İsrail'in BM'yi hedef alan yalanları tek tek çürütüldü!
İsrail Diaspora İşleri ve Antisemitizmle Mücadele Bakanlığı, İsrail'in 7 Ekim'den bu yana sürdürdüğü soykırımı aklamak için yeni bir algı oyunu başlattı. Gazze'de Hamas bahanesiyle çocukları ve kadınları katleden İsrail, Birleşmiş Milletler'in taraflı rapor hazırladığını ve bilgiyi manipüle ettiğini öne sürdü. The Lies of Israel ise İsrail'in iddialarını inceledi. Nesnel ve gerçek kaynaklarla iddialar Türkçe, İngilizce İbranice, Arapça ve Farsça olmak üzere 5 dilde tek tek çürütüldü.
İsrail, Gazze'de yıllardır yürüttüğü soykırımın ağır yükünü üstünden atmak için yansıtma propagandasına girişti. Tüm dünyanın gözü önünde sivilleri hedef alan İsrail, Birleşmiş Milletler'in Gazze'deki gerçekleri çarpıttığını öne sürdü.
The Lies of Israel, İsrail Diaspora İşleri ve Antisemitizmle Mücadele Bakanlığı'nın hazırladığı raporun arka planındaki kurumsal çelişkileri tek tek deşifre etti. İsrail'in dijital kampanya platformlarında ve resmi raporlarında BM'ye yönelik öne sürdüğü temel iddialar, yine İsrail devletinin kendi kaynakları ile Türkçe, İngilizce İbranice, Arapça ve Farsça olmak üzere 5 dilde çürütüldü.
"SİVİLLERİ KORUYORUZ" YALANI SIZAN GİZLİ IDF BELGELERİYLE ÇÖKERTİLDİ
Raporda yer alan "İsrail ordusunun sivilleri hedef almadığı ve sivil kayıpları en aza indirmek için modern askeri tarihte benzeri görülmemiş adımlar attığı" yönündeki propaganda tezi, bizzat İsrail içinden sızan askeri istatistiklerle çöktü. Uluslararası basına yansıyan ve İsrail ordusunun gizli istihbarat veri tabanına dayanan raporlara göre, operasyonlarda hayatını kaybedenlerin yaklaşık yüzde 80'inden fazlasının muharip olmayan siviller olduğu bizzat askeri kayıtlarca biliniyor.
Askeri uzmanlar ve bağımsız gözlemci kuruluşlar, İsrail'in nüfus yoğunluğu en yüksek sivil yerleşim yerlerinde tonluk güdümsüz bombalar kullanmasının "sivil kaybını azaltma" iddiasıyla tamamen çeliştiğini vurguluyor.
Nitekim BM ve uluslararası insani yardım kuruluşlarının güncel saha dokümanları, Gazze'deki toplam can kaybının yüzde 60'a yakınını doğrudan kadın, çocuk ve yaşlıların oluşturduğunu; bu oranın modern kent savaşları tarihindeki en yüksek sivil asimetrisi olduğunu ortaya koyuyor.
VERİ AKLAMA İDDİASI COGAT SİSTEMİNE TAKILDI
İsrail Diaspora Bakanlığı'nın raporda en çok öne çıkardığı, "BM Gazze'deki can kayıplarını Hamas'tan doğrudan alarak 'veri aklama' (Data-Laundering) yapıyor" yönündeki iddiasının somut saha gerçekleriyle uyuşmadığı belgelendi. BM OCHA ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından kayıt altına alınan can kayıpları; rastgele sayılardan değil; isim, resmi kimlik numarası ve doğum tarihi üzerinden tek tek doğrulanarak sisteme işleniyor.
Söz konusu veri tabanının temelini oluşturan Gazze nüfus ve sicil sistemi ise bizzat İsrail Savunma Bakanlığına bağlı COGAT (Topraklardaki Hükümet Faaliyetleri Koordinatörlüğü) kontrolünde ve onayında işletiliyor. İsrail işgal güçlerinin sahadaki operasyonlarında güvenilir kabul ederek kullandığı bu kimlik sistemi, sivil can kayıpları açıklandığında ise aynı yönetim tarafından "Hamas'ın uydurma propagandası" olarak nitelendiriliyor.
Üstelik tıp dünyasının en saygın yayını The Lancet, HRW ve Amnesty gibi küresel otoritelerin metodolojik incelemeleri; geçmişteki tüm Gazze çatışmalarında (2008, 2014, 2021) BM verileri ile savaş sonrası gerçekleştirilen bağımsız adli inceleme sonuçlarının yüzde 95 oranında birebir eşleştiğini tescilliyor.
KENDİ İLAN ETTİĞİ "GÜVENİLMEZ" VERİLERİ LAHEY'DE KANIT YAPARAK SAVUNDULAR
Diaspora Bakanlığı'nın uluslararası kamuoyunu yönlendirmek amacıyla hazırladığı "güvenilmez BM verileri" tezini çürüten en büyük hamle, bizzat İsrail'in kendi Adalet Bakanlığı ve hukuk heyetinden geldi.
İsrail Devleti, Uluslararası Adalet Divanı'ndaki (UAD) soykırım davasında kendi tezlerini savunmak, bölgedeki lojistik haritaları ve insani durumu kanıtlamak üzere mahkeme heyetine sunduğu resmi dokümanlarda, diğer bakanlığının itham ettiğinin aksine BM OCHA ve DSÖ'nün saha raporlarını resmi kanıt olarak sundu. Bu durum, İsrail devlet kurumlarının uluslararası arenada sergilediği metodolojik tutarsızlığı ve kurumsal çelişkiyi net bir şekilde gözler önüne serdi.