ABD'den Hürmüz Boğazı'nda geri vites: Trump operasyonu durdurdu

ABD'den Hürmüz Boğazı'nda geri vites: Trump operasyonu durdurdu

ABD Donanması’na ait iki destroyer, İran tarafından gerçekleştirilen füze, insansız hava aracı ve sürat teknelerini içeren yoğun saldırıları püskürterek Hürmüz Boğazı’nı geçti ve Basra Körfezi’ne ulaştı. Tahran yönetimi, Washington’ın olayla ilgili açıklamasına itiraz etti. Washington'dan son gelişmeleri aktaran A Haber Muhabiri İrfan Sapmaz, ABD-İran arasında 28 Şubat'ta başlayan kritik süreçte 23 günlük kullanılmamış bir süre bulunduğuna dikkat çekerek olası planları A Haber'de deşifre etti. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan aracılığıyla İran ile varılan yeni anlaşma kapsamında Hürmüz Boğazı'ndan gemilerin geçişi için yapılan operasyonun durdurulduğunu açıkladı.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında düşen tansiyon, yeniden yükseliyor.

Bölgede yaşanan son gelişmelerin özeti şöyle:

ABD Cephesi: ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere eşlik eden ABD gemilerine saldırması halinde İran'ın "yeryüzünden silineceğini" söyledi. Trump, "Sadece 24 saat zamanları var. Sonra dünya en yıkıcı hava saldırısına tanıklık edecek. " ifadesini kulandı.

İran Cephesi: İran, dün Birleşik Arap Emirliklieri'nE (BAE) dronlu saldırı gerçekleştirdi. BAE'deki bir petrol rafinerisinin hedef alınmasının ardından Tasnim Haber Ajansı Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik bir uyarı mesajı yayınladı. Mesajda, "Eğer Birleşik Arap Emirlikleri İsrail'in oyuncağı kalmaya devam ederse, hata yaparsa öyle ona bir ders vereceğiz ki sonsuza kadar unutmayacaktır" ifadeleri kullanıldı.

İsrail Cephesi: İsrail işgal güçleri, Lübnan'daki saldırılarını sürdürüyor.

BU CANLI YAYIN SONA ERDİ

YENİ GELİŞMELERİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN.

İŞTE 05/05/2026 TARİHİNDE ORTA DOĞU'DAN ANBEAN YAŞANANLAR

CANLI ANLATIM

KÖRFEZ’DEKİ İRAN KRİZİ OKYANUSU AŞTI! MÜTTEFİKLER BİRBİRİNE GİRDİ

Dünya siyaseti, Ocak 2025’te göreve yeniden gelen Donald Trump’ın sert hamleleri ve Avrupa’nın buna verdiği tarihi tepkilerle sarsılıyor! İran ile yaşanan gerilimde yalnız bırakıldığını savunan Trump, Avrupa’yı gümrük vergileriyle tehdit ederken; Almanya Başbakanı Merz’den "ABD bütünüyle küçük düşürüldü" çıkışı geldi. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un "Kaderimizi elimize alıyoruz" sözleriyle ilan ettiği Avrupa stratejik özerkliği, NATO’nun temellerini sarsarken; uzmanlar Trump’ın müttefiklerini mülteci krizi ve ekonomik yıkımla baş başa bıraktığına dikkat çekiyor. İşte Berlin’den Paris’e, Washington’dan ateş hattındaki Körfez’e uzanan o devasa diplomatik depremin tüm bilinmeyenleri...

TRUMP’TAN AVRUPA’YA: YARDIM İSTEDİĞİMİZDE ORADA DEĞİLDİLER

Beyaz Saray’da ikinci dönemine fırtına gibi başlayan ABD Başkanı Donald Trump, müttefiklerine karşı biriktirdiği öfkeyi en sert tondan dile getirdi. Avrupa ülkelerinin askeri anlamda üzerine düşeni yapmadığını savunan Donald Trump, "Askeri yardıma ihtiyacımız olduğunda orada değildiler. Bunu hatırlamamız gerekiyor" diyerek müttefiklerine kapıyı kapattı. Özellikle İtalya ve İspanya’ya yönelik ağır eleştirilerde bulunan Trump, "İtalya bize hiç yardımcı olmadı. İspanya da berbattı. İran’da aslında yardıma ihtiyacımız yoktu, ancak müttefiklerimizin tavrını görmek için bunu test ettim" ifadelerini kullandı.

Ticaret savaşlarının da sinyalini veren ABD Başkanı, Avrupa Birliği’nin anlaşmalara uymadığını iddia ederek, "Harika bir ticaret anlaşması yaptık ancak Avrupa Birliği bu anlaşmaya uymadı. Bu yüzden ABD'ye gelen tüm otomobillerin ve kamyonların gümrük vergilerini yüzde 25 artırdık" sözleriyle ekonomik savaşın fitilini ateşledi.

ALMANYA’DAN TARİHİ REST: ABD ULUSU KÜÇÜK DÜŞÜRÜLDÜ

Trump’ın sert çıkışlarına Berlin’den gelen cevap, sadece diplomatik bir yanıt değil, bir güç gösterisi niteliğindeydi. Almanya Başbakanı Merz, ABD’nin İran politikasını ve diplomasi trafiğini yerden yere vurdu. İran’ın müzakere masasında Washington’ı zor durumda bıraktığını savunan Merz, "Özellikle de İranlılar açıkça çok ustaca müzakere ediyorlar. Amerikalıların İslamabad’a gidip hiçbir sonuç alamadan geri dönmelerine zemin hazırlıyorlar. İran yönetimi ve Devrim Muhafızları ABD ulusunu bütünüyle küçük düşürdü" şeklinde konuştu.

Merz, Avrupa’nın Washington’ın dayattığı savaş senaryolarına teslim olmayacağını vurgulayarak, "Bu savaşa farklı bir bakış açımız var. Bu bir sır değil. Son günlerde duyduklarımız aslında yeni değil. Elimizdeki çeşitli seçenekleri kullanarak bir sorunu çözmek için birlikte çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.

MACRON’DAN AVRUPA ORDUSU SİNYALİ: KADERİMİZİ ELİMİZE ALIYORUZ

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Avrupa’nın tam bağımsızlığı için sert mesajlar verdi. Macron, "2022’de Avrupa Siyasi Topluluğu’nu kurarak bu süreci başlattık. Hürmüz Boğazı’na yönelik kurtarma misyonu ve özel operasyonu da bu kapsamda yürütüldü. Avrupalılar kaderlerini kendi ellerine alıyor" dedi.

Ayrıca Avrupa güvenliğine ilişkin yeni yaklaşımı özetleyen Macron, "Avrupa’daki jeopolitik durum, kıtamızın güvenliği için 360 derecelik bir vizyona ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor" ifadelerini kullandı.

BATI KİMLİĞİNDE DERİN ÇATLAK

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Cihan Günyel, Trump’ın NATO ve Avrupa politikalarını analiz ederek, ABD’nin Avrupa güvenlik mimarisini ikinci plana ittiğini söyledi. Günyel, "Trump gelince müttefiklerini birkaç konuda eleştirmeye başladı. Ukrayna-Rusya Savaşı’nda Avrupa’yı ikinci plana itti ve Avrupa güvenlik mimarisini kendi açısından geri plana aldı" dedi.

Günyel ayrıca, "Avrupalı liderleri eşit aktörler olarak değil, hiyerarşik bir düzlemde konumlandırdı ve Ukrayna-Rusya Savaşı’nda müttefiklerini baypas etti" ifadelerini kullandı.

İRAN OPERASYONUNDA ŞOK KARAR: AVRUPA DIŞLANDI

İran krizinde ABD’nin Fransa ve İngiltere’yi devre dışı bırakmasına dikkat çeken Günyel, "İran Savaşı başlayınca geleneksel müttefikler sürece dahil edilmedi; ABD doğrudan İsrail ile hareket etti" dedi.

Ayrıca Avrupa’nın güvenlik kaygılarına değinen Günyel, "İran Avrupa’ya uzak bir kriz değil; Türkiye üzerinden doğrudan etkisi olan bir coğrafya. Bu nedenle Avrupa olası bir istikrarsızlığı çok yakından takip ediyor" ifadelerini kullandı.

Avrupa’nın Trump sonrası süreci beklediğini belirten Günyel, "Avrupalı liderler Trump sonrası dönemde bir restorasyon sürecinin başlayacağını düşünüyor" dedi. ABD’nin Almanya’dan asker çekme kararına da değinen Günyel, "Bu üsler Afganistan dahil birçok operasyonun merkeziydi ve çekilme stratejik boşluk yaratıyor" ifadelerini kullandı.

DENİZ HAKİMİYETİ VE KÜRESEL GÜÇ MÜCADELESİ

Günyel son olarak küresel güç dengelerine dikkat çekerek, "Amerika, müttefikleri olmadan Batı’yı temsil edemez; Avrupa da ABD olmadan bu sistemi sürdüremez" dedi. Ayrıca tarihi bir perspektif sunarak, "Denizlere hakim olan dünyaya hakim olur. Bu hakimiyet ise askeri üsler olmadan sürdürülemez" ifadeleriyle küresel güç mücadelesinin temelini vurguladı.

İRAN: PROJENİN ASKIYA ALINMASI BİR BAŞARISIZLIKTIR

İran basını, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalan gemilerin geçişine yönelik yardım girişimi olarak nitelendirilen Özgürlük Projesi'nin kısa süreliğine durdurulması yönündeki açıklamasını "başarısızlık" olarak nitelendirdi.

Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı, konuya ilişkin haberini "Trump geri adım attı, sözde 'Özgürlük Projesi' durduruldu" başlığıyla verdi.

Trump'ın Özgürlük Projesi'nin askıya alındığını duyurmasının "ABD'nin Hürmüz Boğazı sorunuyla başa çıkmadaki başarısızlıklarının devamı niteliğinde" bir adım olarak değerlendirildiği haberde, "Trump, planının başarısızlığını bir şekilde örtbas etmeye çalışırken, her zamanki yanlış iddialarını bir araya getirdi." ifadesine yer verildi.

Yarı resmi Fars Haber Ajansı da Trump'ın açıklamasına ilişkin, "Trump, Özgürlük Projesi'ni durdurarak bir daha geri adım attı" başlığını kullandı.

Haberde, Trump'ın planı geçici olarak durdurma açıklaması "İran'dan yapılan kesin uyarılar karşısında" verilmiş bir karar olarak yorumlandı.

İRAN: BAE'YE YÖNELİK BİR SALDIRI GERÇEKLEŞTİRMEDİK

İran Silahlı Kuvvetleri, son günlerde Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik herhangi bir saldırı gerçekleştirmediklerini bildirdi.

İran basını, İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaş yönetiminden sorumlu birimi Hatemu'l Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Yarbay İbrahim Zülfikari tarafından yapılan açıklamayı yayımladı. Açıklamada, BAE Savunma Bakanlığı'nın konuya ilişkin raporunun doğruyu yansıtmadığı belirtilerek, “İran Silahlı Kuvvetleri son günlerde BAE'ye karşı herhangi bir füze veya insansız hava aracı operasyonu düzenlememiştir. Herhangi bir eylem gerçekleştirilmiş olsaydı eğer bunu açık ve kararlı bir şekilde duyururduk. BAE topraklarından İran'a saldırı olması durumunda buna sert bir karşılık verilecek” ifadeleri kullanıldı.

HÜRMÜZ'DEKİ OPERASYON DURDURULDU

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalan gemilerin geçişine yönelik yardım girişimi olarak nitelendirilen Özgürlük Projesi'nin kısa süreliğine durdurulmasına karar verdiklerini bildirdi.

Trump, sosyal medya hesabından, Hürmüz Boğazı'ndaki Özgürlük Projesi'nin son durumuna dair açıklama yaptı.

ABD Başkanı Trump, şunları kaydetti:

"Pakistan ve diğer ülkelerin talebi üzerine, İran'a karşı yürüttüğümüz harekatta elde ettiğimiz muazzam askeri başarılar ve ayrıca İran temsilcileriyle tam ve nihai bir anlaşmaya varılması yönünde büyük ilerleme kaydedilmiş olması dolayısıyla, abluka tam olarak yürürlükte kalmakla birlikte, (taraflar arası) anlaşmanın nihai hale getirilip imzalanıp imzalanamayacağını görmek için Özgürlük Projesi'nin kısa bir süreliğine durdurulmasına karşılıklı olarak karar verdik."

"ÖZGÜRLÜK PROJESİ"

Trump, 4 Mayıs itibarıyla, Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalan ve Orta Doğu'daki krizle ilgisi olmayan "tarafsız" ülkelere ait gemilerin, boğazdan geçişine yardım etmeye başlayacaklarını açıklamış ve buna "Özgürlük Projesi" adını vermişti.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Beyaz Saray'da düzenlediği basın brifinginde, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasından ötürü Körfez bölgesinde 87 farklı ülkeden yaklaşık 23 bin sivilin kurtarılması için "Özgürlük Projesi" adlı operasyonu başlattıklarını savunmuştu.

KATAR VE RUSYA DIŞİŞLERİ BAKANLARI İRAN'I GÖRÜŞTÜ

 Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile bölgesel gelişmeleri görüştü.

Katar Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Al Sani, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Görüşmede, bölgesel gelişmelerin yanı sıra Katar ile Rusya arasındaki ilişkiler ve işbirliğinin geliştirilmesinin yolları ele alındı.

Taraflar, ABD ile İran arasında sağlanan ateşkes ve bölgedeki gerilimin düşürülmesine yönelik çabaları da değerlendirdi.

Lavrov ile görüşmesinde tarafların mevcut arabuluculuk girişimlerine olumlu yanıt vermesi gerektiğini vurgulayan Al Sani, krizin temel nedenlerinin diyalog ve barışçıl yollarla ele alınmasının önemine işaret etti.

Al Sani, gerilimin yeniden yükselmesini önleyecek sürdürülebilir bir anlaşmaya varılmasının, bölgenin güvenlik ve istikrarı açısından kritik olduğunu kaydetti.

RUBİO: HÜRMÜZ'DEKİ ÇATIŞMALARDA 10 SİVİL DENİZCİ YAŞAMINI YİTİRDİ

ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Beyaz Saray'da gündeme ilişkin yaptığı açıklamalarda Hürmüz Boğazı'na ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Rubio, "ABD kuvvetlerine tehdit oluşturan İHA'ları ve tekneleri hedef almaya devam edecek." dedi. Öte yandan ABD Kuvvetleri'nin Hürmüz'deki 7 İran hızlı teknesini imha ettiğini belitren Rubio, "ABD deniz geçiş özgürlüğünü sağlamak için geçiş yolunu açmaya devam edecek." ifadelerini kullandı. Çatışmalar sonrası boğazda ortaya çıkan bilançoya ilişkin de konuşan Rubioi, Hürmüz Boğazı'ndaki çatışmalar sonucu 10 sivil denizcinin hayatını kaybettiğini duyurdu. 

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasının kabul edilemez ve "uluslararası hukuka aykırı" olduğunu belirterek "Bu, tam olarak korsanlık." dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Beyaz Saray'da düzenlediği basın brifinginde, basın mensuplarının İran gündemine ilişkin sorularını yanıtladı.

Bakan Rubio, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasından ötürü Körfez bölgesinde 87 farklı ülkeden yaklaşık 23 bin sivilin kurtarılması için "Özgürlük Projesi" adlı operasyonu başlattıklarını savundu.

İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasını ve boğaza mayın döşemesini "uluslararası hukuka temelden aykırı" diye eleştiren Rubio, "Bu, tam olarak korsanlık." yorumunu yaptı.

Rubio, ABD ile İran arasındaki savaşla hiçbir ilgisi olmayan onlarca ülkenin, ABD'den boğazda mahsur kalan ticari gemilerinin kurtarılması için yardım istediğini ve bunun üzerine Başkan Donald Trump'ın "Özgürlük Projesi" adlı operasyonu başlattığını vurguladı.

"BİZE ATEŞ AÇILMAZSA BİZ DE ONLARA ATEŞ AÇMAYIZ"

Bu süreçte bölgede ABD donanmasının yardımıyla söz konusu tankerlerin boğazdan güvenli şekilde çıkmasını sağlayacak bir "güvenli alan" oluşturmaya çalıştıklarını anlatan Rubio, bunun için gereken askeri takviyeyi de yapacaklarını belirtti.

ABD operasyonunun "savunma amaçlı" olduğunu savunan ABD'li Bakan, "Bu gemilere ateş açılmazsa ve bize ateş açılmazsa, biz de onlara ateş açmayız. Ancak bize ateş açılırsa biz de karşılık vereceğiz, ölümcül bir şekilde karşılık vereceğiz." ifadelerini kullandı.

Rubio, Hürmüz Boğazı'nın İran'a ait olmadığını, boğazın Tahran tarafından kapatılamayacağını ve bunun normalleştirilmesini kabul etmeyeceklerini vurgulayarak ABD olarak boğazın savaş öncesindeki statüsüne dönmesini istediklerini kaydetti.

"DESTANSI ÖFKE OPERASYONU BİTTİ"

ABD Dışişleri Bakanı, ABD'nin İran'a yönelik askeri saldırılarının devam edip etmeyeceği hususunda, "Destansı Öfke Operasyonu sona erdi. Başkan'ın Kongre'ye bildirimini yaptığı üzere o operasyon bitti, bu aşamayı tamamladık. Şimdi Özgürlük Projesi'ne geçiyoruz." değerlendirmesini yaptı.

ABD'nin İran'ın elindeki zenginleştirilmiş uranyumu çıkarmak istediğini, İran'ın nükleer silaha sahip olacak materyale hiçbir şekilde sahip olmaması gerektiğini ve bunu İran'la müzakerelerde kapsamlı şekilde ele aldıklarını aktaran Rubio, müzakerelerin sonucunu görmeleri gerektiğini belirtti.

"İSRAİL İLE LÜBNAN ARASINDA BİR SORUN YOK"

Rubio, İsrail ile Lübnan arasında aslında bir sorun olmadığını ve asıl sorunun, Hizbullah olduğunu savunarak ABD'nin İsrail ile Lübnan hükümetlerini bir araya getirerek sorunları çözmeye çalıştığını dile getirdi.

"İsrail, herhangi bir Lübnan toprağında hak iddia etmiyor." diyen Rubio, İran destekli Hizbullah'ın hem Lübnan halkına hem de İsrail'e doğrudan tehdit oluşturduğunu savundu.

TRUMP: İRAN BİZİMLE ANLAŞMAK İSTİYOR

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen bir etkinlikte, İran gündemini değerlendirdi. Şu anda küçük çaplı bir çatışmanın içinde olduklarını söyleyen Trump, “Ben buna 'çatışma' diyorum. İran'ın kazanmak için hiç şansı yok. Bu Tahran yönetimi tarafından da biliniyor” diye konuştu.

Trump, İran ordusuna ait 159 gemiyi batırdıklarını, onlarca başka hava ile deniz aracını vurduklarını ve çok sayıda askeri tesisi hedef aldıklarını bildirdi. İran'ın elindeki savaş kabiliyetinin çok yetersiz bir seviyede olduğunu öne süren Trump, “Belki beyaz bayrak görmeyeceksiniz ama aslında İranlıların ihtiyacı olan şey bu. Teslimiyetin simgesi olan beyaz bayrağı sallamaları gerekiyor. İran bizimle anlaşmak istiyor ve bu Tahran için en doğru adım olacak” ifadelerini kullandı.

Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı'ndan petrol satışı yapamadığı için finansal sistemlerinin çökmeye yakın olduğunu kaydederek, İran'ın nükleer silaha sahip olmasına izin veremeyeceklerini, yoksa sadece Orta Doğu'nun değil tüm dünyanın tehlikeye gireceğini dile getirdi. Trump, “Eğer İran, nükleer silaha sahip olsaydı bugün belki de burada olamazdık. İran kısa süre önce nükleer silaha sahip olabilmek için, şimdi ise hayatta kalmak için çalışıyor” açıklamasında bulundu.

TAHRAN-PEKİN-MOSKOVA İTTİFAKI MI?

Ortadoğu’da gerilim sürerken, Tahran yönetimi diplomatik temaslarını hızlandırıyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin Rusya, Pakistan ve Umman ziyaretlerinin ardından bugün gerçekleştireceği Çin ziyareti dikkat çekiyor. ABD ve İsrail ile yaşanan gerilimlerin gölgesinde, İran’daki iç protestolar ve uluslararası iddialar gündemdeki yerini koruyor. A Haber Tahran Muhabiri Ekber Karabağ, sahadaki gelişmeleri ve kritik detayları aktardı.

IRAKÇİ’DAN PEKİN ÇIKARMASI: DİPLOMASİ TRAFİĞİNDE KRİTİK EŞİK

Tahran’ın dünya ile yürüttüğü diplomasi trafiği devam ediyor. Bölgedeki hareketliliği değerlendiren Ekber Karabağ, "İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi bugün Çin’e gidiyor. Geçtiğimiz günlerde de Rusya, Pakistan ve Umman’a bir ziyaret gerçekleştirmişti. Şimdi gelen resmi açıklamada bunun ikili ilişkiler ve bölgesel meselelerin değerlendirilmesi kapsamında yapılan bir ziyaret olduğu ifade ediliyor" sözleriyle ziyaretin kapsamını aktardı.

25 YILLIK İŞ BİRLİĞİ VE BMGK’DAKİ VETO GERÇEĞİ

İran’ın uluslararası ilişkilerinde China ve Russia ile kurduğu bağlar öne çıkıyor. Karabağ, bu ilişkiyi, "Çin, İran için çok önemli bir ülke. Özellikle İran ile Çin arasında 25 yıllık bir iş birliği anlaşması bulunuyor ve bu anlaşma çeşitli alanları kapsıyor" sözleriyle aktardı. Karabağ ayrıca, "Bu süreç boyunca bazı Arap ülkeleri İran’ı kınamak ve İran’a karşı karar almak için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne başvurdu ancak Çin ve Rusya’nın vetosuyla karşı karşıya kaldılar. İran da bu iki ülkenin tavrından dolayı teşekkürlerini iletti" şeklinde konuştu.

MOSKOVA TEMASI: IRAKÇİ VE PUTİN GÖRÜŞMESİ

Geçtiğimiz günlerde Abbas Araghchi’nin Russia ziyaretine de değinen Karabağ, "Abbas Erakçi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaklaşık 1,5 saat süren bir görüşme gerçekleştirdi. Bir dışişleri bakanı olmasına rağmen Rusya’nın lideri tarafından kabul edilmesi dikkat çekti" ifadelerini kullandı.

ASKERİ İDDİALAR: ÇİN VE RUSYA DESTEĞİ TARTIŞMALARI

Sahadaki gelişmelere ilişkin ortaya atılan iddialara değinen Karabağ, "Bu süreç boyunca çeşitli iddialar gündeme geldi. Çin ile ilgili olarak, İran’ın bazı askeri başarılarında Çin teknolojisinin etkili olduğu yönünde iddialar vardı. Ayrıca Rusya’nın İran’a uydu desteği sağladığı da öne sürüldü" dedi.

Karabağ ayrıca, Donald Trump’ın da bu konuyu gündeme getirdiğini belirterek, "Donald Trump bu meseleyle ilgili 'Evet, biz de böyle bir ihtimali değerlendiriyoruz ancak bunun kapsamı sınırlı' yönünde ifadeler kullandı" sözleriyle aktardı.

PROTESTOLAR VE İÇ GERİLİM: KRONOLOJİK SÜREÇ

İran’daki iç gelişmelere değinen Karabağ, "İran’da ilk protestolar Aralık ayı sonunda başladı. Ardından Ocak ayının ortalarında şiddetli olaylar yaşandı ve resmi rakamlara göre 3 binin üzerinde kişi hayatını kaybetti" ifadelerini kullandı. Karabağ, sürecin devamında iletişim kısıtlamalarına gidildiğini belirterek, "Bu dönemde ülkede internet karartması uygulandı" şeklinde konuştu.

TRUMP’IN AÇIKLAMALARI VE OPERASYON SÜRECİ

Protestolar sırasında Donald Trump’ın açıklamalarına değinen Karabağ, "Trump protestolar döneminde destek mesajları verdi" dedi. Karabağ, "Bu süreçte 'bugün mü, yarın mı' şeklinde beklentiler oluşurken, sonrasında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonları başladı" ifadelerini kullandı.

İÇ KARIŞIKLIK VE DIŞ MÜDAHALE İLİŞKİSİ

Karabağ, bazı değerlendirmelere de yer vererek, "Birçok yorumcuya göre İran’daki iç karışıklık, dış müdahalenin zamanlamasında etkili olmuş olabilir" şeklinde konuştu.

SİLAH İDDİALARI: BELİRSİZLİK SÜRÜYOR

Silah sevkiyatı iddialarına değinen Karabağ, Donald Trump’ın açıklamalarını aktararak, "Trump, Irak’taki bazı gruplara silah verildiğini ancak bunların İran’daki gruplara ulaştırılmadığını iddia etti" dedi. Karabağ, bu konuda net bilgi olmadığını vurgulayarak, "Bu silahların İran içindeki gruplara ulaşıp ulaşmadığı kesin olarak bilinmiyor" ifadelerini kullandı.

İDAMLAR VE İÇ POLİTİKA GERİLİMİ

İran’daki iç politikaya ilişkin bir diğer başlık ise idamlar oldu. Ekber Karabağ, "Protestolarla bağlantılı olduğu belirtilen bazı kişiler hakkında idam kararları uygulanıyor. Bu tür olaylara sık sık şahit oluyoruz ve bugün de üç kişinin idam edildiği ifade ediliyor" şeklinde konuştu. Karabağ ayrıca, dış açıklamaların iç politikaya etkisine dikkat çekerek, "Trump’ın muhaliflere yönelik açıklamaları, İran yönetiminin daha sert adımlar atmasına neden olabiliyor" dedi.

ATEŞKESİN PERDE ARKASINDA KRİTİK 23 GÜNLÜK PLAN!

Beyaz Saray ve Pentagon koridorlarında tansiyon zirve yaparken, ABD Başkanı Donald Trump’ın “İran’ı 24 saat içinde yerle bir edebiliriz” çıkışı küresel gündemi sarstı. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in “savaş bitmedi” mesajlarıyla derinleşen krizde, operasyon takvimi ve sahadaki gerçek durum mercek altına alındı. A Haber Washington Muhabiri İrfan Sapmaz, başkentteki kritik gelişmeleri, Senato’daki sorgulamaları ve ekonomik baskının perde arkasını aktardı.

24 SAATLİK İMHA TEHDİDİ VE "3 HAFTA" VURGUSUNUN PERDE ARKASI

A Haber Washington Muhabiri İrfan Sapmaz, sürecin kritik zaman hesaplarına dikkat çekerek, Donald Trump’ın “3 hafta” vurgusunun altını çizdi ve bu sürenin aslında kullanılmayan operasyon günlerine işaret ettiğini belirterek, "28 Şubat'ta başlayan süreçte ateşkes devreye girdi ancak geride yaklaşık 23 günlük kullanılmamış bir süre bulunuyor" ifadelerini kullandı.

PENTAGON’DAN NET MESAJ: OPERASYON SONA ERMİŞ DEĞİL

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in açıklamaları, operasyonun tamamen sona ermediğini ortaya koyuyor. İrfan Sapmaz, "Pete Hegseth, operasyonların sürdüğünü ve sürecin henüz tamamlanmadığını ifade etti" diyerek Pentagon’un temkinli ancak açık mesaj verdiğini aktardı.

OPERASYON TAKVİMİ: KRONOLOJİK ÇERÇEVE NETLEŞİYOR

Sürecin tarihsel akışına değinen Sapmaz, "Operasyon süreci 28 Şubat’ta başladı, ardından Nisan ayı içerisinde ateşkes sürecine geçildi" diyerek zaman çizelgesini netleştirdi. İlk metindeki tarih karmaşası düzeltilerek, operasyon ile ateşkes arasında belirli bir süre bulunduğu ve bu sürenin analiz edildiği vurgulandı.

SENATO’DA ZOR SORULAR: YANITLAR BELİRSİZ

ABD Senatosu’nda yapılan oturumlarda, askeri planlamaya dair kritik sorular gündeme geldi. İrfan Sapmaz, "Senato’da yapılan sorgulamalarda, operasyon süresinin nasıl yönetileceği ve elde kalan zamanın nasıl değerlendirileceği soruldu ancak net yanıtlar verilmedi" diyerek belirsizliğin sürdüğünü ifade etti.

TRUMP’IN STRATEJİSİ: ZAMAN VE SÖYLEM YÖNETİMİ

Sapmaz, Donald Trump’ın söylemlerinin doğrudan askeri harekât anlamına gelmediğini vurgulayarak, "Trump’ın açıklamaları daha çok caydırıcılık ve psikolojik üstünlük kurma amacı taşıyor" dedi. Bu bağlamda “24 saat” çıkışının sahadaki fiili durumdan çok stratejik mesaj içerdiği değerlendiriliyor.

SAHADA SESSİZLİK: NEDEN ANLIK BİR OPERASYON YOK?

Açıklamalara rağmen sahada ani bir askeri hareketlilik görülmemesi dikkat çekiyor. Sapmaz, "Eğer bu açıklamalar doğrudan bir operasyon anlamına gelseydi, kısa sürede sahada bir hareketlilik gözlenirdi" diyerek mevcut durumun kontrollü bir gerilim stratejisi olabileceğini belirtti.

İÇ POLİTİKA ETKİSİ: SEÇİM HESAPLARI DEVREDE

ABD iç politikasının da sürece doğrudan etki ettiğini belirten Sapmaz, Donald Trump’ın yaklaşan seçimleri dikkate aldığını ifade ederek, "Trump kamuoyu yoklamalarını yakından takip ediyor ve söylemlerini buna göre şekillendiriyor" dedi.

EKONOMİK BASKI: ENERJİ FİYATLARI YÜKSELİŞTE

Metindeki abartılı ve yer yer hatalı fiyat ifadeleri sadeleştirilerek daha dengeli hale getirildi. Sapmaz, "Yakıt fiyatlarında belirgin bir artış yaşanıyor ve bu durum Amerikan halkı üzerinde ciddi ekonomik baskı oluşturuyor" diyerek ekonomik boyuta dikkat çekti.

Sapmaz, "Temel tüketim ve enerji giderlerindeki artış, özellikle orta gelir grubunu etkiliyor ve aylık harcamalarda hissedilir bir yükseliş oluşturuyor" ifadelerini kullanarak ekonomik etkinin boyutunu özetledi.

KARA OPERASYONU İHTİMALİ VE ÇİN ZİYARETİ

Kara harekâtı ihtimaline ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sapmaz, "Şu an için sahada bir kara operasyonu hazırlığına dair net bir işaret yok" dedi. Ayrıca China ziyareti öncesinde Donald Trump’ın diplomatik pozisyonunu güçlendirmeye çalıştığını belirtti.

TAHRAN'DA AVM'DE YANGIN PANİĞİ

İran'ın başkenti Tahran'ın batısında yer alan Erguvan Alışveriş Merkezi'nde yangın çıktığı bildirildi.

İran devlet televizyonuna göre, Erguvan Alışveriş Merkezi'nde çıkan yangının dumanı kentin uzak bölgelerinden görüldü.

Binadakilerin tahliye edildiği belirtilirken itfaiye ekiplerinin yangını söndürme çalışmalarının sürdüğü kaydedildi.

Yangının çıkış nedenine ve can kaybı olup olmadığına ilişkin henüz resmi açıklama yapılmadı.

PEZEŞKİYAN'DAN ABD'YE "GÜÇ" MESAJI

 İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD'nin "güç siyaseti" ve baskılarına işaret ederek, "Eğer siyaset güce indirgenirse, sonuç bugünkü dünya olur; kaos, baskı, adaletsizlik ve korsanlık." ifadelerini kullandı.

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, X sosyal medya platformundaki hesabından paylaştığı mesajında, ABD yönetiminin "güç siyasetini" eleştirdi.

Pezeşkiyan, mesajında şu ifadelere yer verdi:

"Eğer siyaset güce indirgenirse, sonuç bugünkü dünya olur; kaos, baskı, adaletsizlik ve korsanlık. Ulusal değerlerimizde ve dini dünya görüşümüzde, etik dışı gücün içi boştur. Bugün İran, etik ve sorumlu gücü, düşmanları ise pervasız ve kontrolsüz gücü temsil ediyor."

ABD Başkanı Donald Trump, İran dahil çeşitli ülkelere yönelik saldırı ve baskılarını "güç yoluyla barış" politikasıyla tanımlıyor.

TRUMP: İRAN'IN ŞANSI YOK BUNU ONLAR DA BİLİYOR

 - ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın askeri ve siyasi kapasitesini büyük oranda "yok ettiklerini" savunarak, "Belki beyaz bayrak görmeyeceksiniz ama aslında İranlıların ihtiyacı olan şey bu. Teslimiyetin simgesi olan beyaz bayrağı sallamaları gerekiyor." değerlendirmesini yaptı.

ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray'da düzenlenen okullarda spor yarışmalarının yapılmasına ilişkin etkinlikte, İran gündemini değerlendirdi.

ABD ile İran arasındaki gerilimi tanımlamak için bazen "savaş" ifadesini kullanan Trump, "Şu anda küçük çaplı bir çatışmanın içindeyiz. Ben buna 'çatışma' diyorum." dedi.

Trump, İran'ın kazanmak için hiç şansının olmadığını savunarak, bunun Tahran yönetimi tarafından da bilindiğini ve İranlıların görüşmelerde kendilerine bunu söylediğini ileri sürdü.

İran ordusuna ait 159 gemiyi batırdıklarını, onlarca başka hava ve deniz aracını vurduklarını ve çok sayıda askeri tesisi hedef aldıklarını aktaran Trump, İran'ın elindeki savaş kabiliyetinin çok yetersiz bir seviyede olduğunu savundu.

Trump, "Belki beyaz bayrak görmeyeceksiniz ama aslında İranlıların ihtiyacı olan şey bu. Teslimiyetin simgesi olan beyaz bayrağı sallamaları gerekiyor." diye konuştu.

- İran, bizimle anlaşmak istiyor

ABD Başkanı, önceki açıklamalarına benzer şekilde, İran'ın kendileriyle anlaşmak istediğini ve bunun Tahran için en doğru adım olacağını savundu.

İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan petrol satışı yapamadığı için ekonomisinin "bitmiş" durumda ve finansal sistemlerinin çökmeye yakın olduğunu ileri süren Trump, "İranlılar artık akıllıca olan şeyi yapmalılar. Artık gidip insanları öldürmek istemiyorum." dedi.

Trump, İran'ın nükleer silaha sahip olmasına izin veremeyeceklerini, yoksa sadece Orta Doğu'nun değil tüm dünyanın tehlikeye gireceğini savunarak, "Eğer İran, nükleer silaha sahip olsaydı bugün belki de burada olamazdık." diye konuştu.

İran'ın kısa süre önce nükleer silaha sahip olabilmek için, şimdi ise hayatta kalmak için çalıştığını ifade eden Trump, geçen yaz İran'ın nükleer tesislerine düzenledikleri saldırılara atıf yaparak, İran'a yönelik bu kararlarından dolayı kendisiyle gurur duyduğunu belirtti.

- Trump ile Şi, İran gündemini ele alacak

Yakında yapacağı Çin ziyaretinden ne beklediği yönündeki bir soruya yanıt veren Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile çok iyi anlaştığını ve Pekin ziyaretinde, İran gündemine dair tüm meseleleri de ele alacaklarını kaydetti.

Çin'in kendilerine saygı duyduğunu ve İran konusunda nasıl bir tavır takınmaları gerektiği konusunu görüşeceklerini ifade eden Trump, "Çin, bize bu konuda meydan okumadı." değerlendirmesini yaptı.

 

İRAN: HÜRMÜZ KAPANDI

İran, "Hürmüz kapandı, iznimiz olmadan açılmayacak" ifadelerine yer verdi. 

 

 

ABD: PARAŞÜTLÜ ASKERLERİMİZ HAZIR

ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine ve ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth Beyaz Saray'da basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Caine, "İran'ın saldırıları savaş için yeterli değil. Paraşütlü askerlerimiz hazır, savaşta yapay zeka kullanıyoruz. 2 ABD gemisi Hürmüz'e gidecek. " dedi. 

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth "İran'ın küçük botları kaldı sadece. Körfez'de 1552 gemi ve 22 bin 500 denizci mahsur. Bu kırmızı, beyaz ve mavi noktalarda geçiş noktaları çok önemli. Ateşkesin bozmadan şuan olduğu gibi ne olursa olsun bizim savunma yapmamız gerekiyor." ifadeleri kullanıldı. 

 

 

ABD-İRAN GERİLİMİNDE SIFIR NOKTASI: DEVLERİN SATRANÇ TAHTASINDA PETROL VE TEKNOLOJİ SAVAŞI!

Dünyanın gözü kulağı bir kez daha Orta Doğu’da, sıcak temasın eşiğindeki Basra Körfezi’ne çevrildi. ABD Başkanı Trump’ın "mini savaş" çıkışı ve İran’ın füze hamleleriyle tırmanan gerilim, küresel enerji piyasalarından diplomatik koridorlara kadar her alanda büyük bir sarsıntı yaratıyor. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Vişne Korkmaz, A Haber ekranlarında bölgedeki ateş hattını, algı savaşlarını ve petrolün geleceğine dair perde arkasındaki dev stratejileri tek tek deşifre etti.

TRUMP’TAN 24 SAATLİK ÜLTİMATOM: "MİNYATÜR SAVAŞ" KAPIDA MI?
Sıcak bölgede sular durulmak bilmiyor. ABD ile İran arasındaki gerilim, Trump’ın "mini savaş" ifadesini kullanmasıyla yeni bir boyuta evrildi. Trump’ın önce 24 saat süre verdiği, ardından bu süreyi 3 güne çıkardığı belirtilirken, Pazartesi sabahı büyük bir filoyla bölgeye girileceği ilanı tansiyonu zirveye taşıdı. Trump, "Pazartesi sabahı bir filoyla gireceğiz ve oradaki sıkışmış gemileri çıkaracağız" ifadelerini kullanarak kararlılık mesajı verdi. Bu hamle, bölgede her an bir sıcak temas yaşanabileceği ihtimalini güçlendiriyor.

KÖRFEZ’DE SİS PERDESİ: VURULAN GEMİ VE ALGI SAVAŞLARI
İran cephesinden gelen "Amerikan gemisini vurduk" iddiası ise bölgedeki belirsizliği körüklüyor. Her ne kadar vurulma anına dair net bir görüntü olmasa da, füzenin ateşlenme anına ait görüntülerin paylaşılması küresel kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Bu durumu bir "algı savaşı" olarak nitelendiren uzmanlar, ABD’nin vurulma iddialarını kesin bir dille reddettiğine dikkat çekiyor. Ortada somut bir enkaz görüntüsü olmaması, taraflar arasındaki psikolojik harbin ne denli derinleştiğini gözler önüne seriyor.

DİPLOMASİ TRAFİĞİNDE ÇİN FAKTÖRÜ: DENKLEMLER YENİDEN KURULUYOR
Savaş tamtamları çalarken, diplomasinin arka bahçesinde de hareketli saatler yaşanıyor. İran Dışişleri Bakanı’nın Çin’e yaptığı ziyaret ve ABD Başkanı’nın bu ay ortasında Çin’e gidecek olması, denkleme dev bir aktörün daha dahil olduğunu gösteriyor. Prof. Dr. Vişne Korkmaz, "Denkleme Çin de girmiş görünüyor" sözleriyle bu kritik ziyaretlerin bölgedeki güç dengelerini nasıl değiştirebileceğine işaret etti.

PETROLÜN ÖMRÜ NE KADAR? BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ’NİN RADİKAL KARARI
Gerilimin bir diğer önemli ayağını ise "siyah altın" oluşturuyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) OPEC’ten çıkma kararı ve petrol piyasalarındaki belirsizlikler masaya yatırıldı. Dünyanın ne kadar petrolü kaldığı sorusu üzerine Prof. Dr. Vişne Korkmaz, "Verimli kullanım açısından 15 yıllık bir süre kaldığı ifade ediliyor. Petrol üreten ülkeler, maliyetlerin altına düşmeden bu kaynağı hızla paraya çevirmeye çalışıyor" değerlendirmesinde bulundu. BAE için petrol çıkarma maliyetinin 55 doların altına düşmesi durumunda ciddi bir zarar tablosunun ortaya çıkacağı vurgulandı.

1.7 TRİLYON VARİLLİK REZERV VE TALEP KRİZİ
Küresel petrol stoklarının kısa vadede yaklaşık 100 günlük bir süreci kapsadığı, uzun vadede ise 1.7 trilyon varillik (yaklaşık 47 yıl) bir rezervin bulunduğu belirtiliyor. Ancak asıl riskin rezerv miktarından ziyade "talep" noktasında toplandığına dikkat çekiliyor. Otomobillerdeki pil teknolojisinin gelişmesiyle petrol talebinin düşebileceği öngörülürken, maliyetlerin altına inilmesi durumunda ülkelerin petrol çıkarmaktan vazgeçebileceği ifade ediliyor.

ENERJİDE BÜYÜK DÖNÜŞÜM: 20 YILLIK "BİTİYOR" EFSANESİ
Enerji politikalarındaki değişim sürecini değerlendiren Prof. Dr. Vişne Korkmaz, "Bundan 20 yıl önce de petrol bitiyordu. Bu hep söylenilen bir şey. Tam anlamıyla petrol sonrasına geçilmemiş olması, bunun bir gerçek olduğunu değiştirmiyor" ifadelerini kullandı. Petrolün sınırlı olduğunu ve yüksek kâr marjıyla çıkarılma döneminin bir sonu olduğunu belirten Korkmaz, enerji teknolojilerindeki dönüşümün hem pahalı hem de zorlu bir süreç olduğunun altını çizdi.

 

"SAVAŞ 3 HAFTA DAHA UZAYABİLİR"

ABD Başkanı Donald Trump, radyo programı sunucusu Hugh Hewitt'e İran savaşına ilişkin röportaj verdi. ABD'nin İran'la süren savaşta kazandıklarını belirten ABD Başkanı, "Bir şekilde kazanıyoruz. Ya doğru anlaşmayı yaparız ya da çok kolay bir şekilde kazanırız. Askeri açıdan bakarsanız, biz zaten kazandık. Bunu milyon kez söylediğimi duymuşsunuzdur, başkaları da söylüyor" dedi.

İran gemilerini batırdıklarını vurgulayan Trump, "Onların 159 gemisi vardı, Hugh. Şimdi yok. Hepsi denizin dibinde. Artık küçük, hızlı teknelere kaldılar. Bugün de bunlardan sekizini imha ettik" ifadelerini kullandı.

Saldırıların devam edip etmeyeceğine yönelik sinyal veren Trump, "Yapmamız gerekenlerin büyük kısmını tamamladık, muhtemelen 2 hafta daha, belki 2 ya da 3 hafta. Zaman bizim için belirleyici değil" şeklinde konuştu.

İki ülke arasındaki ateşkesin hala yürürlükte olup olmadığına ilişkin soruya cevap vermekten kaçınan Trump, "Bu soruya cevap verirsem, ‘Bu adam Amerika Birleşik Devletleri'ni yönetecek kadar akıllı değil' dersiniz" dedi.

İRAN DIŞİŞLERİ BAKANI ARAKÇİ ÇİN YOLCUSU: GÜNDEMDE BÖLGESEL VE KÜRESEL GELİŞMELER VAR

İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, ikili ilişkiler ile bölgesel ve uluslararası gelişmeleri görüşmek üzere salı günü Çin’in başkenti Pekin’e gidiyor.

İran Dışişleri Bakanlığı’nın Telegram hesabından yapılan açıklamada, Arakçi’nin Çinli mevkidaşıyla gerçekleştireceği görüşmelerde iki ülke arasındaki ilişkilerin yanı sıra bölgedeki son gelişmelerin ele alınacağı belirtildi.

DEVRİM MUHAFIZLARI’NDAN YENİ HARİTA: ABLUKA GENİŞLEDİ

Hürmüz Boğazı’nda tansiyon hızla yükseliyor. İran’ın ablukayı genişleten yeni hamlesi ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönelik saldırılar, bölgede kontrollü krizin sıcak çatışmaya evrilebileceği endişelerini artırdı. ABD ile İran arasında karşılıklı hamleler sürerken, uzmanlar sahadaki gelişmelerin savaşa doğru ilerlediğine dikkat çekiyor.

İran Devrim Muhafızları’nın yayımladığı yeni harita, Hürmüz Boğazı’nda kontrol alanının genişletildiğini ortaya koydu. Doç. Dr. Kemal Olçar, İran’ın daha önce kısmi uyguladığı ablukayı artık genişlettiğini belirterek, “İran bu hattı askeri yasak bölge ilan etti, artık sadece askeri değil ticari gemiler de bu alanın dışında tutulacak” ifadelerini kullandı.

Olçar, İran’ın özellikle Küçük Tunb, Büyük Tunb ve Ebu Musa adaları üzerindeki hakimiyetini güçlendirdiğine dikkat çekerek, “Bu bölge zaten İran kontrolündeydi, ancak şimdi abluka tam anlamıyla genişletilmiş durumda” sözleriyle yeni süreci değerlendirdi.

BAE’YE “CEZA” İDDİASI: FUCEYRE HEDEF ALINDI

Uzmanlara göre İran’ın son hamlesinin arkasında Birleşik Arap Emirlikleri’nin ablukayı bypass etme girişimi yer alıyor. Olçar, BAE’nin alternatif enerji hattı üzerinden petrol sevkiyatını sürdürdüğünü belirterek, “Bu durumu engellemek için İran’ın Füceyre Limanı’nı hedef aldığı görülüyor” ifadelerini kullandı.

İddialara göre liman, balistik füzeler ve kamikaze dronlarla vuruldu. İran bu saldırıyı resmi olarak doğrulamazken, BAE tarafı saldırının detaylarına ilişkin envanter bilgilerini paylaştı.

ABD GEMİLERİNE ATEŞ: GÖZDAĞI MI?

Hürmüz’de ABD ile İran arasında tansiyonu yükselten bir diğer gelişme ise Amerikan savaş gemilerine yönelik saldırı iddiaları oldu. İran saldırıyı üstlenirken, ABD gemilerinin vurulmadığını açıkladı.

Olçar, bu durumu değerlendirirken, “Yapılan atışlar daha çok caydırma ve kararlılık gösterisi, İran istese bu gemileri doğrudan vurabilecek kapasiteye sahip” ifadelerini kullandı.

“100 PARÇALIK FİLO” İDDİASI: ABD HAZIRLIK MI YAPIYOR?

Bölgede ABD’nin askeri yığınağı da dikkat çekiyor. Olçar, ABD’nin geniş çaplı bir güç konuşlandırdığını belirterek, “Bu büyüklükte bir filo sadece abluka için değil, kademeli bir askeri operasyon hazırlığı olarak da değerlendirilebilir” sözleriyle dikkat çekici bir değerlendirmede bulundu.

“SAHTE BAYRAK” TARTIŞMASI: KRİZ DERİNLEŞİYOR

BAE’ye yönelik saldırıların “sahte bayrak operasyonu” olabileceği iddiaları da gündemde. Olçar, bu ihtimali dışlamayarak, “Bu tür bir saldırı, daha büyük bir askeri müdahaleye gerekçe oluşturmak için kullanılabilir” ifadelerini kullandı.

Ancak aynı zamanda İran’ın otonom askeri yapılarının da bu tür saldırıları gerçekleştirmiş olabileceğini belirten Olçar, “Bu kadar kritik bir hedefin tamamen kontrol dışı vurulması zor, ancak hibrit savaş ortamında farklı senaryolar mümkün” sözleriyle karmaşık tabloya işaret etti.

SAVAŞ SENARYOSU MASADA MI?

Bölgede yaşanan gelişmelerin doğrudan savaşa evrilip evrilmeyeceği ise en kritik soru. Olçar, mevcut tabloyu değerlendirirken, “Müzakere süreci askıda, sahadaki gerçeklik ise giderek savaşa doğru evriliyor” ifadelerini kullandı.

Ancak krizin tamamen kontrolden çıkmadığını da vurgulayan Olçar, “Şu an için kontrollü bir kriz söz konusu, ancak gidişat riskli” sözleriyle sürecin hassasiyetine dikkat çekti.

İRANLI ÜST DÜZEY ASKERİ YETKİLİDEN ÜLKESİNİN BAE'YE SALDIRDIĞI İDDİALARINA RET

İranlı üst düzey bir askeri yetkili, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Fuceyre'deki petrol tesislerine saldırdığına dair iddiaları reddetti.

İran devlet televizyonuna konuşan ismi açıklanmayan İranlı üst düzey bir askeri yetkili, ülkesinin BAE'nin Fuceyre Limanı'ndaki petrol tesislerine saldırdığı iddialarına yanıt verdi.

İranlı yetkili, "İran'ın söz konusu petrol tesislerine yönelik önceden planlanmış bir saldırı girişimi yoktu. Meydana gelenler, Amerikan ordusunun Hürmüz Boğazı'nın yasak güzergahlarından yasa dışı gemi geçişi için bir yol açma maceracılığının sonucuydu. Bunun sorumluluğu Amerikan ordusuna aittir." ifadelerini kullandı.

Amerikalı yetkililerin "diplomaside güç kullanma gibi çirkin davranışlarından vazgeçmesi" gerektiğini dile getiren İranlı yetkili, "ABD, dünya genelindeki tüm ülkelerin ekonomilerini etkileyen bu hassas petrol bölgesindeki askeri maceracılığı durdurmalıdır." dedi.

İran'dan, BAE ve Umman'a insansız hava aracıyla (İHA) saldırılar düzenlendiği ileri sürülmüş, BAE, Fuceyra'da petrol sanayi bölgesinde yangın çıktığını ve saldırıda 3 kişinin yaralandığını duyurmuştu.

ABD VE İRAN ARASINDA 'PRESTİJ' SAVAŞI

Daily Sabah Yayın Koordinatörü Dr. Mehmet Çelik, Hürmüz Boğazı merkezli tırmanan gerilimde her iki tarafın da belirsizliği bir silah olarak kullandığını vurguladı. ABD ve İran’ın masaya oturma ihtiyacı duymasına rağmen prestij kaybı yaşamamak adına sahada ve söylemde karşılıklı hamleler yaptığını belirten Çelik, özellikle Trump yönetiminin uluslararası camiada yalnızlaştığına ve İran’ın "stratejik yıpratma" taktiğiyle psikolojik üstünlük aradığına dikkat çekti.

BELİRSİZLİK PSİKOLOJİK BİR SİLAH OLARAK KULLANILIYOR

Savaşın seyrindeki kestirilemezliğin taraflar için bir strateji olduğunu ifade eden Dr. Mehmet Çelik, "Aslında birçok farklı perspektiften soruları sormaya mecbur kalmamız büyük bir belirsizliğin işareti. Bu belirsizlik tam olarak bu savaşı tanımlayan psikolojik alanlardan bir tanesi. Çünkü iki taraf da bu belirsizliği kullanarak karşı tarafa psikolojik bir üstünlük sağlamaya çalışıyor" sözleriyle sahadaki durumu özetledi.

Hürmüz üzerinden kilitlenen sürecin henüz bir sona yaklaşmadığını belirten Çelik, "Bir masa kuruldu ve bu masanın etrafında dolaşan iki taraf var; bir tarafta İran, bir tarafta ABD. Ama masaya henüz oturmak için veya karşı tarafı oturmaya zorlayacak bir pozisyona iki taraf da yanaşmış durumda değil" ifadelerini kullandı.

PRESTİJ SAVAŞI VE SAHADAKİ SÖYLEM DÜELLOSU

ABD Başkanı Donald Trump’ın sosyal medya üzerinden paylaştığı görsellere değinen Çelik, sahadaki askeri kapasite ile siyasi netice arasındaki kopukluğa vurgu yaparak, "Lider Trump kendi fotoğrafını koymuş, altına Hamaney’in fotoğrafını koymuş ve üzerine çarpı atmış. 'Biz sizin bütün savunma mekanizmalarınızı yok ettik' diyor. Ama sahada üstünlüğünü hala zikreden ABD tarafı henüz savaşı bir zaferle sonuçlandırmış durumda değil. Dolayısıyla biz bu söylemlerin sahadaki yansımalarını görmemiz gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.

Uluslararası ilişkilerde prestijin en az askeri güç kadar önemli olduğunu hatırlatan Çelik, "Prestijini korumaya çalışan taraf, diğer tarafı masaya zorlamaya çalışıyor. Çünkü masaya zorlanan taraf aslında bu savaşın kaybedeni gibi lanse edilecek" sözleriyle tarafların çekincelerini aktardı.

İRAN’IN STRATEJİK SABRI VE TRUMP’IN YALNIZLIĞI

İran’ın süreci bir yıpratma savaşına çevirdiğini belirten Dr. Mehmet Çelik, "İran’ın stratejik sabrı diyoruz şu anda biz hep. Bu savaşı İran stratejik bir yıpratmaya dönüştürmüş durumda ABD tarafı için. Donald Trump’ın ve ABD’nin prestiji 28 Şubat öncesine göre çok farklı bir durumda" dedi. ABD’nin hem Körfez ülkeleri nezdinde hem de NATO müttefikleri arasında yalnız kaldığına dikkat çeken Çelik, "Özellikle küresel piyasalardaki baskı, Trump’ın hem içeride yalnız olması hem de NATO müttefikleri arasında desteği bulamaması savaşı bir şekilde masaya götürmesi gerektiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı.

SAHTE BAYRAK OPERASYONU VE BÖLGESEL AKTÖRLER

Hürmüz’deki saldırıların arkasındaki aktörler ve "sahte bayrak" (false flag) ihtimali üzerine de duran Çelik, "Sahte bayrak olabilir mi olamaz mı, bunu şu anda kestirmek biraz zor açıkçası. Çünkü İran içerisinde bile savaşa tek bir yerden bakmayan farklı aktörler var. İsrail mi yoksa başka bir aktör mü sorusu hala masada" dedi. Bölgesel ittifaklara da değinen Çelik, "Birleşik Arap Emirlikleri’nin İsrail ve ABD’ye biraz daha yakın olması onları savaşın parçası olmaya biraz daha yanaştırmış durumda. En son, bu savaştan en zararlı çıkan taraflardan bir tanesi şu anda Birleşik Arap Emirlikleri oldu" tespitiyle sözlerini tamamladı.

İRAN MECLİS BAŞKANI KALİBAF: HÜRMÜZ’DE YENİ DENKLEM OLUŞUYOR

İran Meclis Başkanı Muhammad Bakır Kalibaf, Hürmüz Boğazı’ndaki son gelişmelere ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Sosyal medya platformu X üzerinden değerlendirmelerde bulunan Kalibaf, bölgedeki mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını vurguladı.

Kalibaf, ABD ve müttefiklerini ateşkesi ihlal etmek ve deniz ablukası uygulamakla suçlayarak, “ABD ve müttefikleri ateşkesi ihlal ederek ve abluka dayatarak deniz taşımacılığı ile enerji transferinin güvenliğini tehlikeye attı” ifadelerini kullandı.

“HÜRMÜZ’DE YENİ BİR DENKLEM ŞEKİLLENİYOR”

Bölgede dengelerin değiştiğine işaret eden Galibaf, “Hürmüz Boğazı’nda yeni bir denklem oluşma sürecine girdi” sözleriyle mevcut güç mücadelesinin farklı bir aşamaya evrildiğini dile getirdi.

“MEVCUT DURUM ABD İÇİN SÜRDÜRÜLEMEZ”

Açıklamasında ABD’ye doğrudan mesaj veren Kalibaf, mevcut statükonun devam edemeyeceğini belirterek, “Mevcut durum ABD için sürdürülebilir değil” ifadelerini kullandı.

Hürmüz Boğazı’nda artan askeri hareketlilik ve karşılıklı açıklamalar, bölgedeki gerilimin daha da tırmanabileceğine işaret ediyor.

İRAN’IN GÜNEYİNDEKİ LİMANDA YANGIN: BİRÇOK TİCARİ TEKNE ALEV ALDI

İran’ın güneyindeki Deyyer Limanı’nda çok sayıda ticari teknede yangın çıktığı bildirildi. Olay yerine sevk edilen ekiplerin alevleri kontrol altına almak için çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi.

Yarı resmi Mehr Haber Ajansı’nın aktardığına göre, yangının çıkış nedeni henüz bilinmiyor. Yetkililer, yangın söndürme çalışmalarının tamamlanmasının ardından olayın nedenine ilişkin açıklama yapılacağını duyurdu.

NEDENİ BELİRSİZ, ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR

İlk belirlemelere göre yangın birden fazla ticari tekneyi etkiledi. Limanda devam eden müdahale çalışmalarına çok sayıda itfaiye ekibinin katıldığı ifade edildi.

HÜRMÜZ’DE GÜNEY KORE YÜK GEMİSİNDE YANGIN: PATLAMA SONRASI ALEVLER SÖNDÜRÜLDÜ

Hürmüz Boğazı’nda Güney Koreli büyük bir denizcilik şirketi tarafından işletilen bir kuru yük gemisinde patlama sonrası çıkan yangın söndürüldü. Olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadığı bildirildi.

Yerel basında yer alan haberlere göre, olay pazartesi geç saatlerde, HMM Namu adlı geminin Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında demirli olduğu sırada meydana geldi.

YANGIN MAKİNE DAİRESİNDE ÇIKTI

Yangının geminin makine dairesinde başladığı ve mürettebatın karbondioksit sistemlerini kullanarak yaklaşık dört saat süren müdahale sonucunda alevleri kontrol altına aldığı belirtildi.

Gemide bulunan 6 Güney Koreli ve 18 yabancı uyruklu olmak üzere toplam 24 mürettebatın tamamının güvende olduğu açıklandı.

NEDENİ HENÜZ BİLİNMİYOR

Patlamanın nedeni henüz netlik kazanmazken, gemiyi işleten HMM Co. yetkilileri olayın dış bir saldırıdan mı yoksa teknik bir arızadan mı kaynaklandığının belirsiz olduğunu ifade etti.

Hasar tespiti ve detaylı inceleme için geminin Dubai’ye çekilmesinin planlandığı bildirildi.

İRAN BAE'Yİ NEDEN HEDEF ALDI?

Orta Doğu’da dengeleri sarsan gelişmeler hız kesmeden devam ediyor. Hürmüz Boğazı çevresinde artan askeri hareketlilik, Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) doğrudan hedef haline getirirken, ABD ve İran arasındaki gerilim yeni bir çatışma riskini beraberinde getiriyor. Türkiye Politik Stratejik Araştırmalar Vakfı Başkanı Dr. Sinan Demirtürk, kritik gelişmeleri A Haber ekranlarında değerlendirdi.

BAE NEDEN HEDEFTE?

Birleşik Arap Emirlikleri’nin son dönemde yeniden hedef alınmasının arkasında askeri ve stratejik hamlelerin bulunduğu belirtiliyor. Dr. Sinan Demirtürk, İsrail’e ait askeri unsurların BAE’ye konuşlandırıldığına dikkat çekerek, “İsrail’in askeri unsurlarının ve füze rampalarının Birleşik Arap Emirlikleri’ne yerleştirildiği görülüyor, bu durum İran’ı ciddi şekilde rahatsız ediyor” ifadelerini kullandı.

Demirtürk ayrıca, Hürmüz Boğazı’na yakın konumda bulunan Ebu Musa, Büyük Tunb ve Küçük Tunb adalarının yıllardır İran ile BAE arasında ihtilaf konusu olduğunu vurgulayarak, “Bu adalar hem petrol sevkiyatı hem de Hürmüz üzerindeki hakimiyet açısından kritik öneme sahip” sözleriyle bölgedeki gerilimin jeopolitik temelini ortaya koydu.

FUCEYRE LİMANI VE HÜRMÜZ HATTI KRİTİK NOKTA

BAE’nin en önemli limanlarından biri olan Füceyre Limanı’nın hedef alınması, krizin ekonomik boyutunu da gözler önüne serdi. Demirtürk, İran’ın bu saldırılarla BAE üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek, “İran, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Körfez’de yeni bir askeri cephe haline gelmesini engellemek için baskısını artırıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Ayrıca İran’ın Hürmüz hattında askeri hakimiyetini genişletme hedefinde olduğunu vurgulayan Demirtürk, “İran, Hürmüz Boğazı’nda kontrol alanını genişletme ve bu hattı koruma kararlılığını ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.

SALDIRILAR PLANLI MI?

İran’ın gerçekleştirdiği saldırıların kontrol dışı olup olmadığı da tartışma konusu. Ancak uzmanlara göre bu ihtimal zayıf. Demirtürk, “Bu saldırıların emir-komuta zinciri dışında gerçekleştiğini düşünmüyorum, planlı ve stratejik bir hamle söz konusu” diyerek saldırıların bilinçli bir güç gösterisi olduğuna işaret etti.

TRUMP’IN 24 SAATLİK ÜLTİMATOMU

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a verdiği 24 saatlik süre, krizin en kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Demirtürk, Washington’ın taleplerine dikkat çekerek, “ABD, İran’dan adaların silahsızlandırılmasını, Körfez’deki müttefiklerine yönelik saldırıların durdurulmasını ve kendi şartlarını içeren bir anlaşmanın kabul edilmesini istiyor” ifadelerini kullandı.

İran’ın ise Pakistan arabuluculuğunda kendi şartlarını içeren bir anlaşma metni sunduğunu belirten Demirtürk, “İran, ABD’nin şartlarını kabul etmeyen alternatif bir çerçeve ortaya koyuyor” sözleriyle müzakerelerdeki tıkanıklığa işaret etti.

SAVAŞ SENARYOSU: ÜÇ ADA KRİZİ

Taraflar arasında anlaşma sağlanamaması halinde askeri senaryoların devreye girebileceği uyarısı yapılıyor. Demirtürk, olası bir çatışma ihtimaline dikkat çekerek, “Büyük Tunb, Küçük Tunb ve Ebu Musa adalarına yönelik bir askeri harekat ihtimali gündeme gelebilir” ifadelerini kullandı.

Bu kapsamda ABD’nin amfibi askeri unsurlarını bölgeye konuşlandırdığına dikkat çeken Demirtürk, “ABD, bu adalara hızlı bir çıkarma yapabilecek kapasiteyi hazır tutuyor” sözleriyle sahadaki hazırlığın boyutunu ortaya koydu.

HÜRMÜZ’DE BELİRSİZLİK: GEMİLER GEÇTİ Mİ?

Hürmüz Boğazı’ndaki en kritik tartışmalardan biri de gemi geçişleri konusunda yaşanıyor. ABD, bazı gemilerin güvenli şekilde geçiş yaptığını savunurken, İran ise bunu reddediyor.

Demirtürk, mevcut durumun net olmadığını belirterek, “Bazı gemilerin geçiş yaptığına dair kesin bir veri yok, ancak boğazın en dar noktası halen İran’ın kontrolünde” ifadelerini kullandı.