Terör ve güvenlik uzmanı Coşkun Başbuğ: Bölge aylardır hatta yıllardır kaynayan bir kazan gibiydi. Yani Suriye dünyada tansiyonun en yüksek olduğu yer ve dünyanın da geldiği bir coğrafya. Burada İran, Rusya, Amerika, Fransa ve İngiltere var. Burada bütün terör örgütlerinin kurduğu ve lokal hakimiyet sağlamaya çalıştığı yerler var. PKK var. Rejim var ve biz varız. Şimdi böyle bir coğrafyada kimin kimle beraber olduğunu, kimin kimle argo tabiriyle iş tuttuğunu kestirmek zor. Şimdi bu açıdan baktığında, zaten bölgede eninde sonunda bu olayların bir yerden başlayacağı aşikardı. Türkiye aylardır, hatta yıllardır neyin savaşını veriyor? 2017’den bu yana Astana zirvesini niye biz teşkil ettik? İran’ı, Rusya’yı masaya oturttuk; ‘Kardeşim bakın, bu coğrafya normalleşmezse bu coğrafyada yaşananlar kağıt üstünde çözülmezse burada çok sıkıntılı, hatta bölgeye gelecek savaşların öncüsü olduğu bir süreç başlayabilir. Aman dikkat” dedik. Zaman zaman bu çağrı karşılık buldu. Astana zirvesi zaten bana göre bizim gayretimizle kurulan bir yapı.
SALDIRILAR İŞİ BURAYA GETİRDİ
Fakat çoğu zaman da maalesef suiistimal edildi veya istismar edildi. Şimdi bunun en yakın örneğini İdlib’te gördük. 4 milyona yakın insanın yaşadığı işte Gazze’nin ikinci örneği diyebilirsiniz oradaki oluşan o demografik tabloya. Burada Türkiye Astana’da almış olduğu tedbirlerle ve aldırmış olduğu tedbirlerle iç ve dış iki tane oluşturulan güvenli kuşağı ile akan kanı durdurdu ve oyunları da kısmen de olsa engelledi. Biz bu oyunları bugünlere kadar engellemeyi başardık ve son zamanlarda muhatap taraf İran, Rusya ve rejim bu bölgelerde anlaşmayı bozan hareketlerde bulunsa da, biz gene oradaki yapıyı domine etmeyi başardık; “Bakın, bu saldırıların sonunda bu bölgede gerginlik artar. Şu ana kadar kontrol ettiğimiz, kontrol altında tuttuğumuz yapılar hareketlenir ve bu son dönemde saldırıları iyice artırdınız. Bu gidiş iyi değil.” dedik. İşte yaklaşık üç hafta önce yapılan saldırılar, hava saldırıları, karadan saldırılar, ardından işte bu saldırı sonucu hayatını kaybeden siviller, yaralılar. Nihayet Kur’an kursunda çocukların hayatını kaybettiği o saldırı. Ve bir anda HTŞ merkezli başlayan muhalif grupların tepkisi, süratle ele geçirilen köyler, ki 50’nin üzerinde köy 48 saatte ele geçirildi. Ardından Halep il merkezine yapılan bu tepki, işi bu noktalara getirdi.
SONRAKİ HEDEF RAKKA
Şimdi İran zaten, o yayılmacı politikasını gösterdi. İran’a şunu sormak lazım; “Senin ne işin var hemşerim Suriye’de?” Orada destekleyeceğini ifade ediyor. İşte Direniş Ekseni diye bir isim uydurmuş kendi kendine. Bunun doğrusu Şii Hilali yani o yayılmacı İran politikası. İran’ın savaşa yeri aşağıda İsrail. Benim işte aylardır vurgulamak istediğim husus o. İsrail’e hiçbir kuvvet gönderdiğini görmedik. Bir anda “işte takviye kuvvet göndereceğim. Suriye’yi normalleştireceğim.” ifade ediyor kendince. İran zaten işte o nedenle diyorum yayılmacı politikasını Batı’nın lehine, Batı’nın işlerine gelecek şekilde bugünlere kadar taşımayı başardı.
İran büyükelçisinin yaptığı açıklamalar Rusya ile birlikte yani “bakar mısın durum ne?” Rusya ve İran, rejim “Yaşananlara şiddetle karşı koyacağız.” diyor ve buradaki o tabloyu muhakkak lehimize çevireceğiz diyor. Şimdi İran burada zaten etkileniyor ve elinden gelen ardına koymayacak şekilde bir takım yapılanmanın içinde. Rusya, zaten Rusya muhatap ana devlet oydular. Rejim üzerine baskıyı kurdu. Bak burada rejimi masaya oturttur. Dolayısıyla tansiyon yükseliyor dedik. Olmadı, yapmadı. Tam tersi Türkiye’nin yaptığı harekatı doğru bulmuyoruz diye bir açıklama yaptı. Amerika’yı zaten hiç anlatmaya gerek yok tavrı ortada. İsrail zaten bölgede baştan beri Suriye’yi vurmaya çalışan ve Irak üzerinden de bir takım kirli oyunları yürütmeye çalışan bir yapı. Şimdi bunların hiçbiri olanlardan memnun değil. Biz de bu olayları masa başında çözmek istedik fakat şu ana kadar başaramadık. Halep’in kontrol altına alınması, hakimiyeti sağlayabilirlerse diğer şehirlere sirayet eder. Hani benim ilk beklentim Rakka, ardından Deyrizor olur çünkü aşiretler de ayaklandı. Zaten onlar da bugüne kadar kısmen Türkiye’nin etkisiyle duruyorlardı. Şimdi aşiretler zaten şeye katıldı muhalif gruplara katıldı. Şimdi bunların hepsi orijini Rakka’ydı, oradan sürüldüler. Muhtemelen Halep kontrolü sağlandığı takdirde oraya doğru da bir hamle olacaktır diye düşünüyorum. Eğer yayılırsa tüm Suriye’de çok büyük rejime karşı yapılanma var. Rejimin oraya yerleştikleri bile saf değiştirilerek muhalif gruplara katıldılar. Bu Şam’a kadar dayandı onu söyleyeyim.
TÜRKİYE AÇISINDAN NE DEĞİŞİR?
Türkiye burada terörle olan o hareketlenmeyi, terör ve göç konusunu çok yakın takip ediyor. Tel Rıfat’tan bazı duyumlar alıyoruz. İşte teröristlerin bölgeyi terk ettiği, Münbiç’e doğru bir kaçış olduğu yönünde. Rusya’nın gene bölgeyi terk ettiğini duyuyoruz. Dolayısıyla Türkiye bu olayları yakından takip ediyor. Terörde bir hareketlenme olduğu takdirde Türkiye zaten olası bir harekata operasyonu konuşuyordu. O gereken tedbiri sahada da yerinde de alıp biz şu an takipteyiz.