Son dakika haberine göre ABD'de söz sahibi olan evanjelistlerin inanışına göre bekledikleri 'Armegeddon Savaşı' söylemini ABD Başkanı Joe Biden dillendirdi. Joe Biden, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ukrayna'daki savaşı kazanmak için taktik bir nükleer silah kullanması halinde dünyanın "Armageddon" ile karşı karşıya kalabileceği uyarısını yaptı.
ABD başkanı, nükleer savaş tehdidi hakkında çok konuşulacak bir açıklama yaptı.
New York'taki bir Demokrat bağış toplantısında konuşan ABD Başkanı Joe Biden dünyanın altmış yıldır nükleer felakete en yakın olduğu zaman olduğunu söyledi.
"PUTİN ŞAKA YAPMIYOR" Biden, Rusya Devlet Başkanı'na atıfta bulunarak, "Oldukça iyi tanıdığım bir adam. Taktik nükleer silahların ve biyolojik veya kimyasal silahların potansiyel kullanımı hakkında konuşurken şaka yapmıyor çünkü ordusunun önemli ölçüde düşük performans gösterdiğini söyleyebilirsiniz." dedi.
Biden konuşmasında ABD'de söz sahibi olan evanjelistlerin inanışına göre bekledikleri 'Armageddon Savaşına' gönderme yaptı.
"SONU ARMAGEDDON OLUR" Biden, "Putin için çıkış yolunun ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Çıkış yolunu nerede bulacak? Rusya içinde itibarını kaybetmekle kalmayıp önemli ölçüde güç de kaybediyor. Taktik nükleer silahı kullanıp da sonunda Armageddon ile sonuçlanmama diye bir şey olduğunu düşünmüyorum." ifadelerini kullandı.
NEDİR BU EVANJELİZM VE ARMAGEDDON? ABD'deki Hıristiyanların bir kısmını oluşturan Evanjelistler dünya hâkimiyeti' amacıyla aynı zamanda dünya çapında organize olan bir yapı! Amerikan Evangelist inancına göre, Hz. İsa çok yakında dünyaya geri dönecek ve Kıyamet Savaşı'nı (Armageddon) başlatacak. Bu savaş neticesinde Yahudiler ve evanjelikler kazanarak dünyaya hakim olacak.
EVANJELİZM NEDİR? Hristiyanlıkta, "İncil'i öğretmek, yaymak" anlamına gelen Evanjelizm, ABD'de Hristiyanlar arasında en yaygın mezheplerden birisi olarak kabul ediliyor. Nüfusun yaklaşık yüzde 25'ine (yaklaşık 80 milyon) denk gelen Evanjelikler, aynı zamanda "Hristiyan siyonistler" olarak da biliniyor.
Geleneksek olarak "daha dindar oldukları" gerekçesiyle Cumhuriyetçi Parti'yi destekleyen Evanjeliklerin içindeki beyazlar, geçtiğimiz yıllar en büyük desteği ABD Başkanı olan Donald Trump'a vermişti. Öte yandan Evanjeliklerin, ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak kabul eden kararında da etkili olduğu değerlendirmesi yapılmıştı.
EVANJELİKLERİN TEOLOJİK DAYANAĞI Evanjelikler, 1948 yılında Filistin topraklarına kurulan İsrail'in "İncil'in öğretileri doğrultusunda kurulmuş olduğuna", "Hazreti İsa'nın tekrar hayata bu topraklarda geleceğine" ve bu şekilde "dünyanın sonunun" geleceğine inanıyor.
"Hristiyan Siyonistlerin (Evanjelikler) inancında Tanrı'nın kutsal toprakları sonsuza kadar Yahudilere verdiğine inanılır." sözlerini kaydeden Oldmixon, "Tanrı'nın vadettiği kutsal topraklar olarak gördükleri yer, Ürdün Nehri'nin iki tarafında kalan topraklardır; yani İsrail'in yayılma politikası Evanjelikler için esastır." dedi.
EVANJELİKLERİN ABD BAŞKANLARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ ABD başkanlarının Evanjelik seçmen kitlesinin desteğini alabilmek için iç politikadaki tavır ve söylemlerinin yanında dış politikadaki söylemlerine de dikkat etmek gerekiyor.
Evanjeliklerin kürtaj ve eşcinsellik-karşıtlığı, sekülerlik tartışmaları ve dini özgürlükleri kapsayan politik talepleri doğrultusunda ABD iç politikasına nüfuz etme çabalarından daha görünür olan, ABD dış politikasında özellikle de İsrail yanlısı politik duruşlarıdır.
Bu bağlamda hem iç hem de dış politikada Evanjelik Hristiyanların 2016'dan itibaren ABD Başkanı Trump'ın üzerindeki etkisini açıkça görmek mümkün olmultu.. Mike Pence, Andrew Craig Brunson, Jim Wallis, Hershael York, Jerry Falwell, John Hagee, Tony Perkins, Billy Graham gibi Evanjelik Hristiyanların da özellikle bu dönemde görünürlük kazandıkları biliniyor.
TRUMP'UN 'KUDÜS' KARARI Evanjeliklerin İsrail yanlısı politik talepleri konusunda daha önceki başkanlık dönemlerinde görülmemiş adımlar atan ABD BaşkanI Trump, Kudüs Büyükelçilik Yasası'nı Kongre'den geçirmeyi bir seçim vaadi olarak sunuyordu. Bilindiği gibi ABD Kongresi "Kudüs Büyükelçilik Yasası"nı ilk kez 1995'te kabul etmiş ancak söz konusu yasa 22 sene boyunca (1995-2017) Bill Clinton, George W. Bush ve Barack Obama tarafından her 6 ayda bir sürekli olarak ertelenmişti. 2017'de Başkan Trump döneminde Tel Aviv'deki ABD Büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınması kararı sonrasında İsrail-Filistin sorunu yeni bir boyut kazandı. Avrupa Birliği (AB), Birleşmiş Milletler (BM) ve İslam ülkeleri tarafından verilen tepkilere rağmen herhangi bir geri adım atılmamış, Golan Tepeleri, sözde Yüzyılın Anlaşması ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn'le normalleşme anlaşmaları ile de gerilim tırmandırılmıştı.
ABD'de bireysel inancı Evanjelizm olan başkanların yanı sıra Evanjelik inancı taşımayan başkanlar da görev yapmıştır. Bu inancı taşımamalarına rağmen kendi dönemlerinde Evanjelik yanlısı politikalar güttükleri bilinmektedir. Kendisini Cyrus olarak tanımlayan ve "vaad edilen toprakların" Yahudilere verilmesi konusunda tavrı oldukça net olan Başkan Truman (1945–1953), döneminde kurulan İsrail'i ilk tanıyan devlet olan ABD'nin bu politikasını güçlü şekilde destekleyen başkanlardandır. Başkanlığı boyunca, kıyameti yaşayacağını, İsa Peygamberin gelme vaktinin yaklaştığını anlatılarında ortaya koyan Başkan Reagan (1981–1989) için 80'lerde Libya'ya yapılan müdahale dahi İsrail içindir. Evanjelik olmayan başkanlardan, mesela, Richard Nixon (1969-1974) ise Evanjeliklerin tepkilerini çekmemek için isteklerine cevap vermeye çalıştığını itiraf etmiştir.
Başkan Clinton döneminde ise İran'la kurulan ilişkilere sert tepkiler veren Evanjelikler, yine bu dönemde uygulanan yumuşak güç politikalarının da karşısında olmuşlardır. Ancak fikir ayrılıklarına rağmen Clinton dönemi Orta Doğu politikası yine İsrail yanlısı örgütlere üye görevliler tarafından şekillendirilmekteydi. Amerikan müdahaleciliğinin zirveye ulaştığı Başkan Bush döneminde ise ABD dış politikasında "Haçlı seferi", "Şer ekseni" gibi Evanjelik anlatılar ve yeni-muhafazakâr politikalar Orta Doğu politikasında epey baskın bir hale gelmiş, Irak ve Afganistan müdahalelerinde "teröre karşı savaş"ı, "İslam'a karşı savaş" olarak algılayan Evanjeliklerin politikaları iyice görünür olmuştu.
ABD'nin eski başkanlarından Obama döneminde, ABD'nin yine eski Başkanı Bush döneminde içine girdiği ekonomik zorluklar nedeniyle Orta Doğu politikasında yumuşak güç stratejisine hız verilmiş, İsrail-Filistin sorununda koşulsuz İsrail yanlısı olan ABD politikasını değiştirmek istediğini ihsas ettiren söylemlerde bulunulmuştur. Obama ABD'nin çıkarları için İsrail'in çıkarlarını arka plana atmak istemiş veya en azından öyle göstermiş ancak bunda başarılı olamamıştır. Konuya dair İslam dünyasını ümitlendiren vaatlerini gerçekleştiremeyen Başkan Obama'nın döneminde, ABD'nin İsrail politikasında büyük değişiklikler görülmemiştir. Obama ve Netanyahu arasındaki tüm gerginliğe rağmen, ABD İsrail'e silah satışına devam kararı vermiş, İsrail füze savunma sistemi denemesi gerçekleştirmiş ve daha geniş bir savunma sistemi için Amerikan Kongresi İsrail'e mâli yardım kararını onaylamıştır. İki ülke ilişkilerinin gerildiği bu dönemde Pentagon'da 15 ay içinde 75 görüşme gerçekleştiği bilgisi oldukça dikkat çekicidir. ABD bu dönemde de önceden olduğu gibi BM kararlarında İsrail yanlısı adımlar atmış, yine İsrail'in çıkarlarına hizmet edecek fiziksel güvenlik odaklı politikalar geliştirmiş ve askeri, ekonomik desteklerde bulunmuştur. İsrail politikalarının farklılaşacağı düşünülen bu dönemde dahi rutinleşmiş ilişki kalıbının bozulmadığı görülmüştür.
Biden'ın Armageddon söylemi ise evanjelistlere bir mesaj olarak da yorumlandı.
DÜNYA DİKEN ÜSTÜNDE Ukrayna taarruzu hız kesmeden devam ederken dünya diken üzerinde Putin'in yeni hamlesini bekliyor.
Ukrayna'da taktik nükleer silah kullanabileceği iddiaları her gün daha yüksek sesle dile getirilirken iddiaların merkezinde Rusya'nın son teknoloji nükleer denizaltısı Belgorod yer alıyor.
Hafta sonu İtalyan medyasına sızdırılan bir NATO uyarı notuna göre Belgorod, Kuzey Kutup Dairesi'ndeki ana üssünden kayboldu.
Günlerdir lokasyonu hakkında spekülasyonlar yapılan denizaltının uydu görüntüleri ortaya çıktı.
İngiliz Daily Mail gazetesinde yer alan habere göre, 'kıyamet silahı' olarak da adlandırılan denizaltı Barents Denizi'nde görüntülendi.
NATO'nun aynı uyarı notuna göre, Poseidon nükleer bombasını test etmek için Kara Deniz'e gidiyor olabilir.
Askeri uzmanlar böyle bir adımın Putin'in savaşın gidişatını değiştirmek için son çaresi olabileceği konusunda uyarıyor.
Yaklaşık 185 metre uzunluğundaki denizaltı nükleer uçlu su altı drone torpidolarına ev sahipliği yapıyor.
Poseidon, 500 metreye yaklaşan bir nükleer tsunamiyi tetiklemek için tasarlanmış bir kıyamet cihazı olarak adlandırılıyor.
Zira 15 bin tonluk savaş makinesinin torpidolarının kıyı şeritlerinde tsunami etkisi yaratabileceği belirtiliyor.
Denizaltının her biri iki milyon ton TNT'ye eşdeğer altı adet nükleer silahlı torpido ile donatıldığına inanılıyor.
Başka bir deyişle denizaltı İkinci Dünya Savaşı sırasında Hiroşima'ya atılan atom bombasından 130 kat daha ölümcül silahlara ev sahipliği yapıyor.