Asrın yolsuzluğunda hesap vakti! İmamoğlu sanık kürsüsünde
Yüzyılın vurgunu olarak nitelendirilen İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 92 tutuklu 414 sanık duruşmanın beşinci haftasında hakim karşısına çıktı. Saat 10.45'te başlayan 19'uncu duruşmada sanıkların savunması dinlendi. Duruşma 13 Nisan Pazartesi günü devam edecek.
İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 92 tutuklu 414 sanık duruşmanın beşinci haftasında hakim karşısına çıktı. Saat 10.45'te başlayan 19'uncu duruşmada sanıkların savunması dinlendi.
CANLI ANLATIM
"SEÇİM KAMPANYASINA DIŞARIDAN YARDIM ETTİM"
Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü davasının ilk duruşmasının 19. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görüldü. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada sanık Necati Özkan'ın çapraz sorgusu yapıldı.
"İRTİBATIM YOK"
İddianamede yer alan suçlamalara karşı savunması sorulan Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Özkan, "Operasyonlardan sonra soruşturmaya 800 insandan fazla kişi dahil edilmiş. 5’ini seçilmiş siyasetçi olduğu için tanıyorum, 6 kişiyi de iş dünyasından tanıyorum. 23 kişiyi de İBB’de oldukları için tanıyorum. Geri kalanıyla hiçbiri irtibatım yok. Benim İBB’de herhangi bir unvanım, fikrim ve sorumluluğum yok, imza yetkim, herhangi bir ihaleye de karışmışlığım yok. Benim yaptığım yegane iş İmamoğlu’nun seçim kampanyasına dışardan yardım etmek. Ekrem İmamoğlu benim patronum değildir benim dostum ve yol arkadaşımdır. Ekrem İmamoğlu’nun yönettiği; Murat Ongun ve diğer suç örgütü üyeleriyle gizli toplantılara iştirak ettiğim ileri sürüldü. Aynı zamanda bazı toplantılara Ak Merkez'de bulunan ofisimde ev sahipliği yaptığım, buraları yönettiğim ya da katıldığım tevdi raporunda belirtilen usulsüz ihaleler, hizmet alımları ve haksız olarak kazanılan paranın aklanması suretiyle örgüte haksız kazanç sağlandığı iddia edildi. Sonra iddianame aşamasına gelindi. İddianamede şunu gördük: Paraşütle bu davaya indirilen Hüseyin Gün diye bir şahıs var. Bu sefer suçlama şuna dönüştü ‘Hüseyin Gün’e bağlı olarak hareket eden özel vasıflı üye’. Ancak bunlar yapılırken o gizli toplantılar, usulsüz ihaleler, usulsüz hizmet alımları ve sahte fatura gibi iddiaların hiçbirisi kalmadı. Bunlarla ilgili herhangi bir somut eylem ya da isnat da bulunmuyor.
ÇELİŞKİLİ SAVUNMA: HÜSEYİN GÜN'Ü HATIRLAYAMADIM
Özkan savunmasının devamında; "Dolayısıyla sormak istiyorum, iddianamede yer verilmeyen bu iddialar, eğer benim tutuklanmamı gerektirecek ağırlıktaysa neden dava konusu yapılmadı? Hakikat dışı gerekçelerle, asla ciddiye alınamayacak bir içerikle ‘siyasi casusluk’ diye bir casusluk davası icat edildi. Bana bu iftira atıldı. Ve casusluk gibi milli güvenliğimiz adına, devletimiz adına, ülkemiz adına son derece ciddiye alınması gereken bir konu sulandırıldı ve haftalarca medyaya malzeme haline getirildi. İlk duyduğum zaman anlayamadım. Bir sabah televizyonu açtım Merdan Yanardağ hakkında casusluk iddiası falan. Alt yazı geçiyor, sonra Necati Özkan var, İmamoğlu var. Yani ne casusluk davası? Bir de Hüseyin Gün var. Ya kim bu Hüseyin Gün? Bu adam kim? Size her şey adına yemin ederim adamı hatırlayamadım" ifadelerini kullandı.
19. DURUŞMA SONA ERDİ
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 92'si tutuklu 5'i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı davanın 19. duruşmasında, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun siyasi danışmanlığını yapan tutuklu sanık Necati Özkan'ın savunması alınmaya başlandı.
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, İSTTELKOM AŞ Genel Müdürü tutuklu sanık Melih Geçek'in avukatının beyanı alındı.
Daha sonra söz alan duruşma savcısı, davanın tutuksuz sanıklarından İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner hakkında, iddianamedeki 13. eylemde bulunan "İBB Hanem" uygulamasında yer alan vatandaş verilerinin sızdırıldığı iddiasına ilişkin, "kişisel verilerin kaydedilmesi" ve "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" suçlarından suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesini talep etti.
Daha sonra sanık kürsüsüne gelen Ekrem İmamoğlu'nun siyasi danışmanlığını yapan tutuklu sanık Necati Özkan, kimlik tespitinde, iletişimci olduğunu ama bu davada siyasi danışman olarak yargılandığını belirtti.
Özkan, 387 gündür bugünü beklediğini, ilk defa kendisini ifade edecek bir ortamda olduğunu kaydederek, "Sabrınızı talep ediyorum. 387 gündür suçsuz, günahsız, delilsiz ve ispatsız şekilde bugünü bekliyorum. Soruşturmaya 826 kişiyi dahil edilmiş. 407 kişi iddianameye girmiş. Bu 407 kişiden sadece 37 kişiyi tanıyorum. 37 kişiden 3'ünü gazeteci olduğum için, 5'ini seçilmiş siyasetçi olduğu için, 6 kişiyi ise iş dünyasından. Geriye 23 kişi kalıyor, İBB'deler. Geri kalan kimseyi tanımıyorum, hayatımda görmedim." savunmasını yaptı.
DURUŞMA 13 NİSAN TARİHİNE ERTELENDİ
İddianamede kendisine "suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olmak", "rüşvete aracılık etmek" ve "kişisel verilerin kaydedilmesi" suçlarının isnat edildiğini belirten Özkan, şunları kaydetti:
"Benim İBB'de herhangi bir titrim, unvanım, sorumluluğum yok. Beylikdüzü'nde de İBB iştiraklerinde de olmadı. İBB'nin ya da iştiraklerinin tek bir ihalesine girmişliğim yok. Yaptığım yegane iş Sayın Ekrem İmamoğlu'nun seçim kampanyasına dışarıdan yardım etmek. Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediyesi ile İBB seçim kampanyalarını yürüttüm. İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı için partisinin içinde yarışa girdi. O kampanyanın hazırlıklarına başlamıştık. Arkasından başımıza geleni biliyorsunuz. Bütün bu çalıştığım süre boyunca yaptığım işi CHP'ye yaptım."
Kendisi hakkında "casusluk" davası açıldığını belirten Özkan, 11 Mayıs'ta bu konuyla ilgili hakim karşısına çıkacağını söyledi.
Özkan, "İddianameden şunu anlıyoruz, Ekrem İmamoğlu 2014 yılında örgüt kurmuş. Böyle bir örgütün olabilmesi için organik bağların somut delille kanıtlanması lazım. Bana soruşturmanın hiçbir aşamasında örgüte üye olmakla ilgili tek bir soru sorulmadı." ifadelerini kullandı.
Necati Özkan, üzerine atılı "örgüt üyeliği" suçlamasını reddetti.
Duruşma, Özkan'ın savunmasının alınmasına devam edilmek üzere 13 Nisan Pazartesi gününe ertelendi.
"CEP TELEFONUNUN İNCELENMESİ BİR YILI AŞKIN SÜRER Mİ?"
Saat 10.45 sıralarında başlayan duruşmada söz alan Ekrem İmamoğlu, "Sayın heyet, 'Özel vasıflı üye' kavramının ne ifade ettiğini herhalde bir tek yazan iddia makamı biliyor. Biz bilmiyoruz. Bizim dünyamızda 'özel vasıflı' üye yok. 86 milyon insanın eşitliği var. Bizim ruhumuzda 16 milyon insanın eşitliği var. 100 bin kişilik İBB kadrosunun eşitliği var. Hiç kimseyi birbirinden ayırmadığımızın işareti olması açısından ifade ediyorum. İçinde Türk'ü, Kürt'ü, Alevi'si, Çerkez'i, Boşnak'ı herkes var. Hiç kimse birbirinden ayrı değil. Göreve geldiniz. Kısa da olsa birlikteliğimiz oldu Melih Bey. Size 'Şunu Genel Müdür Yardımcısı yap, şunu kadronu al, şunu şöyle çalıştır, şu kişiye özel bir vasıf belirle' ya da şu firmaya ya da gayri meşru, hukuka uygun olmayan, kişisel olarak direkt ya da dolaylı bir talebim ya da bir talimatım size geldi mi ya da böyle bir durum oluştu mu?" diye sordu. Melih Geçen ise cevabında, "Asla olmadı Başkanım" ifadelerini kullandı.
"SÜREÇLERİMİZDEN EMİNDİK"
İmamoğlu konuşmasının devamında, "Teknik bir insansınız. Savcı ifade alırken, 13. eylemin bu dosya için en önemli eylem olduğunu, buna çok önem atfettiğini söyledi. Bu utanç verici süreçle ilgili, teknik süreçleri bilim ve teknoloji kurulunda olmanızdan dolayı; burada bir sıkıntı, böyle bir risk olsaydı, benim kapımı çalar, 'Böyle bir risk var başkanım, bunu asla yapmayın' der miydin? Çekindin mi bana gelmekte? Ya da çekindiysen, niye çekindin? Onu sormak istiyorum" dedi. Melih Geçek ise, "Başkanım, asla çekinmedim. Bazı projelerde uyarmışlığım oldu. Kendi sistemlerimizden emindik, süreçlerimizden emindik. Tabii insanın olduğu her yerde hata olur ama olduğunda da görüp tabii ki size bunu taşıyacağız. Sonuçta bizim yaptığımız her iyi şey de her kötü şey de size yansıyor" dedi.
"CEP TELEFONUNUN İNCELENMESİ BİR YILI AŞKIN SÜRER Mİ?"
İmamoğlu, "Cep telefonumu alıp insanları hapse atıp ve ondan sonra da iddia makamı olarak hala tek bir delilin sunulmamış olması peki? İncelendiyse bir sayfa yazılmaz mı? Melih Bey'e de şunu sormak istiyorum; bir teknik arkadaşım olarak bir cep telefonunun incelenmesi bir yılı aşkın bir süre sürer mi?" dedi. Geçek ise cevabında, "Başkanım ekleri inceledim, açıkçası bu telefonla ilgili bir inceleme kaydı göremedim ama şunu gördüm: 'Şifresi verilmediği telefonların şifresi alınamadığı için yedeği alınmamıştır.' diyor ama yedek almanın dışında da herhangi bir inceleme talebi, polis yazısı görmedim" dedi.