Amerikan basınında yer alan “ada kara operasyonu”, “nükleer kara operasyonu” ve “sınırlı kara operasyonu” başlıkları, bölgede yeni bir askeri senaryonun işaret fişeği olarak yorumlandı. Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, bu kavramların perde arkasını tek tek anlatarak, olası harekatın kapsamını, tekniklerini ve risklerini çarpıcı ifadelerle ortaya koydu.
“KARA OPERASYONU” ALGISI DEĞİŞİYOR: İŞGAL DEĞİL NOKTA ATAĞI
Amerikan basınında kullanılan “kara operasyonu” ifadesinin klasik anlamından uzaklaştırıldığına dikkat çeken uzmanlar, artık bu kavramın çok daha dar ve hedef odaklı operasyonları kapsadığını vurguluyor. Bu çerçevede “ada kara operasyonu”nun, belirli adalara yönelik kısa süreli indirme harekatlarını ifade ettiği belirtilirken, “nükleer kara operasyonu”nun ise doğrudan nükleer tesislere yapılan özel kuvvet baskınlarını tanımladığı değerlendiriliyor.
Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, kamuoyunda kara harekatı denildiğinde geniş çaplı işgal senaryolarının akla geldiğini belirterek, bunun doğru bir yaklaşım olmadığını vurguladı ve “Kara operasyonu deyince insanların tüyleri diken diken oluyor. Ancak burada kast edilen şey bir ülkeyi baştan sona işgal etmek değil, teknik olarak ‘nokta operasyonu’ ya da ‘mahdut hedefli taarruzi harekat’ dediğimiz sınırlı askeri faaliyetlerdir.” ifadelerini kullandı.
NOKTA OPERASYONU: HEDEF NET, SÜRE KISA
Olçar, “nokta operasyonu” kavramını detaylandırarak, bu tür harekatların belirli ve kritik hedeflere yönelik gerçekleştirildiğini söyledi. Bu operasyonlarda kalıcı işgalin söz konusu olmadığını vurgulayan Olçar, “Noktalar bellidir, hedef nettir. O bölgeye girilir, görev icra edilir ve hemen çıkılır. Bu bir işgal değildir.” dedi.
Bu kapsamda özellikle zenginleştirilmiş uranyumun ele geçirilmesine yönelik senaryolara dikkat çeken Olçar, “450 kilogramlık uranyumu ele geçirmek istiyorsanız bu bir nokta operasyonudur. Bu tür operasyonları genellikle özel kuvvetler yapar. Amerika’nın Delta Force’u bu tür görevler için eğitilmiştir.” sözleriyle operasyonun doğasına işaret etti.
MAHDUT HEDEFLİ TAARRUZ: COĞRAFYA SINIRLI, AMA ETKİ BÜYÜK
Olçar’a göre ikinci önemli kavram ise “mahdut hedefli taarruz”. Bu tür operasyonların tüm ülkeyi değil, belirli bir bölgeyi hedef aldığını belirten Olçar, “Burada amaç bir ülkeyi ele geçirmek değil, belirli bir lokasyonu kontrol altına almak ve orada geçici süreyle tutunmaktır.” dedi.
Bu kapsamda İran’ın enerji altyapısının kritik noktalarından biri olan Hark Adası örneğini veren Olçar, “Amaç İran’ı tamamen devirmek değil, enerji naklini keserek ekonomik baskı oluşturmak olabilir. Bu şekilde İran’ı masaya oturtmayı hedefleyebilirsiniz.” ifadelerini kullandı.
HÜRMÜZ BOĞAZI SENARYOSU: ADA ADA KONTROL PLANI
Hürmüz Boğazı’nın kontrolüne yönelik olası senaryoları da değerlendiren Olçar, bu tür bir operasyonun ada bazlı planlanabileceğini söyledi. Olçar, “Boğazın giriş ve çıkışını kontrol etmek için belirli noktaları tutmanız gerekir. Büyük Tonb, Küçük Tonb ve Ebu Musa adaları bu noktada kritik öneme sahiptir.” dedi.
Bu stratejinin devamında Hürmüz veya Keşm Adası’nın kontrol altına alınmasının da gündeme gelebileceğini belirten Olçar, “Bu tür operasyonlar kalıcı işgal için değil, belirli bir süreyle kontrol sağlamak içindir.” şeklinde konuştu.
HAVA, AMFİBİ VE ÖZEL KUVVETLER: OPERASYONUN TEKNİK BOYUTU
Olçar, bu tür sınırlı operasyonların nasıl gerçekleştirileceğine dair teknik detayları da paylaştı. Hava hücum harekatları, hava indirme operasyonları ve amfibi çıkarmaların bu süreçte kritik rol oynayacağını belirten Olçar, “Bunlar harekatın amacı değil, uygulanma teknikleridir.” dedi.
Ayrıca operasyon sırasında yoğun hava saldırılarıyla karşı tarafın takviye göndermesinin engelleneceğini belirten Olçar, “Devrim Muhafızları’nın bölgeye ulaşmasını engellemek için sürekli hava taarruzları yapılır.” ifadelerini kullandı.
“BU BİLE HATA OLUR”: STRATEJİYE SERT ELEŞTİRİ
Tüm bu askeri senaryoların teorik olarak mümkün olduğunu belirten Olçar, buna rağmen böyle bir operasyonun ciddi bir stratejik hata olacağını savundu. Olçar, “Amerika Birleşik Devletleri’nin bu tür bir harekata girişmesi bile başlı başına bir hatadır.” dedi.
Operasyonun ağırlık merkezinin yanlış seçildiğini vurgulayan Olçar, “Bu tür savaşlarda hedef coğrafya değil, ordunun kendisidir. Eğer siz Devrim Muhafızları yerine adalara odaklanırsanız, bu sizi daha büyük bir çatışmaya sürükler.” sözleriyle uyarıda bulundu.
“İŞGAL MÜMKÜN DEĞİL” DEV ORDU GERÇEĞİ
İran’ın askeri kapasitesine de dikkat çeken Olçar, geniş çaplı bir kara işgalinin mümkün olmadığını net bir şekilde ifade etti. Olçar, “Karşınızda 1 milyonluk bir ordu var. Siz 70 bin askerle böyle bir coğrafyada işgal harekatı yapamazsınız. Bu mümkün değil.” dedi.