı.
Enerjide gerçekçi fiyatlamanın önündeki en büyük engel; bu ihtiyacın, enflasyonun yükseldiği bir ana denk gelmesinden kaynaklanıyor. Bir yandan alım gücünün korunması diğer yandan fiyat istikrarının sağlanması, aynı zamanda cari işlemler dengesinin tesisi gibi hayli güç ve ince ayar gerektiren bir kavşaktayız.