Kutsal şehir Kudüs'ün tarihi
Orta Doğu'da yer alan ve dünyanın en eski kentlerinden biri olan Kudüs, pek çok açıdan önemli bir şehir olarak kabul edilmektedir. Semavi dinler açısından kutsal kabul edilen Kudüs, oldukça büyük bir yerleşim yeridir. Dini ve tarihi anlamda oldukça önemli yapılar bulunan şehir Filistin-İsrail çatışmasının en büyük nedenlerinden biri olarak görülmektedir. İsrail'in 30 Mart 1976'da Filistinlilere ait binlerce dönüm araziye el koymasının ardından yaşanan olayların anıldığı "Toprak Günü"nde Filistinli grupların günler öncesinden yaptığı "Büyük Dönüş Yürüyüşü" çağrısına katılmak için halk sınıra akın etmişti. Barışçıl gösterilerde bulunan Filistinli halka İsrail silahlı müdahalede bulunmuş ve birçok Filistinli hayatını kaybetmişti. Ayrıca bugün ABD İsrail'in kuruluş yıldönümünde Tel Aviv'de bulunan büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma kararını gerçekleştirirken İsrail'de kutlamalar düzenliyor. Bu kararın ardından şehirde gerilim yükselmeye başladı.
KUTSAL ŞEHİR KUDÜS'ÜN KISA TARİHİ
Üç ilâhî dinde de önemli bir yere sahip olan ve kutsal sayılan şehir. Tarihi oldukça eski olan Kudüs şehrinin adının geçtiği bilinen en eski belge milâttan önce XIX ve XVIII. yüzyıllara ait Mısır metinleridir. Milâttan önce XIV. yüzyıla ait Tell Amarna mektuplarında şehrin adı Urusalim, Geç Asur metinlerinde Urusilimmu veya Ursalimmu, İbrânîce Masoretik metinde Yruşlm, bazan da Yruşlym biçiminde yazılmakta ve Yerûşâlayim, Eski Ahid'in Ârâmîce metinlerinde Yerûşâlêm şeklinde telaffuz edilmektedir. Grekçe Hierosolyma adı şehrin kutsallığını (hieros = kutsal) yansıtmaktadır. Latince'ye Jerusalem ve Jerosolyma olarak geçmiştir. Kudüs şehrinin Batı dillerindeki adı da Jerusalem'dir.
MÜSLÜMAN TOPLUMDA KUDÜS'ÜN ANLAMI
Müslümanlar da şehre çeşitli isimler vermiş olup bunların başında "bereket, mübarek olmak" anlamına gelen Kuds yer almaktadır. Şehrin en yaygın adı olan kuds kelimesi Ârâmîce kudşadan gelmektedir ve bu kelime şehri değil mâbedi ifade etmektedir. X. yüzyılın başında Karai bilginler Kudüs şehrini Beytülmakdis, mâbedin bulunduğu alanı da Kuds diye adlandırmaktaydılar
Hz. DAVUD VE HZ. SÜLEYMAN DÖNEMİ
Bronz Çağının sonlarına doğru ise Kudüs, Mısır'a bağlı bir devletti ancak bugünkinin aksine küçük, bir kaç ücra köyün bağlı olduğu bir şehirdi. Sonraları bölgede, I. Seti ve II. Ramses zamanında zenginliğin artması ile yeni yapılar inşa edilmeye başlandı. Bu dönemden sonra Kenan bölgesinin bir parçası olan Kudüs, Kenani kabileler tarafından işgal edilmiş olsa da, kentin Bünyamin kabilesine verilmiş sınırlar içerisinde olduğu belirtilir. Davud kenti işgal eder ve böylece Kudüs Birleşik İsrail Krallığı'nın başkenti ve dini merkezi olur. Kutsal kitaba göre Hz. Davud kente 40 yıl hükmeder, ardından ise oğlu Hz. Süleyman ülkeyi yönetmeye başlar. Bu dönemde Moriah Dağı üzerine Kutsal Tapınak inşa edildi. Birinci tapınak olan Süleyman Tapınağı, Ahit sandığının barındığı yer olduğundan Yahudi tarihi için önemli bir role sahiptir.
Hz. Süleyman'ın ölümünden sonra on kuzey kabilesi Krallıktan ayrıldı. Bunun üzerine Kudüs, Yehuda Krallığı'nın başkenti olarak kaldı. Milattan önce 722'de Asurlular, İsrail Krallığını işgal etti. Ardından yine milattan önce 586'da Babil istilası Birinci Tapınak Dönemini sona erdirdi.
KUR'AN'DA KUDÜS İSMİ
Kur'an'da Kudüs ismi geçmediği gibi İslâm kaynaklarında bu şehrin adı olarak zikredilen diğer isimlere de rastlanmamaktadır. Ancak müfessirler, Kur'an'daki "el-Mescidü'l-Aksâ", "mübevvee sıdk" (Yûnus 10/93) ve "el-arzü'l-mukaddese" (el-Mâide 5/21) gibi tabirlerle ya Kudüs'teki Beytülmukaddes'in ya da genellikle söz konusu şehrin de içinde bulunduğu Filistin topraklarının kastedildiğini belirtmişlerdir.
Öte yandan Elmalılı Muhammed Hamdi âyette geçen el-Mescidü'l-Aksâ'nın Beytülmakdis, mübarek kılındığı haber verilen çevresinden de Kudüs ve civarı olduğunu söylemektedir. Mescid-i Aksâ tabiri, İslâm'ın ilk dönemlerinde bazan Kudüs için de kullanılmakla birlikte asırlar boyunca bununla özellikle Harem-i şerif kastedilmiştir
Kudüs ismi Kur'an'da doğrudan geçmemekle birlikte bu şehirden el-Mescidü'l-Aksâ'nın mübarek kılınan çevresi şeklinde bahsedilmiş, ayrıca bulunduğu bölge "mukaddes toprak" "iyi, güzel bir yer" olarak nitelendirilmiştir. Hadislerde ise Mescid-i Aksâ'nın, Mescid-i Harâm ve Mescid-i Resûlullah ile beraber ziyaret amacıyla seyahat edilebilecek üç mescidden biri ve yeryüzünde Mescid-i Harâm'dan sonra inşa edilen ikinci mescid olduğu belirtilmiştir