Sanmenxia bölgesinde yer alan Alan çin'in en gizemli yeri olarak biliniyor. 4 bin yıllık yerleşim yeri olan bölgede insanlar hala yerin altında yaşıyor. Neredeyse 10 bin bulunduğu bölgede çok ilkel bir yaşam sürülürken bugün bazı evlerde klima bile var. İşte Çin'in en ilginç köyü…
Alan, Çin'in en gizemli köyü olarak biliniyor. Köyde hâlâ 3 bin kişi yaşıyor. Ancak aralarından bazıları 'köstebek' gibi yaşamak yerine 'modern' evlere taşınmış durumda.
Yerleşim yerinin tarihinin bronz çağına kadar uzandığı söyleniyor. Neredeyse 10 bin evin bulunduğu bölgenin nüfusu geçmişte bu rakamın çok üzerindeydi.
Tarihi köydeki evlerin içinde kışın ortalama sıcaklık 10 derece, yazın ise 20 derece olduğu biliniyor.
Geçmişte çok 'ilkel' bir yaşamın sürüldüğü bölgede, bugün bazı evlerin için klima bile var.
CNN dünyanın birbirinden farklı özelliklere sahip en ilginç yerlerini açıkladı. Türkiye'den de bir yer listeye girdi. İşte sizin de ziyaret etmek isteyeceğiniz ve şaşıracağınız birbirinden ilginç o yerler...
KAN ŞELALESİ - ANTARTİKA
Antarktika'da bulunan bu kan kırmızısı şelale, ilk olarak 1911 yılında keşfedildi. Antarktika'nın Taylor Buzulu'nda yer alan bu şelale, devamlı bir akış halinde ve suyu Bonney Gölü'ne karışıyor.
Bilim insanları uzun seneler boyunca suya bu rengi verenin kırmızı yosun olduğunu düşündüler.Fakat daha sonra elektromanyetik alıcılar vasıtasıyla Kan Şelalesi üzerinde yapılan taramalar, şelalenin altında çok daha büyük bir yeraltı su kaynağı bulunduğunu ortaya çıkardı.
Yapılan araştırmalar, tahminen 5 milyon yıl önce deniz seviyelerinin yükseldiğini ve Doğu Antarktika'yı sular altında bıraktığını; bunun da tuzlu bir göl oluşumuna yol açtığını gösteriyor. Şelalenin altındaki büyük su hazneleri yerin 185 metre derinliğinde saklanıyor. Suların yeraltı akıntıları halinde Güney Kutup Denizi'ndeki derin körfezlerden biri olan Ross Körfezi'ne döküldüğü tahmin ediliyor.
MANYETİK TEPE - KANADA
Kanada eyaleti New Brunswick' teki yerel halka göre aracınızı durdurup buradaki Manyetik Tepe'nin önünde koyarsanız, aracınız kendiliğinden hareket edecektir.
Gerçekte ise bu sadece optik bir illüzyon; ama bu arkadaşlarınız kandırıp eğlenmeyeceğiniz anlamına da gelmez.
SURTSEY - İZLANDA
Surtsey adası 14 şubat 1963'te İzlanda'nın güney kıyılarının yakınlarında, okyanusun 130 m dibinde bulunan bir volkanın patlamasıyla oluşmuştur. Volkan patlayıp lavlar deniz suyuyla hızlı bir şekilde soğuyunca lavlar katılaşmış ve 130 m yukarıya denizin yüzeyinin de üzerine katılaşarak ulaşmıştır. Adanın altındaki volkanın 3.5 sene boyunca patlamaya devam etmesiyle birlikte ada 1.4 km2 genişliğine ulaşmıştır.
Şimdilerde ise dalga erezyonları adanın genişliğini gitgide azaltmaktadır. Surtsey keşif için mükemmel bir yer olarak gözükse de gitmek imkansızdır. Çünkü ada doğal bir rezerv konumundadır, bölgede ekolojik döngü çalışmalarına ayrılmıştır. Bu zamana kadar bölgedeki hayvanların ve bitkilerin sıfırdan, kendi başlarına nasıl oluşup yetiştiğini test etmek için sadece birkaç bilim adamı adayı ziyaret edebilmiştir. 2008 yılında UNESCO adayı Dünya Mirası listesine eklemiştir.
MOERAKİ KAYALARI - YENİ ZELANDA
Yeni Zelanda'da bulunan bu ilginç kayalar görenleri hayrete düşürüyor. Yeni Zelanda'nın Güney Adasında, Dunedin'in 75 km kuzey doğusundaki kayalıklar, Koekohe Plajında su canlısı gibi duruyorlar. "Moeraki Kayaları" olarak bilinen küre şeklindeki bu kayalar bilim adamlarına göre, okyanus dibinde 60 milyon yıl önce mineraller ve çamur karışımı sonucu oluşmuş.
Bazı büyük kayalar farklı renk tonlarında ve boyları 4 metreye kadar çıkabiliyor. Bu dev kayalar aslında okyanus tabanında oluşmuşlar, fakat yüzyıllardır devam eden erozyon ve deniz çekilmesi sonucunda bugün sahilin ortasında oturuyorlar.
Bir diğer tahmine göre, yüzlerce kalsiyum karbonat, resif yüzeylerinden kopmuş ve sulara doğru sürüklenmiş. Küçük boğumcuklar halinde olan bu yuvarlak yapılar, milyonlarca yılda, boyu 4 metreyi aşan devasa kayalıklara dönüşmüşler.
Bilim adamlarının tahminine göre, moeraki kayaları bir vadinin içerisinden hava şartları ile kopup gelen parçacıklar ile biçimlenmeye başlamış. Kireçtaşından ve yumrulardan meydana gelmiş olan çeşitli mineral katmanlar, birlikte gelişmişler ve bu devasa yapıları oluşturmuşlar.
Katmanlar genel olarak bir istridyenin içerisinde inciler oluşmasına benziyor, çeşitli katmanlar küreyi sarıp sarmalıyorlar, fakat küreler o katmanların bir parçası değiller. Bilim adamları kayaların nasıl meydana gelmiş olduğunu hala tam olarak çözebilmiş değiller.
GECE YARISI GÜNEŞİ-NORVEÇ
Norveç'in bir diğer adı da Gece Yarısı Güneşi'nin Toprakları. Kış aylarında 67 gün boyunca tam bir karanlık, yaz aylarında ise 77 gün tam bir aydınlık hakim.
Mayıs ayından Temmuz ayına kadar süren gece yarısı güneşinin keyfini çıkarmak isteyenler Norveç'in yanı sıra Alaska, Kanada, Grönland, İzlanda, İsveç ve Finlandiya'nın Kuzey Kutbu üzerinde kalan bölgeleri ile Rusya'nın Kola Yarımadası, Novaya Zemlya ve Murmansk bölgelerine akın ediyor
Hava koşullarının uygun olduğu günlerde bu bölgelerde bulunanlar 24 saat gökyüzünde görünen güneşin keyfini çıkartıyorlar.
HAREKET EDEN TAŞLAR - DEATH VALLEY - ABD
Amerika Birleşik Devletleri'de, Nevada ve Kaliforniya eyaletlerinin tam sınırında bulunan 'Ölü Vadi'de yaşanan gizemli bir doğa olayı görenleri hayrete düşürüyor. Eski bir göl yatağında bulunan taş parçaları, 200 metrelik bir mesafeyi kendi kendine 'yürüyor'. Artık büyük bir gizem haline gelmiş bu doğa olayının uzun yıllardır açıklanamaması, kayaların uzaylılar veya ilahi güçler tarafından hareket ettirildiği efsanesini yarattı.
İlk bakışta hiç hareket etmiyormuş gibi görünen kaya parçalarının gizemi bilim insanlarının da ilgisini çekti. Yaklaşık yarım yüzyıldır bu gizemli kayaların sırrını çözmeye çalışan bilim insanları, kurumuş ve çatlamış bir zeminde 350 kiloluk bir taşın nasıl hareket edebileceği konusunda farklı fikirler üretti.
İlk teorilere göre, rüzgar ve yağmurun bu büyük kayaları hareket ettirebileceği düşünülse de, sonradan zeminin çatlamış yapısının buna izin vermeyeceğini kabul etmek zorunda kaldılar. İşin ilginç yanı ise, bugüne dek kayaların hareket ettiğini kimsenin görmemesi…
YÜRÜYEN KAYA EFSANESİ NASIL ÇÖZÜLDÜ?
Ölü Vadi'nin kendi kendine hareket eden kayalarının sırrı yine bilimsel araştırmaların sonucunda ortaya çıktı. Bilimsel verilere göre, Ölü Vadi'de geceleri aşırı soğuyan hava yerde 3-5 milimetre arasında bir buz tabakası oluşturuyor. Sabah ısınan havanın etkisiyle çözülen buz tabakası, esen vadi rüzgârlarının etkisiyle kaç kilo olursa olsun kayaları yerinden oynatıyor. Santim santim 'yürüyen' kayaların hareket etmesini fark etmek bu yüzden oldukça güç.
SONSUZ ATEŞ ŞELALESİ - NEW YORK
ABD'nin New York eyaletinde bulunan ve sönmeyen ateşiyle bilinen küçük bir şelalenin, yeni bir tür enerji kaynağı sakladığı anlaşıldı. Chestnut Ridge Parkı'nın bir bölümünde yer alan şelale, dünyanın dört bir yanında kendiliğinden yanmakta olan yüzlerce ateşten birine sahip.
ABD'nin Indiana Üniversitesi'nde araştırmacı olan Arndt Schimmelmann, yüzyıllar, belki de binlerce yıl önce yerli kabileler tarafından yakıldığı düşünülen ateşin, aslında dünyadaki örneklerinden farklı olduğunu belirtti.
OurAmazingPlanet sitesine konuşan Schimmelmann, mağaradaki ateşin yerin derinliklerinde yer alan, antik ve son derece sıcak killi şist kayalarından geldiğini düşünüyor. Schimmelmann, killi şist içindeki karbon moleküllerinin parçalanarak küçük doğal gaz molekülleri ortaya çıkması için, sıcaklığın suyun kaynama noktasında veya daha sıcak olması gerektiğini belirtti.
Ateşi besleyen gazın geldiği kayaların, içtiğimiz çay veya kahve kadar sıcak ve jeolojik olarak sanıldığından çok daha genç olduğu belirtildi. Bulgular, ateşi besleyen gazın farklı bir süreçten geçtiğini, bir çeşit katalizörün, gazı kayalardaki organik moleküllerden ortaya çıkardığı ifade edildi.
YELLOWSTONE ULUSAL PARKI OLD FAITHFUL - ABD
Yellowstone Ulusal Parkı'nın içerisinde üç yüzden fazla gayzer (bunların en ünlüsü her doksan bir dakikada bir püsküren Old Faithful'dur), iki yüz doksandan fazla da irili ufaklı şelale var. Dünyadaki sıcak su kaynaklarının yarısı Yellowstone Ulusal Parkı'nda ve bu sıcak su kaynaklarının sayısı on bini aşıyor. ABD'nin en büyük, dünyanın ise en büyük üçüncü kaplıcası olan Grand Prismatic Spring de Yellowstone Ulusal Parkı'nda yer alıyor.
Yalnızca yer altı kaynakları değil parkın ev sahipliği yaptığı canlı türleri de oldukça çeşitli. Kuşlar, balıklar, sürüngenler, memelerin yüzlerce türü Yellowstone Ulusal Park'ını yuva olarak benimsiyor. Parkta özellikle Kuzey Amerika Boz ayısı, bizon, antilop, çakal ve vaşaklar yoğunluğu ile göze çarpıyor. Yellowstone Ulusal Parkı bizon sürüsü, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki en eski ve en büyük bizonu sürüsü.
MARACAIBO GÖLÜ YILDIRIMLARI - VENEZUELA
Maracaibo gölü Venezuella'da bulunan ve Dünya'nın en çok yıldırım alan yeridir. Bu ünvanıyla Guiness Rekorlar kitabında da yer almaktadır.
Bölgede neredeyse hiç dinmeyen bir fırtına mevcuttur. Her yıl ortalama 260 fırtınaya maruz kalan bu bölge Dünya'nın en elektrik yüklü yeri olmayı hak ediyor. Burada her gece ortalama 9 saat yıldırımlar sebebiyle aydınlanıyor. Bu yıldırımlar aynı zamanda doğal elektrik kaynağı olarak da kullanılıyor.
Her yıl Maracaibo gölündeki her km2'ye ortalama 250 yıldırım düşmektedir. Ocak ve şubat aylarında düşen yıldırım oranı Ekim ayında zirveye tırmanıyor. Ekim ayında bir dakika içerisinde ortalama 28 yıldırım düştüğü gözlemlenmiştir.
PAMUKKALE TRAVERTENLER
Jeolojik aktiviteler sonucu dünyada eşine az rastlanan bir güzelliğe sahip olan Pamukkale şifalı kaplıcaları, tekstilde ilerlemiş olması ve dini açıdan önem kazanması sayesinde Helenistik dönemden itibaren Anadolu'nun en çok ilgi çeken yerlerinden birisi olmuş.
Traverten çok yönlü, çeşitli nedenlere ve ortamlara bağlı, kimyasal reaksiyon sonucu çökelme ile oluşan bir kayadır. Pamukkale termal kaynağını meydana getiren jeolojik olaylar geniş bir bölgeyi etkilemiştir.
Bu bölgede sıcaklıkları 35-100 C arasında değişen 17 sıcak su alanı bulunmaktadır. Pamukkale termal kaynağı, bölgesel potansiyel içindeki bir ünitedir. Kaynak, antik dönemlerden beri kullanılmaktadır.
Termal su kaynaktan çıktıktan sonra, 320 m uzunluğunda bir kanal ile traverten başına gelmekte ve buradan, 60-70 m.lik kısmi çökelmenin olduğu traverten katlarına dökülmekte ve ortalama 240-300 m. yol kat etmektedir.
Kaynaktan çıkan 35.6 0C sıcaklığında, içinde yüksek miktarda Kalsiyum Hidrokarbonat bulunan suyun havadaki oksijen ile olan teması sırasında Karbondioksit ve Karbon monoksit uçarak kalsiyum karbonat çökelmekte ve traverten oluşumuna sebep olmaktadır.
Çökelti ilk etapta jel halindedir. Reaksiyon kimyasal olarak; Ca(HCO3)+O2 CaCO+CO2+CO+H2O şeklindedir. Kat kat havuzcuklarında ve kat kat seddelerinde, çökelmekte olan kalsiyum karbonat, başlangıçta yumuşak bir jel halindedir.
Zaman içinde sertleşmekte ve traverten olmaktadır. Ancak ziyaretçiler tarafından katlar üzerinde gezilmesi ve oynanması, henüz yumuşacık haldeki kalsiyum karbonatların ezilmesine, dağılmasına neden olmaktadır. Travertenlere termal su kontrollü olarak belirli bir program dahilinde verilmektedir. Fazla miktarda ve uzun süre aynı yere akıtılan su yosunlaşmaya ve dolayısıyla travertenlerde hoş olmayan kirliliğe sebep olmaktadır. Beyazlığın oluşumunda, hava şartları, ısı kaybı, akışın yayılımı ve süresi etkilidir. Çökelme, termal sudaki karbondioksitin havadaki karbondioksit dengeye gelinceye kadar devam etmektedir
Yerinde yapılan analizlerde, kaynak başındaki suyun karbondioksit miktarı ortalama 725mg/1 iken, suyun travertenleri terk ettiğinde bu miktar 145mg/1'e düşmektedir. Keza kalsiyum bikarbonat da benzer şekilde 1200 mg/1'den 400 mg/1'e düşmektedir. Keza Ca 576/8mg/1'e düşmektedir. Bu analiz sonucuna göre, 1lt. sudan traverten üzerine 499.9mg. CaCO 3 çökelmektedir. Bu miktar 1 1/sn. su için günde 43191g. Çökelme demektir. Ortalama yoğunluğu 1.48g/cm 3 alan kaplar. Suyun ortalama debisi 466.21/sn. olduğuna göre 13584m 2 alan beyazlatılabilecektir. Pratikte bu şartları yerine getirmek güçtür. Ancak bu teorik yaklaşıma göre yılda 1mm. kalınlığında 4.9km 2 alan beyazlatılabilir.
Bilim kurgu filmlerinde fırlamış gibi görünen bu yerlerin aslında dünyada olduğuna inanamayacaksınız.