ABD'den ticari gemilere helikopterli baskın! Trump'tan İran iddiası: Çöküşteyiz dediler

ABD'den ticari gemilere helikopterli baskın! Trump'tan İran iddiası: Çöküşteyiz dediler

Orta Doğu'da müzakere bilmecesi... ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve ABD-İsrail’in İran’a yönelik savaşının sona erdirilmesine ilişkin sunduğu tekliften memnun olmadığı bildirildi. Trump İran'ın kendilerine çöküş aşamasında olduklarını bildirdiğini iddia ederken ABD ise ticari gemilere helikopterle baskın düzenledi.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında tarafların uzlaşı sağlayıp sağlayamayacağı belirsizliğini koruyor.

Orta Doğu'da yaşanan son gelişmelerin özeti şöyle;

ABD Cephesi: ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın kendilerine sunduğu müzakere teklifini ekibiyle birlikte değerlendirdi. Trump'ın tekliften "memnun olmadığı" iddia edildi.

İran Cephesi: Devrim Muhafızları ve İran hükümeti arasında görüş ayrılıkları olduğu, ordunun savaşı tercih ettiği hükümetin ise diplomasiyi savunduğu öe sürülüyor. Son olarak Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi Rusya'da Vladimir Putin ile bir görüşme gerçekleştirdi.

İsrail Cephesi: İsrail, Washington arabuluculuğunda kabul ettiği ateşkese rağmen Lübnan'a saldırılarını sürdürüyor.

BU CANLI YAYIN SONA ERDİ

YENİ GELİŞMELERİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

İŞTE 28 NİSAN TARİHİNDE BÖLGEDEN ANBEAN GELİŞMELER

CANLI ANLATIM

ABD'DEN 35 KİŞİ VE KURULUŞLARA YAPTIRIM

ABD Hazine Bakanlığı, İran'ın gölge bankacılık ağını yönettiği ve yaptırımların delinmesiyle bağlantılı olduğu iddiasıyla 35 kişi ve kuruluşu yaptırım listesine ekledi.

ABD Hazine Bakanlığından konuya ilişkin açıklama yapıldı.

Açıklamada, "Ekonomik Öfke" kapsamında Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisinin (OFAC), İran'ın gölge bankacılık ağlarını yöneten ve "yaptırımların delinmesi ile İran'ın terörizme verdiği destekle bağlantılı" on milyarlarca dolar değerindeki fonların hareketini kolaylaştıran 35 kişi ve kuruluşu yaptırım listesine aldığı bildirildi.

Hazine Bakanlığının açıklamasında, söz konusu ağların Devrim Muhafızları Ordusu dahil olmak üzere İran Silahlı Kuvvetlerinin, yasa dışı petrol satışlarından elde edilen ödemeleri tahsil etmek, füzeler ve diğer silah sistemleri için hassas bileşenler satın almak ve İran'ın terör bağlantılı gruplara para transfer etmek amacıyla uluslararası finans sistemine erişmesine olanak tanıdığı öne sürüldü.

Açıklamada, bugünkü yaptırımların İran'ın uluslararası finans sistemine erişimini zorlaştırmayı, petrol gelirlerini azaltmayı ve yaptırım ihlallerinin maliyetini artırmayı amaçladığı vurgulandı.

Uluslararası finans sisteminden dışlanan İranlı bankaların İran'ın ithalat ve ihracat ödemelerini gerçekleştirmek için kullanılan binlerce yurt dışı paravan şirketi yöneten ve "rahbar" olarak bilinen özel şirketlere güvendiği iddia edilen açıklamada, bu şirketlerin hedef alındığı aktarıldı.

Açıklamada ayrıca İran'a Hürmüz Boğazı için "geçiş ücreti" ödemelerinin ciddi yaptırım riski taşıdığı konusunda finansal kurumlara uyarıda bulunuldu.

GÖLGE AĞLARLA İŞBİRLİĞİ YAPAN KURUMLAR DA YAPTIRIM RİSKİ ALTINDA

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, konuya ilişkin değerlendirmesinde, İran'ın gölge bankacılık sisteminin ülkenin silahlı kuvvetleri için hayati bir "finansal can simidi" işlevi gördüğünü, küresel ticareti aksatan ve Orta Doğu'da şiddeti körükleyen faaliyetlere imkan tanıdığını iddia etti.

Bessent, finansal kurumlara yönelik "Bu ağlara imkan sağlayan veya bunlarla işbirliği yapan herhangi bir kurum, ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalma riski altında." uyarısını yaptı.

ÇİNLİ PETROL RAFİNERİLERİYLE İLGİLİ YAPTIRIM UYARISI

ABD Hazine Bakanlığının diğer bir açıklamasında da İran'ın petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90'ını Çin'in aldığına işaret edilerek, bunun büyük bir kısmını bağımsız rafinerilerin ithal ettiği belirtildi.

Buradan elde edilen gelirin İran'ın silah programlarına ve ordusuna fayda sağladığı ifade edilen açıklamada, bazı Çinli rafinerilerin, dolar cinsinden işlemler yapmak ve ABD mallarını tedarik etmek için ABD finans sistemini kullandığı öne sürüldü.

Açıklamada, finans kurumları, OFAC'ın İran ham petrolünün ithalatı ve rafine edilmesinde üstlendikleri süreklilik arz eden rol nedeniyle, Çin'deki, özellikle de Shandong eyaletindeki bağımsız petrol rafinerileriyle ilişkili yaptırım riskleri konusunda uyarıldı. 

İSRAİL MEDYASI: TEL AVİV LÜBNAN İLE MÜZAKERELERE EK SÜRE VERMEYECEK

İsrail'in Lübnan ile ABD arabuluculuğunda yürütülen müzakereler için iki haftadan fazla süre vermeyeceği ileri sürüldü.

İsrail devlet televizyonu KAN'ın İsrailli bir yetkiliye dayandırdığı haberine göre, İsrail, Lübnan ile müzakereler için iki haftadan fazla süre vermeyecek.

Ayrıca İsrail "süresiz olarak bekleyemeyeceği" konusunda uyardı.

İSRAİL İLE LÜBNAN ARASINDA BAŞLAYAN GÖRÜŞMELER

Lübnan ile İsrail arasında 30 yılı aşkın süredir kesintiye uğrayan üst düzey temas, 14 Nisan'da Washington'da yeniden kuruldu.

ABD Dışişleri Bakanlığında gerçekleştirilen toplantı, "1993 yılından bu yana en üst düzey doğrudan görüşme" olarak kayıtlara geçmişti.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Lübnan ve İsrail'in Washington büyükelçileri katılmıştı.

Washington'daki temas, iki ülke arasında uzun süredir kapalı diplomatik kanalların yeniden açılması açısından önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor.

Taraflar 24 Nisan'da da Beyaz Saray'da bir araya gelmişti.

HİZBULLAH, İSRAİL'LE DOĞRUDAN MÜZAKERELERİ REDDETTİĞİNİ DUYURMUŞTU

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, İsrail ile Lübnan arasında ABD arabuluculuğunda yürütülen müzakerelere ilişkin, "Doğrudan müzakereleri kesin olarak reddediyoruz. Doğrudan müzakereler ve sonuçları bizim için yok hükmündedir, bizi yakından ya da uzaktan ilgilendirmez." açıklamasında bulunmuştu.

BM: KISITLAMALAR NEDENİYLE GEMİ GEÇİŞLERİ YÜZDE 95,3 AZALDI

Birleşmiş Milletler (BM), ABD-İsrail ile İran savaşının başlamasından bu yana Hürmüz Boğazı'nda kısıtlamalar nedeniyle gemi geçişlerinin yüzde 95,3 azaldığını belirtti.

BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujaric, günlük basın toplantısında konuştu.

BM Ticaret ve Kalkınma Örgütünün (UNCTAD) verilerine işaret eden Dujarric, ABD/İsrail-İran savaşının başladığı 28 Şubat'tan bu yana Hürmüz Boğazı'ndan gemi geçişlerinin yüzde 95,3 azaldığını söyledi.

Dujarric, boğazdaki kısıtlamalar nedeniyle temel gıda fiyatlarının yüzde 6 ve Avrupa için ham petrol fiyatlarının da yüzde 53 arttığı bilgisini paylaştı. 

ABD/CENTCOM'DAN TİCARİ GEMİLERE HELKOPTERLİ BASKIN

ABD ticari gemilere helikopterle baskın düzenledi.Centcom, "Bugün Umman Denizi'nde ABD Deniz Piyadeleri, İran'a gittiğinden şüphelenilen M/V Blue Star III'e çıktı. 

Yapılan arama ve geminin sefer planında İran limanı ziyaretinin bulunmadığının teyit edilmesinin ardından gemiyi serbest bıraktı." ifadelerine yer verdi. 

 

 

 

İRAN MEDYASI DUYURDU: 52 İRAN GEMİSİ ABD ABLUKASINI GEÇTİ

Fars Haber Ajansı, uydu izleme verilerinin dün gece yerel saatle 22.00'den önceki 72 saatlik sürecine ilişkin bilgileri paylaştı.

İran'a ait 31 petrol tankeri ve 21 yük gemisinin son 72 saatte ABD ablukasından geçtiği belirtildi.

Ayrıca, Hürmüz Boğazı'ndan aralarında İran'a ait 6 petrol tankeri ve 5 yük gemisi olmak üzere 30 geminin geçtiği kaydedildi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu, 28 Şubat'taki ABD-İsrail saldırıları ardından, 2 Mart'ta, Hürmüz Boğazı'nın geçişlere kapatıldığını duyurmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la Pakistan'da düzenlenen müzakere sürecinin başarısızlığa uğramasının ardından sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alma sürecini başlatacaklarını belirtmiş, bu açıklamanın hemen ardından ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, 13 Nisan'da İran limanlarına giren veya bu limanlardan çıkan tüm gemilere yönelik deniz ablukası başlatacağını açıklamıştı.

 

TRUMP'TAN NETANYAHU'YA LÜBNAN UYARISI İDDİASI

İsrail'de yayın yapan Kanal 12 televizyonunun haberine göre, ABD Başkanı Trump, Başbakan Netanyahu ile bugün Lübnan'daki durumu ele aldığı bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Habere göre Netanyahu görüşmede, İsrail askerlerinin ve kuzey sınırındaki yerleşimlerin güvenliğini Lübnan’a düzenledikleri saldırılara gerekçe göstererek saldırıların devam etmesi gerektiğini savundu.

Trump ise Netanyahu’yu Lübnan’da varılan ateşkesi tehlikeye atacak saldırılardan kaçınmaları konusunda uyardı.

Netanyahu ayrıca telefon görüşmesine ilişkin bilgilendirdiği Güvenlik Kabinesi üyelerine, Trump'ın İran ve Lübnan konularının birbiriyle doğrudan bağlantılı olduğu fikrinde olduğunu söyledi.

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde ateşkese rağmen işgal ettiği alanlar ve kuzeyindeki beldelere hava ve topçu saldırıları düzenlemeye devam ediyor.

İSRAİL'İN LÜBNAN'A SALDIRILARI VE ATEŞKES
İsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.

Lübnan hükümeti de bu sürede ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, 2 Mart'tan beri İsrail saldırılarında 2 bin 500'den fazla kişinin öldüğünü bildirmişti.

ABD Başkanı Donald Trump, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.

Ateşkese rağmen İsrail ordusu Lübnan'ın güneyindeki saldırılarını ve ev yıkımlarını sürdürürken, Hizbullah ise ateşkesi ihlal ettiği gerekçesiyle İsrail birliklerine saldırılar düzenliyor.

 

İRAN ATEŞ HATTINDA DÜNYA BU ZİRVEYE KİLİTLENDİ

Washington DC’de bugün olağanüstü bir hareketlilik hakim. ABD ve İngiliz bayraklarının her köşe başında dalgalandığı Beyaz Saray etrafında güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı.

A Haber muhabiri İrfan Sapmaz, "Şu anda Beyaz Saray'ın etrafında tabii inanılmaz güvenlik önlemleri var. Her yer Amerikan ve İngiliz bayraklarıyla donatılmış vaziyette. Tamamıyla Beyaz Saray bugün Kral Charles ve Camilla'ya kapatılmış durumda diyebiliriz." ifadelerini kullandı. Bu görkemli atmosferin arkasında ise çok sert bir siyasi ajanda yatıyor.

TRUMP'TAN VERGİ VE NATO BASKISI: TARİFE TEHDİDİ MASADA

Donald Trump’ın Kral Charles ile yapacağı görüşmede ana gündem maddesi sadece diplomasi değil, aynı zamanda ekonomi ve askeri harcamalar.

İrfan Sapmaz, "Trump'ın Kral Charles'la NATO konusunda konuşacağını bildirmişti zaten. ABD'nin Avrupa savunma yükü, İngiltere'nin askeri kapasitesi ve Trump'ın NATO müttefiklerinden daha fazla katkı istemesi çerçevesinde ele alınıyor bu görüşme. İngiltere'nin teknoloji şirketlerine yönelik dijital hizmet vergisini de gündeme getirmeyi planlıyor Donald Trump. Yani bir baskı unsuru olarak Trump'ın bu verginin kaldırılmaması halinde İngiltere'ye tarife tehdidinde bulunduğu da haber veriliyor." sözleriyle Trump’ın masaya elinde "sopa" ile oturduğunu aktardı.

KRAL CHARLES’IN ZORLU DİPLOMASİ SINAVI

İngiltere tarafı ise Trump-Starmer gerilimini yumuşatmanın peşinde. Kralın apolitik kimliğiyle denge kurmaya çalışacağını belirten İrfan Sapmaz, "Kral Charles'ın kongre konuşmasında demokrasi, barış, çevre koruma ve dini özgürlük gibi başlıklara ağırlık vermesinin beklendiği haberleri var. Kralın doğrudan siyasi polemiklerden uzak durarak daha sembolik ve birleştirici bir dil kullanacağı şeklinde yorumlanıyor. Kral Charles, Trump'la Starmer arasındaki siyasi gerilimi doğrudan tartışmayacak. Monarşinin tarafsız konumunu kullanarak Washington-Londra hattında diplomatik yumuşama sağlayacak." şeklinde konuştu.

İRAN ÇIKMAZI VE TRUMP’IN "YALNIZLIK" SİTEMİ

Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ve İran meselesi, Trump’ın en büyük hayal kırıklıklarından biri olarak öne çıkıyor. Müttefiklerinin kendisini yalnız bıraktığını düşünen Trump’ın intikam hisleriyle hareket ettiği belirtiliyor. İrfan Sapmaz, "Donald Trump çok büyük bir hayal kırıklığına uğradı İran konusunda, tamamıyla tek başına kaldı. İşte İngiltere, Avrupa Birliği'ne, NATO üyesi ülkelere inanılmaz sert açıklamalarda bulundu. 'Başınızın çaresine bakın' dedi. Şu anda 70 bine yakın Amerikan askeri, üç savaş gemisi ve ordunun neredeyse üçte biri Amerikan ordusunun Hürmüz Boğazı etrafında Ortadoğu'da konuşlanmış vaziyette. İran üzerinde baskılarını sürdürüyor." ifadelerini kullandı.

NATO’DAN İNTİKAM ALIYOR: "TRUMP'I SİNİRLENDİRMİŞLERDİ"

Trump’ın NATO müttefiklerine karşı olan sert tavrının kökeninde geçmişte yaşanan gerginlikler yatıyor. İrfan Sapmaz, "NATO ile esas Donald Trump arasında başlayan gerginlik önceki sene başkent Washington DC'de gerçekleştirilen NATO zirvesinde yaşanmıştı. 'Donald Trump gelirse bu bizim için iyi olmayacak' yönündeki açıklamalar onu çok sinirlendirmişti. Şu anda bir anlamda Donald Trump onlardan intikam alıyor diyebiliriz. İntikam hislerinin Donald Trump'ta çok güçlü olduğunu biliyoruz." sözleriyle çarpıcı bir tespitte bulundu.

KRİTİK DENGE UNSURU TÜRKİYE: "TRUMP ERDOĞAN’DAN İSTİFADE ETMEK İSTİYOR"

Dünya genelindeki bu kaotik ortamda Türkiye ve Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Trump’ın ajandasında çok kritik bir yer tutuyor. İrfan Sapmaz, "Donald Trump özellikle de böylesi bir ortamda Türkiye'ye gelebilir. Türkiye üzerinden de mesaj vermek isteyebilir. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'la ilişkilerinin çok iyi olduğunu biliyoruz. O anlamda da Türkiye şu anda bölgede Donald Trump için son derece önemli bir rol. Hem Netanyahu'ya karşı bir denge unsuru olarak Türkiye'den ve dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanı'ndan istifade etmek istiyor işin açıkçası." ifadelerini kullandı.

TRUMP: İRAN AZ ÖNCE BİZE “ÇÖKÜŞ AŞAMASINDA” OLDUKLARINI BİLDİRDİ

ABD Başkanı Trump, "İran az önce bize “çöküş aşamasında” olduklarını bildirdi. Liderlik sorunlarını çözmeye çalışırken (ki bence bunu başarabilecekler), bizden “Hürmüz Boğazı’nı” bir an önce açmamızı istiyorlar" ifadelerine yer verdi.

 

 

TAHRAN'DA ATEŞKESLE BİRLİKTE GÜNLÜK YAŞAM SAVAŞ ÖNCESİ RUTİNİNE DÖNDÜ

ABD ve İsrail saldırılarının ardından, İran'ın başkenti Tahran'da ateşkes sürecinde, günlük yaşam savaş öncesi hareketliliğine döndü.

AA ekibi, Tahran sokaklarındaki canlılığı görüntüledi.

Ateşkesle, ortadan kalkan güvenlik endişesi ve havaların ısınmasıyla birlikte başkent halkı daha fazla sokağa çıkmaya başladı.

Özellikle kentin güneyinde yer alan Büyük Tahran Çarşısı ve etrafındaki işportacıların önünde kalabalıkların oluştuğu görüldü.

Halkın çarşı ve pazara çıkmasıyla kent ekonomisi canlanırken, hareketlilik esnafın da yüzünü güldürüyor.

Tahran'da bazı vatandaşların park ve bahçelerde vakit geçirdiği bazılarının da yoğun bir şekilde alışveriş yaptığı görüldü.

İRAN'IN ŞARTLARI ÜLKEDEKİ MUHAFAZAKAR MEDYADA POLEMİK YARATTI

ABD ile görüşmelerde öne sürülen şartlar, İran'daki muhafazakar medya arasında polemiğe yol açtı

İran'da Devrim Muhafızları Ordusuna yakın Tesnim Haber Ajansı'nın, ABD ile görüşmelerde öne sürülen taleplerin diplomasiyle elde edilmesini "sihirli fasulye" benzetmesiyle eleştiren yazısı, muhafazakar medya kuruluşu Rajanews'in tepkisine yol açtı.

İran'da ABD ile görüşmelerde öne sürülen şartlar muhafazakar medya kuruluşları arasında tartışmaları da beraberinde getirdi.

"SİHİRLİ FASULYE" BENZETMESİ

Tartışma, Devrim Muhafızları Ordusuna yakınlığıyla bilinen Tesnim'in 26 Nisan'da yayımladığı bir yazıda, İran'ın uluslararası müzakerelerde öne sürdüğü taleplerin diplomasiyle elde edilmesini "sihirli fasulye" benzetmesi kullanarak eleştirmesiyle başladı.

Rajanews, söz konusu taleplerin ülke lideri Mücteba Hamaney tarafından dile getirildiğini belirterek Tesnim'i bu şartlarla alay etmekle suçladı.

Sosyal medyada bazı kullanıcılar da Tesnim'in, Hamaney'in 10 maddelik taleplerini küçümsediğini öne sürdü. Gelen tepkilerin ardından Tesnim, yazıyı internet sitesinden kaldırdı.

Bunun ardından dün gece Tesnim binası önünde, muhafazakar siyasetçi Said Celili ve muhafazakar aktivist Ali Ekber Refipur destekçilerinin katıldığı bir protesto düzenlendi.

Sosyal medyada yer alan görüntülere göre, gösteri sırasında binanın duvarlarına sloganlar yazıldı, Tesnim aleyhinde sloganlar atıldı.

Olayın ardından Tesnim, yayımladığı açıklamada Rajanews'i hedef alarak son haftalarda "İran'daki birliği zayıflatmaya yönelik şüpheli girişimler" gözlendiğini ileri sürdü.

Açıklamada, "sızma ve şüpheli faaliyetlere dair ciddi izler bulunduğu ve bazı kişilerin bu kapsamda tutuklandığı" ifade edildi.

CENTCOM'DAN HÜRMÜZ'DE ABLUKA: BİR PETROL TANKERİNİN GEÇİŞİ ENGELLENDİ

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD'nin İran limanlarına uyguladığı abluka nedeniyle bir petrol tankerini​​n geçişini engellediğini açıkladı.

CENTCOM'un ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin açıklama yapıldı.

Açıklamada, M/T Stream adlı ham petrol tankerinin İran'daki bir limana geçişinin güdümlü füze muhribi USS Rafael Peralta ile engellendiği kaydedildi.

CENTCOM'un 26 Nisan'daki açıklamasında, ABD'nin İran limanlarına uyguladığı abluka nedeniyle 37​​ geminin geri döndürüldüğü ifade edilmişti.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la Pakistan'da yürütülen müzakere sürecinin başarısızlığa uğramasının ardından yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alma sürecini başlatacaklarını duyurmuştu.

CENTCOM da ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasına 10 binden fazla askerin yanı sıra onlarca savaş gemisiyle savaş uçağının eşlik ettiğini açıklamıştı.

A HABER TEL AVİV'DE: ATEŞKES MASADA SAVAŞ SAHADA

İsrail ile Lübnan hattında ateşkes söylemleri havada dolaşsa da sahadaki gerçek bambaşka. İsrail ordusu Lübnan’ın derinliklerine yönelik saldırılarını artırırken, son saldırılarda en az 4 kişi daha hayatını kaybetti. Çok sayıda Hizbullah noktası hedef alınırken, sivil kayıplar da giderek artıyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun “Hizbullah’ın silahsızlandırılması için önemli adımlar atıyoruz” açıklaması ise bölgedeki tansiyonu daha da yükseltti. Netanyahu’nun “Hizbullah silahsızlandırılana kadar saldırılar sürecek” sözleri ve Hizbullah cephesinden gelen sert yanıt, bölgede yeni bir sıcak temasın sinyalini veriyor.

ATEŞKES MASADA, SAVAŞ SAHADA

A Haber ekranlarında son gelişmeleri aktaran Hasan Zahit Ezim, bölgede hiçbir şekilde suların durulmadığını vurgulayarak, “İsrail’le hiçbir şekilde sular durulmuyor. Her ne kadar havada ateşkes olsa da, ateşkes kokuları hissedilse de sahada herhangi bir şekilde ateşkes yok” ifadelerini kullandı.

İsrail’in özellikle geride bırakılan gün içerisinde Lübnan’ın derinliklerine çok ciddi saldırılar gerçekleştirdiğini belirten Ezim, çok sayıda Hizbullah alanının hedef alındığını ve bu bölgelerin adeta yok edildiğini söyledi. İsrail ordusunun hem yoğun topçu atışlarıyla hem de savaş uçaklarıyla operasyon düzenlediğini aktaran Ezim, saldırıların yalnızca sınır hattıyla sınırlı kalmadığını, ülkenin daha iç bölgelerine kadar uzandığını ifade etti.

RUBIO’DAN KRİTİK AÇIKLAMA: HİZBULLAH SİLAHSIZLANDIRILACAK

Bölgedeki tansiyonu yükselten en dikkat çekici açıklamalardan biri ise ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’dan geldi.

Hasan Zahit Ezim, sıcak gelişmeyi aktarırken, Marco Rubio’nun hafta sonu yaptığı açıklamada “Hizbullah’ın silahla silahsızlandırılmasına yönelik önemli adımlar alıyoruz” dediğini belirtti.

Bu açıklamanın zamanlamasının oldukça dikkat çekici olduğuna vurgu yapan Ezim, daha önce Lübnan ile Hizbullah hattındaki ateşkesi bizzat ABD Başkanı Donald Trump’ın duyurduğunu hatırlattı.

Trump’ın, “3 haftalık ateşkesi daha da uzatıyorum” dediğini ve aynı açıklamada Hizbullah için “Kendi yöntemlerimle ele alacağım” mesajı verdiğini aktaran Ezim, Rubio’nun son sözlerinin de bu planın devamı nitğinde görüldüğünü söyledi.

NETANYAHU’DAN SERT MESAJ: SALDIRILAR SÜRECEK

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da saldırıların süreceğini açık şekilde ilan etti.

Hasan Zahit Ezim, Netanyahu’nun yaptığı paylaşımda, “Hizbullah silahsızlandırılana kadar saldırılara devam edeceğiz” dediğini aktararak, Tel Aviv yönetiminin geri adım atmaya niyetli görünmediğini ifade etti.

Bu açıklama, ateşkes beklentilerinin daha başlamadan gölgelenmesine neden oldu.

HİZBULLAH’TAN KARŞI HAMLE: BİZ DE DURMAYACAĞIZ

İsrail cephesinden gelen sert mesajlara Hizbullah da aynı sertlikte yanıt verdi.

Hizbullah Genel Sekreteri Kasım’ın açıklamalarına dikkat çeken Ezim, Hizbullah liderinin, “İsrail ordusu alanımızdan, bölgemizden çekilene kadar saldırılarımıza devam edeceğiz” dediğini aktardı.

Böylece hem İsrail hem de Hizbullah cephesinden gelen açıklamalar, sahada çatışmaların kısa vadede sona ermeyeceğini bir kez daha gözler önüne serdi.

BEDELİ YİNE SİVİLLER ÖDÜYOR

Bölgedeki çatışmalarda en ağır bedeli ise yine masum siviller ödüyor.

Hasan Zahit Ezim, “Bir yandan Hizbullah, bir yandan İsrail ancak bu durumda zarar gören maalesef masum siviller oluyor” sözleriyle yaşanan insani dramı anlattı.

Son saldırılarda 10’dan fazla Lübnanlının hayatını kaybettiğini, 30’dan fazla kişinin de yaralandığını belirten Ezim, 2 Mart’tan bugüne kadar tabloya bakıldığında 2000’den fazla Lübnanlının yaşamını yitirdiğini söyledi.

Bu rakamlar, bölgedeki insani felaketin boyutunu gözler önüne sererken, ateş hattındaki sivillerin nasıl bir dehşet yaşadığını da ortaya koyuyor.

İSRAİL GÖKYÜZÜNDEN BİLDİRİM DAĞITTI

İsrail’in yalnızca bombalarla değil, psikolojik savaş yöntemleriyle de baskıyı artırdığı ifade edildi.

Hasan Zahit Ezim, İsrail’in iki gün önce hava savunma kuvvetleri ve savaş uçaklarıyla yukarıdan mektuplar ve bildiriler dağıttığını söyledi.

Bu bildirilerin doğrudan Lübnan halkına yönelik olduğunu belirten Ezim, mesajlarda “Buradaysanız uzaklaşın. Burada olanlar herhangi bir şekilde geri gelmesin, yolda olanlar geri gelmesin” ifadelerinin yer aldığını aktardı.

Bu uyarıların hemen ardından İsrail’in saldırılarını daha da derinleştirdiği belirtildi.

HEDEF ARTIK SADECE GÜNEY DEĞİL: BEKAA VADİSİ

İsrail’in saldırı rotasında dikkat çeken bir değişim de yaşandı.

Daha önce ağırlıklı olarak güney Lübnan hedef alınırken, şimdi saldırılar ülkenin orta kesimlerine kadar taşındı.

Hasan Zahit Ezim, “Dün de yine buna benzer bir açıklama yapıldı ve Bekaa Vadisi’ne İsrail bu sefer namluları çevirdi” diyerek, artık yalnızca güney değil, Lübnan’ın orta bölgelerinin de yoğun hedef haline geldiğini söyledi.

Bu gelişme, savaşın coğrafi olarak daha da genişlediği yorumlarına neden oldu.

GAZETECİLER DE HEDEFTE

Savaşın yalnızca sivilleri değil, gazetecileri de vurduğu belirtildi.

Ezim, geride bırakılan gün içerisinde bir gazetecinin daha hayatını kaybettiğine yönelik iddiaların dolaştığını ifade ederek, bölgede görev yapan basın mensuplarının da büyük risk altında olduğunu söyledi.

Sıcak bölgedeki her gelişmenin adeta ölüm kalım meselesine dönüştüğünü vurgulayan Ezim, saldırıların medya çalışanlarını da doğrudan hedef haline getirdiğini belirtti.

“İSRAİL HER ZAMAN BİR BAHANE BULUYOR”

Ateşkes ihtimaline ilişkin değerlendirmede bulunan Hasan Zahit Ezim, Trump’ın açıklamalarından sonra karşılıklı silahsızlandırma üzerinden bir ateşkes olup olmayacağına dair net bir tablo olmadığını söyledi.

Ancak Ezim, çok net bir tespitte bulunarak, “Ne kadar ateşkes olursa olsun İsrail her zaman bir bahane buluyor ve bu saldırıları çok daha ciddi bir şekilde derinleştiriyor” sözleriyle sahadaki tabloyu özetledi.

Tel Aviv’den aktarılan bu gelişmeler, bölgede ateşkes umutlarının şimdilik oldukça zayıf olduğunu ve savaşın daha da derinleşebileceğini gösteriyor.

İSRAİL ATEŞKESE RAĞMEN LÜBNAN'IN GÜNEYİNE SALDIRIYOR

İsrail işgal güçleri, ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyinde sabah saatlerinde hava saldırılarına devam etti.

Lübnan haber ajansı NNA'ya göre, İsrail savaş uçakları Nebatiye kentine bağlı Doğu Zavter beldesine 3 hava saldırısı düzenledi.

İsrail işgal güçleri Bint Cubeyl ilçesindeki el-Mehniyye Mahallesi'ne ağır silahlarla yoğun şekilde ateş açtı.

Ayrıca, İsrail savaş uçakları Sur kenti ve çevresi üzerinde alçak uçuş yaparken, insansız hava aracı da başkent Beyrut ve Dahiye bölgesi üzerinde görüldü.

İSRAİL'İN LÜBNAN'A SALDIRILARI VE ATEŞKES

İsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.

Lübnan hükümeti de bu sürede ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, Lübnan ve İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.

Ateşkese rağmen İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki saldırıları sürerken Hizbullah da karşılık vermeye devam ediyor.

ABD'DEN SERT İRAN ÇIKIŞI: “HÜRMÜZ BOĞAZI EKONOMİK BİR NÜKLEER SİLAH”

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı abluka altına almasını “ekonomik bir nükleer silah” olarak nitelendirerek, Tahran yönetiminin bölgeyi kontrol altına almaya çalıştığını söyledi.

Pazartesi günü Fox News’e konuşan Rubio, dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklığın, İran’ın neden nükleer silah sahibi olmaması gerektiğini açıkça gösterdiğini ifade etti.

Rubio, “Boğaz, aslında İran’ın dünyaya karşı kullanmaya çalıştığı ekonomik bir nükleer silahın eşdeğeri. Üstelik bununla övünüyorlar” dedi.

“NÜKLEER SİLAH SAHİBİ OLURSA TÜM BÖLGEYİ REHİN ALIR”

Rubio, İran’ın nükleer silah elde etmesi halinde yalnızca bölgeyi değil, küresel dengeleri de tehdit edeceğini savundu.

ABD’li Bakan, “Eğer İran nükleer silah edinirse, tüm bölgeyi rehin alır” ifadelerini kullandı.

Aynı zamanda ABD Başkanı Donald Trump’ın ulusal güvenlik danışmanlığı görevini de yürüten Rubio, İran’ın nükleer programı konusunda müzakereleri reddetmeye devam etmesi halinde Trump’ın nasıl bir adım atacağı konusunda ise yorum yapmaktan kaçındı.

ABD’NİN ÖNCELİĞİ: İRAN’IN NÜKLEER GÜCE ULAŞMASINI ENGELLEMEK

İran’ın nükleer silah sahibi olmasının engellenmesi, hem mevcut çatışmanın hem de haziran ayında ABD’nin İran’daki nükleer tesislere düzenlediği hava saldırılarının temel gerekçesi olarak gösteriliyor.

Washington yönetimi, Tahran’ın nükleer kapasitesinin bölgesel güvenlik açısından kabul edilemez bir risk oluşturduğunu savunuyor.

HÜRMÜZ BOĞAZI KRİZİ ENERJİ PİYASALARINI SARSIYOR

Yaklaşık iki ay önce başlayan savaşın ardından İran, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatı açısından hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini büyük ölçüde kısıtladı.

Bu gelişme, dünya genelinde enerji fiyatlarının yükselmesine neden oldu.

ABD ise buna karşılık İran’a yönelik deniz ablukası uygulayarak, Tahran yönetiminin petrol gelirlerini kesmeyi hedefliyor.

İDDİA: TRUMP İRAN’IN HÜRMÜZ BOĞAZI TEKLİFİNDEN MEMNUN DEĞİL

ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve ABD-İsrail’in İran’a yönelik savaşının sona erdirilmesine ilişkin sunduğu tekliften memnun olmadığı bildirildi.

The New York Times’ın, görüşmeler hakkında bilgi sahibi ancak isimleri açıklanmayan kaynaklara dayandırdığı haberine göre Trump, Tahran’ın planı hakkında pazartesi günü Beyaz Saray’daki Durum Odası toplantısında bilgilendirildi.

İran’ın teklifinde, ABD’nin stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerindeki ablukayı sona erdirmesi de yer alıyor.

NÜKLEER PROGRAM TEKLİFİN DIŞINDA KALDI

Ancak teklifin en dikkat çekici yönü, İran’ın nükleer programına ilişkin herhangi bir madde içermemesi oldu.

ABD ve İranlı yetkililere göre Tahran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurma yönündeki ABD taleplerini yine kabul etmedi. İran, uluslararası hukuk çerçevesinde uranyum zenginleştirme hakkına sahip olduğunu savunurken, halihazırda zenginleştirdiği uranyumu teslim etmeyi de reddediyor.

Trump ise uzun süredir bu iki talepte ısrar ediyor.

ABD’li ismi açıklanmayan bir yetkili, İran’ın mevcut teklifinin kabul edilmesinin Trump açısından “kamuoyu önünde bir zafer kaybı” anlamına gelebileceğini belirtti.

BEYAZ SARAY’DAN NET MESAJ: KIRMIZI ÇİZGİLERİMİZ VAR

Beyaz Saray Sözcüsü Olivia Wales, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Amerika Birleşik Devletleri basın üzerinden müzakere yürütmez. Kırmızı çizgilerimizi açıkça belirttik. Başkan yalnızca Amerikan halkı ve dünya için iyi olacak bir anlaşmayı kabul eder.”

TEKLİF PAKİSTAN ÜZERİNDEN İLETİLDİ

Axios’un pazar günü yayımladığı habere göre İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, söz konusu teklifi Pakistanlı arabulucular aracılığıyla iletti.

Plana göre ateşkes uzun süreli olarak uzatılacak ya da kalıcı hale getirilecek. Nükleer görüşmeler ise ancak Hürmüz Boğazı yeniden açıldıktan ve ekonomik kısıtlamalar kaldırıldıktan sonra başlayacak.

TRUMP DAHA ÖNCE DE TEKLİF REDDETMİŞTİ

Trump’ın geçen hafta İran’dan gelen başka bir öneriyi de reddettiği ve hafta sonu İslamabad’da yapılması planlanan müzakereleri aniden iptal ettiği belirtildi.

ABD’li yetkililer, İran’ın müzakere heyetine nükleer program konusunda herhangi bir taviz verme yetkisi vermediğini, bunun da barış görüşmelerine ciddi darbe vurduğunu ifade etti.

WASHINGTON’DA YENİ TARTIŞMA: İRAN NE KADAR DAYANABİLİR?

Trump yönetimi içinde şimdi en büyük tartışma, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki devam eden ABD ablukasına karşı ekonomik olarak ne kadar dayanabileceği üzerine yoğunlaşıyor.

Petrol üretiminin depolama kapasitesini hızla aştığı, kuyuların kapatılmasının ise ciddi altyapı zararlarına yol açabileceği belirtiliyor.

Yönetim içindeki bazı isimler, İran’ın bu maliyetlere katlanmak yerine anlaşma yapmayı tercih edeceğini savunuyor.

Ancak diğer bazı yetkililer ise Trump’ın İsrail’le birlikte İran’a saldırı kararı almasının ardından Tahran yönetiminin daha da sertleştiğini düşünüyor.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin