Üniversiteler için köklü değişim çağrısı! Yükseköğretimde reform dosyası açıldı
Türkiye’deki yükseköğretim sisteminin mevcut durumu Enstitü Sosyal tarafından hazırlanan raporla masaya yatırıldı. Son yıllarda üniversite, öğrenci ve akademisyen sayısındaki hızlı artışın ardından kalite, araştırma kapasitesi ve uluslararası rekabet gücünü artıracak kapsamlı reform önerileri sıralandı. Raporda, mevcut yapının yeni dönemin ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı vurgulanırken, yükseköğretimde “bütüncül reform” çağrısı yapıldı.
Türkiye'de yükseköğretim son 20 yılda önemli bir büyüme gösterirken, uzmanlar artık nicelikten çok niteliğe odaklanılması gerektiğine dikkat çekiyor. Dijitalleşme, yapay zekâ, bilgi ekonomisi ve değişen iş gücü ihtiyaçlarının üniversitelerde köklü dönüşümü zorunlu kıldığı belirtilirken, hazırlanan rapor yükseköğretim sistemindeki yapısal sorunlara ve çözüm önerilerine ışık tuttu.
YENİ YÖK VE YENİ KANUN VURGUSU
Raporda ilk dikkat çeken başlık yükseköğretim yönetim modeli oldu. Buna göre 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun güncellenmesi ve sadeleştirilmesi önerildi.
YÖK'ün daha fazla kurumsal temsile sahip, düzenleyici ve koordinasyon odaklı bir yapıya dönüştürülmesi gerektiği belirtilirken, üniversitelere daha fazla özerklik verilmesi ve hesap verebilirlik mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Türkiye'de Yükseköğretim Sisteminin Mevcut Durumu Yapısal Sorunlar ve Politika Önerileri adlı araştırma raporu yayınlandı (Fotoğraf: ahaber.com.tr)
HER ÜNİVERSİTE AYNI OLMAYACAK
Raporda üniversitelerin tek tip yapıdan çıkarılması gerektiği vurgulandı. Araştırma, eğitim, bölgesel kalkınma ve girişimcilik odaklı farklı üniversite modellerinin oluşturulması önerildi.
Kontenjan, akademik kadro ve finansman politikalarının da üniversitelerin misyonlarına göre yeniden şekillendirilmesi gerektiği kaydedildi.
DİPLOMA DEĞİL YETKİNLİK DÖNEMİ
Yükseköğretimde süre ve diploma merkezli anlayışın yerini yetkinlik temelli modele bırakması gerektiği belirtildi.
Raporda, bazı bölümlerde 2+1 yıllık eğitim modelinin uygulanabilmesi, mikro yeterliliklerin yaygınlaştırılması ve modüler öğrenme sistemlerinin geliştirilmesi önerileri öne çıktı.

AKADEMİSYENLİKTE YENİ DÖNEM
Profesörlük ve doçentlik süreçlerinde kıdem yerine bilimsel katkının esas alınması gerektiği vurgulandı.
Ayrıca eğitim, araştırma ve uygulama odaklı farklı akademik kariyer yollarının oluşturulması, doktora sonrası araştırma pozisyonlarının artırılması ve doktora eğitiminin kalite filtresi olarak yeniden yapılandırılması gerektiği ifade edildi.


