İran: Bize savaş açmayan ülkeler Hürmüz'den geçebilir | İsrail-Lübnan ateşkesi 45 gün uzatıldı

İran: Bize savaş açmayan ülkeler Hürmüz'den geçebilir | İsrail-Lübnan ateşkesi 45 gün uzatıldı

ABD Başkanı Donald Trump, İran konusunda artık çok daha fazla sabırlı olmayacağını söyledi ve Tahran yönetimine Washington ile anlaşma yapma çağrısında bulundu. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ülkesiyle savaşta olmayan gemilerin Hürmüz'den geçebileceğini söyledi, "ABD'ye güvenmiyoruz" ifadelerini kullandı. Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail ile Lübnan arasında sağlanan ateşkesin 45 gün uzatıldığını duyururken, taraflar arasındaki güvenlik görüşmelerinin 2-3 Haziran’da başlayacağını bildirdi.

ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları sonrası varılan ateşkeste bilmece sürüyor.

İran'dan nükleer konusunda taviz verilmeyeceği ve uranyum stoklarının pazarlık yapılmayacağı açıklamaları gelirken, ABD Başkanı Donald Trump, Çin ziyaretinde iki ülkenin de "Tahran'ın nükleere sahip olamayacağı" konusunda mutabık olduğunu açıkladı. Hürmüz Boğazı'nın da açılması gerektiği vurgusu yapılırken İsrail Lübnan'a saldırılarını sürdürüyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nın savaş sırasında BAE'yi ziyaret ettiği iddiaları ise Tahran'da "Hesap verecekler" şeklinde karşılık buldu.

ABD'nin Çin dönüşü İran'a yeni operasyon başlatıp başlatmayacağı veya İran'ın BAE'ye ya da Suudi Arabistan'a - İran'a gizlice saldırdığı iddia edilmişti- misillemede bulunup bulunmayacağı belirsizliğini koruyor.

BU CANLI YAYIN SONA ERDİ

YENİ GELİŞMELERİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

İŞTE 16 MAYIS 2026 TARİHİNDE ORTA DOĞU'DAN YAŞANAN ANBEAN GELİŞMELER

CANLI ANLATIM

ABD'DEN İRAN'A HÜRMÜZ TEPKİSİ: DÜNYAYI TERÖRİZE EDİYORLAR

ABD Enerji Bakanı Chris Wright, enerji piyasalarındaki istikrarın en kısa sürede yeniden sağlanmasının İran’a bağlı olduğunu belirterek, "Öyle ya da böyle, İran’ın nükleer programının son bulduğunu ve Hürmüz Boğazı’nda trafiğin serbestçe aktığını göreceğiz. İran’la yapılacak bir anlaşma sayesinde bu, nispeten hızlı bir şekilde gerçekleşebilir" dedi. İran’ın enerji kozunu kullanarak dünyayı rehin almaya çalıştığını öne süren Wright, "Bence sonunda İran rejiminin o kadar yoğun bir ekonomik baskı ve küresel baskı altında kalacağını göreceksiniz ki, bu saçmalığı bırakacaklar. Şu anda, tüm dünyayı terörize ediyorlar" ifadelerini kullandı. 
 
ABD Enerji Bakanı Chris Wright CNBC televizyonuna gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. İran savaşının etkileriyle enerji piyasalarında yaşanan endişelere değinen Wright,  "Geçici ve önemli bir kesinti yaşıyor olsak da, İran’ın nükleer silah elde etme tehdidini ortadan kaldırmak, küresel enerji piyasaları, dünya barışı ve refahı için on yıllarca sürecek bir tehdidi ortadan kaldırmak anlamına gelir. Bu nedenle Başkan Trump bu konuda kararlı. Evet, kısa vadede bu durum bir aksaklığa neden oluyor, ancak İran'ın nükleer silah elde etme yeteneğini ortadan kaldırmak ve ABD'nin üretim ve arzını artırmaya devam etmesini sağlamak için, bence insanlar bunun yeni bir durum olmadığını anlıyor. Bu, yolumuzdaki bir engel ve bunu aşacağız" değerlendirmesinde bulundu. 

"ÇİN DAHİL HERKES İRAN’IN YAPTIKLARINA KARŞI"

Enerji piyasalarındaki istikrarın en kısa sürede yeniden sağlanmasının İran’a bağlı olduğunu aktaran Wright, "Yani, bu konunun büyük kısmı İran’a bağlı. Öyle ya da böyle, İran’ın nükleer programının son bulduğunu ve Hürmüz Boğazı’nda trafiğin serbestçe aktığını göreceğiz.  İran’la yapılacak bir anlaşma sayesinde bu, nispeten hızlı bir şekilde gerçekleşebilir. İran petrolünün ve Arap Körfezi’nden gelen diğer petrolün en büyük alıcısı olan Çin de dahil olmak üzere dünya üzerindeki her ülke İran’ın yaptıklarına karşı" diye konuştu. 
 
"Çin’in aldığı ABD petrolü miktarı artacak" 
 
Çin’in ABD’den daha fazla petrol alıp almayacağı yönündeki bir soruya da yanıt veren Wright, "Evet, elbette kısa vadede bunu yapacaklar. Satın almaya devam edecekler ve bence ABD petrolünün miktarı da artacak. Ama nihayetinde dünyanın Basra Körfezi'ni açması gerekiyor. İran'ın tüm dünyayı rehin alma girişimi, insanların bildiği gibi geçici bir durum. Oradan üç ABD Donanması muhribi geçirdik. Bazı tankerlere dışarıya kadar eşlik ettik. Bu, bunu yapmanın ideal yolu değil. Ama yapmak zorunda kalırsak, aynı şekilde yapacağız. Bence sonunda İran rejiminin o kadar yoğun bir ekonomik baskı ve küresel baskı altında kalacağını göreceksiniz ki, bu saçmalığı bırakacaklar. Şu anda, tüm dünyayı terörize ediyorlar" şeklinde konuştu. 
 
"HÜRMÜZ BOĞAZI’NIN ÖNEMİ AZALACAK"
 
İran’a olan ihtiyacı azaltacak alternatif enerji dağıtım rotalarının önemli olduğunu vurgulayan Wright, "Bu, İran’ın sadece bir kez oynayabileceği bir kart. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki boru hattı kapasitesinde artış göreceğiz. Biliyorsunuz, Türkiye’nin Ceyhan kentine uzanan bir Irak boru hattı var. Ürdün’e giden bir boru hattı da görebiliriz. Enerjinin Basra Körfezi’nden dışarı çıkması için başka güzergâhlar da olacak.  Bence Hürmüz Boğazı’nın önemi azalacak, ancak bu ülkelerin enerji üretimi ve enerji arzının önemi azalmayacak" ifadelerini kullandı. 

İSRAİL KIYI ŞERİDİNİ “KAPALI ASKERİ BÖLGE” İLAN ETTİ

İsrail ordusu, ateşkese rağmen saldırılarını sürdürdüğü Lübnan sınırına doğru uzanan kıyı şeridini "kapalı askeri bölge" ilan etti. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Lübnan sınırındaki sahil bölgesinin "kapalı askeri bölge" kararının perşembe akşamı yapılan durum değerlendirmesinin ardından alındığı bildirildi.

Açıklamada, söz konusu bölgenin İsrail'in kuzey sınırındaki Roş Hanikra ile Akşif yerleşimleri arasında uzanan 5,7 kilometrelik (3,5 mil) sahil şeridini kapsadığı belirtildi.

İsrail ordusunun kapalı askeri bölge ilanının, Roş Hanikra yerleşiminde 3 İsraillinin yaralanmasıyla sonuçlanan Hizbullah'ın perşembe sabah saatlerinde düzenlediği insansız hava aracı saldırısından sonra gelmesi dikkati çekti.

İsrail ordusu, 17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkese rağmen Lübnan'a sık sık hava saldırıları düzenlemeye devam ediyor.

İRAN'DAN TRUMP MESAJI: PEKİN'DEN İRAN İLE YÜRÜTTÜĞÜ SAVAŞTA YAŞADIĞI BAŞARISIZLIĞIN AĞIR GÖLGESİ ALTINDA AYRILDI

İran'dan ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin'in başkenti Pekin'deki temaslarına ilişkin sert açıklamalar geldi. İran dini lideri Mücteba Hamaney'in askeri danışmanı Tümgeneral Muhsin Rızayi, "ABD Başkanı, Pekin'den güçlü bir konumda değil, İran ile yürüttüğü savaşta yaşadığı başarısızlığın ağır gölgesi altında ayrıldı" ifadelerini kullandı.

Rızayi açıklamasında, Washington yönetiminin diplomatik girişimlerini eleştirerek yeni dünya düzeninin artık ABD merkezli olmadığını savundu. Rezaei, "ABD'nin kendi oluşturduğu krizi kontrol altına almak için Çin'in etkisine ihtiyaç duyması, yeni dünya düzeninin artık ABD merkezli olmayan kurallarla şekillendiğini gösteriyor" dedi.
 

 

TRUMP’IN ÇİN HAMLESİ NETANYAHU’YU RAHATSIZ ETTİ!

A Haber Washington Muhabiri İrfan Sapmaz, ABD’de son dönemde gündemin merkezine yerleşen İran gerilimine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Sapmaz, Donald Trump’ın Çin ziyaretiyle birlikte elinin güçlendiğini belirterek, ABD’de konuşulan senaryoların büyük bölümünün medya ve askeri endüstriyel kompleks kaynaklı olduğunu ifade etti.

Sapmaz, “Donald Trump’ın kendi kafasında bir saldırı yapayım düşüncesi vardı ancak kara operasyonları artık bir tartışma konusu bile değil. Hürmüz Boğazı çevresindeki adalara indirme yapılabilir gibi birçok senaryo konuşuldu ama ben hiçbir zaman bir savaş ya da kara operasyonu beklemediğimi söyledim” ifadelerini kullandı.

“AMERİKAN MEDYASININ ARKASINDA ASKERİ ENDÜSTRİYEL KOMPLEKS VAR”

Washington’daki medya düzenine dikkat çeken Sapmaz, ABD ana akım medyasındaki şirket ortaklıklarının savaş söylemlerini doğrudan etkilediğini söyledi. CNN International’dan Fox News’e, Washington Post’tan New York Times ve Wall Street Journal’a kadar birçok medya kuruluşunun arkasında askeri endüstriyel kompleksin etkisinin bulunduğunu vurgulayan Sapmaz, bu nedenle haberleri analiz ederken medya sahiplik yapılarını da dikkate aldığını anlattı.

Sapmaz, “Benim masamda artık Amerikan ana akım medyasındaki askeri endüstriyel kompleks şirketlerinin pay oranlarının olduğu bir liste var. Değerlendirmeleri buna göre yapıyorum. Bu seslerin kimden çıktığına ve ne zaman yükseldiğine dikkat etmek gerekiyor” sözleriyle Washington’daki perde arkasını anlattı.

NETANYAHU CEPHESİNDE RAHATSIZLIK

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu cephesindeki huzursuzluğa da dikkat çeken Sapmaz, Netanyahu’nun son dönemde yaptığı açıklamaların son derece kritik olduğunu belirtti. Netanyahu’nun CBS’in “60 Dakika” programındaki sözlerine işaret eden Sapmaz, İsrail liderinin artık ABD’ye ihtiyaç duymadıkları yönündeki çıkışının aslında Washington’a verilmiş bir mesaj olduğunu söyledi.

Sapmaz, Netanyahu’nun, “Biz artık Amerika Birleşik Devletleri’ne ihtiyaç duymuyoruz. Yılda 3.8 milyar dolarlık yardım alıyoruz ama buna da ihtiyaç kalmayacak. Savunma sanayi olarak yeterince güçlüyüz” şeklindeki sözlerini hatırlatarak, bu çıkışın arkasında Donald Trump’tan istediği desteği alamamasının yattığını ifade etti.

GAZZE, SURİYE VE İRAN DOSYASI

Washington kulislerinde İsrail’in özellikle Gazze, Suriye ve İran başlıklarında Trump yönetiminden istediği ölçüde destek göremediği konuşuluyor. Sapmaz, “Trump, Gazze meselesinde durdurdu, Suriye meselesinde durdurdu, İran meselesinde durdurdu. Bu nedenle Netanyahu artık tek başına hareket etme çabası içerisinde” diyerek İsrail’in bölgede daha bağımsız ve agresif bir strateji izlemeye başladığını aktardı.

TRUMP’IN ÇİN HAMLESİ VE YENİ BLOKLAŞMA

Donald Trump’ın Çin ziyaretiyle oluşan yeni diplomatik denkleme de dikkat çeken Sapmaz, bu hamlenin karşı cephesinde Hindistan ve İsrail’in bulunduğunu söyledi. Özellikle Narendra Modi ile Netanyahu arasındaki yakınlaşmanın önemine işaret eden Sapmaz, İsrail’in bölgede yeni ortaklıklarla Washington üzerindeki baskıyı artırmaya çalıştığını belirtti.

Sapmaz, “Netanyahu’ya bir özgüven gelmiş durumda. ‘Artık Amerika’ya ihtiyacımız yok’ söylemi de bunun göstergesi. Çünkü ABD içinde İsrail’e yönelik çok ciddi tepkiler büyüyor” ifadelerini kullandı.

“TRUMP SAVAŞ İSTEMİYOR”

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran konusunda temkinli davrandığını vurgulayan Sapmaz, Trump’ın Çin’den savaş karşıtı diplomatik destek aradığını söyledi. Washington yönetiminin en büyük korkusunun ise Amerikan ekonomisinin yeni bir savaş yükünü kaldıramaması olduğunu ifade etti.

Sapmaz, “Trump şu anda İran belasından nasıl kurtulurum hesabı yapıyor. Çünkü İran savaşı Amerikan ekonomisini vuruyor” şeklinde konuştu.

PETROL FİYATLARI VE ENFLASYON KRİZİ

ABD’de savaş atmosferinin ekonomiye doğrudan yansıdığına dikkat çeken Sapmaz, enflasyonun yüzde 3.6’dan 3.8’e yükseldiğini, petrol fiyatlarının ise sert şekilde arttığını anlattı. Amerikan halkının artık benzini çok daha pahalıya aldığını belirten Sapmaz, İran geriliminin doğrudan vatandaşın cebine yansıdığını söyledi.

Sapmaz, “2 dolar 69 sente aldığım petrolü şu anda 5 dolardan aşağı alamıyorum. İran savaşı Amerikan halkını yaklaşık 500 dolar civarında vurdu” ifadelerini kullandı.

PENTAGON BÜTÇESİNDE DEV SIÇRAMA

ABD Savunma Bakanlığı bütçesindeki tarihi artışın da Amerikan halkına ağır yük getirdiğini söyleyen Sapmaz, Pentagon bütçesinin 901 milyar dolardan 1.5 trilyon dolara çıkarıldığını ifade etti. Bu artışın her Amerikan ailesine yaklaşık 1000 dolarlık ek yük anlamına geldiğini vurguladı.

Sapmaz, “Asgari ücretle yaşayan, ayda 2600-2700 dolar kazanan aileleri doğrudan vurdu bu süreç. Böyle bir ortamda hangi Amerikan Başkanı hem Temsilciler Meclisi’ni hem de Senato’yu kaybetme riskini göze alarak savaşa girer?” sözleriyle Trump’ın seçim hesabına dikkat çekti.

BLACKROCK VE BOEING DETAYI

Trump’ın Çin ziyaretinde yanında götürdüğü isimlerin de dikkat çekici olduğunu belirten Sapmaz, dünyanın en büyük yatırım fonlarından biri olan BlackRock’un patronu Larry Fink’in de heyette bulunduğunu söyledi.

Sapmaz, 13.9 trilyon dolarlık varlık yöneten BlackRock’ın küresel dengelerde kritik rol oynadığına işaret ederken, Trump’ın Çin temaslarında ekonomik kazanımları öncelik haline getirdiğini anlattı. Özellikle Boeing üzerinden yapılan dev anlaşmalara dikkat çeken Sapmaz, “200 adet Boeing satışı yapıldı. Büyük gövdeli uçaklarla birlikte bu rakamın daha da artacağı konuşuluyor. Sadece tek bir şirket üzerinden 15 ila 17 milyar dolarlık hacimden bahsediyoruz” dedi.

“İÇ VE DIŞ DENGELER TRUMP’I SAVAŞTAN UZAK TUTUYOR”

İrfan Sapmaz değerlendirmelerinin sonunda, Trump’ın İran’a yönelik doğrudan bir savaş kararı almaktan uzak olduğunu vurguladı. Amerikan iç siyasetindeki kırılgan denge, ekonomik baskılar, seçim süreci ve küresel ticaret hesaplarının Washington yönetimini frenlediğini belirten Sapmaz, “Donald Trump’ın neden savaş isteyip istemeyeceğini iç ve dış dengeler açısından okumak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

 

İSRAİL-LÜBNAN GÖRÜŞMELERİ 2-3 HAZİRAN'DA BAŞLAYACAK

ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail ile Lübnan arasında 45 gün uzatılan ateşkesin ardından taraflar arasındaki görüşmelerin 2-3 Haziran tarihlerinde başlayacağını açıkladı. Pentagon öncülüğünde yürütülecek ayrı bir güvenlik görüşmesinin ise 29 Mayıs’ta gerçekleştirileceği bildirildi.

PEKİN ZİRVESİ SONRASI İRAN’A “YENİ SALDIRI” ALARMI!

İran cephesinde en dikkat çeken başlıklardan biri Donald Trump’ın Çin ziyareti oldu. Ancak Tahran yönetimi bu ziyarete karşı oldukça temkinli bir sessizlik sergiledi. A Haber Muhabiri Ekber Karabağ, İran’dan ne hükümet ne de Dışişleri Bakanlığı düzeyinde resmi bir açıklama gelmediğini aktarırken, İran medyasının ise gelişmeleri daha çok tercüme haberlerle verdiğini ifade etti.

Donald Trump’ın ziyaret sırasında yaptığı “Çin İran’a silah satmayacak” ve “İran’ın nükleer faaliyetleri kontrol altına alınmalı” yönündeki açıklamaları dikkat çekse de, İran tarafı bu açıklamalara doğrudan yanıt vermedi. Karabağ, “Bu açıklamaların tamamı tek taraflıydı. Çin tarafından aynı doğrultuda resmi bir açıklama yapılmadı” sözleriyle diplomatik sessizliğin altını çizdi.

HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA SAVAŞ SONRASI REKOR HAREKETLİLİK

Tam da Trump’ın Pekin temasları sürerken, sıcak bölgenin en kritik enerji koridorlarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda dikkat çeken gelişmeler yaşandı. Çin’in bazı ticari gemilerinin bölgeden geçiş talebine İran yönetiminin olumlu yanıt verdiği belirtildi. İran devlet televizyonunun verilerine göre son 24 saat içinde tam 30 gemi Hürmüz Boğazı’ndan geçti. Bu rakam savaş sonrası dönemin en yüksek seviyesi olarak kayıtlara geçti.

Savaş öncesinde günlük yaklaşık 90 geminin kullandığı boğazda, çatışmaların en sıcak dönemlerinde geçiş sayısının 5’in altına kadar düştüğü hatırlatılırken, son günlerde yeniden yoğunluk yaşanması dikkat çekti. İran cephesi bu gelişmeyi “kontrollü normalleşme” mesajı olarak sunarken, uluslararası enerji piyasaları da gelişmeleri yakından takip ediyor.

“HÜRMÜZ DÜŞMANLARA KAPALI”

İran Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi’nin Hindistan’daki BRICS temasları sırasında yaptığı açıklamalar ise bölgedeki gerilimi daha da artırdı. Abbas Irakçi, “Hürmüz kapalı değildir ancak ülkeler bizden izin alarak bu bölgeden geçebilir, düşmanlarımıza sadece kapalıdır” ifadelerini kullanarak İran’ın boğaz üzerindeki stratejik kontrol vurgusunu yeniden gündeme taşıdı.

Bu açıklama özellikle ABD ve İsrail medyasında geniş yankı bulurken, İran’ın Hürmüz kartını yeniden masaya sürdüğü yorumları yapıldı. Enerji güvenliği açısından dünyanın en kritik geçiş noktalarından biri kabul edilen Hürmüz’de yaşanacak olası bir kriz, küresel petrol piyasalarını doğrudan etkileyebilecek potansiyele sahip.

AMERİKAN BASINI “HAFTA SONU SALDIRISI” İDDİASINI GÜNDEME TAŞIDI

Washington kulislerinden gelen iddialar ise İran’da alarm seviyesini yükseltti. Amerikan ve İsrail medyasında yer alan haberlerde, Trump’ın Çin ziyareti sonrası İran dosyasında yeni kararlar alabileceği öne sürüldü. Bu kararların yeni bir saldırı operasyonu mu yoksa daha önce gündeme gelen “Özgürlük Projesi” kapsamında İran’a yönelik baskının artırılması mı olacağı tartışılıyor.

Ekber Karabağ, özellikle hafta sonuna dikkat çekerek, “Genellikle bu tip saldırılar hafta sonuna denk getirilir, uluslararası piyasalar daha az etkilensin diye” sözleriyle bölgedeki savaş atmosferine dikkat çekti.

PİYASALAR SAVAŞ SENARYOSUNU FİYATLAMAYA BAŞLADI

Uluslararası piyasalarda yaşanan hareketlilik de dikkatlerden kaçmadı. Petrol fiyatlarında yükseliş yaşanırken, güvenli liman olarak görülen altında sert düşüşler gözlendi. Aynı zamanda dolar endeksinde yukarı yönlü hareketlerin hız kazanması, küresel finans çevrelerinde “yeni kriz beklentisi” yorumlarına neden oldu.

Uzmanlar, petrol ve altın arasındaki ters korelasyonun son günlerde yeniden belirginleştiğini vurgularken, savaş ihtimalinin enerji piyasalarında ciddi fiyat dalgalanmaları oluşturabileceği değerlendiriliyor.

“AMERİKA’NIN NİYETİNE GÜVENMİYORUZ”

İran Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi’nin açıklamalarında en dikkat çeken başlıklardan biri de ABD ile yürütülen diplomatik süreç oldu. Irakçi, İran’ın ABD’den gelen son teklife yanıt verdiğini ancak Washington’un tavrının çelişkili olduğunu söyledi. Abbas Irakçi, “Biz tam olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin niyetini bilmiyoruz. Güvenmiyoruz. Açıklamaları ile davranışları arasında ciddi çelişkiler var. Eğer ciddi olsalar ve adil bir anlaşma isterlerse yeniden müzakere masasına döneriz” ifadelerini kullandı.

Bu açıklamalar Tahran’ın diplomasi kapısını tamamen kapatmadığını ancak derin bir güvensizlik ortamının sürdüğünü ortaya koydu. İran yönetimi bir yandan askeri tehditlere karşı hazırlık mesajı verirken, diğer taraftan diplomasi ihtimalini de tamamen dışlamıyor.

İRAN NÜKLEER DOSYASINI ŞİMDİLİK “RAFA KALDIRDI”

Beyaz Saray’dan gelen “Çin ve Amerika İran’ın nükleer kapasitesi konusunda ortak görüşte” açıklaması da sıcak başlıklardan biri oldu. İran cephesi ise doğrudan nükleer dosyanın şu aşamada görüşülmeyeceğini duyurdu. Abbas Irakçi, “Biz nükleer meselesini şimdilik tartışmayacağız. Bu çok karmaşık ve zaman alacak bir konu. Önce diğer meselelerde anlaşalım, sonra bu konuya geliriz” şeklinde konuştu.

Bu açıklama Tahran’ın müzakerelerde önceliği güvenlik ve yaptırımlar başlığına verdiği şeklinde yorumlandı. İran’ın nükleer programını kısa vadede pazarlık masasına koymaktan kaçındığı değerlendiriliyor.

RUSYA FORMÜLÜ MASADA: “URANYUMU BİZE VERİN”

İran-Rusya hattındaki temaslar da dikkat çekici boyuta ulaştı. Abbas Irakçi, uranyum zenginleştirme meselesinde Rusya ile temasların sürdüğünü açıkladı. Daha önce Moskova yönetimi, İran’ın zenginleştirilmiş uranyumu ABD’ye teslim etmek istememesi halinde bunu Rusya’nın depolayabileceğini önermişti.

İran daha önce bu öneriye mesafeli görünse de, Irakçi’nin son açıklamaları Tahran’ın kapıları tamamen kapatmadığını gösterdi. İranlı Bakan, “Uzmanlarımız bu önerinin bize yardımcı olup olmayacağını değerlendiriyor” sözleriyle Rusya seçeneğinin hala masada olduğunu ortaya koydu.

ÇİN’İN “4 MADDELİ PLANI” GİZEMİNİ KORUYOR

Pekin yönetiminin İran dosyasındaki rolü de dikkat çekmeye devam ediyor. Donald Trump’ın ziyaretinden önce Abbas Irakçi’nin Çin’e gitmesi ve burada “4 maddelik teklif” üzerinde görüşmeler yapılması kulisleri hareketlendirmişti. Ancak söz konusu planın detayları kamuoyuna açıklanmadı.

İran cephesi ise Çin’in önerilerini olumlu karşıladığını bir kez daha duyurdu. Abbas Irakçi, “Çin’in bu konuyla ilgili vereceği destekleri olumlu karşılıyoruz” ifadeleriyle Pekin-Tahran hattındaki diplomatik temasların sürdüğünü gösterdi.

ABD: İSRAİL-LÜBNAN ATEŞKESİ 45 GÜN SÜREYLE UZATILDI

ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail ile Lübnan’ın; ABD Başkanı Donald Trump tarafından 16 Nisan’da ilan edilen ateşkesin 45 gün uzatılması konusunda anlaştığını duyurdu.

ABD'nin başkenti Washington DC'de İsrail-Lübnan arasında gerçekleştirilen doğrudan temaslara ilişkin dikkat çeken bir gelişme yaşandı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Piggott, dün ve bugün gerçekleştirilen İsrail-Lübnan görüşmelerinin "son derece verimli" geçtiğini açıkladı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Piggott, "17 Nisan'da varılan ateşkes, daha fazla ilerleme sağlanabilmesi için 45 gün uzatılacaktır" dedi.

Piggott, müzakerelerin siyasi ayağının Haziran ayında yeniden başlatılacağını duyurdu. Piggott ayrıca, "Buna ek olarak, 29 Mayıs’ta Pentagon’da her iki ülkeden askeri heyetlerin iştiraki ile güvenlik alanındaki görüşmeler başlatılacak" dedi.

Tarafların müzakerelere 2 ve 3 Haziran’da devam edeceğini belirten Piggott, "Bu görüşmelerin iki ülke arasında kalıcı barışın, birbirlerinin egemenliği ile toprak bütünlüğünün tam olarak tanınmasının ve ortak sınır boyunca gerçek güvenliğin tesis edilmesinin önünü açmasını umuyoruz" ifadelerini kullandı.

İSRAİL'İN LÜBNAN'A YÖNELİK SALDIRILARI

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ve Lübnan arasındaki 10 günlük ateşkesi 17 Nisan’da duyurmuş ve ateşkes daha sonra 17 Mayıs'a kadar uzatılmıştı. Ancak ateşkese rağmen İsrail ve Hizbullah arasındaki çatışmalar devam etmişti. Ateşkesin başlamasından bu yana sınır bölgesinde Hizbullah ile İsrail arasında neredeyse her gün karşılıklı ateş açıldığına ilişkin haberler gelmişti.

İsrail, son günlerde özellikle Lübnan’ın güneyine yönelik hava ve topçu saldırılarını yoğunlaştırmış ve bu saldırıların Hizbullah savaşçıları ve altyapısını hedef aldığını savunmuştu.

İsrail, gelecekteki Hizbullah saldırılarını engellemek amacıyla Lübnan’ın güneyinde bir tampon bölge oluşturmayı hedeflediğini açıklamıştı. Bu bölgelerde, İsrail tarafından Gazze’de uygulanan taktiklere benzer bir şekilde bazı köyler tamamen yerle bir edilmiş, bu adımlar İsrail’in savaş suçları ve kalıcı işgal planları yapmakla suçlanmasına neden olmuştu.

İsrail ve Hizbullah arasındaki çatışmalar, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik 28 Şubat'taki saldırılarından iki gün sonra, 2 Mart’ta başlamıştı. İran’daki savaşa paralel bir şekilde Hizbullah, İsrail’e roket fırlatmış, İsrail ise buna geniş çaplı hava saldırıları ve Lübnan’ın güneyine yönelik kara harekatıyla karşılık vermişti.

Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre çatışmaların başlangıcından bu yana Lübnan’da en az 2 bin 951 kişinin hayatını kaybettiği biliniyor.

 

TRUMP: TAYVAN KONUSUNDA HİÇBİR SÖZ VERMEDİM

ABD Başkanı Donald Trump, Çin ziyareti sonrası dönüş yolunda uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtlayarak adeta gündem belirledi. Tayvan ile ilgili süregelen tarihsel sürece ve mevcut gerilimlere değinen Trump, "Tayvan konusunda şu anda çok güçlü hislerimiz var ancak herhangi bir fevri hareket sergilemiyoruz. Kararımızı önümüzdeki süreçte, bölgedeki aktörlerle ve Tayvan’daki ilgili kişilerle görüştükten sonra vereceğiz" sözleriyle temkinli ancak kararlı bir diplomasi yürüteceklerini aktardı.

İRAN VE DIŞ POLİTİKADA "KİMSEDEN İYİLİK BEKLEMİYORUZ" ÇIKIŞI

Çin lideri Xi Jinping'in İran üzerinde bir baskı kurup kurmadığına dair soruları net bir dille yanıtlayan Trump, "Kimseden bir iyilik beklemiyorum, buna ihtiyacımız da yok. Kendi göbeğimizi kendimiz keseriz. Gerekli temizlik işlerini yapmak zorunda kalabiliriz ancak biz ateşkesi diğer ulusların isteğiyle zaten sağladık" ifadelerini kullandı. Trump, enerji konusunda da ABD’nin dışa bağımlılığının kalmadığını belirterek, "Çin enerjisinin büyük kısmını oradan alıyor olabilir ama bizim böyle bir gereksinimimiz yok" diyerek ABD'nin enerji bağımsızlığına vurgu yaptı.

ÇİFTÇİLERE MÜJDE: DEV TİCARET ANLAŞMALARI YOLDA

Başkan Xi Jinping ile olan kişisel hukuku ve ticari ilişkiler hakkında konuşan Trump, "Başkan Xi ile pek çok konuda hemfikiriz. Önümüzdeki dönemde çok büyük çaplı ticaret hamleleri gerçekleştireceğiz. Bu durumdan özellikle Amerikalı çiftçilerimiz çok memnun kalacak, onların yüzü gülecek" müjdesini verdi. Trump, herhangi bir baskı altında olmadıklarını, tamamen ABD menfaatleri doğrultusunda hareket ettiklerini sözlerine ekledi.

"AMERİKA DÜNYANIN EN ÇOK KONUŞULAN ÜLKESİ HALİNE GELDİ"

Başkan Xi'nin Amerika'nın mevcut durumu hakkındaki yorumlarını paylaşan Trump, "Xi, Amerika’nın daha önce Joe Biden yönetimi altında bir gerileme döneminde olduğunu ancak şu anki hamlelerimizle dünyanın en çok konuşulan, parmakla gösterilen ülkesi haline geldiğini açıkça ifade etti" diyerek ABD'nin küresel itibarının zirve yaptığını belirtti. Küba ve Raul Castro hakkındaki sorulara ise "Gerileyen bir ulusa yardım gerekebilir ancak şu an izlemedeyiz" yanıtını verdi.

NÜKLEER SİLAHSIZLANMADA "POZİTİF" DÖNÜŞLER

Nükleer programlar ve küresel güvenlik konularında Rusya ve Çin ile temas halinde olduklarını belirten Trump, "Hem Rusya hem de Çin ile nükleer silahsızlanma konusunu dört kez görüştük. Çok pozitif geri dönüşler aldık. Pentagon'un verileri ve nükleer kapasiteler üzerindeki tartışmalarımız verimli geçiyor" açıklamasında bulundu. Trump, G20 zirveleri ve Beyaz Saray'da gerçekleşecek gelecek görüşmeler için de hazırlıkların sürdüğünü belirterek dünya siyasetindeki lider rolünü pekiştirdiklerini ifade etti.

TRUMP’TAN İRAN'IN NÜKLEER PROGRAMINA İLŞKİN MESAJ: “20 YILLIK DURDURMAYA RAZIYIM AMA GERÇEK BİR TAAHHÜT OLMALI”

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın nükleer programını 20 yıl boyunca askıya almasına olumlu baktığını ancak bunun “gerçek ve bağlayıcı” bir taahhüt olması gerektiğini söyledi.

Çin ziyareti dönüşü gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, İran’ın nükleer faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

ABD Başkanı, “İran’ın nükleer programını 20 yıl boyunca durdurmasına razıyım ancak bunun gerçek bir taahhüt olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Trump’ın açıklamaları, Washington ile Tahran arasında nükleer program konusunda gerilimin sürdüğü bir dönemde dikkat çekti. 

İRAN: BİZİMLE SAVAŞMAYAN ÜLKELER HÜRMÜZ'DEN GEÇEBİLİR

 İran Dışişleri Bakanı Arakçi, "Bizimle savaşta olmayan bütün ülkelerin gemileri Hürmüz Boğazı'ndan geçebilir. ABD ciddi ise müzakerelere ilgi duyarız, ABD'ye güvenimyoruz, müzakerelerde güven eksikliği var, diplomasiye şans vermek istediğimiz için ateşkesi sürdürüyoruz." dedi. 

Arakçi, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine ilişkin sürecin karmaşık olduğunu belirterek, bu başlığın şimdilik ABD ile yürütülen görüşmelerde gündem dışı bırakılmasını önerdiklerini söyledi.

“BU KONU ŞU ANDA MÜZAKERE EDİLMİYOR”

İranlı Bakan açıklamasında, “Zenginleştirme konusu bizim için karmaşık bir mesele. Sonuca ulaşabilmek için Amerikalı tarafa bu konunun ertelenmesini teklif ettik. Şu anda bu konu müzakere edilmiyor” ifadelerini kullandı.

“ABD’NİN CİDDİYETİNDEN ŞÜPHELİYİZ”

Washington yönetiminin tutumuna ilişkin de konuşan Arakçi, ABD’nin müzakerelerde ne kadar ciddi olduğu konusunda şüphe duyduklarını söyledi.

İran’ın adil ve dengeli bir anlaşmaya hazır olduğunu belirten Arakçi, “Amerikalıların ciddiyeti konusunda şüphelerimiz var. Ancak biz adil ve hakkaniyetli bir anlaşmaya hazırız” dedi.

“BÖLGE ÜLKELERİ HEDEFİMİZ DEĞİLDİ”

Bölgedeki gerilimlere de değinen İran Dışişleri Bakanı, İran’ın komşu ülkelerle sorun yaşamak istemediğini savundu.

Arakçi, “Bizim bölge ülkeleriyle bir problemimiz yok. Onlar bizim hedefimiz değildi. Ancak bu ülkelerde ABD üsleri bulunuyor” ifadelerini kullandı.

BAE’YE MESAJ: “AKLISELİME DÖNERLERSE İRAN’I DOST GÖREBİLİRLER”

İranlı Bakan ayrıca Körfez ülkelerine de mesaj verdi. Bölge ülkeleriyle uzun yıllardır birlikte yaşadıklarını vurgulayan Arakçi, liderlerin ortak bir anlayışta buluşmasını umut ettiğini söyledi.

Birleşik Arap Emirlikleri’ne de dikkat çeken bir çağrıda bulunan Arakçi, “BAE yetkilileri bunun farkında olmalı. Eğer yeniden aklıselim çizgisine dönerlerse İran’ı bir dost olarak görebilirler” dedi.

İSRAİL BASINI: BAE NETANYAHU ZİYARETİNİN SIZDIRILMASINA ÖFKELİ

İsrail basınına göre, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun daha önce açıklanmayan Abu Dabi ziyaretine dair haberlerin yayınlanması Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE) büyük bir öfke ve rahatsızlığa yol açtı.

İsrail'in i24 televizyonuna konuşan bir kaynak, BAE'nin sızıntı nedeniyle duyduğu öfkeye işaret ederek, "Emirlikler çok öfkelendi. Başbakanlık Ofisi'nden ilk kez hassas bir sızıntı gerçekleşmiyor. Netanyahu'nun yıllardır BAE'yi ziyaret etmemesinin tam sebebi de bu." ifadelerini kullandı.

Haberde, Netanyahu'nun daha önce açıklanmayan Abu Dabi ziyaretine dair haberlerin yayınlanmasının, özellikle Başbakanlık Ofisi'nin ziyareti doğrulamasının ardından BAE'de büyük bir öfke ve rahatsızlığa yol açtığı vurgulandı.

BAE yetkililerinin İsrail'e resmi bir diplomatik protesto ilettiğinin belirtildiği haberde, söz konusu protestonun BAE'nin Tel Aviv Büyükelçisi Muhammed Al Haca tarafından Başbakanlık Ofisi bünyesindeki İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi yetkililerine iletildiği kaydedildi.

FBI’DAN İRAN’A SIĞINDIĞI ÖNE SÜRÜLEN ESKİ HAVA KUVVETLERİ GÖREVLİSİ İÇİN 200 BİN DOLARLIK ÖDÜL

ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), 2013 yılında İran’a sığındığı değerlendirilen eski Hava Kuvvetleri görevlisi Monica Witt’in yakalanmasına yardımcı olacak bilgiler için 200 bin dolar ödül vereceği bildirildi.

FBI, perşembe günü yaptığı açıklamada Witt’in “muhtemelen hâlâ İran’ın yasa dışı faaliyetlerine destek vermeye devam ettiğine” inanıldığını belirtti.

“FBI ONU UNUTMADI”

Washington’daki FBI karşı istihbarat biriminin üst düzey yetkililerinden Daniel Wierzbicki, İran’ın kritik bir dönemden geçtiğini belirterek Witt’in nerede olduğuna dair bilgi sahibi birilerinin bulunduğuna inandıklarını söyledi.

Wierzbicki, “FBI onu unutmadı. Witt’in yerini bilen birilerinin olduğuna inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Açıklamada ayrıca, “Witt’i yakalayıp adalet önüne çıkarabilmemiz için FBI sizden bilgi bekliyor” denildi.

ORTA DOĞU’DA GÖREV YAPTI

Monica Witt’in, Hava Kuvvetleri Özel Soruşturmalar Ofisi’nde karşı istihbarat görevlisi olarak çalıştığı ve 2003-2008 yılları arasında Orta Doğu’da çeşitli görevlerde bulunduğu belirtildi.

2019 yılında dönemin ABD Adalet Bakan Yardımcısı John Demers, İran’ın Witt’i kendi tarafına çektiğini öne sürmüştü.

Demers, Witt’in daha sonra ABD’den ayrılarak İran’a geçtiğini ve “çok gizli bir istihbarat toplama programını” ifşa ettiğini iddia etmişti. Ayrıca Witt’in bir ABD istihbarat görevlisinin kimliğini açığa çıkararak o kişinin hayatını riske attığı öne sürülmüştü.

“ABD’NİN SAVUNMA BİLGİLERİNİ İRAN’A VERDİ” İDDİASI

Savcılığın iddiasına göre Witt, Ocak 2012 ile Mayıs 2015 arasında İran’daki ve ABD dışındaki bazı İranlı kişilerle iş birliği yaptı.

İddianamede, Witt’in “ABD’nin ulusal savunmasına ilişkin belge ve bilgileri, bunların ABD’ye zarar vermek ve İran’ın çıkarına kullanılacağını bilerek ve buna inanmak için nedenleri bulunmasına rağmen sağlamak üzere komplo kurduğu” ileri sürüldü.

İRAN’IN DESTEK SAĞLADIĞI ÖNE SÜRÜLDÜ

İddianameye göre İranlı yetkililer, ABD’den ayrılmasının ardından Witt’e çalışmalarını sürdürebilmesi için barınma ve bilgisayar ekipmanları da dahil çeşitli destekler sağladı.

Öte yandan Witt’in ABD’de kendisini temsil eden bir avukatının bulunup bulunmadığının ise hâlâ net olmadığı belirtildi.

Ahaber

FRANSA’NIN UÇAK GEMİSİ CHARLES DE GAULLE HÜRMÜZ BOĞAZI YAKININA GİDİYOR

Fransa’ya ait uçak gemisi Charles de Gaulle’ün, Körfez’de yükselen gerilim ortamında Hürmüz Boğazı yakınlarına kısa süre içinde ulaşacağı bildirildi.

Fransa Silahlı Kuvvetler Bakan Yardımcısı Alice Rufo, cuma günü Fransız yayın kuruluşu BFMTV’ye yaptığı açıklamada, Charles de Gaulle uçak gemisinin “Arap Denizi’ne doğru ilerlediğini” ve halihazırda bölgede bulunduğunu söyledi.

Rufo, Fransız uçak gemisine ilişkin açıklamasında, “Arap Denizi’ne doğru ilerliyor; bölgede bulunuyor” ifadelerini kullandı.

İSRAİL GENELKURMAY BAŞKANI'NIN DA İRAN'A SALDIRILAR SIRASINDA BAE'Yİ ZİYARET ETTİĞİ İDDİA EDİLDİ

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir'in ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaş sırasında Birleşik Arap Emirlikleri'ni (BAE) gizlice ziyaret ettiği ileri sürüldü.

İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberinde, Genelkurmay Başkanı Zamir'in ziyareti sırasında BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ve askeri yetkililerle görüştüğü iddia edildi.

İran'a saldırılar sırasında gerçekleştirdiği BAE ziyaretinde Zamir'e İsrailli üst düzey askeri yetkililerin eşlik ettiği aktarıldı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da İran'a saldırılar sırasında BAE'yi gizlice ziyaret ettiği resmen duyurulmuştu. Netanyahu'nun ziyareti sırasında BAE Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştüğü belirtilmişti.

BAE ise Netanyahu'nun ülkeye ziyaret gerçekleştirdiği ve askeri heyetinin kabul edildiği yönündeki açıklamaları yalanlamıştı.

ABD merkezli Axios haber platformu 26 Nisan tarihli haberinde, İsrail ile BAE arasında askeri, güvenlik ve istihbarat işbirliğinin savaş sırasında üst düzeye çıktığını yazmıştı.

Axios'a konuşan yetkililer, Netanyahu'nun Al Nahyan ile savaşın ilk günlerinde gerçekleştirdiği görüşmenin ardından İsrail ordusuna ait bir Demir Kubbe bataryası ve kullanımından sorumlu onlarca İsrail askerinin BAE'ye gönderilmesi talimatını verdiğini bildirmişti.

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ise Tel Aviv'de katıldığı bir konferansta İsrail'in savaş sırasında BAE'ye Demir Kubbe bataryaları ve bunların işletilmesine yardımcı olacak asker gönderdiğini doğrulamıştı.

İRAN'DAN ABD'NİN 14 MADDELİK TEKLİFİNE YANIT

 İran basını, ABD'nin savaşın sona erdirilmesi için İran'ın sunduğu 14 maddelik teklife cevap verdiğini ve Washington'un özellikle nükleer konuda "baskıcı tutumunu" sürdürdüğünü bildirdi.

Tehran Times gazetesinin haberine göre, ABD yönetimi, savaşın sona erdirilmesine ilişkin İran'ın Pakistan üzerinde ABD'ye ilettiği yazılı teklife yanıt verdi.

İran'ın teklifinin iki aşamalı bir müzakere sürecine dayandığının aktarıldığı haberde, "Bu süreçte ilk aşama, tüm cephelerde savaşın sona ermesine yol açacak. İran'ın şartları karşılandığı takdirde ise nükleer meseleyle ilgili müzakerelerin ikinci aşaması başlayacaktır." ifadelerine yer verildi.

ABD'nin ise İran'ın teklifini reddettiği ve özellikle nükleer konuda "baskıcı tutumunu" sürdürdüğü kaydedildi.

İSRAİL İŞGAL GÜÇLERİ LÜBNAN'IN GÜNEYİNDE BİR ASKERİNİN ÖLDÜĞÜNÜ DUYURDU

İsrail işgal güçleri, ateşkese rağmen kara saldırılarını sürdürdüğü Lübnan'ın güneyinde çıkan çatışmalarda bir askerinin öldüğünü açıkladı.

İsrail işgal güçlerinden yapılan açıklamada, Lübnan'ın güneyindeki çatışmalarda Golani Tugayı'ndan çavuş rütbesinde bir askerin öldüğü belirtildi.

Açıklamada, ölen askerin 20 yaşındaki Negev Dagan olduğu ifade edildi.

Öte yandan Hizbullah'tan yapılan açıklamalarda, Lübnan'ın güneyindeki el-Beyyada, et-Taybe beldelerinde İsrail güçlerini bir dizi roketle hedef aldıkları belirtildi.

Açıklamalarda, İsrail güçlerinin doğrudan vurdukları bilgisine yer verildi.

İsrail işgal güçlerinden Lübnan'a yönelik saldırılarını genişlettiği 2 Mart'tan bu yana Lübnan'da ölen İsrail askerlerinin sayısı 19'a yükseldi.

TRUMP: İRAN KONUSUNDA DAHA FAZLA SABIRLI OLMAYACAĞIM

ABD Başkanı Donald Trump, perşembe gecesi Fox News’te yayımlanan “Hannity” programında verdiği röportajda, “Çok daha fazla sabırlı olmayacağım. Bir anlaşma yapmalılar.” ifadelerini kullandı.

Röportaj sırasında Trump’a İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunun ele geçirilmesinin gerekli olup olmadığı soruldu. Trump, bunun halkla ilişkiler açısından önemli olduğunu ancak güvenlik bakımından zorunlu olmadığını ima etti.

İTİRAF GİBİ AÇIKLAMA: URANYUMU KAMUOYU İÇİN İSTİYOR

Trump, “Bunun gerekli olduğunu düşünmüyorum, sadece halkla ilişkiler açısından gerekli olabilir.” dedi.

ABD Başkanı ayrıca, “Aslında onu alırsam kendimi daha iyi hissederim. Ancak bunun güvenlikten çok kamuoyu açısından önemli olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

ABD-İRAN ANLAŞMAZLIĞI: BARIŞÇIL NÜKLEER TEKNOLOJİ

Dünyada nükleer silaha sahip olduğu kabul edilen dokuz ülkeden biri olan ABD, İran’ın yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum stokunu ülke dışına çıkarmasını ve yurt içindeki uranyum zenginleştirme faaliyetlerinden vazgeçmesini istiyor.

Nükleer silaha sahip olmayan İran ise bu silahları geliştirmeyi hedeflediği iddialarını reddediyor. Tahran yönetimi, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nın bir tarafı olarak barışçıl amaçlarla nükleer teknoloji geliştirme ve uranyum zenginleştirme hakkına sahip olduğunu savunuyor.

İRAN'DAN "YENİDEN SALDIRIYA UĞRARSAK..." TEHDİDİ

İran Meclisi Sözcüsü İbrahim Rızai, salı günü yaptığı açıklamada, İran’ın yeniden saldırıya uğraması halinde uranyumu silah seviyesinde kabul edilen yüzde 90 saflığa kadar zenginleştirebileceğini söyledi.

ABD ile İran arasındaki beş haftayı aşkın süredir devam eden ateşkes ise kırılganlığını koruyor. Tarafların savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya yakın olmadığı belirtiliyor. Savaşın ABD kamuoyunda da destek görmediği ifade ediliyor.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin