Enerjinin kalbi Turkuvaz Medya öncülüğünde INRES 2026’da attı! Bakan Bayraktar: Hedefimiz Türkiye’yi enerjide merkez ülke konumuna getirmek
Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve küresel enerji gerilimlerinin gölgesinde dünya enerji liderleri İstanbul’da buluştu. Turkuvaz Medya öncülüğünde düzenlenen İNRES 2026’da konuşan Bakan Bayraktar, "Türkiye olarak bu yeni dönemde ülkemiz için yeni bir enerji mimarisinin hazırlığı içindeyiz. Burada temel hedefimiz, Türkiye'yi enerjide dışa bağımlılığını bitiren, arz güvenliğini güçlendiren, bölgesel entegrasyonu artırmış, bir merkez ülke konumuna getirmek" dedi.
Hürmüz Boğazı'nda yaşanan kriz başta olmak üzere, küresel enerji dengelerini sarsan bölgesel gerilimlerin tırmandığı kritik bir süreçte, dünya enerji liderleri İstanbul'da bir araya geldi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı himayelerinde, Turkuvaz Medya Grubumuz tarafından "Değişen Dünyanın Merkezinde Enerji ve Doğal Kaynaklar" ana temasıyla düzenlenen 2'nci İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi (İNRES 2026) Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde gerçekleştirildi.
AHABER.COM.TR ZİRVEDEN DETAYLARI ANBEAN AKTARDI
CANLI ANLATIM
ENERJİ GEÇİŞİ INRES 2026 ZİRVESİ’NDE MASAYA YATIRILDI
T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı himayesinde Turkuvaz Medya Grubu tarafından “Değişen Dünyanın Merkezinde Enerji ve Doğal Kaynaklar” ana temasıyla düzenlenen II. Doğal Kaynaklar Zirvesi’nin son oturumunda enerji geçişi konuşuldu.
İkinci Doğal Kaynaklar Zirvesi (INRES) İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde dokuz ülkeden yedi bakan ve üç bakan yardımcısının yanı sıra 45 ülkeden enerji ve maden sektörü temsilcileri, uluslararası kuruluşlar, akademisyenler ve iş dünyasının önde gelen isimlerinin katılımıyla hayata geçirildi. Zirvenin son oturumu Daily Sabah Yayın Koordinatörü Mehmet Çelik moderatörlüğünde “Enerji Geçişini Tasarlamak: Zorluklar ve Fırsatlar” ana temasıyla gerçekleştirildi. Panele Bulgaristan Enerji Bakan Yardımcısı Kiril Temelkov, Romanya Enerji Bakanlığı Müsteşarı Cristian Silviu Buşoi, Dünya Bankası Kıdemli Enerji Ekonomisti Claire Nicolas, EBRD Türkiye Başkan Yardımcısı Mehmet Erdem Yaşar ve EPİAŞ CEO’su Taha Arvas katıldı.
Panelde öne çıkan ortak mesaj ise enerji dönüşümünün yalnızca yenilenebilir enerji yatırımlarıyla sınırlı olmadığı güçlü şebeke altyapıları, enterkonneksiyon projeleri, kritik mineral tedariki, enerji depolama sistemleri ve bölgesel iş birliklerinin dönüşümün temel yapı taşları olduğu yönünde oldu.

ENTERKONNEKSİYON VE ÇEŞİTLENDİRME KRİTİK
Panelde ilk sözü alan Bulgaristan Enerji Bakan Yardımcısı Kiril Temelkov, enerji dönüşümünün yalnızca karbonsuzlaşma süreci olarak görülmemesi gerektiğini belirterek enerjiye bakış açısının değiştiğini söyledi. Geçmişte enerjinin çoğunlukla fiyat üzerinden değerlendirildiğini ifade eden Temelkov, bugün ise arz güvenliği, tedarik güvenilirliği, erişilebilirlik, bağımlılıkların azaltılması ve çevresel sürdürülebilirliğin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Enerji altyapılarının artık küresel krizlerin ilk hedeflerinden biri haline geldiğini söyleyen Temelkov, enerji sistemlerinin güvenliğinin toplumlar açısından kritik önemde olduğunu belirtti. Enerji güvenliğinin sağlanmasında enterkonneksiyon ve çeşitlendirmenin temel rol oynadığını ifade eden Temelkov, komşu ülkeler arasında kurulacak güçlü bağlantılar sayesinde alternatif tedarik güzergahlarının oluşturulabileceğini kaydetti.
Farklı enerji kaynaklarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Temelkov, doğalgaz, nükleer, hidroelektrik ve rüzgar gibi kaynakların birlikte kullanılmasıyla hem güvenilir hem de çevre dostu sistemler kurulabileceğini söyledi. Şebeke altyapılarının enerji dönüşümünün merkezinde yer aldığını vurgulayan Temelkov, Bulgaristan’ın Türkiye, Romanya ve Yunanistan ile enerji iş birliklerini güçlendirdiğini ifade etti.
ROMANYA’NIN DOĞALGAZ ÜRETİM KAPASİTESİ ARTACAK
Panelde ikinci sözü alan Romanya Enerji Bakanlığı Müsteşarı Cristian Silviu Buşoi ise enerji dönüşümünün artık yalnızca çevresel bir hedef değil; dayanıklılık, rekabetçilik ve stratejik güvenlik konusu haline geldiğini söyledi. Avrupa’da Ukrayna Savaşı ve enerji krizinin ardından enerji politikalarında önemli değişiklikler yaşandığını belirten Buşoi, Avrupa Birliği’nin artık enerji güvenliği ve arz çeşitliliğine daha fazla odaklandığını ifade etti. Romanya’nın yenilenebilir enerjiye büyük yatırımlar yaptığını belirten Buşoi, Türk şirketlerinin de Romanya’da enerji üretimi, iletim ve dağıtım projelerinde aktif rol üstlendiğini söyledi. Hidroelektrik kapasitesini büyütmeyi hedeflediklerini ifade eden Buşoi, nükleer enerji alanında da yeni yatırımlar planladıklarını kaydetti.
Romanya’nın doğalgaz üretiminde Avrupa’nın en büyük üreticisi konumunda olduğunu belirten Buşoi, Karadeniz’deki Neptune Deep sahasının devreye girmesiyle üretim kapasitesinin daha da artacağını açıkladı. Güney Gaz Koridoru ve dikey koridor projelerinin bölgesel enerji güvenliği açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Buşoi, Türkiye’nin Avrupa’nın enerji arz güvenliği açısından kritik bir aktör olduğunu söyledi.
Elektrik enterkonneksiyonlarının artırılmasının Avrupa’nın temel önceliklerinden biri olduğunu belirten Buşoi, Azerbaycan-Gürcistan-Romanya-Macaristan yeşil elektrik kablosu projesinin bölgesel enerji entegrasyonu açısından önemli olduğunu ifade etti. Türkiye’nin liderlik ettiği projelerde yer almak istediklerini de sözlerine ekledi.

CLAIRE NICOLAS: “ENERJİDE DÖNÜŞÜM ÜÇ AYAKLI TABURE GİBİ”
Dünya Bankası Kıdemli Enerji Ekonomisti Claire Nicolas ise enerji dönüşümünde düzenleyici reformlar, şebeke yatırımları ve finansmanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirtti. Nicolas, enerji dönüşümünün “üç ayaklı bir tabureye” benzediğini ifade ederek, eksik kalan her unsurun sistemi zayıflatacağını söyledi.
Özellikle gelişmekte olan ekonomilerde sermaye maliyetlerinin yüksek olduğuna dikkat çeken Nicolas, yatırımcı güveni oluşturmanın en önemli unsurunun güçlü ve güvenilir enerji planlaması olduğunu vurguladı. Türkiye’nin 2035 hedefleri ve düzenli gerçekleştirilen yenilenebilir enerji ihalelerinin yatırımcılar açısından güçlü bir güven mesajı verdiğini belirten Nicolas, kamu hizmeti şirketlerinin finansal yapılarının güçlendirilmesinin de kritik olduğunu ifade etti. Nicolas, şebeke yatırımları, garanti mekanizmaları ve finansal risk azaltma araçlarının aynı anda devreye alınmasının özel sektör yatırımlarını artıracağını söyledi.
EN BÜYÜK DARBOĞAZ ŞEBEKE ALTYAPISI
Panelde söz alan EBRD Türkiye Başkan Yardımcısı Mehmet Erdem Yaşar da enerji dönüşümündeki en büyük darboğazın şebeke altyapısı olduğunu ifade etti. Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesinde önemli ilerleme kaydettiğini belirten Yaşar, bugün temel sorunun proje geliştirmek değil, projeleri hayata geçirmek olduğunu söyledi. YEKA ihalelerinin yatırımcı ilgisini artırdığını belirten Yaşar, şebeke altyapısının proje geliştirme süreçleriyle paralel ilerlememesi halinde izin süreçlerinin uzadığını ve bunun yatırımları geciktirdiğini kaydetti. Türkiye’de yenilenebilir enerji finansmanı açısından ciddi likidite bulunduğunu belirten Yaşar, kaliteli projelerin yatırımcı çekmeye devam ettiğini söyledi. Kritik minerallerin enerji dönüşümünün temel unsurlarından biri haline geldiğini ifade eden Yaşar, yenilenebilir enerji sistemleri, bataryalar ve depolama teknolojilerinin güvenilir kritik mineral tedariki olmadan mümkün olmayacağını vurguladı.
ŞEBEKE YATIRIMLARI ÖNCELİKLİ
EPİAŞ CEO’su Taha Arvas ise enerji dönüşümünde şebeke altyapısı, finansman ve düzenleyici çevikliğin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Şebeke yatırımlarının zamanında tamamlanamaması halinde enerji dönüşüm hedeflerinin risk altına girebileceğini belirten Arvas, yenilenebilir enerji kaynaklarının bulunduğu her noktaya kısa sürede şebeke ulaştırmanın teknik açıdan kolay olmadığını ifade etti.
Paris İklim Anlaşması hedeflerinin gerçekleşmesi için önümüzdeki 15-20 yılda insanlık tarihindeki toplam bakır üretiminden daha fazla bakır çıkarılması gerektiğini söyleyen Arvas, kritik minerallerin enerji dönüşümünde belirleyici rol oynayacağını kaydetti. Batarya depolama teknolojilerinin önemine dikkat çeken Arvas, enterkonneksiyon yatırımlarının da enerji güvenliği açısından kritik olduğunu söyledi. Türkiye’nin zaman zaman komşu ülkelerden elektrik ithal ettiğini hatırlatan Arvas, bölgesel şebeke entegrasyonunun güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Elektrik talebinin yapay zeka ve dijitalleşme ile birlikte hızla artacağına dikkat çeken Arvas, enerji üretiminde çeşitliliğin zorunlu hale geldiğini ifade etti. Nükleer enerjinin bu süreçte kritik rol oynayacağını belirten Arvas, Avrupa’da nükleer enerjiye yönelik yaklaşımın da değişmeye başladığını söyledi.
GÜÇLÜ SPONSOR DESTEĞİ
Sektörün üst düzeylerini ağırlayan zirve güçlü sponsor desteği ile gerçekleşti. Platin Sponsorlar; Borsa İstanbul, Cengiz Enerji, Demirören, Emlak Katılım, EPİAŞ, Fiba Yenilenebilir Enerji, Halkbank, Kalyon, Limak, SOCAR, ŞA-RA Enerji, Tekfen Holding, Tera, Turkcell, Türk Hava Yolları, Türk Altın, Türkiye Sigorta, Türk Telekom, Vakıfbank, Ziraat Bankası olurken, Altın Sponsorlarİ Çalık Holding, Esan, Girişim Elektrik, GOE, Kromder, Mig Malaklar, Miryıldız Madencilik ve Gümüş Sponsorlar ise BORDRILL, Dentaş, Etimet, Hasyılsan, Subsea 7, Tuğran Enerji, Şişecam ve Tüprag oldu.
SAKARYA GAZ SAHASI’NDA HEDEF 45 MİLYON METREKÜP
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı himayelerinde, Turkuvaz Medya Grubumuz tarafından “Değişen Dünyanın Merkezinde Enerji ve Doğal Kaynaklar” ana temasıyla düzenlenen 2’nci İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi (İNRES 2026) Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.
İkinci Doğal Kaynaklar Zirvesi (INRES) İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde dokuz ülkeden yedi bakan ve üç bakan yardımcısının yanı sıra 45 ülkeden enerji ve maden sektörü temsilcileri, uluslararası kuruluşlar, akademisyenler ve iş dünyasının önde gelen isimlerinin katılımıyla başladı. Zirvede küresel enerji güvenliğinden stratejik yatırım modellerine, hidrokarbonlardan kritik minerallere kadar sektörün geleceği ele alındı.

Zirvenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Ahmet Berat Çonkar, enerji güvenliği, kritik mineraller, yenilenebilir enerji yatırımları ve Türkiye’nin küresel enerji vizyonuna ilişkin önemli mesajlar verdi. Küresel enerji sisteminin tarihi bir dönüşüm sürecinden geçtiğini vurgulayan Çonkar, artan enerji talebi, jeopolitik gelişmeler, arz güvenliği riskleri, iklim hedefleri ve teknolojik dönüşümün enerji politikalarını her zamankinden daha önemli hale getirdiğini belirtti. Enerji güvenliğinin artık yalnızca kaynak çeşitliliğiyle sınırlı olmadığını belirten Çonkar; altyapı güvenliği, tedarik zinciri dayanıklılığı, kritik minerallere erişim, şebeke modernizasyonu ve teknolojik kapasitenin de bu kavramın ayrılmaz parçaları haline geldiğini kaydetti.
Türkiye’nin enerji güvenliğini çok boyutlu ve stratejik bir perspektifle ele aldığını ifade eden Çonkar, temel hedeflerinin kaynak çeşitliliğini artırmak, dışa bağımlılığı azaltmak, yerli kaynakları ekonomiye kazandırmak ve sürdürülebilir enerji dönüşümünü güçlü bir şekilde sürdürmek olduğunu dile getirdi.
Son yıllarda özellikle yenilenebilir enerji alanında önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirten Çonkar, Türkiye’nin elektrik kurulu gücünün yaklaşık yüzde 60’ının yenilenebilir enerji kaynaklarından oluştuğunu söyledi. Hidroelektrik, rüzgâr, güneş, jeotermal ve biyokütle alanlarında önemli kapasite artışları sağlandığını ifade eden Çonkar, önümüzdeki dönemde güneş ve rüzgâr enerjisinde 120 GW seviyesine ulaşma hedefi doğrultusunda yatırımların hızlandırılacağını belirtti. Yenilenebilir enerji dönüşümünün güçlü bir şebeke altyapısını zorunlu kıldığını vurgulayan Çonkar, iletim altyapısının güçlendirilmesi, enerji depolama kapasitesinin artırılması, dijitalleşme, akıllı şebeke uygulamaları ve daha esnek bir elektrik sistemi oluşturulmasının enerji politikalarının temel başlıkları arasında yer aldığını söyledi.

Petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çonkar, Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahası keşfinin Türkiye enerji tarihi açısından bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Karadeniz’de keşfedilen doğal gazın üç yıl gibi kısa bir sürede üretime alınarak milyonlarca haneye ulaştırıldığını belirten Çonkar, günlük 9,5 milyon metreküp seviyesindeki üretimin 2028 itibarıyla 45 milyon metreküpe çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi.
Türkiye’nin yalnızca kendi denizlerinde değil, yurt dışında da aktif bir enerji oyuncusu haline geldiğini belirten Çonkar, Somali’de devam eden derin deniz petrol ve gaz arama faaliyetlerinin bu vizyonun önemli örneklerinden biri olduğunu ifade etti. Pakistan ve Libya deniz alanlarında da Türkiye’nin teknik kapasitesini ve operasyonel tecrübesini kullanmaya yönelik çalışmaların hız kazandığını belirtti.
Enerji dönüşümünün başarısında kritik minerallerin stratejik önemine dikkat çeken Çonkar, temiz enerji teknolojilerinin güvenli ve sürdürülebilir mineral tedarikine bağlı olduğunu belirtti. Güneş panelleri, rüzgâr türbinleri, elektrikli araçlar ve batarya depolama sistemlerinin lityum, nikel, kobalt, bakır ve nadir toprak elementleri gibi kritik minerallere ihtiyaç duyduğunu ifade eden Çonkar, enerji dönüşümü ile madencilik sektörünün artık birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı.
Türkiye’nin kritik mineraller alanında önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Çonkar, hedeflerinin yalnızca kaynak üretmek değil; madencilikten işleme teknolojilerine, rafinajdan ileri sanayi uygulamalarına kadar uzanan entegre bir değer zinciri oluşturmak olduğunu söyledi. Geleceğin rekabetinin yalnızca kaynağa sahip olmakla sınırlı kalmayıp, o kaynağı teknolojiye, üretime ve yüksek katma değere dönüştürmekte olduğunu kaydetti.
(Foto: Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Ahmet Berat Çonkar)
(Foto: Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Ahmet Berat Çonkar)
BELİRSİZLİK ORTAMINDA YOL HARİTASI
İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi’nin ilk oturumu “Belirsizlik Ortamında Yol Almak: Hidrokarbonlar ve Mineraller İçin Yatırım Stratejileri” başlığıyla gerçekleşti. Panelin moderatörlüğünü Daily Sabah Gazetesi Kıdemli Ekonomi Editörü Alen Lepan üstlendi. Panelin konuşmacıları Suriye Enerji Bakanlığı Petrol İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Ghiath Diab, Cezayir'in ulusal petrol ve doğal gaz şirketi Sonatrach CEO’su Noureddine Daoudi, Subsea 7 Kıdemli Başkan Yardımcısı Olivier Blaringhem ve TÜPRAG Metal Madencilik A.Ş. CEO’su Mehmet Yılmaz katıldı.
Panelde enerji güvenliği ile düşük karbonlu dönüşüm arasında dengeli bir yaklaşım kurulmasının önemine dikkat çekildi. Katılımcılar, doğal gazın geçiş sürecindeki rolü, yeşil hidrojen yatırımları, kritik mineral tedariki, yerelleşme stratejileri ve tedarik zinciri güvenliği gibi başlıklarda görüşlerini paylaştı. Enerji sektöründe uluslararası iş birliklerinin, yerel kapasite geliştirilmesinin ve sürdürülebilir yatırım modellerinin önümüzdeki dönemde daha da önem kazanacağı vurgulandı.
Panelde ilk sözü alan Suriye Enerji Bakanlığı Petrol İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Ghiath Diab, enerji güvenliğini güçlü bir şekilde artırmanın yolunun siyasi ve ekonomik değişimlere uyum sağlama yeteneğine de bağlı hale geldiğini vurgulayarak, Suriye açısından enerji sektörünün yeniden inşasının sadece teknik bir mesele olmadığını, aksine kurumsal ve ekonomik bir mesele haline geldiğine işaret etti. “Yatırımcıların ancak netlik, şeffaflık ve istikrar ortamında gelecektir” diyen Diab, sözlerine şöyle devam etti: “Bu doğrultuda, enerji sektörünü inşa etmedeki önceliğimiz, devletin sektör üzerindeki düzenleme ve denetleme rolünü, yatırımcı ve şirketlerin ise işletme ve geliştirme rolünü belirleyen net bir düzenleyici ortam sağlamaktır. Ayrıca fiyatlandırma, piyasa düzenlemesi ve lisanslama konularında net mevzuat oluşturulması için çalışıyoruz. Böylece yatırımcının, yatırımlarında karşılaşabileceği riskler ve fırsatlar karşısındaki vizyonu netleşecek. Neticede devlet ile özel sektör arasındaki ilişkinin daha istikrarlı, öngörülebilir ve sürdürülebilir hale gelmesini amaçlıyoruz.”
Sonatrach CEO’su Noureddine Daoudi ise enerji sektöründe uzun vadeli yatırım stratejilerinin temelinde dayanıklılık, stratejik önem ve uyarlanabilirlik olduğunu söyledi. Daoudi, enerji güvenliği ile enerji dönüşümünün birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini belirterek doğalgazın önümüzdeki dönemde özellikle Avrupa enerji güvenliği açısından kritik önem taşımaya devam edeceğini ifade etti. Sonatrach’ın yalnızca hidrokarbon üretimine değil, aynı zamanda düşük karbonlu enerji yatırımlarına da odaklandığını vurgulayan Daoudi, doğal gaz, rafineri, petrokimya, güneş enerjisi, yeşil hidrojen ve dijital dönüşüm alanlarında yatırımlarını sürdürdüklerini belirtti. Şirketin aynı zamanda metan emisyonlarının azaltılması ve karbonsuzlaşma hedefleri doğrultusunda önemli projeler yürüttüğünü kaydetti.
Subsea 7 Kıdemli Başkan Yardımcısı Olivier Blaringhem ise offshore enerji projelerinde belirsizlik ortamına karşı en önemli unsurun “çeviklik” olduğunu belirtti. Şirketin dünya genelinde yaklaşık 12 bin çalışanı ve 40 gemiyle faaliyet gösterdiğini ifade eden Blaringhem, müşteriler için en önemli kriterin projelerin zamanında teslim edilmesi olduğunu belirtti. Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmaların enerji projelerini doğrudan etkilediğine dikkat çeken Blaringhem, bu nedenle müşteriler ve tedarikçilerle mümkün olan en erken aşamada iş birliği kurduklarını belirtti. Yerel tedarik zinciri ve yerel insan kaynağı oluşturmanın enerji projelerinde dayanıklılığı artırdığını belirten Blaringhem, Türkiye’de yürütülen Sakarya Gaz Sahası projelerinin bu yaklaşımın başarılı örneklerinden biri olduğunu ifade etti.
TÜPRAG CEO’su Mehmet Yılmaz ise madencilik sektörünün enerji dönüşümünün görünmeyen ancak vazgeçilmez altyapısını oluşturduğunu söyledi. Kritik minerallere yönelik talebin küresel ölçekte hızla arttığını belirten Yılmaz, madencilik olmadan yenilenebilir enerji, savunma sanayi, elektrikli araçlar ve teknoloji dönüşümünün mümkün olmayacağını ifade etti. Madencilik yatırımlarının kısa vadeli değil, uzun soluklu bir perspektifle değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Yılmaz, yatırım kararlarında yalnızca finansal kriterlerin değil, sürdürülebilirlik, çevresel hassasiyetler, iş güvenliği ve sosyal etkilerin de belirleyici hale geldiğini söyledi.
GÜÇLÜ SPONSOR DESTEĞİ
Sektörün üst düzeylerini ağırlayan zirve güçlü sponsor desteği ile gerçekleşti. Platin Sponsorlar; Borsa İstanbul, Cengiz Enerji, Demirören, Emlak Katılım, EPİAŞ, Fiba Yenilenebilir Enerji, Halkbank, Kalyon, Limak, SOCAR, ŞA-RA Enerji, Tekfen Holding, Tera, Turkcell, Türk Hava Yolları, Türk Altın, Türkiye Sigorta, Türk Telekom, Vakıfbank, Ziraat Bankası olurken, Altın Sponsorlarİ Çalık Holding, Esan, Girişim Elektrik, GOE, Kromder, Mig Malaklar, Miryıldız Madencilik ve Gümüş Sponsorlar ise BORDRILL, Dentaş, Etimet, Hasyılsan, Subsea 7, Tuğran Enerji, Şişecam ve Tüprag oldu.
"YENİ ENERJİ MİMARİSİ" GELİYOR!
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'nde (INRES 2026) Türkiye’nin enerjide tam bağımsızlık yol haritasını açıkladı. İran merkezli küresel enerji krizinin dünyayı sarstığı bir dönemde Türkiye'nin en dirençli ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Bakan Bayraktar, boru hatlarından dev şebeke yatırımlarına, nükleer enerjiden nadir toprak elementlerine kadar ülkemizi bölgesel bir enerji merkezine dönüştürecek "Yeni Enerji Mimarisi" planının detaylarını kamuoyuyla paylaştı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, dünyanın çok önemli bir enerji dönüşüm sürecinde olduğunu belirterek, "Türkiye olarak bu yeni dönemde ülkemiz için yeni bir enerji mimarisinin hazırlığı içindeyiz. Burada temel hedefimiz, Türkiye'yi enerjide dışa bağımlılığını bitiren, arz güvenliğini güçlendiren, bölgesel entegrasyonu artırmış, bir merkez ülke konumuna getirmek." dedi.
Bakan Bayraktar, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ev sahipliğinde düzenlenen 2. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'nde konuştu.
Son dönemde İran merkezli yaşanan savaşın enerji güvenliğinin önemini ve bu anlamda küresel ekonominin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdiğini kaydeden Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hitaben, "2002'den bu yana, ortaya koyduğunuz güçlü siyasi irade ile liderliğinizde yürüttüğümüz politikalar sayesinde, Türkiye olarak, bu krizi de en hazırlıklı, en dirençli karşılayan ülkelerden biri olduk." ifadesini kullandı.
Bayraktar, "Bu süre içerisinde, yerli ve yenilenebilir kaynakları önceliklendirerek altyapıya yaptığımız yatırımlarla, kaynak ülke, güzergah ve form çeşitlendirmesi yaparak ve aktif bir enerji diplomasisi izleyerek, arz güvenliğimizi teminat altına alacak stratejik adımlar attık. Bu süreçte Milli Enerji ve Maden Politikamız, 'Enerjide ve Madenlerde Tam Bağımsız Türkiye' idealimizin ana rotasını oluşturdu." diye konuştu.
Türkiye'nin dünyanın en büyük derin deniz sondaj filolarından birine sahip olarak ülkede ve farklı coğrafyalarda petrol ve gaz aradığını dile getiren Bayraktar, "Kara alanlarımızda daha önce hiç gidilmedik yerlere gittik, sismik yaptık, sondaj yaptık, yapmaya devam ediyoruz. İşte bu sayede Karadeniz ve Gabar'da tarihi keşiflere imza attık. Şimdi üretimi artırmak ve milletimize yeni keşiflerle yeni müjdeler verebilmenin gayreti içindeyiz." değerlendirmesinde bulundu.
"DÜNYA, ÇOK ÖNEMLİ BİR ENERJİ DÖNÜŞÜM SÜRECİNDE"
Bayraktar, dünyanın, bir yandan savaşların, büyük ekonomik kırılmaların yaşandığı, diğer yandan yapay zeka çağına girilen, büyük teknolojik gelişmelerin arka arkaya gerçekleştiği bu dönemde, çok önemli bir enerji dönüşüm sürecinde olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Türkiye olarak bu yeni dönemde ülkemiz için yeni bir enerji mimarisinin hazırlığı içindeyiz. Burada temel hedefimiz, Türkiye'yi enerjide dışa bağımlılığını bitiren, arz güvenliğini güçlendiren, bölgesel entegrasyonu artırmış, bir merkez ülke konumuna getirmek. Yeni enerji mimarimizde mevcut TANAP, Türk Akım, Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı gibi hem ülkemizin hem de bölgemizin enerji arz güvenliğinde stratejik önemi olan doğal gaz ve petrol boru hatlarımızın tam kapasite çalışmasına dönük hamleler yapacağız. Komşularımızla ve bölge ülkeleriyle petrolde, doğal gazda ve elektrikte 'kazan-kazan' anlayışı içinde ilave altyapı projeleri geliştirerek enerji bağlarımızı güçlendireceğiz. Bu kapsamda Irak-Türkiye Petrol Boru Hattı'nın Basra'ya kadar uzatılması, Trans-Hazar Doğal Gaz Boru Hattı ile Türkmenistan gazının Türkiye'ye ve Avrupa'ya ulaştırılması bu yeni dönemin önemli başlıkları arasında olacak."
Elektrik tarafında ise "çok boyutlu bir entegrasyon" hedeflendiğini aktaran Bayraktar, "Geçtiğimiz yıl Bakü'de imzaladığımız Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye-Bulgaristan Yeşil Elektrik İletimi Anlaşması ile Azerbaycan'da üretilen yenilenebilir enerjiyi Avrupa'ya ulaştırmayı hedefliyoruz. Benzer şekilde, Suudi Arabistan'dan Türkiye'ye kadar uzanacak, bölgedeki komşu ülkelerle entegre bir mega elektrik iletim hattı üzerinde de çalışıyoruz. Bunun hem ülkemiz için hem de Avrupa için alternatif bir enerji yolu olacağına inanıyoruz. Yeni enerji mimarimizde daha çok bağlantısallık var, daha çok altyapı projeleri olacak." ifadelerini kullandı.
Bayraktar ayrıca, gazlaştırma altyapısını geliştirerek özellikle Güney Doğu Avrupa'ya ve diğer komşu ülkelere daha yüksek miktarlarda sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ulaştırma imkanına sahip olunacağını söyledi.
NÜKLEER ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ AÇISINDAN "BİR TERCİH DEĞİL, ZARURET"
Elektriğin artan rolüne dikkati çeken Bayraktar, "Yeni enerji mimarimizin merkezinde elektrik yer alıyor. Bu nedenle yenilenebilir enerji hedeflerimizi daha da yukarılara taşıyacağız. Bu süre içinde, gelişmiş yenilenebilir enerji portföyümüzün ihtiyaç duyduğu güçlü bir şebeke altyapısı için toplamda 30 milyar dolarlık bir yatırım öngörüyoruz." bilgisini paylaştı.
Bayraktar, baz yük üretim kabiliyeti ile nükleer enerjiyi arz güvenliği açısından "bir tercih değil, zaruret" olarak gördüklerini belirterek, "Akkuyu ile başlayan süreç Türkiye'nin enerji tarihinde nükleer dönemin kapısını açacak." ifadesini kullandı.
Türkiye'nin bu enerji dönüşüm sürecinde bir üretim üssüne dönüşme hedefine de değinen Bayraktar, "Bu nedenle nadir toprak elementleri ve kritik mineraller alanındaki yatırımlarımıza büyük önem veriyoruz. AR-GE ve teknolojiye yapılan yatırımları artırmayı ve yerli sanayimizin geliştirilmesini hedefliyoruz." diye konuştu.
Bayraktar, nadir toprak elementlerinin enerji teknolojilerinden batarya sistemlerine, elektrikli araçlardan savunma sanayisine kadar birçok stratejik sektörün temelinde yer aldığına değinerek, Eskişehir Beylikova'da bulunan nadir toprak elementleri sahasındaki pilot tesiste endüstriyel tesisin temelinin de yakın zamanda atılacağını dile getirdi.
Bakan Bayraktar, enerjiyi yalnızca ekonomik büyümenin değil, bölgesel barışın, istikrarın ve ortak refahın anahtarı olarak gördüklerini sözlerine ekledi.
