ABD'de görünmeyen güç: İsrail lobisinin karanlık gölgesi!
Beyaz Saray'dan Kongre'ye, Pentagon'dan düşünce kuruluşlarına kadar Amerikan siyasetinin damarlarına işlemiş bir güç: İsrail lobisi. Bu ağ, yalnızca dış politikada değil, savunma sanayiinden kampanya finansmanına kadar pek çok alanda belirleyici rol oynuyor. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında etkisini artıran Yahudi lobileri, bugün ABD iç politikasının en güçlü ve tartışmalı aktörleri arasında yer alıyor.
Gevşek ama güçlü bir ağ: İsrail lobisi nasıl çalışıyor?
ABD'deki İsrail yanlısı lobi sistemi, merkezi bir yapıdan çok, birbirine bağlı birçok kurum ve aktörden oluşan esnek bir ağ. AIPAC (American Israel Public Affairs Committee -Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi), JINSA (Jewish Institute for National Security of America - Amerikan Ulusal Güvenlik için Yahudi Enstitüsü), Hristiyan Siyonist gruplar, düşünce kuruluşları, PAC'lar (Political Action Committees - Siyasi Eylem Komiteleri) ve bireysel bağışçılar bu ağın başlıca bileşenleri arasında.
1949'da kurulan American Zionist Council, bu ağın temel taşlarından biri olurken; 1954'te kurulan AIPAC, lobiciliği kurumsallaştırarak Kongre üzerindeki etkinliğini katbekat artırdı.
AIPAC'ın dikkat çeken seçim başarısı: Yüzde 96'lık etki alanı
SABAH'ın haberine göre AIPAC'ın desteklediği süper PAC'lerden biri olan United Democracy Project, sadece fikir üretmekle kalmıyor; seçim sonuçlarını da doğrudan etkiliyor. 2022-2024 döneminde AIPAC'ın destek verdiği Kongre üyelerinin %96'sı yeniden seçildi. Bu başarı, lobinin yalnızca fikir değil, güç ürettiğini gösteriyor.
Kongre üyelerinin %60'ından fazlası, savunma şirketlerinden gelen bağışlarla seçim kampanyalarını sürdürüyor. Bu bağlar, İsrail'e yapılan yardımların ve savunma sanayiindeki işbirliğinin arkasındaki temel dinamikleri de açıklıyor.
JINSA: Pentagon'un gölgesindeki sessiz etki
1976'da kurulan JINSA (Jewish Institute for National Security of America), ABD ile İsrail arasındaki stratejik savunma ilişkilerini pekiştirmek için faaliyet yürütüyor.
Emekli generaller, aktif subaylar ve askeri okul öğrencileriyle organize edilen saha programları, bu kurumun sadece düşünsel değil, operasyonel etkisini de ortaya koyuyor.
Yayınladığı raporlarla Pentagon üzerinde doğrudan etki kuran JINSA, eski savunma bürokratlarının silah firmalarında görev almasıyla etkisini daha da derinleştiriyor.
Savunma anlaşmaları: Paranın yolu lobi ofisinden geçiyor
ABD'nin İsrail'e her yıl sağladığı 3.8 milyar dolarlık askeri yardımın yaklaşık %80'i, doğrudan Amerikan savunma sanayiine geri dönüyor. Lockheed Martin, Boeing ve Northrop Grumman gibi dev şirketler, bu kaynakla İsrail'le yürüttükleri ortak projeleri finanse ediyor.
Bu devlerin yönetim kurullarında sıklıkla eski generaller, güvenlik danışmanları ve lobi bağlantılı isimler yer alıyor. Böylece karar alma süreçleri, yalnızca siyasi değil, ekonomik ve kurumsal çıkar ağları üzerinden de şekilleniyor.
Trump ve lobi dengesi: Tam teslimiyet değil ama tesir altında
Donald Trump'ın Orta Doğu politikaları, büyük ölçüde AIPAC ve Evanjelik tabanlı İsrail yanlısı lobilerin etkisiyle şekillendi. Tamamen kontrol altında olmasa da, bu yapıların sağladığı destek ve kamuoyu baskısı, Trump'ı birçok konuda yönlendirdi.
Özellikle Körfez ülkeleriyle yapılan büyük silah anlaşmaları, İsrail lobisinin hem teşviki hem de stratejik kurgusuyla hayata geçirildi.